Haber Merkezi - Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya, çözüm sürecinin Türkiye için tarihi bir fırsat olduğunu belirterek, silahsızlanmanın tek başına yeterli olmayacağını, demokratikleşme ve ekonomik kalkınmaya yönelik adımların eş zamanlı atılması gerektiğini söyledi.
NTV’ye değerlendirmelerde bulunan Kaya, yaklaşık 50 yıldır süren çatışmalı dönemin sona erme aşamasına geldiğini belirterek, "Bundan sonra Türkiye'nin konuşması gereken barışın ekonomik getirisi olmalıdır" dedi.
"Taraflar arasında önemli bir güven zemini oluştu"
Sürecin önceki çözüm girişimlerinden farklı ilerlediğini ifade eden Kaya, devlet kurumlarının Irak ve Suriye'de yürüttüğü temaslar ile PKK'nin fesih ve silah bırakma kararının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Kaya, "Örgütün kendini feshetmesi, silah bırakması, Dışişleri Bakanı'nın Irak'taki temasları, MİT Başkanı'nın Irak ve Suriye'de yürüttüğü görüşmeler ve silah bırakma töreni birlikte değerlendirildiğinde önemli bir mutabakatın oluştuğunu görüyoruz. Silah bırakma konusunda karşılıklı güven oluşmuş durumda" diye konuştu.
Toplumun da sürece hazırlanmasının önemine dikkat çeken Kaya, sürecin uzun sürmeyeceğine inandığını dile getirdi.
"Toplumsal mutabakat herkesin sorumluluğu"
Önceki çözüm sürecinin en önemli eksikliklerinden birinin toplumsal mutabakatın yeterince sağlanamaması olduğunu söyleyen Kaya, bu kez toplumun tüm kesimlerinin sürece sahip çıkması gerektiğini belirtti.
"Kürt sorununun yarattığı şiddeti ve bunun Türkiye'ye verdiği zararı yıllarca topluma doğru anlatamadık. Bugün insanlar bunun sadece güvenlik değil, aynı zamanda demokratikleşme ve ekonomik kalkınma meselesi olduğunu daha iyi görüyor" dedi.
"Silahsızlanma sonuçtur"
Silahsızlanmanın kalıcı barış için tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Kaya, asıl sürecin bundan sonra başlayacağını ifade etti.
Kaya, "Silahsızlanma tamamlandıktan sonra her şey bitmiyor. Aslında süreç tam da ondan sonra başlıyor. Eve dönüş süreci sosyal ve ekonomik politikalarla birlikte yürütülmeli. İstihdam, eğitim ve toplumsal entegrasyon için ilgili tüm kurumlar sürece dahil olmalı" değerlendirmesinde bulundu.
"Demokratikleşme adımları geciktirilmemeli"
Demokratikleşmeye yönelik adımların gecikmeden atılması gerektiğini söyleyen Kaya, kayyum uygulamalarına da değindi.
"Demokratikleşmeden bahsediyorsak bununla ilgili adımların da atılması gerekiyor. Hem siyasetin alanını genişletip hem de kayyum uygulamalarını sürdürmek doğru olmaz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları uygulanmalı" dedi.
Silahlı mücadelenin sona ermesinin ardından siyaset yapma alanının genişletilmesi gerektiğini belirten Kaya, "Yıllarca 'Dağda elinde silahla dolaşacağına ovada siyaset yapsın' dedik. Şimdi ovaya gelen insanlara siyasi alanı kapatırsak sürecin sabote edilme riskini de artırmış oluruz" ifadelerini kullandı.
"Bu savaşın maliyetini Türkiye'nin tamamı ödedi"
Çatışmalı sürecin ekonomik maliyetine dikkat çeken Kaya, yaklaşık 3 trilyon dolarlık bir maliyetten söz edildiğini belirtti.
"Ege'deki çiftçi de Karadeniz'deki de Marmara'daki de bu savaşın maliyetini ödedi. İkinci bir Türkiye kurulabilecek büyüklükte bir kaynağı çatışmalara harcadık" diyen Kaya, güvenlik politikalarının Türkiye'nin bölgesel ticarette de geride kalmasına neden olduğunu savundu.
Irak pazarında Türkiye'nin eski konumunu kaybettiğini belirten Kaya, "Birleşik Arap Emirlikleri bugün Irak'a Türkiye'nin yaklaşık üç katı ihracat yapıyor. Burnumuzun dibindeki pazarı başkalarına kaptırdık" dedi.
"Çatışma siyaseti sona eriyor"
Kaya, silahsızlanma sürecinin yalnızca güvenlik politikalarını değil, Kürt siyasetini de dönüştüreceğini ifade etti.
"Kürt siyaseti artık sadece bölgenin değil Türkiye'nin tamamına hitap eden politikalar üretmek zorunda kalacak. Yeni kadrolar ve yeni bir siyaset anlayışı ortaya çıkacaktır" diyen Kaya, sürecin bir tarafın kazanıp diğer tarafın kaybettiği bir süreç olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.
DSTO Başkanı Kaya, "Bu bir galibiyet ya da mağlubiyet süreci değil. Kazanan Türkiye olacaktır" ifadelerini kullandı.
Kaya, TBMM'deki yasal düzenlemelerin geniş bir siyasi uzlaşıyla kabul edileceğine inandığını belirterek, yeni dönemin en önemli gündeminin barışın ekonomik getirisi, demokratikleşme ve bölgesel kalkınma olması gerektiğini söyledi.



