Kürtler tarihi kavşakta

Son iki üç seneden beri Güney Kürdistan’da Kürtler ciddi anlamda ilerleme kaydetti. Bir geçiş döneminde sahile selametle varmak üzereydik. Yani tarihi hayalimize çok yaklaşmıştık.

 

Düşmanlarımız ve sömürgeciler birçok kanaldan Kürtler’in bu hızlı ilerlemesinin önünü almaya çalıştılar. Merkezi Irak Hükümeti ile ilişkilerimizi bozarak birçok sorun kurguladılar. Kürdistan Böglesi’nin ekmeğini ve parasını gaspettiler. Bilinçli olarak 2 milyon güçmeni Kürdistan Böglesi’nin omuzlarına yıktılar. Ama Erbil’i bağımsızlık rüyasından vazgeçiremediler.

 

IŞİD’i başımıza salarak gözümüzü korkutmak istediler. Ancak onların planlarının aksine, yıllardır işgal altında olan ve uğurlarında kan döktüğümüz topraklarımızın büyük bir bölümünü geri aldık ve kurtarmış olduk.

 

Dünya adına üstlendiğimiz IŞİD’e karşı savaş 18 ayı geride bıraktı ancak pes etmedik ve boyun eğmedik.

 

Bütün bunlardan sonra geçmişte Kürt kardeşlik safında büyük çatlak oluşturan ve gerilememize sebep olan tarihi hatayı yaptık.

 

Şimdi ise gemimiz ters yönde kötü bir başlangıca doğru hızla seyrediyor

 

Ben şahsen “Tarih kimseye acımaz” sözüne inanmıyorum. Bizim tarihimiz çok merhametli ve affedicidir. Kürt toplumu da sorguya çeken bir millet değildir. Bütün kurumlarımızda da öyle. Bu yüzden hiç kimse tarihten çekinmemiş ve kötülükte sınırları aşmışlar.

 

Demek istediğim şu ki, bugün geldiğimiz nokta tarihe bırakılacak bir durum değil.

 

Siyasilerin, karar sahibi kişilerin bizi kaderin eline bırakmayacağını düşünmek saflıktır ve dugusal bir hayal kurmaktır.

 

Gerilememize sebep olan düşmanın gücü, Bağdat’ın çıkardığı sorunlar ve IŞİD’in korkunç planları değil, maalesef liderlerimiz arasındaki kin ve rakabettir.

 

Dünyanın bölgede yeni bir harita çizmekle meşgul olduğu bir anda gemimizin yanlış istikamette olması bir talihsizliktir.

 

Artık dünya Kürtler’e tarih boyunca yapılan zulmü telafi etmeye çalışıyor. Bunun için de, Kürtler’in sergileyeceği birliği destek için şart konuşuyor.

 

Burada asıl soru şu: Kürtler kendilerini bu denklemlerin ve senaryoların neresinde görüyor?

 

Eminim ki bütün Kürt liderleri gelişmelerin farkındalar ve bölgenin yeni haritasında bize yer verilmesi için uluslararası bir eğilim olduğunu çok iyi biliyorlar.

 

Ne yazık ki, bu hassas zaman diliminde, bu kadar önemli gelişmelerin yaşandığı bu dönemde, Güney Kürdistan’da basit sorunlarla uğraşılıyor. Durum o kadar vahim ki, güven yerle bir olmuş ve milletçe Kürtler’in bir yere varamayacağı kanaati ve ümitsizlik yayılıyor.

 

Kürtler bugün tarihi bir kavşaktalar: Gerilemeyi kabul etmek ya da bir dönüm noktası olarak atağa geçmek!

 

İş işten geçtikten sonra tarihin karanlık sayfasında sorumluları aramaktan başka elimizden birşey gelmez.

 

Gün, Kürdistan’a sahip çıkma duygusunu yayma günüdür. Birileri veye bir güç Kürdistan’a sahip çıkarak, yanlış limana giden bu geminin rotasını, milletimizin haklarını elde edeceği yöne çevirmeli.

 

Bunu gerçekleştirmek için herşeyden önce kendi evimizdeki engelleri ve sıkıntıları aşacak cesarete ihtiyacımız var.

 

Ne pahasına olusa olsun bu gemiyi batırmamalı, adı “bağımsızlık” olan gerçek istikamete yönlendirmeliyiz