Trump, anketler ve İran'la savaş; Barış Başkanı'na ne oldu?

19 saat önce
Etiketler ABD Başkanı Donlad Trump Savaş İran İran İstihbarat Bakanı İsmail Hatip
A+ A-

Haber Merkezi - 2024 yılında seçimlere aday olduğunda Donald Trump sık sık şu noktayı vurguluyordu: Jimmy Carter’dan sonra Amerika’yı hiçbir savaşa sokmayan ilk başkan olduğunu söylüyordu. Trump, seçim gecesi yaptığı zafer konuşmasında ülke halkına güvence vererek, “Savaş başlatmayacağım, savaşları bitireceğim” demişti.

Ancak ikinci başkanlık döneminin başlamasından yalnızca bir yıl sonra Trump, yedi farklı ülkede askeri güç kullanılmasına izin verdi.

Yıllar boyunca Trump, kendisinden önceki başkanları Orta Doğu’daki askeri operasyonlara büyük harcamalar yaptıkları için eleştiriyordu. Ancak bugün İran’ın üst düzey liderliğinin büyük ölçüde ortadan kaldırılması ve ülkenin bazı bölgelerinin yıkıma uğramasıyla birlikte Trump’ın sonunda “rejim değişikliği” fikrine yöneldiği görülüyor.

ABD’de yapılan araştırmalara göre Amerikalıların yalnızca yüzde 27’si saldırıları destekliyor. Demokratlar operasyonu “tercih edilmiş bir savaş” olarak nitelendirirken Cumhuriyetçiler arasında da görüş ayrılıkları bulunuyor.

Trump büyük bir siyasi risk aldı. Peki neden?

Trump’ın siyasi hesapları değişti

Trump ilk başkanlık döneminde birkaç kez savaşın eşiğinden geri adım attı. 2019’da İran’ın ABD’ye ait bir insansız hava aracını düşürmesinin ardından planlanan askeri yanıtı iptal etti. Bunun, Amerikalı gazeteci Tucker Carlson’ın Trump’ı ikna etmesi sonrasında gerçekleştiği ve İran’la savaşa girilmesi durumunda seçim şansının zarar görebileceği yönünde uyarılar yapıldığı belirtilmişti.

Bir yıl sonra İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin öldürülmesi önemli bir askeri hamleydi. Ancak Trump bu olaydan sonra hızla tansiyonu düşürmeye çalıştı; çünkü seçim yılında savaş riskinin büyümesini istemiyordu.

Bugün ise Trump’ın bu tür siyasi riskler konusunda çok daha az endişe duyduğu görülüyor. Çünkü artık ikinci dönem başkanı ve yeniden seçilme gibi bir kaygısı yok. Bu nedenle Trump artık seçim hesaplarından çok “siyasi mirasını” düşünmeye odaklanmış durumda.

Carlson, Trump’ın saldırılarını “iğrenç ve yanlış” olarak nitelendirdi. Ancak Trump’a artık eskisi kadar yakın değil. Onun üzerinde etkili olan isimler arasında, örneğin Senatör Lindsey Graham bulunuyor. Graham geçmişte Trump’ı Süleymani’yi hedef almaması için uyarmıştı; ancak geçen hafta Trump’a yapılan uyarıları dikkate almaması gerektiğini söyleyen isimlerden biri oldu.

Trump, Washington ile Tahran arasındaki ilişkileri köklü biçimde değiştirmeye çalışan ilk ABD başkanı değil. 1979’daki İran Devrimi’nden sonra iki ülke ilişkileri düşmanlık ile diyalog arayışları arasında gidip geldi. Ancak birçok başkan ikinci dönemlerini diplomatik çözüm arayışlarına ayırmayı tercih etmişti. Trump ise büyük ölçekli askeri saldırılar başlatarak bu dengeyi değiştirdi.

Trump kendisini her zaman “barış yanlısı” bir lider olarak görüyor

Trump’a göre askeri güç kullanmak barışa ulaşmanın önünde bir engel değil. Aksine ABD Başkanı, askeri gücün barış sağlamak için etkili bir araç olduğuna sık sık inandığını dile getirdi.

Örneğin bir barış anlaşmasının imza töreninde Trump, geçen yaz İran’ın nükleer tesislerine düzenlenen saldırıları “nihai hedef olan barış için büyük bir başarı” olarak nitelendirdi. Ayrıca Nijerya’da “teröristlerin ortadan kaldırılması”, Suriye’de IŞİD’in yenilmesi ve Venezuela’da Nicolas Maduro’nun yakalanmasına yol açan askeri operasyon gibi örneklerden övgüyle söz etti.

Trump’ın ani askeri saldırılar kullanma isteği aslında yeni değil. İlk döneminde de Suriye’de Ebu Bekir el-Bağdadi’nin öldürülmesinden Irak’ta Kasım Süleymani’nin hedef alınmasına kadar birçok operasyonla övünüyordu.

Bu durum, Trump’ın tamamen “izolasyoncu” bir lider olduğu yönündeki yorumların ancak kısmen doğru olduğunu gösteriyor.

ABD kamuoyu dış politikada çelişkili bir tutum sergiliyor

Trump’ın yaklaşımı aynı zamanda Amerikan toplumundaki temel bir çelişkiyi de yansıtıyor.

Bir yandan seçmenler uzun süren ve maliyeti yüksek savaşlara karşı çıkıyor. Ancak diğer yandan anketler, Amerikalıların küresel tehditler konusunda ciddi endişe duyduğunu ve gerektiğinde askeri güç kullanımını desteklediğini gösteriyor.

İran’ın nükleer silah geliştirmesi ihtimali uzun süredir en büyük endişelerden biri. 2024’te yapılan bir Gallup araştırmasına göre Amerikalıların yüzde 77’si bunu ciddi bir tehdit olarak görüyor.

CBS News tarafından saldırılardan üç gün önce yapılan bir ankette ise Amerikalıların yüzde 51’i İran’ın nükleer silah geliştirmesini engellemek için askeri müdahaleyi desteklediğini belirtti.

Araştırmalar ayrıca seçmenlerin, güçlü ve sert bir liderlik görüntüsü veren adayları destekleme eğiliminde olduğunu da ortaya koyuyor.

Trump kamuoyunu yönlendirme gücüne güveniyor

Trump’ın risk alma isteğinin bir nedeni de kamuoyunu yönlendirme konusundaki özgüveni olabilir.

Dış politika çoğu seçmen için uzak bir konu olduğundan, insanlar uluslararası gelişmeleri anlamak için siyasi liderlere güveniyor. Trump da özellikle kendi partisinin tabanı üzerinde güçlü bir etkiye sahip.

Örneğin Venezuela konusunda yapılan bir ankette, Ocak ayı sonunda Amerikalıların yalnızca yüzde 21’i Maduro’yu devirmek için askeri müdahaleyi destekliyordu. Ancak Trump operasyon başlattıktan sadece üç hafta sonra destek oranı yüzde 40’a yükseldi. Cumhuriyetçiler arasındaki destek ise yüzde 43’ten yüzde 78’e çıktı.

Trump’ın bu adımları danışmanlarını, dış müdahaleler ile Önce Amerika” politikası arasında bir denge kurmaya zorlayabilir. Ancak Cumhuriyetçi Parti içinde MAGA hareketinin sert kanadından gelen eleştiriler şu ana kadar sınırlı kaldı.

Bundan sonra ne olacak?

Tarih, savaşlara girmenin siyasi açıdan riskli olduğunu gösteriyor. Ancak bazen savaşın kendisinden daha kötü olan şey, savaşı kazanamamak olabilir.

ABD yönetiminin hedeflerini değiştirmesi Trump’a maliyetler yükselse bile “zafer” ilan etme alanı sağlayabilir.

Ancak bu durumun da sınırları var. Eğer petrol piyasalarındaki dalgalanmalar Amerikalıların cebini etkilemeye başlarsa, Trump’ın askeri güç kullanımını sürdürme isteği azalabilir.

ABD’deki siyasi ortam, Trump’ın bu noktaya nasıl geldiğini anlamamıza yardımcı oluyor. Ancak aynı zamanda şunu da gösteriyor: Eğer zafer pahalı veya uzak görünürse, savaşın siyasi bedeli başkan için ağır olabilir.

 

Yorumlar

Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın

Yorum yazın

Gerekli
Gerekli