Foto: Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani - Almanya'da Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki Devlet Bakanı Serap Güler
Erbil (Rûdaw) - Almanya'da Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki Devlet Bakanı Serap Güler, Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinin ardından, Suriye’de artan gerilimi düşürmek ve şiddetin yayılmasını önlemek amacıyla Şam yönetimi ile Demokratik Suriye Güçleri (DSG) arasında acil diyalog başlatılması çağrısında bulundu.
Çarşamba günü sosyal medya platformu X üzerinden bir açıklama yapan Güler, Suriye’deki mevcut durumun kritikliğine dikkat çekti. Güler paylaşımında, "Suriye, bu çok renkli toplumun geleceği açısından son derece hassas bir süreçten geçiyor. Şam ile DSG arasındaki görüşmelerin, mevcut duruma barışçıl bir çözüm getirmesi elzemdir" ifadelerini kullandı.
Alman Bakan, Suriye ve bölge genelinde kalıcı istikrar ve barışın ancak siyasi bir çözümle sağlanabileceğinin altını çizdi.
Kırılgan ateşkes ve sahadaki son durum
Güler’in çağrısı, Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara’nın 18 Ocak 2026 tarihinde DSG ile tek taraflı olarak 14 maddelik bir ateşkes anlaşması ilan etmesinin hemen ardından geldi. Söz konusu ateşkes, hükümet güçlerinin Rakka ve Deyrizor gibi stratejik bölgeleri DSG’den geri aldığı şiddetli çatışmaların sonrasında yürürlüğe girmişti.
Ateşkesin temel amacı, askeri ilerlemeyi durdurmak ve DSG kontrolündeki güçler ile kurumların Şam hükümetine entegrasyonunu sağlamak olarak açıklandı. Ancak her iki taraf da birbirini ateşkesi ihlal etmekle suçluyor. 20-21 Ocak tarihlerinde Haseke’nin bazı bölgelerinde aralıklı çatışmalar yaşansa da, Şam tarafından duyurulan ve 22 Ocak’a kadar sürecek olan dört günlük uzatma kararına büyük ölçüde riayet edildiği gözlemlendi.
ABD’nin değişen rolü ve yeni dengeler
Sürecin diplomatik ayağında da hareketlilik sürüyor. ABD Temsilcisi Tom Barrack, Perşembe günü DSG Genel Komutanı Mazlum Abdi ve İlham Ahmed ile bir araya gelerek taraflara ateşkese uyma çağrısında bulundu. Barrack, Washington’ın Ahmed Şara liderliğindeki geçici hükümet çatısı altında Suriye’nin yeniden birleşmesini öngören 18 Ocak çerçevesine desteğini yineledi.
Bu gelişme, Donald Trump yönetiminin göreve gelmesiyle birlikte ABD’nin Şam ile yakınlaşma politikasının bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Barrack, Suriye geçici hükümetinin IŞİD karşıtı uluslararası koalisyona katılmasıyla birlikte, ABD’nin DSG’ye olan bağımlılığının eskisi gibi olmadığını açıkça ifade etti. Oysa DSG, geçmişte Washington’ın radikal örgütlerle mücadelesinde en önemli sahadaki ortağı konumundaydı.
Gerilimin perde arkası
Mevcut gerilim, Mart 2025’te DSG’nin Suriye devlet kurumlarına entegrasyonunu öngören anlaşmanın uygulanmasına ilişkin görüşmelerin aylarca tıkanmasının ardından patlak verdi. Şam yönetimi, DSG’yi çeşitli bahanelerle süreci uzatmakla suçlarken; Kürt liderler ise olası bir taviz durumunda bileşenlerin hakları, yerel özyönetim statüsü ve istikrarsızlığın yeniden hortlaması konusundaki endişelerini dile getiriyor.
Özerk Yönetim bölgelerindeki durumun belirsizliğini koruması, DSG denetimindeki hapishane ve kamplarda tutulan binlerce IŞİD şüphelisinin akıbeti ve kaosun komşu ülkelere sıçrama ihtimali, uluslararası kamuoyunu endişelendiren başlıklar arasında yer alıyor.
Güler’in bu çıkışı, Esad sonrası dönemde Almanya’nın Suriye dosyasında daha aktif bir diplomatik rol üstlendiğinin ve uluslararası forumlarda Suriyeli yetkililerle yapılan görüşmelerin bir devamı niteliğinde.
Serap Güler kimdir?
7 Temmuz 1980'de Almanya’nın Marl kentinde göçmen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Serap Güler, Hristiyan Demokrat Birliği'nin (CDU) önde gelen isimlerinden biri olarak tanınıyor. Otel yöneticiliği eğitiminin ardından Duisburg-Essen Üniversitesi'nde İletişim Bilimleri ve Almanca eğitimi aldı.
Siyasete Kuzey Ren-Vestfalya (KRV) eyaletinde adım atan Güler, 2012 yılında eyalet parlamentosuna girdi. 2017-2021 yılları arasında KRV Eyaleti Uyum Müsteşarı olarak görev yaptı.
2021 yılında Leverkusen-Köln bölgesinden Federal Meclis'e (Bundestag) seçilen Güler, Mayıs 2025'te kurulan CDU liderliğindeki koalisyon hükümetinde Dışişleri Bakanlığı Devlet Bakanı olarak atandı. Uyum, göç ve çok taraflı diplomasi alanındaki çalışmalarıyla bilinen Güler, CDU içindeki üst düzey görevlere gelen ilk Müslüman kadınlardan biri olma özelliğini taşıyor. Güler, kültürel çeşitlilik ve dış politika konularında dengeli bir yaklaşımı savunuyor.
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın