Haber Merkezi – PKK’li Helin Ümit, sürece dair yaptığı açıklamada “Herkes çok iyi bilmeli ki öyle her şey yolunda planlandığı gibi yürüyor gibi bir durum yok. Normalde mayıs ayından hemen sonra bazı adımlar atılacaktı, görüşmeler olacaktı. Fakat bunların hiçbiri olmadığı, yasa için de benzer bir şey var. Yasa çerçevesinde de aslında bir takvim çıkarılmıştı. Fakat bu takvime bağlı kalan bir gerçeklik yoktur” dedi.
Feshedilen PKK’nin üst düzey isimlerinden Helin Ümit, “Kürdistan Özgürlük Hareketi üyesi” sıfatıyla PKK’ye yakın Medya Haber kanalına bir röportaj verdi.
Ümit, Türkiye ve Ortadoğu’da yaşananlara ilişkin değerlendirmelerde bulunarak devam eden barış süreci hakkında dikkat çekici açıklama yaptı.
27 Şubat 2025 yılında başlayan sürecin geldiği noktaya değinen Ümit, “süreçte gelişmeler olacaksa bunun PKK lideri Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanmasıyla olabileceğini” söyledi.
Ümit konuya dair, “Bu sürecin yürümesi için birkaç tedbir aldık. Sürecin başından itibaren atacağımız tüm adımları Önder Apo’nun (Öcalan) fiziki özgürlüğüne bağladık. Önder Apo’nun bu süreci yürütmesine, yönlendirmesine, onun sorumluluğunda yürümesi şartına bağladık. Bu devam ediyor. Bu anlamıyla eğer adımlar atılacaksa, gelişmeler olacaksa, karşı taraf bazı beklentiler içerisindeyse, silahsızlandırma sürecinin sürmesini istiyorlarsa bu durumun Önderliğin fiziki özgürlüğüne ve özgür çalışması koşullarına bağlı olduğunu herkes iyi bilmeli. Onun dışında kimse bize başka adım attıramaz” sözlerini kullandı.
“Her şey yolunda planlandığı gibi yürüyor gibi bir durum yok”
Öcalan ile neden görüşmenin yapılmadığı sorusuna Ümit, “Bu soruyu karşı tarafa sormak lazım, niye kaçıyorsun diye daha net olarak sormak lazım. Fakat Türkiye’de böyle bir medya olmadığı için, dikkat ederseniz böyle sorular sorulmuyor. Kendilerine ne servis ediliyorsa öyle hareket ediyorlar. Biz de anlamaya çalışıyoruz. Başta da söyledim 50 gündür görüşme yoktur. Oysa ki yapılan açıklamalar devlet cephesinden, iktidar cenahından yapılan açıklamalar nedir? Süreçte herhangi bir problemin olmadığı, sürecin yürüdüğü yönündedir. Bunun bir yanıltma olduğunu söyleyebilirim. Herkes çok iyi bilmeli ki öyle her şey yolunda planlandığı gibi yürüyor gibi bir durum yok. Normalde mayıs ayından hemen sonra bazı adımlar atılacaktı, görüşmeler olacaktı. Hatta bazı basın mensupları Önderliğin yanına gidecekti. Önderlikle görüşmeler olacaktı. Türkiye kamuoyuna, halka, topluma hitap etme, merak edilen soruları cevaplama fırsatı bulacaktı. Fakat bunların hiçbiri olmadığı, yasa için de benzer bir şey var biliyorsunuz. Yasa tartışması şu anda gündemde. O çerçevede de aslında bir takvim çıkarılmıştı. Fakat bu takvime bağlı kalan bir gerçeklik yoktur” yanıtını verdi.
“Entegrasyon süreci, Kürt varlığı ve kimliğine açık hale gelmesiyle bağlantılı”
Ümit, entefgrasyon süreci ve yasa tartışmalarına ilişkin olarak da şu ifadeleri kullandı:
“Demokratik entegrasyon sürecini henüz tartışamıyoruz. Demokratik entegrasyon demek sadece silahlı güçlerin silahsızlandırılması süreci değildir. Onların yasal statüye kavuşması değildir. Demokratik entegrasyon süreci Türkiye’nin demokratikleşmesi sürecidir. Dikkat edin, biz sürecin aşamalı yürüyeceğini düşündüğümüzden, inandığımızdan bazı şeyleri öne almıyoruz. Fakat eğer Kürtler Türk devletine entegre olacaksa, bütünleşecekse, bunun ancak devletin demokratikleşmesiyle, demokrasiye, demokrasi mücadelesine, örgütlenme haklarına, Kürt varlığı ve kimliğine açık hale gelmesiyle bağlantılı olduğunu herkes bilmeli. Bunu karşı taraf biliyor. Bu tartışmalara girmemek için mevcut anti-demokratik ortamı sürdürmek için, sadece bize yönelik değil, dikkat edin Türkiye’de her gün operasyon oluyor. CHP’ye dönük operasyon oluyor, aydınlara dönük operasyonlar oluyor.
İki, tabii ki bu süreç açısından bizim öngördüğümüz şey, hukuki ve siyasi çerçevenin açığa çıkmasıydı. Şimdi bu konuda da hareket olarak biz baştan demişiz ki, bu süreç eğer gelişme gösterecekse hukuki ve siyasi çerçevenin doğru oluşturulması gerekir. Şimdi yasa çerçevesi, kök yasa deniliyor, çerçeve yasa deniliyor. Bu çerçevede yürüyen tartışmalarda da şeyi söylemek istiyorum, evet iktidar kanadından ya da süreci yürütenler açısından resmi bir açıklama yapılmış değil. Fakat başta söyledim, Türk medyasına servis edilen bazı bilgiler oldu. 9 maddelik bir yasa çerçevesinin oluştuğu ifade edildi. İşte bunun herkesi kapsamayacağı söylendi. Başta da Önder Apo’yu kapsamayacağı söylendi. Fakat resmi belge değil bunlar, resmi şeyler değil. Peki niye Türk medyası bunları yayınlıyor, kendiliğinden mi yayınlıyor? Bu böyle değil. Türkiye’de bir kuş uçsa iktidar cenahının kontrolünde oluyor. O kadar merkezileşmiş ki devlet yönetimi, onlardan habersiz iktidar medyasında bu tür yazıların, değerlendirmelerin, bilgilerin çıkması mümkün değil. Demek ki bir amaç için bunlar servis ediliyor.
“Suça bulaşanlar, bulaşmayanlar olamaz”
Şöyle olamaz; suça bulaşanlar, bulaşmayanlar. Suç kavramı ne? Zaten biz suç kavramını tümden reddediyoruz. Kürdistan özgürlük mücadelesi, PKK’nin yürüttüğü büyük, görkemli mücadele insanlığın mücadelesiydi, insanlık onurunun mücadelesiydi, tarihte görülmüş en haklı mücadelelerden biriydi. Şu böyle bir yere varılamaz, onu söylemek istiyorum.
Diyelim ki ben eyleme gittim, ben suçluyum, ben eylem yaptım, suçluyum. Benim yanımdaki arkadaşım hiç eyleme gitmemiş mesela. Ama bu bir düzenleme meselesi. Onun yerinde ben olabilirdim, benim yerimde o olabilirdi. Bu böyle ayrıştırılamaz. Biz kolektif eylem sahibiyiz, bütün eylemler kolektif eylemdir. Hareketin bütünlüğü böyle ayrıştırılamaz. Öyle suçlu suçsuz ayrımı olamaz. Suç kavramına da dediğim gibi karşı çıkıyoruz. Şiddetle reddediyoruz.”
Süreç dondu mu?
Sürecin devam edip etmediğine yönelik, “Bu günlerde süreç donmuş durumda diyebilir miyiz?” sorusuna ise Ümit, “Evet, az önce de aslında biraz ifade etmeye çalıştım sürecin geldiği aşamayı. Elbette şöyle değil, o günden bugüne gelindiğinde hayat durmuyor, yaşam durmuyor. Hayat devam ediyor. Değişim, dönüşüm devam ediyor” sözleriyle karşılık verdi.



