Kani Torun: Türkiye Suriye'de barışçı bir çözüm için inisiyatif almalı

03-01-2026
Ferdî Sak
Gelecek Partisi Bursa Milletvekili Kani Torun Rûdaw'a konuştu.
Gelecek Partisi Bursa Milletvekili Kani Torun Rûdaw'a konuştu.
Etiketler Kani Torun DSG Suriye Türkiye Şam Rojava Gelecek Partisi
A+ A-

Gelecek Partisi Bursa Milletvekili Kani Torun, Türkiye’nin, Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ile Şam hükümetini Ankara’da bir araya getirerek uzlaştırması gerektiğini söyledi.

Torun, Türkiye’nin DSG ile merkezi hükümet arasında arabulucu rolü oynaması ve çatışma seçeneğini devre dışı bırakmasının bölge için çok önemli olduğunu kaydetti.

Suriye’de askeri çözümün çözüm olmadığını, yerel yönetimlere belli yetkiler tanınarak ademi merkeziyetçiliğin uygulanabileceğini bildiren Kani Torun, Rûdaw muhabiri Ferdi Sak’ın sorularını cevapladı.

Rûdaw - Türkiye’nin rejim sonrası Suriye politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Özellikle son dönemde bazı hükümet yetkilileri ve siyasi parti temsilcileri, 10 Mart Anlaşması üzerinden DSG’ye (Demokratik Suriye Güçleri) yönelik sert mesajlar veriyor ve askeri operasyon seçeneğinin masada olduğunu vurguluyorlar. Bu konudaki görüşünüz nedir?

Kani Torun: Türkiye'nin Suriye'de devrim sonrası gelişen durumda Suriye halkının tümünü kucaklaması gerektiğini düşünüyorum. Buradaki sadece Araplar değil Kürtler, Dürziler, Nusayriler, Hristiyanlar, Türkmenler, tüm halkı kucaklayacak bir politika izlemesi gerekiyor.

İç savaştan çıkmış toplumlarda güçlü bir merkezi idare kurmak her zaman zordur. Yani tecrübeyle göstermiştir. Bir miktar merkezi otoritenin bazı yetkilerinin yerele devredildiği, bir anlamda bir miktar ademi merkeziyetçi bir çözümü kabullenmek gerekmektedir. Son tahlilde Suriye içinde Suriye'nin toprak bütünlüğünü sağlayarak, Suriye'nin anayasal yapısı içinde bir ademi merkeziyetçilik pekala mümkündür. Bu geçen yıl martta imzalanan muhtıra aslında iki tarafın da belli bir anlayış içinde, yani merkezi idarenin de SDG'nin de belli bir anlayış içerisinde bu bölgeye de barış içinde bir arada yaşama arzusunu gösteriyordu. Maalesef bilmediğimiz nedenlerle şu ana kadar uygulanamadı. Bunun uygulanması için tehditle, silah göstererek yapmak yerine, SDG'nin diplomatik yollarla, barış içinde bu süreci tamamlaması ve entegrasyonun olması için Türkiye gayret sarf etmelidir. Son zamanlarda gerek Savunma Bakanlığı'nda gerekse bir takım siyasilerden duyduğumuz işte tehdit dolu, sürekli SDG'yi suçlayan işte siz şunu yapıyorsunuz yapmazsanız şu olacak bu tür söylemlerin aslında bir faydası olmadığını, Türkiye ile bölgedeki Kürtler arasında bu anlamda bir çatışmanın bölge için bir yıkım olduğunu söylemeye çalışıyorum. Askeri çözüm çözüm değildir. Diplomatik yoldan barış içinde bir entegrasyonun sağlanması için Türkiye bütün yolları denemelidir.

Rûdaw - Sizce Türkiye, Suriye’de nasıl bir politika izlemeli? Özellikle yeni bir "çözüm süreci"nin konuşulduğu bu dönemde, Rojava ile ilişkilerin düzeltilmesinin vakti gelmedi mi?

Kani Torun: Bence Türkiye burada taraf olmaktan çok iki taraf arasında bir anlamda arabulucu rolü oynamalıdır. Ve merkezi hükümeti de SDG'yi de belli ortak noktada bir araya getirecek çözümü bulacak. Bunun için gerekli diplomatik girişimleri yapması gerekmektedir. Sadece buradan tehdit mesajları göndererek bu olayı çözemeyiz. Onun için benim söyleyeceğim, elbette SDG de Türkiye'nin gücünü dikkate alıyor. Merkezi Suriye idaresi de dikkate alıyor. Bu gücü barış için kullanmamız gerekiyor. Sürekli askeri tehditle, askeri kullanarak burada bir barış olmayacağını herkes bilmeli. Yani askeri hareket buranın bir daha yeniden düzelmeyecek şekilde bozulmasına yol açar. Buna yol açmadan herkesi bir ortak noktada birleştirecek, herkesi orta noktaya getirecek bir siyasi ve diplomatik faaliyet gerekmektedir. Türkiye'nin üzerine düşen budur.

Rûdaw - DSG yetkilileri, Suriye’nin artık merkezi bir yönetimle yönetilemeyeceğini savunarak "âdem-i merkeziyetçi" (yerinden yönetimci) bir yapı talep ediyorlar. Günümüzde Avrupa’daki pek çok gelişmiş ülke, federal veya merkezi olmayan modellerle sorunsuz bir şekilde yönetiliyor. Türkiye, Suriye için neden federal veya âdem-i merkeziyetçi bir yapıya bu kadar sert bir şekilde karşı çıkıyor?

Kani Torun: Şimdi orada bölgesel bir federalizmin uzun vadede bağımsız bir devlete dönüşme tehlikesi görülüyor. O yüzden federalizme karşı ama ben şunu söyleyeyim. Yani eğer SDG bir şekilde ademi merkeziyetcilik istiyorsa bunun için federalizm şart değildir. Yerel yönetimlerin güçlendirilerek iller bazında pekala yerel belli konuların yerele devredilerek yerel otonomi sağlanabilir. Bunun için oturup konuşmak gerekiyor işte, yani karşılıklı bağırarak, karşılıklı tehdit ederek burada bu sonuca ulaşamayız. Bence dediğim gibi orada buluşulacak ortak yol hem SDG'nin ademi merkeziyetçiliği hem de merkezi hükümetin bu anlamda toprak bütünlüğü konusundaki hassasiyetini sağlayacak şey iller bazında yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve bir takım merkezi yetkilerin bu iller düzeyinde yerel yönetimlere devredilmesi. Bu sadece aslında SDG'ye değil diğer bölgeleri de kapsayacak bir girişim olacağı için bu aynı zamanda Lazkiye'yi de aynı zamanda Süveyda'yı da Halep'i de her tarafı rahatlatacak bir çözüm olur. Bu anlamda bunun da üzerinde konuşulması çalışılması gerektiğini düşünüyorum.

Rûdaw - Sizce Ankara’nın Suriye’de şu an öncelikli olarak atması gereken adım nedir?

Kani Torun: Bence vakit geçirmeden SDG yetkililerinin çağrılıp bu konunun Ankara'da konuşulması gerekiyor. Yani sürekli dışlayarak, tehdit ederek bir sonuca varamayız. Çağırıp Ankara'da her iki tarafı da hatta merkezi yönetimin yetkililerini de çağırıp Ankara'da oturup bu konuyu beraberce halletmek gerekiyor. Bunun konuşmaktan başka bir yolu olduğunu düşünmüyorum. Uzaktan bağırarak, tehdit etmek doğru bir yöntem değil. Asker elbette ki mecbur kalınca silah kullanmak gerekir ama burada bence silah akla gelmemesi gereken bir çözüm. Çünkü bölge silahtan çok çekti. Şimdi barışı önceleyen bir siyaset gütmek lazım. Onun için de SDG yetkililerinin doğrudur sadece onların değil, Suriye merkezi hükümetinin de Ankara’ya çağrılıp bu konunun Ankara’da çözülebileceğini düşünüyorum.

Rûdaw - Partinizin Genel Başkanı Sayın Ahmet Davutoğlu, geçmiş dönemlerde Rojava yetkililerinin, özellikle de Salih Müslim’in Türkiye’ye gelmesinde önemli bir rol oynadığını belirtmişti. Peki, şu an partinizin Rojava yetkilileri ile hükümet arasında bir diyalog kanalı açılması yönünde bir girişimi olur mu?

Kani Torun: Bizim girişimimiz olması mümkün değil. Çünkü bu tamamen iktidarın yapması gereken bir şey. Biz yol gösteririz. Bu konuda genel başkan da geçenlerde yine aynısını söyledi. Yani tarafları Ankara'da bir araya getirmek gerekir. Türkiye bu konuda geçmiş ezberleri ve geçmiş bir takım korkuları bir tarafa bırakıp bir an önce barışçı bir çözüm için inisiyatif alıp dediğim gibi tarafları Ankara'da bir araya getirip bu sorunun en kısa zamanda çözülmesini sağlaması hem bölge açısından hem de terörsüz Türkiye süreci açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Rûdaw - Türkiye’deki süreci sadece "DSG’nin Şam hükümetine entegrasyonu" meselesine indirgemek ne kadar doğru? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

O da üzerinde konuşulabilecek bir şey. Önce Irak'taki PKK'nın silah bırakmasını ve silah bırakanların da ülkeye geri dönüşünü sağlayacak yasaların çıkarılıp sürecin devam etmesini sağlamak gerekiyor. Olayı sadece Suriye'ye bağlamak terörsüz Türkiye sürecinin tıkanmasına yol açar. Suriye'de dediğin gibi barışçı bir çözüm için Türkiye inisiyatif almalı. Bu hem terörsüz  Türkiye sürecinin ilerlemesini sağlar içeride hem de bölgede bir çatışma riskinin de önüne geçer. Dediğim gibi bölge çatışmadan çok çekti. Yeni çatışmalara yol açmadan, barışçı ve diplomatik bir yolla bu sorunun en kısa zamanda çözülmesi ve SDG'nin merkezi hükümete entegrasyonunun sağlanması gerekmektedir.

Yorumlar

Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın

Yorum yazın

Gerekli
Gerekli