Marco Rubio neden İran müzakerelerinde yok? Trump’ın diplomatik ‘gölge’ stratejisi
Haber Merkezi - ABD’de Donald Trump yönetiminin en kritik dosyası olan İran müzakereleri Pakistan’da devam ederken, alışılmışın dışında bir tablo dikkat çekiyor: ABD’nin bir numaralı diplomatı Marco Rubio masada yok. Obama döneminde John Kerry’nin üstlendiği aktif müzakereci rolünün aksine Rubio, diplomasinin yürütüldüğü başkentler yerine Washington’da kalmayı tercih ediyor. Bu durum, Rubio’nun Trump yönetimindeki çift rollerli stratejik konumundan kaynaklanıyor.
Marco Rubio, ABD tarihinde 1970’lerdeki Henry Kissinger’dan bu yana hem Dışişleri Bakanlığı hem de Ulusal Güvenlik Danışmanlığı görevini aynı anda yürüten ilk isim oldu.
Bu çift şapkalı rol, Rubio’nun hareket alanını da kısıtlamış durumda.
Biden döneminde Antony Blinken dört ayda 36 şehri kapsayan 11 yurt dışı turu yaparken; Rubio bu yıl sadece altı şehre gitti.
Özellikle Ortadoğu’da tırmanan yedi haftalık savaş sürecinde, Rubio’nun bölgeye en son Ekim ayında gitmiş olması Washington kulislerinde tartışmalara neden oluyor.
Müzakereler Kushner ve Witkoff’a emanet
Başkan Trump, kritik dış politika hamlelerini Dışişleri Bakanı yerine daha yakın halkasındaki isimlere emanet etmeyi seçti.
İsrail, Ukrayna ve Rusya ile yürütülen diplomasinin yanı sıra İran ile İslamabad’da yapılan müzakerelere de Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner liderlik ediyor.
Uzmanlara göre Rubio, Trump’ın anlık ulusal güvenlik kararlarında yanında bulunmak için başkentten ayrılmıyor.
Stimson Merkezi'nden Emma Ashford, "Rubio açıkça Trump'a yakın kalmayı tercih ediyor. Heyet Pakistan'dayken o, Trump ile bir spor etkinliğindeydi" diyerek bu yakınlığa dikkat çekiyor.
"Dışişleri Bakanlığı makamı fiilen boş mu?"
Rubio’nun daha çok bir Ulusal Güvenlik Danışmanı gibi hareket etmesi, Dışişleri Bakanlığı içindeki diplomatlar arasında rahatsızlık yaratıyor.
Ashford, "Dışişleri Bakanlığı makamını fiilen boş bırakıyoruz, bu durum ABD diplomasisinin kurumsal gücüne zarar veriyor" eleştirisini getiriyor.
Ancak Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tommy Pigott bu iddiaları reddederek; "Ulusal Güvenlik Konseyi ile Dışişleri Bakanlığı arasında on yıllardır sağlanamayan tam eş güdümü Rubio sayesinde başardık. Bu durum bir zayıflık değil, aksine yönetimdeki uyumun göstergesidir" savunmasını yapıyor.
Washington artık diplomasinin merkezi
Zamanını iki kurum arasında bölen Rubio, kendisinin neden daha az seyahat ettiğini ise basit bir gerçekle açıklıyor:
"Dünya liderleri zaten sürekli Beyaz Saray’a, Trump’ı ziyarete geliyorlar."
Dış geziler yerine Washington’da "ev sahipliği" yapmayı tercih eden Rubio, geçtiğimiz hafta Lübnan ve İsrail arasındaki ateşkes görüşmelerine Dışişleri Bakanlığı binasında bizzat liderlik ederek, masaya sadece en kritik anlarda oturduğu mesajını verdi. Rubio, Trump’ın "karar odasındaki" en yakın ismi olarak, dış sahadaki operasyonel diplomasiyi temsilcilere devretmiş görünüyor.