Fransız senatör Remi Feraud, "İran’daki 10 milyon Kürt’ün ülkenin geleceğinde göz önünde bulundurulması gerekiyor. Bu çok önemli bir konu ve burada Fransa bir role ve söz hakkına sahiptir" dedi.
İsrail ve ABD, 28 Şubat’ta İran’a yönelik askeri operasyon başlattı. İran da buna karşılık vererek İsrail’in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’deki bazı hedefleri vurdu.
Saldırılarda İran Dini Lideri Ali Hamaney ve çok sayıda üst düzey yetkili hayatını kaybetti. İran Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Hüseyin Kermanpur, saldırılarda şu ana kadar 926 kişinin öldüğünü açıkladı.
Fransız Senatör Remi Feraud, savaşı ve ülkesinin tutumunu Rûdaw’a verdiği özel söyleşide değerlendirdi.
Feraud, Kürtlerin baskının başlıca kurbanları olduğunu belirterek, "İran’daki Kürt bölgesi (Rojhılat) on yıllardır çok ağır bir baskı altında" dedi. Feraud ayrıca Rojava için de en iyi modelin otonomi (özerklik) olduğunu ifade etti.
Fransız senatör, Remi Feraud’un Rûdaw muhabiri Ala Şali’nin sorularına verdiği yanıtlar şöyle:
Rûdaw: Fransa bu savaşı nasıl değerlendiriyor ve bu savaş Avrupa için ne kadar büyük bir tehdit?
Remi Feraud: Bugün savaş ilan edildi. Resmi olmasa da bu, başlamış bir savaştır. Hiç beklemediğimiz bir anda başladı. Ben daha sonra olacağını düşünüyordum. Bildiğim kadarıyla Fransa şu an bir rol oynamıyor çünkü askerlerimiz dahil değil ama Avrupa'nın sürece katılması büyük bir ihtimal. Bunu bugün Kıbrıs’a yönelik saldırılarda zaten görüyoruz. Dolayısıyla bu başlayan bir savaştır; nasıl başladığını biliyoruz ama nasıl ilerleyeceğini ve nasıl biteceğini bilmiyoruz. Bu durum, özellikle uluslararası hukuk kurallarının hiçbirine saygı duyulmadığı için bir endişe kaynağı olmalıdır. Elbette bu durum, İran’daki Molla rejiminin devrilmesi arzusunun önünü kesmiyor; en azından bunun olası bir sonuç olmasını ve daha iyi bir alternatifin ortaya çıkmasını umuyoruz.
Rûdaw: Fransa bu savaşa askeri olarak dahil olmayı düşünüyor mu?
Remi Feraud: Görünüşe göre İran rejimi bölgesel bir patlama yaratmak istiyor. Bunu Körfez ülkelerine, Riyad’a, İsrail’e ve hatta Kıbrıs’a drone ve füze gönderilmesinden anlıyoruz. Görünüşe göre Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki bir Fransız askeri üssüne de saldırı yapılmış. Bu nedenle, çöküşe doğru giden İran rejiminin amacı savaşı savaşla büyütmektir, bu çok açık. Fransız askerleri önümüzdeki günlerde dahil olacak mı? Buna cevap veremem ama bildiğim kadarıyla hükümetimizin böyle bir amacı yok.
Rûdaw: Ortadoğu’daki durumu nasıl görüyorsunuz ve Rojhılat Kürtleri ile ilişkileriniz nasıl?
Remi Feraud: İran’daki Kürt bölgesi on yıllardır ağır bir baskı altında. Batı’da bu durumdan çok az bahsedildi ama Kürtler, hem İran rejimine karşı düzenlenen gösterilerde her zaman ön saflarda yer alanlar hem de baskının başlıca kurbanlarıdır. İran’ın çoğulcu yapısının, özellikle de İran’daki yaklaşık 10 milyon Kürt’ün ülkenin geleceğinde göz önünde bulundurulması gerekiyor. Bu çok önemli bir konudur ve burada Fransa’nın söyleyecek sözü ve oynayacak bir rolü vardır.
Rûdaw: Savaş Trump’ın dediği gibi 4 hafta mı sürecek yoksa hemen bitecek mi? Fransa’nın değerlendirmesi nedir?
Remi Feraud: Önümüzdeki günlerin ne getireceğini bilmiyorum. Fransız yetkililer, İranlı liderlere yönelik saldırı konusunda ABD ve İsrail tarafından bilgilendirilmediklerini söyledi. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, durumu değerlendirmek ve hazırlıklar için öngörülerde bulunmak amacıyla her gün savunma konseyiyle toplanıyor. Nitekim doğrudan çıkarlarımıza yönelik saldırılar gerçekleşebilir ve bu bizi müdahaleye zorlayabilir. Durumu takip edebilmeli ve dostlarımızı korumalıyız; özellikle de Irak Kürtleri dahil tüm Kürtleri düşünüyorum. Bu yüzden önümüzdeki günlerin ve haftaların ne getireceğini bilmiyorum. Kesin olan şu ki; tetikte olmalıyız ve Avrupa mümkün olduğunca tek sesle konuşmalı, tek sesle müdahale etmeli. Birleşik Avrupa’nın bir ağırlığı olmalı.
Rûdaw: Fransa rejim değişikliği mi istiyor yoksa rejimin kalarak zayıflamasını ve ABD’nin talepleri konusunda anlaşmasını mı bekliyor?
Remi Feraud: Ben her halükarda Molla rejiminin çökmesini istiyorum. Bunun gerçekleşeceğine de inanıyorum. Fransız yetkililerin arzusunun da bu yönde olduğuna inanıyorum. Özellikle bizim talep etmemizin ardından, Fransız hükümeti birkaç hafta önce Devrim Muhafızları’nı terör örgütleri listesine almıştı. Şüphesiz bu fırsat, İran halkını bu rejimden kurtarmak için kullanılmalıdır. Ancak Suriye’de yaşananların aksine, İranlıların çeşitliliğine saygı duyan gerçek bir özgürlük inşa etmelerine yardımcı olunmalıdır.
Rûdaw: Kürtler ve DSG Suriye’de Fransa’nın yakın müttefikleriydi ancak Suriye ordusu üzerlerinde büyük bir baskı kurdu. Fransa Suriye’de Kürtlerin haklarını nasıl koruyabilir?
Remi Feraud: Fransa biraz geç de olsa ve genellikle tek başına bir rol oynadı ancak Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Dışişleri Bakanımız Jean-Noël Barrot; Erbil ve Bağdat’a gittiler. Fransa’nın Kürtlere destek konusundaki kararlılığını yinelediler. Sadece bu bile çok önemlidir. Daha sonra askeri ve istihbarat konularında -ki bunları bilmem gerekmiyor- görüşmeler var ancak Fransa’nın Rojava ve Erbil Kürtlerine yönelik siyasi desteğini teyit etmesi kesinlikle esastır ve Fransa, Avrupa’yı Kürtleri koruma konusundaki sert tutumuna daha fazla çekebilmelidir.
Rûdaw: Yani Fransa Rojava Kürtlerini desteklemeye hazır mı?
Remi Feraud: Umuyorum.
Rûdaw: Rojava’da da Kürdistan Bölgesi’ndeki gibi bir Kürt otonomisi olması gerektiğini düşünüyor musunuz?
Remi Feraud: Perspektif aslında budur ancak durumlar birbirinden farklıdır. Suriye’nin henüz bir anayasası yok. Rojava Kürtleri bugün çok küçük bir toprak parçası üzerindeler. Ancak daha merkezi bir yapı yerine, Irak’taki gibi daha federal bir ülkede tanınma ve otonomi perspektifi; evet, bence doğru model budur. Yani ülkenin egemenliğini koruma yeteneği ama aynı zamanda Kürtlere, özellikle de Suriye’de gerçek bir otonomi verilmesi.
Rûdaw: Kürtlerin Rojava’da son birkaç aydır olduğu gibi tekrar bir tehlikeyle karşılaşmayacağını nasıl garanti ediyorsunuz?
Remi Feraud: Fransa askeri olarak bunu tek başına yapamaz ama siyasi olarak yapmalıdır. Bunu özellikle Suriye rejimine yönelik yaptırımların kaldırılması için tüm Avrupa’nın baskısını organize ederek, Türkiye ile çok sert bir diyalog kurarak ve ayrıca Trump’ı ikna etme kararlılığıyla yapabilir. Eğer fikir, Fransız ordusunun Kürtleri korumak için geniş çaplı olarak konuşlandırılacağı yönündeyse, maalesef buna inanmıyorum ama bu konu siyasidir. Nitekim Fransa’nın siyasi seferberliği bir dönem durumun durulmasına neden olmuştu ancak bu kalıcı ateşkes hem devam etmeli hem de geleceği gerçekten garanti etmelidir. Bu her şeyden önce siyasi bir meseledir.
Rûdaw: Yani Kürtlerin Fransa’dan garanti aldığını söyleyebilir miyim?
Remi Feraud: Elbette, model Başkan Mitterrand’ın özellikle Irak Kürtlerini korumak için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni harekete geçirme taahhüdüydü. Ancak bugün Birleşmiş Milletler’in çok zayıfladığı bir uluslararası sistemin içindeyiz. Bunu yeni başlayan savaşla bir kez daha görüyoruz. Bu yüzden Fransa, askeri gücümüzü büyütmeden ya da küçümsemeden, Fransa’nın sesinin ve kararlılığının her zaman önemli olduğunun bilinciyle siyasi ve askeri olarak hazır olmalıdır. Umuyorum ki yarın İran’da da durum böyle olacaktır; Fransa’nın Kürtlerin yanındaki rolü budur.
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın