Yaklaşan İran genel seçimleri formaliteden başka birşey değil. Kim gelirse gelsin, İran’ın mevcut sistemi üzerinde herhangi bir etkisi olmayacaktır. Bu sistemin değişmesi seçimle değil, ancak bir devrimle mümkün olabilir.
Bu gerçekliğin, tekrar koltuk ve pozisyon elde etmeye evrildiği görülüyor. Daha önce birçok reformcu uzaklaştırılmasına rağmen, hala bazı isimler ve taraflar seçimelere girmek için ısrar ediyor.
Sözkonusu ısrar nihilistik bir çabadır.
Bu ısrar bir şekilde yorumlanabilir; İran’da demokrasi olduğuna kendilerini inandırmaları...
Seçim, demokrasi kültürünün yapı taşıdır ve herkes bunun özgürlük için verilen bir uğraş olduğunu bilir. Fakat bu ölçüler gözönünde bulundurulmadığı gibi, insanların iradeleriyle seçimlerini yapmaları engelleniyorsa, bu işin boş birşey olduğunu anlamak zorundayız.
İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin, İran’ın dini ideri Ali Hamaney’in yaptığı gibi, halkın seçimlere katılması için ısrar etmek, pragmatist bir yaklaşımdır.
Belki tek bir yarardan sözedilebilir eğer umduğum sonuçlar çıkarsa… O da, reformcuların ve liberal kanattan bazı isimlerin seçilmesiyle, radikal sağın önüne bir setin çekilmesi ihtimalidir.
Siyasetlerini pragmatik bir temele oturtanlar için ne rejim, ne de felsefe önemlidir. Onlar için seçimlere katılmak, katılmamaktan daha iyidir.
İran seçimlerinde klasik felsefe ve pragmatizm arasında ağır bir savaş yaşanacak.
İran İslam Cumhuriyeti’nin seçimlere yönelik girişimlerinin demokrasi ile alakası olmadığı gibi, topluma korku veren ve karanlık bir atmosferde kontrol etme amacı güdülüyor.
Gücü elinde bulunduranlar da biliyorki, seçime katılanlar da sistemi sindiremeyen kişiler ama yine de sandığa gidip oy kullanıyorlar. Böylece “demokrasicilik” oyunu tamamlanıyor.
Bu da nihilizmin bir başka boyutu.
(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın