Hollanda SGP liderinden Suriye çıkışı: ‘Kürtlere vefa borcumuz var’
Diaspora (Rûdaw) - Hollanda Parlamentosu’nda Rojava lehine kabul edilen karar tasarısının mimarlarından olan Toplumcu Reform Partisi (SGP) Grup Başkanı Chris Stoffer, Suriye’deki yeni yönetime güvenmediklerini ve Avrupa’nın elindeki mali yardımları bir baskı aracı olarak kullanması gerektiğini söyledi.
Rûdaw’ın "Diaspora" programına konuk olan Stoffer, bölgedeki gelişmelere dair en güvenilir bilgi kaynaklarının Hollanda’daki Kürt diasporası olduğunu vurguladı.
Hollanda Dışişleri Bakanı ile yapılan bütçe görüşmelerini değerlendiren Chris Stoffer, hükümetin "Şara rejiminin doğru yola girebileceği" yönündeki iyimserliğini paylaşmadığını belirtti.
Mevcut yönetimin Suriye’yi "tek renkli" hale getirme çabasında olduğunu savunan Stoffer, "Geçmişte yaptıkları ve bugün Hristiyanlara, Alevilere, Dürzilere ve Kürtlere karşı takındıkları tavır, azınlıkların bu yönetim altında yaşamasının neredeyse imkansız olduğunu gösteriyor. Bu rejimin özgür bir Suriye inşa edebileceğine dair hiçbir inancım yok" dedi.
Avrupa’nın kozu: Mali yardımlar ve kırmızı çizgiler
Suriye sahasında ABD’nin belirleyici rolünü kabul etmekle birlikte, Avrupa’nın da sessiz kalmaması gerektiğini ifade eden Stoffer, Hollanda ve AB’nin elinde güçlü bir ekonomik koz bulunduğuna dikkat çekti.
Suriye’ye gönderilen fonların rejim ve ona bağlı grupları güçlendirmek için kullanılabileceği uyarısında bulunan parlamenter, "Dışişleri Bakanımıza açıkça sordum: Şam yönetiminin aşmaması gereken kırmızı çizgimiz nedir? Bu çizgiler aşıldığı ve azınlıklara saldırıldığı an tüm mali yardımları kesmeliyiz. Eğer Avrupa Birliği bu adımı atmazsa, Hollanda öncülük ederek kendi yardımlarını durdurmalıdır" ifadelerini kullandı.
En güvenilir kaynağımız Kürt diasporası
Parlamentodaki tartışmalarda kullandıkları verilerin kaynağına da değinen Stoffer, sahadaki gerçek durumu anlamak için Hollanda’da yaşayan Kürtlerle sürekli iletişim halinde olduklarını söyledi.
Hollandalı parlamenter, "Buradan Suriye’de neler olup bittiğini tam olarak kestirmek zor. Ancak Hollanda’daki Kürt diasporası bize doğrudan ve hayati bilgiler ulaştırıyor. Onların bölgedeki bağlantıları üzerinden gelen haberler oldukça endişe verici ve bizim için en güvenilir bilgi kaynağı durumunda" dedi.
IŞİD tehlikesi ve Kürtler
Kürtlerin sadece "mağdur bir halk" olarak değil, Batı’nın stratejik ortağı olarak görülmesi gerektiğini vurgulayan Stoffer, Avrupa’nın Kürtlere büyük bir vefa borcu olduğunu hatırlattı.
IŞİD mahkumlarının tutulduğu cezaevlerine yönelik saldırıların Avrupa’nın güvenliğini de tehdit ettiğini belirten Stoffer, "Kürtler biz onlara ihtiyaç duyduğumuz her an yanımızdaydı, şimdi bizim de onlarla olma vaktimiz. IŞİD militanlarının bu karmaşada serbest kalarak Avrupa’ya sızması ve burada terör hücreleri oluşturması en büyük korkumuzdur. Bu durum toplumlarımızı temelden sarsabilir" uyarısında bulundu.
Suriye’de barış için özerk yapılar şart
Chris Stoffer, Suriye ordusunun Rojava’yı tamamen kontrol altına alma ihtimaline dair duyduğu endişeyi dile getirerek bölgenin istisnai önemine dikkat çekti.
Stoffer, olası bir askeri müdahale durumunda Avrupa'nın tavrının net olması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Umarım böyle bir şey yaşanmaz. Çünkü Rojava, Suriye’de farklı bileşenlerin barış içinde bir arada yaşadığı yegâne bölgedir; aslında tüm Suriye’nin orası gibi olması gerekirdi. Eğer böyle bir durum gerçekleşirse Suriye ile tüm ilişkilerimizi kesmeli ve mali yardımları tamamen durdurmalıyız."
Hollanda’nın tek başına belirleyici bir güç olmadığını ancak diplomatik ağırlığını kullanması gerektiğini vurgulayan Stoffer, sözlerini şöyle tamamladı:
"Asıl büyük baskıyı ABD yapmalı. Biz de diplomatik yollarla ABD’yi, böyle bir duruma izin vermemesi için teşvik etmeliyiz. Hollanda ya da Avrupa Birliği olarak tek başımıza karar verici ses olmayabiliriz ancak büyük bir nüfuzumuz var ve bu etki gücünü tüm gücümüzle kullanmalıyız."