Haber Merkezi - Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriyeli mevkidaşı Esad Hasan Şeybani ile düzenlediği ortak basın toplantısında bölge ticaretine ivme kazandıracak dev projeyi duyurdu. İki ülke arasında imzalanan mutabakat zaptının ardından detayları paylaşılan proje ile Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan'ı bağlayacak kesintisiz bir kara ve demir yolu hattı kurulacak.
Ankara'da stratejik görüşme ve mutabakat zaptı
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, resmi temaslarda bulunmak üzere Ankara'ya gelen Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani'yi Dışişleri Bakanlığında ağırladı.
Heyetler arası gerçekleştirilen kritik görüşmelerin ve iki ülke arasında imzalanan mutabakat zaptının ardından ortak basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda ikili ilişkilerin seyri, bölgesel güvenlik mimarisi ve ekonomik entegrasyon adımları kapsamlı şekilde ele alınırken Bakan Fidan, Türkiye ile Suriye arasındaki stratejik iş birliğinin altını çizdi.
Dört ülkeyi birbirine bağlayacak lojistik hattı
Görüşmenin en dikkat çeken gündem maddesi ise bölge ticaretine ivme kazandıracak dev ulaşım projesi oldu. Bakan Fidan; Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan'ı kesintisiz bir şekilde birbirine bağlayacak olan karayolu ve demiryolu projesinin detaylarını paylaştı. Bölgesel ekonomik entegrasyonu üst seviyeye çıkarması hedeflenen projenin, hem ticaret koridorlarının güvenliğini artıracağı hem de Orta Doğu'daki lojistik hatlara yeni bir soluk getireceği vurgulandı.
Fidan'ın yaptığı açıklamalardan satırbaşları;
"Suriye'deki olumlu tablo bölgesel sahiplenme anlayışıyla hep beraber hayata geçirdiğimiz müşterek gayretlerimizin bir neticesinde olmuştur. Daha önce de zaman zaman altını çizdiğimiz gibi Türkiye ile Suriye'nin refah ve istikrarını birbirinden ayrı görmemiz mümkün değil. Aramızda sadece 900 küsur kilometrelik bir sınır değil, ortak bir tarih, ortak bir kültür ve ortak bir gelecek var. Şam, Halep ve Hama daha zengin ve daha güvenli olduğunda bizler bunu Gaziantep'te, Mersin'de ve İstanbul'da hemen hissediyoruz. Aynı şekilde Suriye'nin herhangi bir köşesinde vuku bulan istikrarı bozucu faaliyetler Türkiye için de bir tehdit teşkil etmekte. Bu anlayışla terörle mücadele, savunma ve güvenlik alanlarında yürüttüğümüz iş birliğini ve eş güdümü daha da derinleştireceğiz. Suriye'de devam eden entegrasyon sürecinin kesintiye uğramadan nihayete erdirilmesi, ülkemiz açısından önem ve önceliğini korumaktadır. Bütün silahlı unsurların ve sözde yapılanmaların merkezi ve meşru bir ulusal yapı altında bütünleşmesi Suriye'nin birliği ve bölgemizin istikrarı bakımından zaruridir.
4'lü lojistik hattı
Değerli basın mensupları, Suriye ile ekonomik ilişkilerimizi yeni dönemin ihtiyaçlarına uygun şekilde geliştirmekteyiz. İkili ticaret hacmimizi artırmak gayesiyle gümrük süreçlerinin kolaylaştırılması, sınır kapılarının kapasitesinin artırılması, bankacılık kanallarının işletilmeye başlanması ve ulaştırma altyapılarımızın birbiriyle uyumlu hale getirilmesi şu anda önceliklerimiz arasında; ekiplerimiz bunlarla ilgili çalışıyor. Kamu kurumlarımız ve özel sektörümüz Suriye'nin yeniden imarına, enerji altyapısının geliştirilmesine ve ulaştırma sisteminin rehabilitasyonuna katkı sunmak için de çalışmaktalar. Bölgesel projelerin de bu hususta önemli rol oynayacağını değerlendiriyoruz. Bu kapsamda somut bir örnek vermek gerekirse; Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan arasında başlattığımız karayolu ve demiryolu bağlantısallık girişimi de bu açıdan fevkalade önemli. Bu stratejik girişimin en kısa zamanda hayata geçirilmesi için çalışmalara başladık ve liderlerimizin aldığı karar neticesinde de devam edeceğiz.
“Türkiye-Suriye Ortak Üniversitesi'nin kurulması için de çalışmalar hızlandı”
İkili ilişkilerimizde çok sayıda somut proje hızla ilerlemekte. Şam'da Türk Okulu açılmasına ilişkin izin süreçlerini tamamladılar; kendilerine burada teşekkür ediyoruz. Bu okulun yeni öğretim yılına yetişmesini hedefliyoruz. Türkiye-Suriye Ortak Üniversitesi'nin kurulması için de çalışmalar hızlandı. Sağlık sektörü Suriye ile en yoğun çalışma yürüttüğümüz alanlardan biri. Çok sayıda hastane projesinin yanı sıra Suriye'nin sağlık altyapısını inşa etmek için çalışmaktayız. Bu alandaki mutabakat muhtırası, Sağlık Bakanımızın Haziran ayındaki Suriye ziyareti esnasında bildiğiniz gibi imzalanmıştı. Aynı zamanda Suriye'nin küresel finans sistemine entegrasyonuna da katkı sağlamaya çalışıyoruz. Suriye Merkez Bankası'nın Merkez Bankamız nezdinde Türk Lirası hesabı açmasına imkan tanınması bu bakımdan çok önemli bir adım teşkil etmiştir. Önümüzdeki dönemde de Türkiye-Suriye ilişkilerini daha ileri taşıma hedefi doğrultusunda yeni projeleri hayata geçiriyoruz.
"Hürmüz Boğazı’nın açılmasını ümit ediyoruz"
Bugünkü toplantımızda ayrıca bölgesel konuları da tabii ki ele alma imkanımız oldu. Amerika ile İran arasında müzakerelere geri dönülebileceğine ilişkin açıklamalardan tabii ki memnuniyet duyuyoruz. Bir an önce ateşkesin yeniden sağlanmasını ve Hürmüz Boğazı'nın açılmasını ümit ediyoruz. Bu konudaki katkılarımıza da devam edeceğiz. Gelinen noktada görüşmeleri desteklemeyi sürdürüyoruz. Bu vesileyle bir hususun altını çizmek isteriz: Suriye savaş boyunca bölgemizde istikrarın korunmasına katkı sunan bir ülke olarak ortaya çıkmıştır; özellikle bunu not etmek gerekiyor. Dolayısıyla Suriye'nin güvenliğinin ve huzurunun korunması bölge ülkeleri olarak hepimizin ortak sorumluluğudur.
"İsrail hükümeti barış çabalarını sabote ediyor"
Diğer taraftan İsrail'in Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan saldırıları ülkenin istikrarına yönelik en ciddi tehditlerden biridir. Uluslararası toplum, İsrail'in işgalci zihniyeti karşısında tepkisini daha güçlü şekilde ortaya koymalıdır. 1974 tarihli kuvvetlerin ayrıştırılması anlaşmasına riayet edilmesi ve Suriye'nin egemenliğine saygı gösterilmesi için gerekli baskıyı uygulamalıdır.
Değerli arkadaşlar, kıymetli meslektaşımla Filistin ve Lübnan'daki durumu da kapsamlı bir şekilde ele aldık. Biliyorsunuz Lübnan kendilerinin sınır komşusu; orada olan her şey kendilerini de yakından ilgilendirmekte, bizi de ilgilendirmekte. Barış Planı'nın ikinci aşamasının yol haritası üzerinde mutabık kalındığı, Amerika Başkanı Sayın Trump tarafından duyurulmuştu. İsrail'in buna rağmen saldırılarını sürdürmesi, Netanyahu'nun barış istemediğini bir kez daha ortaya koymuştur. İsrail hükümeti barış çabalarını sabote etmeyi ve Filistinlileri Gazze'den koparmayı hedeflemekte. Bu hedefi de değişmedi; mümkünse Gazze'yi Filistinsiz bir yer haline, onların yaşayamayacağı bir yer haline getirmeye çalışmakta. Ancak Netanyahu bu politikasında başarılı olamayacak, Gazzeliler Gazze'de yaşamaya, geleceklerini inşa etmeye devam edecekler. Nitekim işgalci İsrail'in karşısında ana yurtlarına sahip çıkan cesur Filistinliler ve gerçekleri giderek daha iyi anlayan uluslararası toplum bulunmakta. Gelinen noktada Gazze'de ateşkesin kalıcı hale getirilmesi, barış planının ikinci aşamasına geçilmesi ve yeniden imar sürecinin başlatılması dışında bir seçenek yoktur. Öte yandan Netanyahu hükümetinin Batı Şeria'da ve Kudüs'te de terör eylemlerini yoğunlaştırdığını görmekteyiz. Dün Amman'da bildiğiniz gibi önemli bir toplantı gerçekleştirdik. Burada İslam dünyasından 20'ye yakın ülkenin katılımıyla İsrail'in Mescid-i Aksa'yı hedef alan mütecaviz eylemlerine karşı kolektif olarak alınabilecek tedbirleri görüştük."



