Haber Merkezi - Şam hükümeti ile DSG arasındaki mutabakatın perde arkasında, Fransa’nın yoğun diplomatik baskısı ve Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’nin mekik diplomasisi öne çıkıyor. ABD’nin daha çok güvenlik odaklı yaklaştığı süreçte, Cumhurbaşkanı Macron’un bizzat devreye girmesiyle Kürtçenin eğitim dili olması ve Kürt temsilcilerin yeni yönetimde üst düzey görevler üstlenmesi gibi kritik maddeler anlaşmaya dahil edildi.
Suriye Geçici Hükümeti ile Demokratik Suriye Güçleri (DSG) arasında varılan mutabakatın diplomasi trafiğinde Fransa’nın üstlendiği rol gün yüzüne çıkıyor.
Diplomatik kaynaklara ve uluslararası raporlara göre Paris, müzakere sürecinde Kürt tarafının siyasi ve kültürel haklarının güvence altına alınması konusunda ABD’den daha aktif bir tutum sergileyerek anlaşmanın içeriğini genişletti.
Bu süreçte Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani arasındaki yoğun temasların belirleyici olduğu ifade ediliyor.
Güvenlik ABD’ye siyasi haklar Fransa’ya
Al-Monitor ve diplomatik kaynaklara göre, müzakereler sırasında Washington ve Paris arasında gayriresmi bir görev dağılımı gerçekleşti.
ABD tarafı daha çok Ahmed Şara’nın cumhurbaşkanı olarak konumunun güçlendirilmesi, IŞİD hapishanelerinin kontrolü ve El-Hol gibi kampların güvenliği gibi askeri-güvenlik konularına odaklandı.
Fransa ise sürecin siyasi mimarisini üstlenerek; Kürtlerin sivil hakları, Kürtçenin eğitim dili olması, yerel yönetimlerin yetkileri ve Kürtlerin merkezi yönetimdeki temsiliyeti konularını masaya taşıdı.
Kürtlerin elde ettiği siyasi ve kültürel kazanımlar
Fransa’nın diplomatik baskısı sayesinde anlaşmanın ilk taslaklarında yer almayan birçok kritik madde metne dahil edildi.
Varılan mutabakatla birlikte Kürtler, Kürtçenin okullarda ulusal bir dil olarak tanınması ve sivil hakların anayasal güvenceye alınması gibi önemli kazanımlar elde etti.
Ayrıca Haseke gibi illerde valilik dahil üst düzey bürokratik makamlara ve Şam’da bakanlık koltuklarına Kürt yetkililerin atanması konusunda uzlaşı sağlandı.
Paris, yeni anayasayı yazacak komisyonda Kürt temsilcilerin yer alması konusunda da Şam yönetimini ikna etti.
Neçirvan Barzani’nin belirleyici mekik diplomasisi
Müzakerelerin tıkanma noktasına geldiği anlarda Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’nin yürüttüğü mekik diplomasisi süreci kurtaran hamle olarak nitelendiriliyor.
Barzani, hem Emmanuel Macron hem de DSG Genel Komutanı Mazlum Abdi ile sürekli iletişim halinde kalarak taraflar arasındaki uçurumu kapattı.
Ayrıca Barzani’nin, ABD’deki muhafazakar çevreler üzerinde etkili olan dini lider Franklin Graham ile kurduğu temas, Beyaz Saray’ın Kürtlerin korunması konusundaki tavrını netleştirmesini sağladı.
Graham’ın uyarısı üzerine ABD Başkanı Donald Trump’ın "Halledildi" mesajıyla Kürtlere yönelik operasyonel tehditlerin önünü kestiği belirtiliyor.
Fransa ve Kürtler arasındaki tarihi ittifak
Fransa’nın Kürtlere yönelik desteği, 1983’te Paris Kürt Enstitüsü’nün kurulması ve 1991’de Kürtlerin korunmasını öngören 688 sayılı BM kararındaki öncü rolüne kadar uzanıyor.
Danielle Mitterrand’ın "Kürtlerin Anası" olarak anılmaya başlandığı o dönemden bugüne, Fransa bu mirası sürdürüyor. 2014’te IŞİD’e karşı Peşmerge’ye ilk silah gönderen ülke olan Fransa, bugün de bölgenin güvenliğini kendi ulusal güvenliğinin bir parçası olarak görüyor.
DSG’nin Fransa Temsilcisi Kerim Kamer, "Washington’ın Şam’a daha yakın durduğu bir dönemde Fransa her zaman yanımızda oldu" diyerek Paris’in desteğinin önemini vurguladı.
Le Monde: Barzani ve Macron uzlaşmanın mimarları
Fransız Le Monde gazetesi de yayımladığı analizde, üç hafta süren çatışmaların ardından gelen bu barışın tesadüf olmadığını belirtti.
Gazete, Neçirvan Barzani’nin ABD ve Fransa ile eş güdüm içinde yürüttüğü "birinci derece arabuluculuk" sayesinde savaşın eşiğinden dönüldüğünü yazdı.
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın