Özerk Yönetim Müzakere Heyeti: Suriye’nin güvenliği, Türkiye’nin güvenliğini de güçlendirir

02-01-2026
Etiketler Özerk Yönetim Müzakere Heyeti Suriye Kuzey ve Doğu Suriye Adem-i merkeziyetçilik DSG
A+ A-

Erbil (Rûdaw) – Rojava Özerk Yönetim Müzakere Heyeti Sözcüsü Meryem İbrahim, “ Türkiye’nin son dönemde tutumunun biraz yumuşadığını, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ile Türkiye arasında temaslar olduğunu görüyoruz. Biz her zaman Türkiye'nin komşu olduğunu ve Suriye'nin güvenliğinin onun güvenliğini de etkilediğini söylüyoruz” dedi.

Rojava Özerk Yönetimi ile Şam hükümeti arasındaki müzakerelerde kritik aşamaya geçildi. Varılan mutabakat uyarınca, Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Suriye savunma sisteminin bir parçası haline geliyor.

Özerk Yönetim Müzakere Heyeti Sözcüsü Meryem İbrahim, Rûdaw’a yaptığı açıklamada, Şam hükümeti ile yürütülen görüşmelerde askeri entegrasyonun yol haritasının netleştiğini duyurdu.     

Askeri entegrasyonun detayları: DSG bölgede kalacak           

Anlaşmanın en kritik maddesi olan askeri dosyanın, 2026 yılının ilk günlerinden itibaren hayata geçirilmesi planlanıyor.    

Belirlenen yeni modele göre, DSG bünyesinden üç askeri tümen ve iki özel tugay oluşturulacak; bu tugaylardan birinin tamamen kadınlardan oluşan YPJ güçlerinden, diğerinin ise Terörle Mücadele Birimi’nden (YAT) meydana gelmesi öngörülüyor.   

Kontrol alanlarına ilişkin düzenleme kapsamında ise Şam hükümetine bağlı birliklerin Özerk Yönetim bölgelerine girmeyeceği, bunun yerine DSG’nin Suriye ordusunun resmi bir bileşeni sıfatıyla mevcut bölgelerinde kalarak sınır güvenliğini ve savunma görevlerini devlet adına yürütmeye devam edeceği belirtiliyor. 

Mazlum Abdi Şam yolunda 

DSG Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin Şam’a yapacağı kritik ziyaretin teknik nedenlerle kısa bir süreliğine ertelendiğini belirten Meryem İbrahim, "Önümüzdeki 10 gün içerisinde General Mazlum Abdi ile Şam’daki üst düzey yetkililer arasında tarihi bir görüşme gerçekleşmesini bekliyoruz" dedi. 

"Ayrılık değil, adem-i merkeziyetçilik"     

Siyasi çözüm arayışlarına da değinen İbrahim, hedeflerinin Suriye’nin bölünmesi değil, (merkezi olmayan/adem-i merkeziyetçi) bir sistem olduğunu vurguladı. Şam yönetiminin de bu konuda ikna olmaya başladığını belirten Sözcü, Türkiye’nin son dönemdeki tutumunda bir "yumuşama" gözlemlediklerini ve Ankara’nın sürece olumlu katkı sunmasını umduklarını ifade etti.  

ABD garantörlüğünde ilk adım

Meryem İbrahim, askeri dosyanın çözümünde ABD’nin garantörlük rolü üstlendiğini hatırlatarak, önceliğin savunma sisteminin tek tırnak altında toplanması olduğunu, idari ve sivil kurumlarla ilgili görüşmelerin ise askeri entegrasyondan sonra başlayacağını sözlerine ekledi.  

Rûdaw: Merhaba. 10 Mart Anlaşması ne zaman uygulanacak?

Meryem İbrahim: İyi günler. Bu röportaj vesilesiyle bölgedeki tüm halkların yeni yılını kutlamak istiyorum. 10 Mart Anlaşması önümüzdeki günlerde uygulanmaya başlanacak. Bu anlaşma 8 maddeden oluşuyor ancak ilk maddede askeri dosyaya öncelik veriliyor. Her şeyden önce askeri hususlarda mutabakat sağlanacak.

Rûdaw: Bu günlerde uygulanacağını söylüyorsunuz. 10 Mart Anlaşması'nın hayata geçirilmesi konusunda izleyiciler için açıklayabileceğiniz yeni bir gelişme var mı?  

Meryem İbrahim: Aslında kesin bir saat belirlenmiş değil ama önümüzdeki günlerde gerçekleşeceği yönünde umut var. Biz bu anlaşmayı hayata geçirmek için her türlü toplantıya hazır olduğumuzu ilan ettik. Belirli bir tarih olmasa da uygulamanın 2026 yılının ilk günlerinde başlamasını bekliyoruz. İki taraf arasındaki temaslar devam ediyor ancak bu ilişkiler biraz yavaş ve ağır ilerliyor. Anlaşmanın normalde 2025 yılında uygulanmış olması gerekiyordu ancak süreç biraz yavaş işledi; önümüzdeki günlerde gerçekleşecektir.

Rûdaw: 10 Mart Anlaşması'nın uygulanması noktasında ABD, eskisi gibi bu konuya önem veriyor mu?

Meryem İbrahim: En başından beri biz Suriyeliler olarak bu anlaşmayı uygulamak istiyoruz ancak bu süreci durduran bazı bölgesel güçler vardı. Son dönemde bir esneklik oluştu. Kuzey ve Doğu Suriye yönetimi, müzakere heyeti ve halkı; Şam'daki geçici hükümetin biraz daha hızlı adım atmasını, hem söz hem de eylemle bu anlaşmanın uygulanmasını hızlandırmasını bekliyor. 

Rûdaw: Sayın Meryem, Mazlum Abdi’nin Şam ziyareti ertelendi. Bu ziyaret için yakın bir tarih belirlendi mi?

Meryem İbrahim: O görüşme yapılamadı, teknik sorunlar nedeniyle ertelendi ve henüz resmi bir tarih belirlenmedi. Ancak önümüzdeki 10 gün içinde General Mazlum Abdi ile Şam’daki üst düzey yetkililer arasında bir görüşme için zaman belirleneceğine inanıyoruz. Bu görüşmeden iyi bir sonuç çıkmasını, iki taraf arasındaki ilişkilerin düzelmesini ve 2026 yılının hayır ve mutluluk yılı olmasını umuyoruz. Dediğim gibi, her iki tarafta da bir esneklik ve kabul söz konusu.                                     

Rûdaw: Sayın Mazlum Abdi ile Şam arasında bazı anlaşmalar vardı. Şam bu anlaşmalardan çekildi mi yoksa hâlâ bağlı mı?

Meryem İbrahim: Süregelen görüşmelerimizde, hükümetin bizim nasıl bir sistem istediğimizi anlamaya çalıştığını görüyoruz. Bizim merkezi olmayan (adem-i merkeziyetçi) sistem talebimiz, tüm Suriye halklarının talebidir. Herkes biliyor ki 2011'den rejimin çöküşüne kadar Suriye halkı özgürlük ve barış istiyordu ve bu talep karşılanmamıştı. Bu talepler, tüm Suriye halklarının birleşmesi ve tüm bileşenlerin haklarının korunması için adem-i merkeziyetçilik yoluyla gerçekleşebilir. Görüşmelerde Şam hükümeti, Özerk Yönetim’in nasıl bir sistem istediğini anlamak istiyordu. Bazı taraflar Kuzey ve Doğu Suriye'nin ayrılmak istediğine inanıyordu ancak sonunda bu bölgenin ayrılma niyetinde olmadığı kanaatine vardılar. Kuzey ve Doğu Suriye her zaman Şam hükümetinden yeni Suriye'nin adem-i merkeziyetçi bir sistem temelinde inşa edilmesini talep etti. Ayrıca Kuzey ve Doğu Suriye'de uyguladığımız Toplumsal Sözleşme'nin tüm Suriye vilayetleri için bir örnek olmasını umuyoruz. Ayrılıkçı olmadığımızı, ayrı bir hükümet kurmak istemediğimizi, aksine demokratik ve merkezi olmayan bir Suriye'nin inşası için Şam hükümetine eklemlenmek istediğimizi gösterdik. Şam hükümeti amacımızın ayrılmak olmadığını anladıktan sonra, onlarda bir esneklik ve kabul gördük; çünkü onlar da merkezi sistemin sorunları derinleştirdiğini biliyorlar.         

Rûdaw: Demokratik Suriye Güçleri'nin (DSG) kadın ve erkekleriyle orduya katılma mekanizması nasıl olacak?    

Meryem İbrahim: Her zaman DSG’nin özel bir komisyonunun bu dosya üzerinde çalıştığını söyledik. Üç askeri tümen ve iki tugay olacak. Tugaylardan biri kadınlara (YPJ), diğeri ise terörle mücadeleye ayrılmış durumda. Bu güçlerin birleştirilmesi konusunda anlaşmaya varıldı. YPJ tugayı dışındakiler, tüm güçler birleşene kadar Kuzey ve Doğu Suriye'de kalarak kendi özelliklerini koruyacaklar. Bu süreçte kadınları da Suriye ordusuna dahil etmeye çalışıyoruz ancak şu an için Kuzey ve Doğu’daki mevcut askeri sistemlerini koruyorlar.

Rûdaw: Suriye güçleri Rojava’ya (Kuzey ve Doğu Suriye) girecek mi, yoksa hükümet güçleri Süveyda, Tartus ve Lazkiye gibi şehirlerdeki diğer krizlerle mi meşgul olacak?  

Meryem İbrahim: 3 tümen ve 2 tugay olacağını söylediğimizde, bunlar nihayetinde Suriye ordusunun şemsiyesi altında olacaklar. DSG, Kuzey ve Doğu Suriye bölgelerini koruyacak ve Suriye toprak bütünlüğünü muhafaza edecek. Ancak Şam hükümeti güçlerinin doğrudan Kuzey ve Doğu'ya gelmesi konusu tartışılmadı.

Rûdaw: Yani Şam güçleri asla sizin bölgelerinize girmeyecek mi?

Meryem İbrahim: Merkezi olmayan sistem dediğimizde, bu sistemin askeri güçler üzerinde de uygulanması gerekir. DSG, Kuzey ve Doğu Suriye'de kalacak ve Şam güçleri oraya gitmeyecek; çünkü DSG esasen Suriye ordusunun bir bileşeni haline gelecek ve orada orduyu temsil edecek. Bu durum, DSG'ye yerinde kalması, sınırları ve Suriye egemenliğini korumaya hazır olması için meşruiyet sağlar. Başka bir gücün gelmesine gerek yok, çünkü hepimiz Suriyeliyiz; tek bir ordumuz ve tek bir egemenliğimiz var.

Rûdaw: Suriye'deki merkezi olmayan yönetim sisteminin biçimi üzerinde bir anlaşmaya varıldı mı?

Meryem İbrahim: Dediğim gibi, şu an önemli olan ve üzerinde çalışılan konu askeri dosya üzerindeki anlaşmadır. Diğer konular henüz detaylıca tartışılmadı. Şu an askeri dosyayı sonuçlandırmaya ve ABD garantörlüğünde imzalamaya odaklandık. Askeri dosya tamamlandıktan sonra diğer kurumlar ve idari yapı üzerinde de anlaşacağız.

Rûdaw: Siz Türkiye'nin tehdit ve uyarılarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Meryem İbrahim: Türkiye’nin son dönemde tutumunun biraz yumuşadığını, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ile Türk devleti arasında temaslar olduğunu görüyoruz. Biz her zaman Türkiye'nin komşu olduğunu ve Suriye'nin güvenliğinin onun güvenliğini de etkilediğini söylüyoruz. Türkiye'nin olumlu bir rol oynamasını ve bu anlaşmanın başarısı için çalışarak anlaşmazlıkların son bulmasını umuyoruz. Son zamanlarda Türkiye'nin, Suriye devletinin güvenlik ve istikrara kavuşması yönünde bir eğilim içinde olduğunu görüyoruz; çünkü bu Türkiye'nin güvenliğini de güçlendirir. Türkiye'nin bu süreci sonuca ulaştırmamız ve maddelerin uygulanması için yardımcı olmasını umuyoruz. Türkiye ve tüm komşular yardımcı olmalıdır, aksi takdirde Suriye halkının çıkarına olmayan ve komşuları da kötü etkileyecek bir iç savaşa doğru gideriz.  

Rûdaw: Ortak Kürt müzakere heyeti Şam ile görüşmelere ne zaman başlayacak?

Meryem İbrahim: İki heyetimiz var; Arap, Kürt ve Süryanilerden oluşan merkezi heyetimiz ve uzman Kürt heyeti. Kürt heyeti şimdiye kadar Şam hükümeti ile resmi bir görüşme yapmadı ancak onlar Şam ile Kürt meselesine bir çözüm bulmayı çok istiyorlar. Merkezi heyete gelince, o bir randevu belirlendiği her an çalışmaya başlamaya hazırdır.

Rûdaw: Sayın Meryem, Rûdaw’a konuk olduğunuz ve sorularımızı yanıtladığınız için çok teşekkür ederiz.

Meryem İbrahim: Ben teşekkür ederim.

 

Yorumlar

Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın

Yorum yazın

Gerekli
Gerekli