Rojhılat’ta 26 Şubat’ta olacaklar...

İran İslami Cumhuriyeti, son yarım asırda cumhurbaşkanlığı, parlamento, il meclisleri  vs. olmak üzere neredeyse her yıl bir seçim yaşadı. Bu yıllar boyunca sözkonusu seçimler ülke içinde ve dışında “demokrasinin sembolü” olarak yansıtıldı.

 

İran İslami Cumhuriyeti’nin bu yöndeki çabalarına rağmen, siyasi gözlemciler sözkonusu seçimler konusunda derin şüphelerini saklamadı. Birçok seçimde katılım yüksek olduğu halde, hileler ve aykırı seslerin  susturulması tablonun devamını garanti etti. Onca seçim, ülkede yıllardır siyasi bir değişim meydana getiremedi.

 

Alman siyaset bilimci Hannah Arendt’e göre,  pozitif siyasi katılım, diktatörlüğün önüne geçilmesi için siyasi partilerin sahip olduğu kitleye göre olmalı. Aksi takdirde halkın orantısız bir şeklide seçime katılması sadece yönetimin meşruluğunu ıspatlayacaktır.

 

Bu tablo totaliter sistemlerde sıkça tekrarlanıyor.

 

İran’da seçimlere siyasi bir katılım olmuyor ve Rojhılat’ta (İran Kürdistanı) halk bir parti bünyesinde siyasi sistemi ve hükümeti eleştiremiyorsa, değişim ve demokrasi yok demektir.

 

Rojhılat’ta seçimlere katılım konusunda şimdiye kadar görülen o ki, bir oluşum olarak siyasi bir katılım olmadığı halde, Kürt milletinin sesi sürekli merkeze bir mesaj olmuştur. Kürtler’in boykotları da bu kapsamda bir mesaj niteliği taşımaktadır.

 

Sökonusu mesajı değerlendirdiğimizde, Kürdistan halkının İran yönetimiyle paralel olmadığı anlaşılıyor.  Yani Kürtler her zaman hükümeti eleştiren veya en azından yönetimden uzak duranlara oy vermiştir.

 

Rojhılat’ta Kürtler’in, bir oluşum şeklinde siyasi katılım sağlayabilmesi için yeninden örgütlemeye ihtiyacı var.

 

Belki Rojhılat’taki siyasi tarafları ve grupları muhalefet olarak belirlemek zor olabilir, ama herşeye rağmen en azından bir sivil kuruluş ya da hareket gibi görülecekler.

 

Rojhılat’taki grupları Kürt Birlik Cephesi, Reformcu Kürtler, Dava ve Islah cemaatleri, Kur’an Mektebi, sivil toplum örgütleri ve bağımsız düşünce hareketleri olrak sınıflandırabiliriz.

 

Tahran yönetimi, istihbarat kurumları aracılığılyla seçimlerde filtreleme yaprak geniş tabanlı reformu redetmişti.

 

İran’da sistemin Kürtler’in kendi kimlikleriyle seçimlere girmesine izin vermesi mümkün mü?

 

Siyasi sivil aktivistlerin, katılmı oranı ve seçim sonuçlarıyla bu soruya olumlu bir cevap oluşturup, oluşturamayacağını 26 Şubat’ta göreceğiz.

 

Ancak, geçmiş seçimlerin sonuçlarıa hatırladığımızda, bu sefer de ufuk pek parlak görünmüyor.