Küba, son yılların en kapsamlı ekonomik dönüşüm sürecine hazırlanıyor. Uzun süredir devam eden ekonomik daralma, para birimindeki değer kaybı, enerji krizi ve turizm gelirlerindeki sert düşüş nedeniyle zor günler geçiren ülke, şimdi ekonomik sisteminde köklü değişikliklere gitmeyi planlıyor.
Küba Komünist Partisi tarafından onaylanan 176 maddelik reform paketi, devlet ağırlıklı ekonomik yapıyı daha esnek hale getirmeyi ve özel sektöre daha fazla alan açmayı hedefliyor. Bu nedenle birçok gözlemci söz konusu adımları, ülkenin son 50 yıldaki en büyük ekonomik açılımı olarak değerlendiriyor.
Havana’da halkın görüşü bölünmüş durumda. Bazılarının kafası karışık, bazıları ise bunu olumlu bir adım olarak görüyor. Nüfusu 10-11 milyon civarında olan ve komünist hükümet tarafından yönetilen Küba ekonomisi, yaklaşık 100 milyar dolar büyüklüğünde. Ancak ekonomik kriz nedeniyle son 5 yılda yüzde 20'den fazla küçüldü. Trump yönetimi, Küba'nın siyasi ve ekonomik sistemini değiştirmek için "maksimum baskı" politikasını sürdürüyor ve askeri seçeneği de dışlamış değil.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Economist Intelligence Unit, Küba ekonomisinin 2026 yılında yüzde 7,2 oranında küçüleceğini öngörüyor; bu, 2025'teki küçülmenin yaklaşık iki katı anlamına geliyor.
1990 ile 2024 yılları arasında Küba ekonomisi ortalama sadece yüzde 1,1 büyüdü, bu da ülkenin uzun süredir bir durgunluk içinde olduğunu gösteriyor. Kişi başına düşen yıllık gelir 2025'te sadece 1.082 dolardı; Latin Amerika ortalaması olan 10.212 doların çok altında kalan bu rakam, tüm Batı yarımküredeki en düşük seviye olarak görünüyor.
Ekonomik krizin en belirgin hissedildiği alanların başında turizm geliyor. 2018 yılında 4,7 milyon olan yabancı turist sayısı, 2025'te 1,9 milyona kadar geriledi. Şubat 2026 verileri ise düşüşün boyutunu daha da net ortaya koyuyor. Ülkeye bu dönemde yalnızca 249 Rus ve 511 Kanadalı turist geldi. Bir dönem Küba turizminin lokomotifi olan bu pazarlar için söz konusu rakamlar tarihi düşük seviyelere işaret ediyor. Turizmdeki gerilemenin arkasında yalnızca ekonomik durgunluk değil, kronikleşen enerji krizi de bulunuyor. Günlük elektrik kesintileri nedeniyle birçok otel hizmet vermekte zorlanırken, bu durum hem turist sayısını hem de sektör gelirlerini olumsuz etkiliyor.
Küba ekonomisinin bir diğer temel taşı olan şeker üretimi de daha iyi durumda değil ve üretim tarihi en düşük seviyesine ulaşmış durumda.
Enflasyona gelince; resmi veriler oranın yüzde 12,3'e düştüğünü söylüyor ancak bu rakamlar sadece hükümetin fiyatını belirlediği ürünleri kapsıyor; halkın çoğunun ihtiyaçlarını karşıladığı serbest piyasayı veya karaborsayı yansıtmıyor. Gerçek ölçüt, resmi olmayan piyasadaki döviz değeridir. Bu yılın Şubat ayında 1 dolar 500 peso iken, Haziran ayına kadar 1 dolar 685 pesoya yükseldi.
Komünist sistem nedeniyle, neyin üretileceğine ve hangi fiyattan satılacağına hâlâ hükümet karar veriyor. Bu sistemin merkezinde 2.000'den fazla devlet şirketi var ve hiçbir bağımsızlıkları yok. Küba hâlâ gıdasının yüzde 70 ila yüzde 80'ini ithal ediyor. Öte yandan, günlük hayatta dolar kullanımı arttı; hatta devletin kargo şirketi artık dijital hizmetlerini sadece dolarla sunuyor. Bu durum, ekonomiyi doları olanlar ve sadece pesosu olanlar olarak ikiye böldüğü için öğrencilerin protestolarına neden oldu.
Bu istikrarsız tablo karşısında, ayın 18'inde açıklanan reform paketi bir acil yardım çabası gibi görünüyor. 148 yasa ve kararın değiştirilmesini gerektiren bu paket 176 önlemi içeriyor. Kübalı yetkililer bu modelin Çin ve Vietnam'dan (siyasi özgürlük olmadan ekonomik reform) esinlendiğini belirtiyor.
Reformların İçeriği:
- Belediyelere ticari lisans verme ve kendi başlarına ithalat-ihracat yapma yetkisi tanınacak.
- Devlet şirketleri kendi maaşlarını belirleyebilecek ve kâr dağıtabilecek.
- Özel bankalara ve döviz bürolarına izin verilecek.
- Küçük şirketler için uygulanan 100 kişi çalıştırma sınırı kaldırılacak.
- Dış yatırıma kapılar açılacak; hatta yurt dışında yaşayan Kübalılara bile yatırım imkanı tanınacak ve ilk kez özel sektörün gayrimenkul alanında çalışmasına izin verilecek.
Küba Devlet Başkanı Diaz-Canel, bu kararların bazılarının Komünist Parti içinde muhalefetle karşılaştığını kabul etti ancak "artık ertelenemez" dedi. Raul Castro da planı destekledi; bu da Komünist Parti içindeki eski tüfeklerin bile artık başka yol kalmadığını anladığını gösteriyor.
Washington da durumu yakından takip ediyor. ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, herhangi bir karar vermeden önce Küba'nın bu reformları uygulamada neler yapacağını görmek istediklerini ifade etti.
Önümüzdeki 12 ila 24 ay içinde üç olası senaryo var:
En iyi senaryo (Vietnam yolu): Reformlar yabancı sermayeyi çeker, turizm canlanır ve ABD yaptırımları hafifletir.
Orta senaryo (durgunluk): Yasalar değişir ancak uygulama çok yavaş kalır; dev askeri şirketler kârlı sektörleri kontrol etmeye devam eder ve reformlar sadece kağıt üzerinde kalır.
En kötü senaryo: ABD yaptırımları daha da sertleşir, enerji krizi derinleşir ve ülke ekonomisi tamamen çöker.



