Ranya (Rûdaw) - Kürdistan Bölgesi'nin Ranya ilçesinde yaşayan Ebubekir Muhammed ve eşi, 30 yıldır bölgeye özgü doğal Kürt sakızının (Bıneşt) üretimini geleneksel yöntemlerle sürdürüyor. Sakız ağaçlarından elde edilen ve birçok hastalığa şifa olduğuna inanılan bu doğal sakız, doğadan toplanıp ateşte kaynatılmasına kadar uzanan oldukça zahmetli bir sürecin ardından tüketicilere ulaşıyor.
Üretim süreci; ağaç, toprak, su ve kuru otlar gibi doğanın sunduğu temel malzemelerle başlıyor. Çalışmaları hakkında Rûdaw'a konuşan sakız üreticisi Ebubekir Muhammed, "Önce dağlardan getirdiğimiz toprağı eleyerek süzme işleminden geçiriyoruz. Üstteki toprağı dikkatlice ayırıp alt kısmını özenle koruyoruz," dedi.
Hayatlarını bu mesleğe adayan çift, çamuru dikkatlice yoğurduklarını ve hazırlanan malzemenin rüzgar aldığında saniyeler içinde kuruyarak kıvama geldiğini belirtiyor.
Ateşin karşısında sabır sınavı
Sakız ağaçlarının gövdeleri çizilerek reçinenin toplanmasının ardından, üretimdeki en meşakkatli aşama başlıyor. Ev ortamında kurulan ocaklarda, yükselen alevlerin karşısında büyük tencerelerde kaynatma işlemi yapılıyor.
Sürecin zorluklarını Rûdaw'a anlatan Ebubekir Muhammed, sakızın eriyip doğru rengi almasının büyük bir güç, sabır ve bekleyiş gerektirdiğini ifade etti.
Piyasada satılan sahte ürünlere karşı da uyarılarda bulunan Muhammed, "Pazarda sattıkları o suya kattıkları mumla, sade suyla sakız olmaz. Öz sakızın kendine has bir kıvamı ve tadı vardır, hafif acımsı bir tat verir. İçtiğinizde aldığınız o diğer su ise ekşidir," diyerek doğal üretimin farkına dikkat çekti.
"Son dokunuş ustalık gerektiriyor"
Kaynama sürecinde kıvamın tutturulmasının büyük bir uzmanlık istediğini vurgulayan Muhammed, şunları kaydetti:
"Birazcık fazla kaynarsa bozulur. Ne çok yumuşak ne de çok sert olmalı. Tam kıvamında olmalı. Ancak son açılması, dövülmesi ve diğer işlemler tamamen bana aittir. Şimdi ne durumda olduğunu deniyorum. Hemen parmağımla çıkarıyorum, eğer hazırsa tamamdır. Eğer hazır değilse parmağına yapışır, ondan ayrılmaz."
Suyu tatlı olan, çiğnendiğinde ağızda mayhoş veya ekşi bir tat bırakmayan bu geleneksel sakız, hem bir şifa kaynağı hem de Ebubekir Muhammed ve eşi için 30 yıllık bir yaşam biçimini temsil ediyor. Ranya'nın zirvelerinden toplanıp tamamen doğal yöntemlerle işlenen bu kültürel miras, orijinalliğini koruyarak alıcılarına ulaşıyor.

