Erbil (Rûdaw) – On yıllardır Dubai’nin gökyüzüne uzanan gökdelenleri ve Katar’ın devasa gaz sahaları, "Yeni Ortadoğu"nun zenginlik, istikrar ve küresel entegrasyon sembolleri olarak görüldü. Ancak bugün, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı operasyonun 18’inci gününde, bu parıltılı dünya temellerinden sarsılıyor.
28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı "Destansı Öfke Operasyonu" ile başlayan askeri hareketlilik, Körfez ülkeleri için sadece bir güvenlik sorunu değil, topyekûn bir ekonomik dağılma riskine dönüşmüş durumda.
Dünya, atılan füzelerin sayısına odaklanırken; asıl yıkım liman verilerinde, kurumaya başlayan su arıtma tesislerinde ve boşalan finans merkezlerinde kendisini gösteriyor.
Ekonomik boğulma sadece petrolü değil küresel sanayiyi de vuruyor
Dünyanın en stratejik ticaret damarı olan Hürmüz Boğazı, bugün bir "ticaret mezarlığına" dönüşmüş durumda.
İran’ın 4 Mart’ta boğazı resmen kapalı ilan etmesinden bu yana gemi trafiği sıfıra yaklaştı.
Ancak bu durum sadece petrol ve gaz sevkiyatını etkilemiyor; boğazdan geçemeyen her gemi, küresel gıda ve teknoloji zincirine vurulan bir darbe anlamına geliyor.
Özellikle küresel çip endüstrisi için hayati önem taşıyan helyum gazının dünyadaki arzının %35’ini tek başına sağlayan Katar’da üretim tamamen durdu.
Çiplerin soğutulmasında kullanılan bu gazın eksikliği, çok yakında küresel teknoloji üretimini felç edebilir.
Lojistik uzmanları, asıl büyük baskının limanların tamamen tıkanacağı önümüzdeki 2 ila 5 hafta içinde hissedileceğini ve sanayi kollarının birer birer durma noktasına geleceğini öngörüyor.
Çeşitlendirilmiş ekonomi stratejisi savaşın ortasında yumuşak karına dönüştü
Körfez ülkelerinin son on yılda ekonomiyi petrolden bağımsızlaştırmak için harcadığı yüz milyarlarca dolarlık yatırım, savaş ortamında en büyük zayıf noktaya dönüştü.
Birleşik Arap Emirlikleri’nin gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 22’sini oluşturan ve dünyanın en yoğun 9. limanı olan Jebel Ali, savaşın ilk gününden itibaren saldırıların hedefi oldu.
Dubai finans piyasasında gayrimenkul endeksi yüzde 30 oranında değer kaybederken, Citi ve PwC gibi küresel finans devleri bölgedeki ofislerini boşaltmaya başladı.
Benzer bir tablo Suudi Arabistan’da da yaşanıyor. Riyad’ın 3 trilyon dolarlık "Vizyon 2030" projeleri kapsamında inşa edilen Neom ve Qiddiya gibi mega yapılar, artan sigorta maliyetleri ve yabancı işçilerin ülkeyi terk etmesiyle sessizliğe büründü.
Ekonomiyi çeşitlendirme hamlesi, kriz anında korunması gereken çok daha fazla cephe yaratarak ülkeleri daha kırılgan hale getirdi.
Su savaşları bir beka meselesi haline geldi
Bu savaşın en karanlık ve hayati boyutu, enerji ile su arasındaki kopmaz bağda gizli. Körfez bölgesinde yaklaşık 100 milyon insan, deniz suyunu arıtan 400 dev tesise muhtaç durumda.
Bu coğrafyada su sadece bir kamu hizmeti değil, doğrudan bir hayatta kalma koşuludur.
Bu tehdit artık teorik bir risk olmaktan çıkmış durumda; nitekim savaşın 8. gününde İran’a ait bir dronun Bahreyn’deki bir su arıtma tesisine hasar vermesi bölgede şok etkisi yarattı.
Dubai’deki dev tesislerin çok yakınına düşen füzeler, milyonlarca insanın susuz kalma ihtimalini her an canlı tutuyor. Stratejik analizler, Katar’ın mevcut su rezervlerinin sadece üç gün yetebileceğini ve bu tesislerin vurulmasının bölgede geri dönülemez bir insani felakete yol açacağını gösteriyor.
Asimetrik maliyet Körfez hazinelerini boşaltıyor
Savaşın mali bilançosu, harcama kalemleri arasındaki devasa uçurumla dikkat çekiyor. Körfez ülkeleri, İran’dan gelen saldırıları savuşturmak için 18 günde hava savunma füzelerine 3,5 ile 6 milyar dolar arasında bir harcama yapmak zorunda kaldı.
Buna karşılık İran’ın bu saldırıları gerçekleştirmek için kullandığı kamikaze dron ve füzelerin toplam maliyetinin 200 ile 400 milyon dolar arasında kaldığı tahmin ediliyor.
Bu "asimetrik denklem", bölge ülkelerinin savunma kapasitelerini mali olarak sürdürülemez bir noktaya sürüklüyor.
Buna günlük 600 milyon doları bulan turizm kayıpları ve iptal edilen 40 binden fazla uçak seferi eklendiğinde, 18 günlük toplam zararın 11 milyar doları aştığı görülüyor.
90 günlük projeksiyon Körfez'in bildiğimiz haliyle kalmayacağını gösteriyor
Askeri uzmanlar ve ekonomistler, savaşın 90 güne uzaması durumunda bölgenin tamamen tanınmaz hale geleceği uyarısında bulunuyor.
Matematiksel modeller, Katar ve Kuveyt gibi ülkelerin ekonomilerinde yüzde 14’lük bir küçülme yaşanacağını ve bu ülkelerin sadece temel hizmetleri sürdürebilmek için varlık fonlarından en az 100 milyar dolar nakit çekmek zorunda kalacağını öngörüyor.
Borç yükü ağır olan Bahreyn gibi ülkeler ise dış destek olmazsa yaz aylarına kadar iflas riskiyle karşı karşıya kalabilir.
Küresel ölçekte ise Çin’in büyüme hızının %3’ün altına inmesi ve Avrupa ekonomisinin "sıfır büyüme" noktasına gerilemesi kaçınılmaz görünüyor.
Bugün bir ateşkes imzalansa dahi, "enerji güvenliği karşılığında ABD koruması" üzerine kurulu 50 yıllık tarihsel sözleşme geri dönülemez şekilde çatlamış durumda.
2026 yılının Körfez’i, artık dünyanın gıpta ile baktığı o istikrarlı ticaret ve turizm merkezi değil; 21. yüzyılın en büyük ekonomik mucizesinin sarsıldığı bir ateş hattıdır.
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın