Petrol fiyatları ve Hürmüz Boğazı krizi: Küresel ekonomi tehdit altında

2 saat önce
Etiketler Petrol rafinerisi İran Ekonomi Ekonomi Bakanı
A+ A-

Erbil(Rûdaw) - Brent petrolün varil fiyatı hâlâ 100 doların üzerinde seyrediyor. Tüketici ülkelerin ulusal rezervlerinden piyasaya sürdüğü petrol miktarı fiyatları düşürmeye yetmedi; çünkü hiçbir arz hamlesi, Hürmüz Boğazı'nın kapatılması nedeniyle piyasada oluşan boşluğu dolduramıyor. Bu nedenle, Hürmüz Boğazı'nın açılması ve gemilerin geçişine izin verilmesi için ABD ve dünya genelinden gelen baskılar her geçen gün artıyor.

İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması 24. gününe giriyor. Bu süre zarfında limanlardan ve su yolundan geçen gemi sayısı, savaş öncesindeki tek bir günün sekizde biri bile değil. Bu durumun devam etmesi halinde petrol ve hizmet fiyatları öyle bir seviyeye yükselecek ki dünya yeni bir enflasyon dalgasına ve ekonomik krize sürüklenecek.

Karşılıklı tehditler ve enerji altyapısı

ABD Başkanı Donald Trump, 21 Mart günü finans piyasalarının kapanış saatlerinde yaptığı açıklamada, "Eğer Hürmüz Boğazı açılmazsa, İran’ın elektrik altyapısını hedef alacağız" dedi. Buna karşılık İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, 22 Mart'ta yaptığı açıklamada, "Eğer ABD enerji altyapımıza saldırırsa, biz de Körfez ve bölgedeki enerji altyapısına öyle bir saldırırız ki bir daha tamir edilemez hale gelir ve sonunu getiririz" ifadelerini kullandı.

Saldırıların boyutu ve etkilenen ülkeler

ABD-İsrail-İran savaşına ilişkin "Askeri Çatışma ve Olay Verileri" kuruluşunun istatistiklerine göre, 28 Şubat ile 22 Mart 2026 tarihleri arasında her iki tarafça gerçekleştirilen toplam saldırı sayısı 3 bin 538'e ulaştı.

Bu saldırılardan 77’si doğrudan enerji altyapısını, petrol ve gaz sahalarını, rafinerileri ve enerji sanayisini hedef aldı. Bu saldırılar sadece savaşan tarafların sınırlarıyla sınırlı kalmadı; Azerbaycan, Bahreyn, Kuveyt, Umman, Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Irak ve Kürdistan Bölgesi dahil olmak üzere 9 ülkenin enerji altyapısını etkiledi.

Petrol ve gaz endüstrisine yönelik saldırılar toplam saldırıların yüzde 2'sini oluşturmasına rağmen, ekonomik sonuçları oldukça ağır. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), petrol ve gaz fiyatlarının bu seviyede kalması durumunda küresel GSYİH büyüme tahminlerini yüzde 0,3 oranında aşağı yönlü revize edeceklerini açıkladı.

Fatih Birol: Kriz öncekilerden daha derin

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol konuyla ilgili şunları söyledi:

"Bu savaş, piyasalardan çekilen petrol ve gaz miktarı açısından önceki krizlerden iki kat daha etkili oldu. Örneğin, 1973 ve 1979 yıllarında dünyada 5 milyon varil petrol eksilmişti; Rusya-Ukrayna savaşında ise 75 milyar metreküp gaz piyasadan çekilmişti. Ancak bu savaşta günlük 11 milyon varil petrol ve 140 milyar metreküp gaz arzı piyasadan eksildi. Ayrıca enerji altyapısına verilen hasarın onarılması ve üretim seviyelerinin savaş öncesine dönmesi 3 ila 5 yıl sürebilir."

Irak ve Kürdistan Bölgesi'ndeki Durum

Irak ve Kürdistan Bölgesi'nde de enerji altyapısı ve petrol sahaları hedef alındı. Bu durum Irak’ta yaklaşık 3 milyon varil, Kürdistan Bölgesi’nde ise 300 bin varillik üretimin durmasına neden oldu. 5 Mart'ta Serseng sahasına yapılan ve büyük hasara yol açan saldırı, 6 Mart'ta Basra'daki yabancı petrol çalışanlarına yönelik saldırı ve 16 Mart'ta Basra'daki Majnoon sahasına yapılan saldırılar, özellikle bu sektördeki yatırımlar açısından Irak ve Kürdistan Bölgesi'nin enerji altyapısını geriye götürdü.

Dünyanın en büyük gaz sahası: Güney Pars

Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasından sonraki 24 gün içinde, "Kuzey Sahası"na (İran tarafında "Güney Pars" olarak bilinir) yapılan saldırılar enerji piyasalarını bir kez daha sarstı ve doğalgaz fiyatlarını petrol gibi iki katından fazla artırdı.

Körfez'de bulunan bu saha, dünyanın en büyük doğal gaz sahası kabul ediliyor. 6 bin kilometrekarelik bir alanı kapsayan sahanın 900 trilyon fit küpün üzerinde rezervi bulunuyor.

Katar'daki Ras Laffan şehri, 1996 yılından beri bu sahada yatırım yapmak amacıyla kurulmuş olup ülkenin ekonomik kalkınmasının merkezi konumundadır. Bu sanayi şehri; QatarEnergy ile ABD'li ExxonMobil, Fransız TotalEnergies, İngiliz Shell ve Japon Mitsui gibi dev şirketlerin ortaklığıyla yönetiliyor. 115 bin çalışanı ve 208 kuyusu bulunan saha, dünyanın sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihtiyacının yüzde 19'unu karşılıyor.

İran tarafındaki Güney Pars sahası da İran ekonomisinin "kalbi ve ciğerleri" olarak nitelendiriliyor. İran'ın bu sahadaki payı yaklaşık 500 trilyon fit küp olup, bunun 360 trilyon fit küpü üretilmektedir.

Gelecek beklentileri ve fiyatlar

Şimdi tüm gözler önümüzdeki saatlerde: İran'ın elektrik altyapısına saldırı yapılacak mı? Eğer yapılırsa Körfez ve İran'daki enerji endüstrisi ne hale gelecek? Bu bölge dünya petrol rezervlerinin yüzde 48'ine, doğalgaz rezervlerinin ise yüzde 40'ına sahip. Ayrıca dünya petrol üretiminin yüzde 31'i, doğalgaz üretiminin ise yüzde 18'i buradan sağlanıyor.

Bu riskler nedeniyle IEA, son raporunda ülkelerden petrol talebini (özellikle ulaşım sektöründe) değiştirmelerini istedi. Çünkü Hürmüz Boğazı'nın yarattığı boşluğu doldurmak için piyasaya sürülen 400 milyon varil petrol, fiyatları düşürmeye ve enerji güvenliği üzerindeki baskıyı azaltmaya yetmedi. Şu an Brent petrolün varili 107 doların üzerindeyken, OPEC sepeti 135 dolara, Dubai petrolü ise 137 dolara ulaşmış durumda.

Enerji altyapısının hedef alınması —ister İran ister ABD-İsrail cephesi tarafından olsun— küresel enerji güvenliği üzerinde devasa sonuçlar doğuracaktır. Enerji fiyatlarındaki bu enflasyonun genel bir ekonomik enflasyona dönüşmesi ve bu yıl küresel ekonomik büyümenin ciddi şekilde yavaşlaması bekleniyor.

*Analiz Mahmud Babani'nin Kürtçe yazısından çevirilmiştir

Yorumlar

Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın

Yorum yazın

Gerekli
Gerekli