ABD’li Kongre üyelerinden Rûdaw’a Rojava açıklaması: ‘Kürtlerin korunması bir tercih değil, şarttır’

Washington (Rûdaw) - ABD Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi, Rojava’nın durumu ve Suriye’nin geleceğine dair özel bir oturum düzenledi. Oturum sonrası Rûdaw’a konuşan Kongre üyeleri, Kürtlerin haklarının korunmasının Washington-Şam ilişkileri için "temel şart" olduğunu vurgularken; Irak Kürdistan Bölgesi modelinin Suriye için başarı örneği olabileceğine dikkat çekti.

ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi, “Yol Ayrımındaki Suriye: Esad Sonrası ABD Politikasının Zorlukları” başlığıyla özel bir oturum gerçekleştirdi.

Rûdaw Washington Temsilcisi Diyar Kurda, oturuma katılan çok sayıda Kongre üyesinin görüşlerini aldı.

Kürt kimliği ve tarihi adaletsizlik vurgusu

Kongre’nin etkili isimlerinden Darrell Issa, Kürt meselesinin Suriye’de henüz çözülmediğini ve bunun tarihi bir haksızlık olduğunu belirtti.

Issa, Rûdaw’a yaptığı açıklamada şunları söyledi:

"Kürtlerin, birkaç ülkeye bölünmüş azınlıklar olmak yerine, bir düzeyde Kürt kimliğine sahip olma arzusu hala çözülmemiş bir meseledir. Eğer bu konu adaletli bir şekilde ele alınmazsa, yıllar önce işgalci güçler tarafından parçalanmış bu büyük halk grubuna karşı yapılan tarihi adaletsizlik devam edecektir."

"Kürdistan Bölgesi modeli Suriye için örnek olmalı"

Kongre üyesi Joe Wilson ise, Kürdistan Bölgesi’nin (Irak) istikrar ve kalkınma konusundaki tecrübesine dikkat çekti.

Suriye’de Ahmed el-Şara liderliğindeki yeni hükümetin tüm bileşenlere saygı göstermesi gerektiğini belirten Wilson, şu ifadeleri kullandı:

"Yaklaşık 20 yıl öncesine, özellikle de Irak’taki Kürt yapısıyla çalışmaya başladığımız döneme dönüyorum. Orada istikrar ve gelişmenin mümkün olduğunu bizzat gördüm. Bu deneyim, tüm bölge için bir başarı sembolü olmalıdır. Şara’nın da tüm bileşenlere saygı duyma konusunda samimi bir çaba içinde olduğuna inanıyorum.”

"Yaptırım kartı masada: Sezar ve IŞİD tehdidi"

Dışişleri Komitesi Başkanı Michael McCaul, Suriye’nin ihmal edilmemesi gerektiğini, IŞİD’in hala ABD ulusal güvenliği için bir numaralı tehdit olduğunu hatırlattı.

30 Ocak’ta Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ile Şam yönetimi arasında varılan mutabakata değinen McCaul, şu uyarıda bulundu:

"Eğer bu mutabakatın şartları yerine getirilmezse, Sezar yaptırımlarının geri dönmesi de dahil olmak üzere çok ciddi sonuçları olacaktır."

Öte yandan Tim Burchett de, ABD’nin askeri güç yerine ekonomik gücünü bir baskı aracı olarak kullanması gerektiğini savundu.

"Kürtleri Koru" yasası gündemde

Kongre üyesi Gregory Meeks, Dürziler ve Kürtlere yönelik şiddetin derhal durdurulması çağrısında bulundu.

Suriye’de denetim mekanizması olarak USAID (ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı) gibi kurumların sahada olması gerektiğini belirten Meeks, Kürtlerin IŞİD ile mücadeledeki eşsiz rolüne şu sözlerle vurgu yaptı:

"Kürtlerin IŞİD’e karşı mücadelede ABD’ye verdiği benzersiz destek nedeniyle, 'Kürtleri Koruma Yasası' (Save the Kurds Act) üzerinde çalışmaya hazırım."

İsrail ile normalleşme ve İran’ın izolasyonu

Komite üyesi Andy Barr ise, yaptırımların kaldırılmasının stratejik amacının "İran’ı izole etmek" ve Suriye’yi Batı’ya yakınlaştırmak olduğunu söyledi.

Barr, Suriye ve İsrail arasında yapıcı bir ilerleme olduğunu kaydederek şu kritik şartı ekledi:

"Başta Kürtler olmak üzere tüm dini azınlıklara yönelik iyi niyet gösterilmesi, Washington ile Şam arasındaki ilişkilerin yeniden tesisi için temel ve vazgeçilmez bir şarttır."