Irak ekonomisinde 'nakit sistemi' çıkmazı

Neden Petrol Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı’nın aylık petrol geliri verileri birbirinden farklı? Bu konuda; petrol satış şartları, gelirlerin hesaba yatış süresi, New York Federal Rezerv Bankası’nın Irak petrol gelirleri üzerindeki yetkisi, denetim ve revizyon süreçleri gibi pek çok neden zikrediliyor. Bu faktörlerin hepsi konunun bir parçası olsa da, temel neden muhasebe yöntemlerindeki farklılıktır.

Petrol Bakanlığı, petrol satılıp gemilere yüklendiği anda geliri kaydeder veya ilan eder. Maliye Bakanlığı ise geliri ancak para nakit olarak devlet hesaplarına ulaştığında kaydeder. Bu ikinci durumda, gelirler harcamaların iki ay gerisinden gelir; yani Petrol Bakanlığı'nın ilan ettiği ile Maliye Bakanlığı'nın eline fiilen geçen rakam arasında yapısal olarak 2-3 aylık bir fark vardır.

İşte bu durum, son iki ayda Irak'ı büyük bir mali şoktan kurtardı; büyük bir bütçe açığı yaşanmasını önledi ve hükümete harcamaları gözden geçirip azaltma fırsatı tanıdı.

Geçtiğimiz günlerde yayımlanan 2026 yılının ilk çeyreğine ait mali rapor, aynı aylara ait petrol gelirlerinde büyük bir tutarsızlık olduğunu ortaya koyuyor. Örneğin; Maliye Bakanlığı tarafından Mart 2026 için kaydedilen gelir, Petrol Bakanlığı’nın resmi verilerinin tam üç katıydı!

Bu farklılıklar, Irak mali sistemi hakkında ciddi sorular doğuruyor. Petrolün, yıllık ve aylık bütçenin yüzde 90'ını, ihracatın ise yüzde 99'unu oluşturduğu Irak örneğinde, gelirlerin bu şekilde gecikmeli gelmesi yararlı mı yoksa zararlı mı?       

Bu yöntem, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın ve Hürmüz Boğazı'nın Irak petrol ihracatına kapanmasının etkilerinin hemen hissedilmemesini sağladı. Ancak şimdi tehlike çanları yüksek sesle çalıyor; gerçek etkiler, hükümetin çok düşük bir gelirle devasa harcamalar yapmak zorunda kalacağı bu ay ve önümüzdeki ay net bir şekilde görülecektir.

Mali muhasebe sistemlerinin farklılığı: Nakit esası vs. tahakkuk esası

Irak Maliye Bakanlığı, Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) hükümetleri teşvik ettiği "tahakkuk esası" yerine, gelir ve giderlerde "nakit esası" sistemine bağlı kalıyor. Bu iki sistem arasındaki fark şöyledir:

Nakit esası (Cash Basis): Sadece bakanlığın elinde fiilen bulunan nakit parayı (gelirler veya açığı kapatmak için alınan borçlar) kaydeder. Para, ancak Irak Merkez Bankası (CBI) gibi devlet hesaplarına fiilen ulaştığında gelir olarak kaydedilir.               

Tahakkuk esası (Accrual Basis): Gelir ve giderler, para henüz nakit olarak ele geçmese bile, satış gerçekleştiği veya harcama kararı alındığı anda defterlere kaydedilir. Irak Petrol Bakanlığı bu yöntemi kullanoyor; petrol satılıp yüklendiği an, paranın hesaba yatıp yatmadığına bakmaksızın satış değerini gelir olarak raporlar.    

Petrol satış şartları ve uluslararası bankacılık prosedürleri nedeniyle, petrolün satılmasından gelirin Irak'a ulaşmasına kadar geçen süreç 30 ila 90 gün sürebilmektedir. Irak Petrol Pazarlama Şirketi (SOMO), alıcının parayı Maliye Bakanlığı'nın New York Federal Rezerv Bankası’ndaki (FRBNY) hesabına yatırması için 1 ila 60 günlük bir süre tanır.

Bu nedenle, Petrol Bakanlığı’nın Nisan ayında kaydedip yayımladığı bir gelir, ancak Haziran ayında Maliye Bakanlığı tarafından "nakit" olarak kaydedilip harcanabilir hale gelir.

Bugünün harcaması, iki ay öncesinin geliridir 

2026'nın ilk çeyrek raporuna göre, aylık petrol gelirlerinde bariz bir dengesizlik görülüyor. Örneğin Mart ayında Maliye Bakanlığı petrol gelirini 8 trilyon dinar olarak kaydederken, Petrol Bakanlığı aynı ayın gelirini 1,96 milyar dolar (resmi kurla yaklaşık 2,5 trilyon dinar) olarak raporlamıştır.

Buna karşın, Maliye Bakanlığı'nın Mart 2026 gelirini, Petrol Bakanlığı'nın Ocak 2026 geliriyle kıyasladığımızda rakamların neredeyse aynı olduğunu görüyoruz (yaklaşık 6,48 milyar dolar veya 8,3 trilyon dinar). Bu da Irak'ın petrol gelirlerinin harcamalara göre iki ay geriden geldiğini kanıtlıyor.

Bu durum, Irak bütçe sisteminde büyük bir belirsizlik yaratıyor. Maliye Bakanlığı verileri, parlamentodan geçen bütçe tahminleriyle hiçbir zaman örtüşmiyor. Maliye Bakanlığı'nın mart geliri aslında ocak ayının parası; şubat geliri aralık 2025'in parası; ocak 2026 geliri ise kasım 2025'in parasıdır.    

Bu mali sistemin artıları ve eksileri     

Teknik açıdan "nakit esası" sistemini yönetmek "tahakkuk esası"na göre daha basittir. Ancak dünyadaki büyük ekonomiler ve şirketler, mali durumu daha şeffaf ve gerçekçi yansıttığı için tahakkuk sistemini tercih ederler.

Bununla birlikte, nakit esası sistemi mevcut krizde Irak'a önemli bir fayda sağladı: Irak’ı ani bir nakit şokundan korudu. Hükümetin 2-3 ay önce toplanan paraları harcamasına izin vererek, azalan petrol gelirlerine karşı tepki vermek için zaman kazandı.

Ancak sistem değişikliği "Nakit Akışı"nı (Cash Flow) değiştirmez; Irak'ın parası yine 2-3 ay sonra gelecektir. Bu reform sadece gelir ve giderlerin daha net görülmesini, bütçe açığının önceden tahmin edilmesini ve daha sağlıklı planlama yapılmasını sağlar.

Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiği belirsizliği ve Irak'ın petrol gelirlerindeki düşüş, bu sorunu iyice su yüzüne çıkardı. Aylık harcama yaklaşık 7 milyar dolar iken, hesaba yatan gerçek nakit sadece 2 milyar dolar civarında olduğu görünüyor. Hükümet; maaş, sosyal yardımlar ve emekli aylıkları gibi idari yükümlülüklerini yerine getirebilmek için iç borçlanmaya başvurmak zorunda kalıyor. Yatırım yerine cari giderler için borçlanmak, gelecekte ağır bir borç yükü yaratır. Nitekim Nisan 2026 itibarıyla iç borç 96 trilyon dinara ulaştı. Dış borç ise 13 trilyon dinar seviyesinde sabit kaldı, çünkü yabancı kurumlar işletme giderleri (maaş vs.) için borç vermezler.   

Sonuç

Başbakan Ali Falih Zeydi liderliğindeki yeni hükümetin omuzlarındaki yük oldukça ağır. Irak'ın gelirleri tamamen petrole göbekten bağlıyken; harcamaları maaş, emeklilik ve borç servisi gibi kalemlere dağıtıldı.

Bu da ülkenin mali istikrarını küresel petrol fiyatlarının ve Washington-Tahran arasındaki (savaş veya anlaşma) jeopolitik ilişkilerin rehinesi haline getiriyor.

Asıl mesele sadece bir muhasebe hatası değil, iki farklı mali takvim arasındaki yapısal uyumsuzluk. Çözüm ise nettir: Bir yandan gelir ve gider takvimini eşitlemek, diğer yandan hükümetin mali sistemini modernize ederek, eldeki somut verileri (ilk iki ayın geliri gibi) gelecekteki bütçe planlaması için bir temel olarak kullanmaktır.

2027 ve sonrası için daha düzenli ve gerçekçi bir mali planlama ancak bu şekilde mümkün olabilir.