ABD Kongresi'nde İran'la olası anlaşma çatlağı: Vekiller Rûdaw'a konuştu

Washıngton (Rûdaw) - ABD Kongresi üyeleri, Washington ile Tahran arasında yapılması muhtemel bir anlaşmanın geleceğine dair Rûdaw'a özel açıklamalarda bulundu. Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasında keskin görüş ayrılıkları yaşanırken, krizin çözümünde diplomasinin gerekliliği ve İran'a yönelik baskı stratejileri konusunda Kongre'den farklı sesler yükseliyor.

Çarşamba günü Rûdaw'a konuşan Kongre üyeleri, İran krizinin çözümüne yönelik temkinli bir iyimserlik ve şüpheciliği bir arada yansıttı.

Açıklamalar, Kongre içinde diplomasiyi tek yol olarak görenlerle, Tahran üzerindeki baskının sürdürülmesini savunanlar arasındaki derin partizan ayrışmayı gözler önüne seriyor.

Demokratlar diplomasiden yana

Demokrat Kongre Üyesi Johnny Olszewski, çatışmanın Amerikalılar için maliyetinin giderek yükseldiğine dikkat çekti ve artan ekonomik yükler ile askeri kayıpları gerekçe göstererek müzakerelerin aciliyetini vurguladı. Çözümün diplomasi yoluyla bulunması gerektiğini belirten Olszewski, "Bunu sadece Amerikalılar için değil, dünya için de çözecek bir yol bulmalıyız" ifadelerini kullandı.

Başkan Donald Trump’ın mevcut stratejisini eleştiren Olszewski, yönetimin çatışma sürecinde ve sonrasında net bir planı olmadığını savundu. Ancak Olszewski, olası bir anlaşmanın İran’ın nükleer silah üretmesini engellemesi ve Hürmüz Boğazı gibi kritik küresel ticaret yollarının açık kalmasını garanti altına alması gerektiğinin altını çizdi.

Cumhuriyetçiler Trump’ın 'sert' tutumunu destekliyor

Cumhuriyetçi kanat ise yönetimin İran'a yönelik katı yaklaşımına destek vermeye devam ediyor. Cumhuriyetçi Kongre Üyesi Greg Murphy, sorunu İran içindeki bir değişim beklentisiyle çerçeveleyerek, geçmişteki diplomatik angajman politikalarının başarısız olduğunu iddia etti. "Umarım halkları ayaklanır ve bu radikal İslamcı hükümetin çılgınlığını durdurur" diyen Murphy, Donald Trump'ı "harika bir müzakereci" olarak tanımladı ve sürekli baskı politikasının Tahran’ı anlaşmaya itebileceğini öne sürdü.

Aynı partiden Kongre Üyesi Troy Nehls de baskının sürmesi gerektiğini vurguladı. ABD'nin kararlı durması gerektiğini belirten Nehls, "Onlara diz çöktürdük. İran'ı Amerika Birleşik Devletleri'nin işine yarayacak bir anlaşmaya ikna etmek için baskıyı sürdürmeliyiz" şeklinde konuştu.

Nükleer anlaşmadan çekilmeye sert tepki

Demokrat üyelerin eleştirilerinin odak noktasında, yönetimin Kapsamlı Ortak Eylem Planı'ndan (JCPOA) çekilmesi yer alıyor. Demokrat Don Beyer, Trump'ın anlaşmayı terk etmesinin gereksiz çatışmalara ve ekonomik çalkantılara yol açtığını savundu. Ortada bir çözüm olmaksızın artan maliyetlere ve istikrarsızlığa işaret eden Beyer, yönetimin mevcut yaklaşımını "berbat" olarak nitelendirdi ve yeni yapılacak anlaşmanın büyük ihtimalle eski nükleer anlaşmaya benzeyeceğini dile getirdi.

Kongre Üyesi Mary Gay Scanlon da benzer bir eleştiri getirerek, "İran'la bir anlaşmamız vardı... bu başkan onu havaya uçurdu" diyerek tepkisini ortaya koydu.

Beyer ayrıca, diplomatik çözümlerin zaman aldığına dikkat çekerek yönetimi Salı günü Trump tarafından uzatılan mevcut ateşkesi sürdürmeye ve müzakerelere öncelik vermeye çağırdı.

Kongre'nin baypas edildiği eleştirisi ve nükleer mutabakat

Demokratlar, askeri harekat süreci ve müzakerelerde Kongre'nin dışlandığı görüşünde. Demokrat Scott Peters, yönetimin Kongre'ye danışmadığını hatırlatarak, askeri harekatı "izinsiz" olarak niteledi ve "İzin istemediler... bizi bilgilendirmediler" dedi. Peters, Kongre'nin ilerleyen süreçte fon talepleri sırasında elindeki kozu kullanabileceğinin sinyalini verdi.

Stratejik konulardaki tüm bu ayrışmalara rağmen, her iki partinin de üzerinde tam mutabakat sağladığı nokta, İran'ın nükleer silah elde etmesinin engellenmesi (nadir bir iki partili uzlaşı) oldu. Cumhuriyetçi Marlin Stutzman, olası bir anlaşmanın İran'ın iç yönetimine bağlı olduğunu ifade ederek, "Eğer hala aynı aşırılıkçı ideoloji söz konusuysa, bu işe yaramayacaktır" dedi. Stutzman ayrıca, İran'ın bölgesel vekil güçlere desteğini çekmesi ve Batı karşıtı politikalarından vazgeçmesi gerektiğini belirtti.

Tüm bu açıklamalar, Pakistan gibi uluslararası aktörlerin müzakerelere zaman tanınması yönündeki taleplerinin ardından, Salı günü Başkan Trump'ın ateşkesi bir son tarih belirlemeden uzatmasıyla aynı döneme denk geliyor. Diplomatik temasların bir atılımla sonuçlanıp sonuçlanmayacağı belirsizliğini korurken Kongre üyeleri tek bir gerçeğin altını çiziyor: Hem Amerika Birleşik Devletleri hem de daha geniş bir bölge için riskler son derece yüksek.