Rus uzman DSG–Şam anlaşmasını analiz etti: Şam kazançlı çıkıyor

Moskova (Rûdaw) - Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ile Suriye yönetimi arasında bir süredir devam eden gerginlik, 30 Ocak’ta varılan anlaşmayla şimdilik sona ermişe benziyor.

Söz konusu anlaşma; Suriye ve komşu ülkeler başta olmak üzere, dünyadaki birçok hükümet, devlet başkanı, siyasetçi ve akademisyen tarafından değerlendirildi.

Anlaşmayı değerlendiren isimlerden biri de Nikolay Suhov oldu. Rusya Bilimler Akademisi Dünya Ekonomisi ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (IMEMO) Ortadoğu Çalışmaları Merkezi kıdemli öğretim görevlisi ve Ulusal Araştırma Üniversitesi Yüksek Ekonomi Okulu Klasik Doğu ve Antik Çağ Enstitüsü profesörü olan Suhov, DSG ile Şam arasındaki anlaşmanın ne anlama geldiğini Rûdaw’a değerlendirdi.

“Analitik Bakış”: Şam kazançlı çıkıyor

Suhov, değerlendirmelerini “Analitik Bakış” başlığı altında altı maddede ele aldı. Anlaşmayı hukuk, askerî, güvenlik, idari yapı, Kürt sorunu ve yerinden edilmişlerin geri dönüşü başlıklarında artı ve eksi yönleriyle değerlendiren Suhov, sonuç itibarıyla Şam yönetiminin bu süreçten kârlı çıktığı görüşünü dile getirdi.

Suhov’a göre bu anlaşma, Rojava’nın yarı devlet projesi olarak tasfiyesini resmileştirirken, kuzeydoğu Suriye’yi fiilen Şam’ın kontrolü altına sokuyor. Rus uzman, “bazı Kürt sivillerin ve SDG askerî personelinin yönetimsel ve askerî kaynak olarak muhafaza edildiğine” de dikkat çekti.

Nikolay Suhov’un Rûdaw’a yaptığı analiz aynen şöyle:

Hukuki formül: ‘Teslimiyet’ kelimesi kullanılmadan teslimiyet

Metin son derece dikkatli bir şekilde kaleme alınmış: hiçbir yerde ‘boyun eğme’, ‘fesih’ veya ‘tasfiye’ ifadesi kullanılmamıştır. Bunun yerine ‘entegrasyon’, ‘kademeli ilerleme’ ve ‘işbirliği’ kelimelerine başvuruluyor. Ancak içerik olarak DSG'nin Suriye devlet sistemine, yani askerî, idari ve güvenlik yapılarına entegre edilmesi vurgulanıyor. Bu formül, genellikle bir tarafın bağımsızlığını kaybettiği fakat itibarını koruduğunu ifade eden anlaşmaların tipik bir örneğidir.

 Askerî yön: Burada en önemli nokta, Suriye askerî sistemi içinde üç SDG tugayından oluşan bir tümen ve Halep vilayeti tümeni içinde ayrı bir Kobani tugayının oluşturulmasıdır.

Bu, SDG’nin kadro çekirdeğinin korunması; operasyonel ve siyasi özerkliğinin kaybedilmesi ve silahlı oluşumların Suriye Arap Silahlı Kuvvetleri hiyerarşisine aktarılması anlamına gelir. Bu esasen bir ‘yutma’ senaryosudur.

Güvenlik yön: İçişleri Bakanlığı güçlerinin Haseke ve Kamışlo merkezlerine yerleştirilmesi temel bir noktadır. Polis ve iç güvenlik üzerindeki kontrol, devlet egemenliğinin kilit bir özelliğidir.

Bu, şehirlerin özerk yönetiminin sona ermesi; paralel güvenlik yapılarının ortadan kaldırılması ve bölgenin günlük yaşamı üzerinde devlet kontrolünün geri dönmesi anlamına gelir.

İdari yön: Özerkliğin bir kurum olarak sonlandırılması

‘Özerk Yönetim kurumlarının devlet yapılarına entegrasyonu’ formülü, bazı yönetici ve memurlar görevde kalsa bile, özerkliğin siyasi bir proje olarak tasfiyesi anlamına gelir. Bu tipik bir mekanizmadır: personel kalır; kurum ortadan kalkar, kararlar merkezi olarak alınır.

Kürt Sorunu: Garantinin olmayışı

Bu maddenin, siyasi özerklik, federalleşme veya bölgenin statüsüne değil, sivil ve eğitim haklarına atıfta bulunduğuna dikkat edilmelidir. Bu, kasıtlı bir taviz sınırıdır; yani bu tavizlerin ötesine geçilmeyecektir ve bu temel bir karardır. Kürt sorunu, devlet sorunu veya siyasi bir mesele olarak değil, sosyal ve kültürel bir sorun olarak tanımlanmıştır.

Yerinden edilmişlerin geri dönüşü: Bu madde, herhangi bir mekanizmayı içermeyen bir bildiriden ibarettir. Metinde hiçbir son tarih, hiçbir garantör ve hiçbir uygulama mekanizması bulunmamaktadır. Bu önemli bir sinyaldir ve Şam'ın önceliğinin insani yeniden yapılanma değil, kontrol ve entegrasyon olduğu anlamına gelir.

Sonuç

Bu anlaşma:

• Rojava'nın yarı devlet projesi olarak tasfiyesini resmileştiriyor.

• Kuzeydoğu Suriye'nin Şam'ın kontrolü altına yeniden entegrasyonunu resmileştiriyor.

• Bazı Kürt sivillerini ve SDG askerî personelini yönetimsel ve askerî kaynak olarak muhafaza ediyor.

• Suriye sorununda temel ilkenin şu olduğunu teyit ediyor: Kaynakları ve güvenliği kim kontrol ediyorsa, siyasi biçimi de o belirler.

Kısacası, Rojava dosyası, özellikle de 30 Ocak 2026 tarihli anlaşma, özünde Şam'ın devlet inşası yaklaşımının temelini oluşturuyor.”

Anlaşmanın içeriği kamuoyuna duyuruldu

DSG Medya Merkezi tarafından dünya kamuoyuna duyurulan 30 Ocak tarihli anlaşmada şu ifadelere yer verildi:

“Suriye hükümeti ile DSG arasında, her iki tarafın askerî ve idari yapılarının aşamalı olarak entegrasyonunu öngören kapsamlı bir anlaşma çerçevesinde ateşkes sağlandı.”

Anlaşmada ayrıca şu maddeler sıralandı:

“Temas hatlarından askerî güçlerin geri çekilmesi, Suriye İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlo şehir merkezlerine konuşlandırılması, bölgedeki iç güvenlik güçlerinin entegrasyon sürecinin başlatılması, 3 DSG tugayından oluşan bir askerî tümenin kurulması, Halep vilayetine bağlı Kobani güçlerinden ayrı bir tugayın oluşturulması.”

Özerk yönetim ve haklara dair maddeler

Bilindiği gibi anlaşmada şu hususlar da kayda geçti:

“Rojava Özerk Yönetim kurumlarının Suriye devlet yapısına entegre edilmesi, sivil personelin korunması (yasal güvence altına alınması), Kürt halkının vatandaşlık ve eğitim haklarının düzenlenmesi, yerinden edilmiş kişilerin ikamet yerlerine dönüşlerinin garanti altına alınması ve Suriye'nin toprak bütünlüğünü yeniden tesis etmeyi hedefleyerek ilgili taraflar arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi, ülkenin yeniden inşasına yönelik çabaların birleştirilmesi ve bölgede tam bir entegrasyon sürecinin hayata geçirilmesi.”