Kürtler ve yeni oluşum

7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra birtakım karanlık force majeurler  (zorlayıcı sebep) savaş, yağma ve talan konseptini en üst aşamaya çıkartarak, savunmasız Kürt sivillerin yaşamını harap ederek Kürdistan'ı adeta kan gölüne çevirdi.

Bununla birlikte, mevcut sosyolojik dokuyu tahrip ederek, bir yanda Kürdistan'ı “insansızlaştırmak” diğer bir taraftan da, var olan asil Kürt damarını keserek onurlu, başı dik Kürdi yaşamını itibarsızlaştırmak istenmektedir.

Her an hangi kentte, beldede ve kazada sokağa çıkma yasağı ya da düşük yoğunluklu çatışma yaşanacağını hiçbirimiz kestiremiyoruz.

Kürt sorununu siyasal arenadan uzaklaştırıp, savaş ve şiddet konsepti üzerine inşaa etmek, Kürt ulusal davasına zarar vermekten başka birşey değildir.

Mevcut paradoksal durumu, öncelikle Kürt tarafının bilince çıkarması gerekmektedir.

Kürt’ün yaşamı iki tarafı keskin bir bıçağın sırtında olmamalıdır. Şiddet nereden ve kimden gelirse gelsin en başta bu şiddetten biz Kürtler zarar görmekteyiz.

Hiç şüphesiz yeryüzünde bu kadar psikolojik, fiziki ve politik tahribat yaşayan nadir halklardan biri de Kürtler’ dir.

Ortaya çıkan durumdan da esasen Kürtler adına hareket ettiğini ifade eden, egemen Kürt siyaseti ve monopol güçler sorumludur.

Ancak yaşanılan tüm olumsuzluklara rağmen Kürt halkının direnci takdire şayandır.

Yaşanan barbarlığa ve zulme karşı durmak, insani ile vicdani bir sorumluluk olmakla beraber, bu sorumluluk en çok da politik kadroların, kibir ve etiket meraklısı olmayan yürekli aydınların omuzlarında bulunmaktadır.

Kürtler’ in kıblesi Güney Kürdistan'ın bağımsızlığı ile Rojava Kürdistanı’nın federatif yapısı olmalıdır.

Türkiye Kürdistanı’nda ise elimize bir çakıl taşı bile almaksızın siyasal mücadelenin zemini ve yöntemleri sonuna kadar kullanılmalıdır.

Türkiye'nin özgün politik iklimi ve Kürtler’in dört bir tarafa dağılmış, yerleşmiş ya da izole edilmiş “demografik” yapısını gözönünde bulundurarak, slogancı ve ajitasyon siyasetinden uzak hareket edilmesi gerekir.

Mevcut durumda sivil itaatsizlik eylemlerinin yöntem ve metodları üzerinde ayrıntılı tartışılabilir.  Zira yeni dönemde Kürt siyasetinin ana parametrelerinin sivil itaatsizlik eylemleri üzerine dizayn edilmesi kaçınılmaz bir durumdur.

Bu nedenle de dünden farklı ve geçmiş hastalıklardan arınmış, legal alanda dinamik, liberal, çoğulcu demokrasiye inanan “Kürdistani” yeni bir oluşuma ihtiyacı gözönündedir.

Kendi coğrafyamızda daha fazla tahribat yaşamamak, şiddet sarmalından uzak durmak için, demokratik siyasal kanalları önplanda tutarak birlikte hareket etmekten başka alternatifimiz olmadığının artık farkında olmamız gerekiyor.



(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)