Almanya’da yaşayan tanınmış Kürt Ezidi gazeteci ve aktivist Düzen Tekkal, ülkede giderek güçlenen aşırı sağ eğilimlere karşı uyarılarda bulundu.
Rûdaw’a verdiği özel mülakatta Tekkal, "Alman toplumu biz Kürtleri daha fazla dinlemeli; çünkü bizler dini aşırılığın ve ırkçılığın kurbanlarıyız" ifadelerini kullandı.
"Alman Rüyası" inisiyatifi aracılığıyla göçmenler için fırsat eşitliği yaratmayı hedefleyen Tekkal, göçmenlerin bir "sorun" değil, Alman toplumunun asli bir parçası olduğunun altını çizdi.
Kürt Ezidi gazeteci ve aktivist Düzen Tekkal Diaspora sunucusu Hemin Abdullah’ın sorularını yanıtladı:
Rûdaw: Sayın Tekkal, Almanya'da aşırı sağın yükselişi ve elde ettiği başarılar sizin için ne ölçüde bir endişe kaynağı?
Düzen Tekkal: Almanya'nın tarihi göz önüne alındığında, aşırı sağ çok büyük ve hassas bir mesele. Evet, bunu derinden hissediyorum ve bu tür olayların Almanya'da yaşanması durumu iki kat daha vahim kılıyor. AfD'nin (Almanya için Alternatif) büyük bir başarı elde ettiği eyalet parlamentosu seçimlerinin sonuçları; bir insan, bir göçmen, bir Kürt ve bir Ezidi olarak hepimizi endişelendirmeli. Aşırı sağla ciddi bir şekilde yüzleşmek yerine, tali meselelerde kaybolduğumuzu görmek beni şaşırtıyor. Bir Kürt olarak biliyorum ki, maalesef mücadele etmemiz gereken tek "izm" bu değil; meselenin diğer tarafında İslamcılık da var.
Alman toplumunun çoğunluğunun biz Kürtleri daha fazla dinlemiş olmasını dilerdim. Çünkü bizler, tıpkı Ezidiler gibi, dini aşırılığın, İslamcılığın ve ırkçılığın kurbanlarıyız. Bu durum, bugüne kadar dayanabilmemizi ve hayatta kalabilmemizi sağlayan yetenekler ve araçlar geliştirmemize neden oldu. Beni asıl endişelendiren şey, burada göçmen kökenli insanların bir "sorun" olarak görülmesi. Oysa biz sorun değiliz! Bizler işverenleriz, gazetecileriz, aktivistleriz ve bu toplumun bir parçasıyız. Bu ülkede her dört kişiden birinin göçmen geçmişi var. Artık varlığımızı hissettirmeliyiz; sadece şehrin çehresinin değişmesine dair tartışmalarda veya küçümseyici kavramlar altında konuşulmak istemiyorum. Biz bundan çok daha fazlasıyız. Bu olumsuz söylemler bize zarar veriyor. AfD ve aşırılık yanlılarının bu ülkenin tanımını ele geçirmesini seyretmek yerine, "Alman Rüyası" prensiplerini güçlendirmek için çalışmalıyız.
Rûdaw: Ancak demokrasi halkın sesidir ve bu seçmenler de kendi iradeleriyle AfD'ye oy verdiler. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Düzen Tekkal: AfD artık sadece bir krizin ürünü değil, bir kimlik inşa edicisi haline geldi ve bu çok tehlikeli. Biz bu tehlikeyi hafife aldık. Sadece ahlaki bir öfke sergilemek yeterli değil; kendimize şu soruyu sormalıyız: Geleneksel partiler nerede başarısız oldu? Merkez partiler bu kimliği korumakta neden başarılı olamadı? Sağcılara oy veren herkesin kendi omuzlarında bir sorumluluk vardır, ancak bu yüksek oy oranları bizi düşünmeye sevk etmeli. Merkezdeki siyasi güçler, halkın gerçek sorunlarını anlamakta yetersiz kaldı; ister gelecek korkusu, ister barınma krizi, ister eğitim sektörü, isterse de göç politikasının realizm ile hümanizm arasında sıkışıp kalması olsun. Bu soruların cevapsız bırakılması aşırılığa zemin hazırladı ve bunun bedelini göçmenler ödüyor. Demokrasi narin bir çiçektir ve korunmaya ihtiyacı vardır.
Rûdaw: Neden diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Almanya'da da sağcılara iktidar şansı verilip pratikte sınanmalarına izin verilmiyor?
Düzen Tekkal: Bu çok kritik bir soru. Irkçılığın ve aşırı sağın ödüllendirilip, demokrasinin ve siyasi çoğulculuğun cezalandırıldığı o an, son derece tehlikeli bir an olur. Almanya tarihinin karanlık sayfalarına bakarsak, bunların tekrarlanma ihtimalinin olduğunu görürüz. Çok dikkatli ve uyanık olmalıyız; "Alman Korkusu"nun (German Angst) hakim olmasına izin verdiğimizde, demokrasi ve dışa açıklık dönemi çok hızlı bir şekilde sona erebilir. Demokratik güçler arasındaki iç çekişmeler, dikkatleri bu büyük tehlikeden uzaklaştırıyor. Asıl mücadelemiz ırkçılığa ve aşırı sağa karşı olmalıdır; bu da ancak halkın sorunlarının çözülmesi ve güvenin yeniden tesis edilmesiyle mümkündür.
Rûdaw: Siz sürekli "Alman Rüyası" (German Dream) kavramını kullanıyorsunuz ama günümüzde tartışmalara daha çok "Alman Korkusu" (German Angst) kavramı hakim. Durum gerçekten böyle mi?
Düzen Tekkal: "German Angst" ifadesi, dünyada içine kapanık, milliyetçi ve ürkek bir Almanya'yı tanımlamak için kullanılıyor. Mülteci bir Kürt Ezidi ailenin kızı olarak bu kavrama teslim olmayı reddettim; benim hayatımın "Alman Korkusu" değil, "Alman Rüyası" olduğunu söyledim. Bazılarının "Alman Rüyası"nın bir efsane olduğunu iddia ettiği bir dönemde yaşıyoruz. Ancak bu rüyayı reddetmek, demokrasiyi ve özgürlüğü reddetmektir. Elbette adınızın "Horst" olması ile göçmen kökenli ve belirli bir azınlığa mensup bir kadın olmanız arasında fark var. Göçmenler, hata yapma lükslerinin daha az olduğunu bilirler. Üzerinde çalıştığımız "Alman Rüyası", kapitalist veya sadece başarılı olanlara hitap eden bir kavram değil; dayanışma, birbirine destek olma ve engelleri yıkma anlamına geliyor. Bu sadece bir slogan değil, aralıksız sürdürülen 6 yıllık bir eğitim çalışmasıdır. Eğitmenlerimiz her gün okullara giderek öğrencilerle dertleri, korkuları ve hayalleri üzerine konuşuyorlar. Çünkü yapılabilecek en kötü şey, çocukların hayallerini görmezden gelmektir.
Rûdaw: Berlin'de sol partilerin başarısı, aşırı sağcıların diğer eyaletlerde zafer kazanamayacağına dair bir umut ışığı mı?
Düzen Tekkal: Evet, Berlin'in dünyaya açık kalması ve herkes için; Yahudi, Arap, Kürt, Ezidi veya Alman fark etmeksizin güvenli bir liman olmaya devam etmesi çok önemli. Kimlik siyasetinin öne çıktığı bu dönemde tek savunma hattımız İslamcılığa, antisemitizme, ırkçılığa ve Müslüman karşıtlığına karşı vereceğimiz ortak mücadele olacaktır. Ben politik bir insanım ama partizan değilim. Faaliyetlerim bazı kesimleri kızdırsa ve beni farklı taraflarla ilişkilendirseler de, fikirlerimi ifade etmekte özgür ve bağımsızım.
Rûdaw: Sizin Hristiyan Demokratlara (CDU) yakın olduğunuz düşünülüyordu, bu yüzden solcuları tebrik etmeniz dikkat çekiciydi.
Düzen Tekkal: Siz meseleyi partizanca bir perspektiften analiz ediyorsunuz, bense siyasi, insani ve bağımsız bir açıdan bakıyorum. Parti sınırlarının ötesinde tarafsız seslerin var olması mühimdir. Benim değerlerim ve prensiplerim pazarlığa açık değildir. Almanya'nın kasabalarında ırkçılığa ve aşırı sağa karşı mücadele etmeye devam eden insanlara büyük saygı duyuyorum.
Rûdaw: Kürt gençleri sosyal medyada sizi başarılı ve ilham verici bir rol model olarak görüyor. Onlara mesajınız nedir?
Düzen Tekkal: Sevgili dostlar, Kürtler ve Ezidiler olarak dünyanın dört bir yanına dağılmış olduğumuz doğru; bu kaderimizin bir parçası oldu. Ancak kalplerimiz birbirine sıkı sıkıya bağlı. Desteğiniz, eleştirileriniz ve değer verdiğinizden kaynaklandığını bildiğim yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Şundan emin olabilirsiniz: Adaletin tesisi için verdiğimiz bu mücadeleye durmaksızın devam edeceğiz.


