Modi'nin dönüşü: Hindistan yeniden ‘turuncu’ya büründü
Erbil(Rûdaw) - İktidar partisinin gerilemesinden sadece iki yıl sonra Narendra Modi, eyalet seçimlerinde art arda kazandığı zaferlerle Hindistan'ın güçlü adamı olarak konumunu bir kez daha sağlamlaştırdı ve dördüncü başbakanlık döneminin önünü açtı.
Hindistan'ın beş eyalet ve bölgesinde 4 Mayıs'ta yapılan seçimlerin ilk sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte ülke, büyük bir siyasi değişim dalgasıyla sarsıldı. Kalküta kentindeki Bharatiya Janata Partisi'nin (BJP) ofislerinin önünde caddeler, iktidar partisinin sembolü olan turuncu renge büründü.
Modi'nin destekçileri, muhalefetin son kalelerinden birinin ele geçirilmesini kutluyor. Modi'nin Batı Bengal eyaletindeki bu zaferi, sadece bir eyalette kazanılmış bir zafer değil, aynı zamanda birçok gözlemcinin 2024'te şans yıldızının söneceğini düşündüğü bir başbakan için tarihi bir geri dönüş niteliği taşıyor.
Geri çekilmeden mutlak üstünlüğe
2024 genel seçimlerinin ardından BJP'nin parlamentodaki mutlak çoğunluğu kaybedip bir koalisyon hükümeti kurmak zorunda kalmasıyla, Rahul Gandhi liderliğindeki muhalefet, Modi'yi ağır yaralı olarak görüyordu. Ancak iki yıl sonra, seçimlerin ilk sonuçlarına göre Modi, sadece iyileşmekle kalmadı, aynı zamanda partisi şu anda Hindistan'ın 36 eyalet ve bölgesinden 22'sini kontrol ediyor. Chatham House Enstitüsü'nden uzman Chitesh Bajpaee, "Modi'nin siyasi ölüm ilanını 2024'te yazmak erken bir davranıştı. Şimdi herkes Modi'nin 2029'da dördüncü dönem için yeniden aday olmasını bekliyor" dedi.
Modi’nin başarısının sırrı nedir?
Modi, sert Hindu milliyetçiliği ile modern ekonomik kalkınmayı birleştiren bir tür "popülizm" uygulamayı başardı. Bu başarının üç ana sütunu bulunuyor :
1- Altyapı devrimi: Hindistan'ı dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden birine dönüştüren karayolu, havalimanı ve demiryolu ağının genişletilmesi.
2- Devletin dijitalleşmesi: Devletin mali yardımlarının yüz milyonlarca yoksul insana doğrudan ulaşmasını sağlayan bir dijital bankacılık ve ödeme sistemi oluşturulması. Bu durum, Modi'yi alt sınıflar nezdinde bir "kurtarıcı" haline getirdi.
3- Hindu milliyetçiliği: Modi'nin sürekli olarak ülkenin Hindu kimliğine vurgu yapması, daha önce muhalefetin güçlü olduğu bölgelerde bile konumunu güçlendirmesini sağladı.
"İrade Hırsızlığı" suçlaması
Herkes Modi'nin bu geri dönüşünden memnun değil. Modi'nin muhalifleri, onu Yüksek Mahkeme ve Seçim Komisyonu gibi devlet kurumlarını kendi çıkarları için kullanmakla suçluyor.
Üç dönem üst üste (2011'den beri) iktidarda olan Batı Bengal Eyaleti Başbakanı Mamata Banerjee, partisinin yenilgisinin ardından Modi'ye sert bir şekilde saldırarak, "Bu, halkın iradesinin çalınmasıdır. Ben istifa etmeyeceğim, bırakın gelip beni görevden alsınlar" dedi. Muhalefet, bu seçimlerde çoğu Modi karşıtı olan yaklaşık 9 milyon seçmenin listelerden silindiğini iddia ediyor.
Başarılı bir diplomasi
Uluslararası düzeyde de Modi, şaşırtıcı bir denge kurmayı başardı; bir yandan Vladimir Putin ve İsrail ile sıkı ilişkileri varken, diğer yandan Avrupa ile büyük ticaret anlaşmaları imzalıyor ve hatta Donald Trump ile gümrük krizi meselesinden sıyrılmayı başardı.
Parçalanmış bir muhalefet
Modi'nin başarılarının büyük bir kısmı, rakiplerinin zayıflığından kaynaklanıyor. Muhalefet partileri, birleşik bir program üzerinde anlaşamadı ve halkın yaşamını iyileştirmek için gerçek bir alternatif sunmadan sadece "Modi karşıtlığı" sloganını yükselttiler.
Şimdi 75 yaşında olan Modi, sadece yorgunluk belirtisi göstermekle kalmıyor, aynı zamanda partisi gücünün zirvesinde. Uzmanların dediği gibi, "Hindistan'ın siyasi haritası tamamen turuncuya bürünmek üzere". Ve Modi, 2029'da yeni bir tarih yazmaya doğru emin adımlarla ilerliyor.