Trump, Rıza Pehlevi'yi İran'ın yeni dönem liderliğinin dışında bırakıyor: İran'ın içinden biri daha uygun
Washington (Rûdaw) - ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da Almanya Başbakanı (Şansölye) Friedrich Merz'i ağırladı. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı operasyonların gölgesinde gerçekleşen zirveye, Trump'ın rejim sonrasına dair planları damga vurdu. Sürgündeki Veliaht Prens Rıza Pehlevi'nin başa geçme ihtimalini geri plana iten Trump, İran'ın yeni liderinin "doğrudan içeriden ve halk tarafından sevilen ılımlı bir isim" olması gerektiğini vurguladı.
Başlangıçta Ukrayna savaşı ve Avrupa-ABD ticari ilişkilerinin ele alınması planlanan zirvenin odak noktası tamamen İran'a yönelik operasyonlara kaydı. Trump'ın saldırıların başlamasından bu yana bir yabancı liderle yaptığı bu ilk yüz yüze görüşmede, savaşın dört haftaya kadar uzayabileceğinin sinyali verildi.
Pehlevi'ye kapıları kapattı: "İçeriden biri daha uygun"
İran'da yeni dönemin liderliği için devrik Şah'ın oğlu Rıza Pehlevi'nin isminin geçmesine ilişkin bir soruyu yanıtlayan Trump, Pehlevi'yi denklem dışı bıraktı.
Trump, "Bazı insanlar onu destekliyor ama biz onu başa getirmeyi pek düşünmedik. Bana göre İran'ın içinden birinin olması belki daha uygun olur. Kendisi çok iyi birine benziyor ancak bence doğrudan orada yaşayan ve şu anda popüler olan birinin olması daha mantıklı. Orada böyle isimler var; radikal olmayan, daha ılımlı insanlar mevcut" ifadelerini kullandı.
Siyasi analistler, Trump'ın bu stratejisini Venezuela örneğiyle bağdaştırıyor. Trump yönetimi, Venezuela'da rejim yapısını tamamen çökertmek yerine içeriden bir ismi destekleyerek petrol akışını sağlamıştı.
"Hamaney kadar kötü birinin gelmesi en kötü senaryo"
Rejim değişikliği ihtimallerini ve operasyonun olası sonuçlarını değerlendiren Trump, "Bana göre en kötü senaryo, önceki (Ali Hamaney) kadar kötü başka birinin iktidara gelmesidir. Bu ihtimal dahilinde ancak biz bunun gerçekleşmesini istemiyoruz" dedi.
İsrail'in saldırı için kendisini kışkırttığı yönündeki iddiaları reddeden Trump, kararı kendi istihbari görüşmeleri neticesinde aldığını belirterek, "Eğer biz saldırmasaydık, onlar saldıracak ve ilk adımı atan taraf olacaklardı" diye konuştu.
"İlk dalgada 49 lideri öldürdük"
Operasyonların detaylarına ilişkin çarpıcı rakamlar paylaşan ABD Başkanı, İran'ın askeri kapasitesinin neredeyse tamamen yok edildiğini iddia etti. İlk hava saldırılarında 49 İranlı üst düzey ismin öldürüldüğünü açıklayan Trump, yeni lideri belirlemek için toplanan bir gruba da büyük bir saldırı düzenlediklerini belirtti:
"İran'da liderliğe aday olan kişilerin çoğu öldürüldü. Liderlerin kendilerini koruyacakları ne bir yer ne de bir bina kaldı. Hedef alınanlar kötü insanlardı, geçmişte 35 bin protestocuyu öldürdüler." Trump ayrıca mevcut tabloda birçok İranlı yetkilinin dokunulmazlık talep ettiğini ve silah bırakmak istediğini iddia etti.
İngiltere'ye 'Churchill' eleştirisi
Trump'ın gündeminde ABD'nin geleneksel müttefiki İngiltere de vardı. İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın operasyona doğrudan katılmak yerine sadece askeri üslerin kullanımına izin vermesini eleştiren Trump, "İngiltere'nin bu tutumundan hiç memnun değilim. Uçaklarımızın nereye ineceğini netleştirmek bile üç dört günümüzü aldı. Karşımızdaki, geçmişte birlikte çalıştığımız bir Winston Churchill değil" dedi.
Merz: Savaşın bir an önce bitmesini umuyoruz
Görüşmede ekonomik endişelerini dile getiren Almanya Başbakanı Friedrich Merz ise, "Savaşın bir an önce sona ermesini umut ediyoruz, zira bu durum ekonomimize ciddi zararlar veriyor" değerlendirmesinde bulundu.
İran politikalarına yönelik sert duruşuyla bilinen Merz, ülkesini İran halkının 'dirilişinin' bir destekçisi olarak tanımladı. "Molla rejiminin sonu yaklaşıyor" diyen Alman lider, ABD ve İsrail'in Tahran'ı hedef alan saldırılarını meşru bularak kınamayı reddetti. Öte yandan, Merz'in Beyaz Saray'a Batı Kanadı'ndan değil, resmi tören ve bayrakların olmadığı yan bir kapıdan giriş yapması dikkat çekti.
Irak itirafı: "Herkesi kovdular, IŞİD oradan doğdu"
İran'da devletin tüm kademelerini görevden almanın büyük bir hata olacağını savunan Trump, bu durumu geçmişteki Irak tecrübesiyle kıyaslayarak dikkat çekici bir itirafta bulundu: "Irak'a bakarsanız, aptallar herkesi kovdu. Generalleri, orduyu, polisi, sivil savunma çalışanlarını... Hatta hiçbir şeyden haberi olmayan sıradan hükümet memurlarını bile kapı dışarı ettiler. İnanır mısınız bilmem ama IŞİD işte tam olarak o kovulan insanlardan doğdu."
İran içindeki aktivistlere de seslenen Trump, "Eğer dışarı çıkıp protesto etmekte ısrarlıysanız, lütfen bunu şimdi yapmayın. Durum tamamen istikrara kavuşana kadar büyük adımlar atmaktan kaçının" çağrısında bulundu.
Avrupa'nın tutumu Washington'da 'zayıf' bulundu
Almanya, Fransa ve İngiltere, Körfez'deki müttefiklerine savunma desteği vereceklerini açıklasa da bu hamle ABD cephesinde yeterli bulunmadı. ABD'li yetkililer, kendi operasyonlarını 'destansı' olarak nitelendirirken, Avrupalı müttefiklerinin tutumunu 'zayıf' olarak değerlendirdi.
Bu gelişmelerin gölgesinde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 8 Avrupa ülkesinin liderinin, Avrupa'nın güvenliği için Fransa'nın nükleer cephaneliklerinin ortak kullanımını içeren bir plan üzerinde uzlaştığını ve Almanya'nın bu inisiyatifin 'ana ortağı' olacağını duyurdu. Trump ile Merz arasında Ukrayna savaşı da dahil olmak üzere birçok konuda görüş ayrılıkları bulunsa da, Merz'in savunma harcamalarını artırarak Washington ile ilişkileri onarmaya çalıştığı belirtiliyor.