İŞTE YANIT - YPG Kobani’de neden öyle yürüyor!

28-03-2016
Salar Riza
Etiketler Rojava Kobani Direniş Anıtı YPG Şervan Savaşçı Şehit IŞİD'le Savaş
A+ A-

Kobani’de şehit kanıyla sulanmayan toprak yok!

 

Direniş Anıtı, Erbil, Süleymaniye ve Duhok’taki bütün kontrol noktalarından geçtikten sonra Güney Kürdistan ile Rojavaj (Suriye Kürdistanı) arasındaki Habur Çayı’na ulaştı.

 

Çayın karşısında yüzlerce Rojavalı anıtı karşılamaya gelmişti.

 

8 saatlik bir bekleyişin ardından anıt, köprüden geçirilerek Rojava’ya ayak bastı.

 

Buradan geçerken pasaportuna giriş - çıkış mührü basılmıyor ve kendi topraklarına ayak bastığını hissediyorsun.

 

Ben ve fotoğrafçı arkadaşım Selam, giriş yapmamızın engelleneceği endişesini taşıyorduk. Kobani Kantonu, bir süre önce Rûdaw’ın çalışmasını yasaklamıştı.

 

Dönüşte Rûdaw çalışanı olduğumuzu bildiklerini ancak bir misafir olarak saygı duyduklarını ifade ettiler.

 

Kobani gerçekten yerle bir olmuş durumda. Ancak Rojavalılar paçayı sıvamış kenti yeniden inşa ediyorlar.

 

Tadilatta olan toprak bir yoldan gidiyorduk... Yolda onlarca iş makinası...

 

Heval Berxwedan, kentin şantiyeye döndüğünü anlatıyor.

 

Hava kararmak üzereydi. Aniden yola çıkan bir grup genç, kadın ve çocuk, Yaşasın Kobani Direnişi (Bijî Berxwedana Kobanî yê) diye sologan atmaya başlıyor.

 

Burada gördüğüm manzara Güney Kürdistan’ın 1991 Ayaklanması’nı (Raperin) hatırıma getirdi; o zamanlar herşey sadece “vatan”dı.





Derik’te kentin aydınları muazzam bir evsahipliği yaptı. Oradan Amudê’ye doğru yola çıktık.

 

Sanki Asayiş’in bütün kontrol noktaları gelişimizden haberdardı. Çünkü nereye gittiğimizi sormadılar, aksine, her kontrol noktasında sıcak bir şekilde karşılandık.

 

Gece Kamışlo’da kalmayı planlıyorduk, ancak çok sayıda Rojavalı’nın heykelin açılış törenine katılmaya hazırlanmasından dolayı yola devam ettik.

 

Hafız Esad’ın bir hekelinin önünden geçerek Amudê yolunda ilerledik.

 

Rejim güçlerini burada ne aradığını sorduğumda, “Sadece burada bir merkezleri var. Kimseye ilişmiyorlar. Dışarı bile çıkmıyorlar” yanıtını aldım.

 



 

Bir gece Cızire Kantonu’nun misafirhanesinde kaldık. Sabah erkenden Cızireli aydınlar eşliğine yola koyulduk. Serekaniyê (Rasulayn) ile Girêspî’den (Tel Abyad) geçtik.

 

Savaşçılar Türkiye sınırını sıkı bir şekilde gözetliyordu çünkü, IŞİD mensuplarının sızmasından endişe ediyorlardı.

 

Kobani yolunda çok sayıda demir kafes gördük. Kafeslerin, IŞİD’in sigara içenleri cezalandırdığı hapishaneler olduğunu öğrendik.

 

Grêsıpi’nin girişinde büyük bir YBG bayrağı dalgalanıyordu.

 

Daha önce Türkiye’den sızan IŞİD mensupları burada bazı sivillleri katletmişti. Bir süreliğine kentte bulunan IŞİD mensupları, YPJ ile YPG savaşçıları tarafından çıkarılmıştı.

 

Girêspî, Cızire ile Kobani kantonlarını birbirine bağlamış durumda.

 

IŞİD’in kenti işgal etmek için yaptığı bütün girişimler savaşçılar tarafından boşa çıkarılmıştı.

 

Kobani girişinde bekleyen binlerce Rojavalı, anıtı slogan ve marşlarla karşıaldı.



 

Bir tanker, toza karşı toprak yollara sürekli su püskürtüyor.

 

Günbatımına doğru vardığımız kantonun Şehit Cedo Misafirhanesi’nde ağırlanıyoruz.

 

Şehit Cedo’nun, misafirhanenin inşaatı sırasında şehit düşen bir işçi olduğunu öğreniyoruz...

 

Kobani’de Rojhılatlı (İran Kürdistanı) Kürt mühendis Heval Çoman 9 gün boyunca bize eşlik etti.

 

Kobani’deki kalkınmadan sorumlu mühendis olan Heval Çoman, kentin yeniden inşasına ilişkin projeleri anlattı.

 

Kentin büyük bir bölümü temizlenmiş durumda. Kobani’den 2 milyon ton çöp kaldırılmış.



 

Avrupalı şirketler daha önce kenti 3 yılda temizleyecekleri dile getirmişti, ancak Kobani halkı bu işi 6 ayda başardı.

 

Heval Çoman’ın dediğine göre, çimento fabrikası, rafineri, elektrik santrali başta olmak üzere 300 stratejik projenin inşaatı devam ediyor.

 

Gezimize Rojhılatlı ve Avustralya’da doktorasını sosyoloji dalında tamamlamış Heval Havjin’le devam ediyoruz.

 

Heval Havjin bizi Kobani’nin en stratejik noktası sayılan ve şiddetli çatışmaların yaşandığı Mıştenur Tepesi’ne götürdü.


 

Kobani tam 128 gün direndi.

 

Heykeltraş Zirek Mire de bu direnişten dolayı kente Direniş Anıtı’nı armağan etti.

 

Savaşçıların ifadelerine göre, siviller de dahil binin üzerinde kişi şehit düştü.

 

Halk, yoğun bir mücadelenin ardından canını siper ederek el bombasının pimini çeken Arin Mirkan gibi kahramanların asla unutulmayacağını dile getiriyor.

 

Komutanlarının “Geri çekilin!”  emirine uymadan son kurşuna kadar savaşan ve IŞİD’in tanklarının önünden çekilmeyen savaşçıları anıyorlar.

 

IŞİD saldırdığında, Kobani’nin batısındaki Kaniyê Kurdan Mahallesi savaşçıların elinde kalan son kalelerden biriydi.

 

Peşmerge Güçleri ile ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerine ait savaş uçaklarının desteğiyle 128 günlük bir direnişten sonra Kobani kurtarılmıştı.

 

 

YPJ’nin iki komutanıyla birlikte sözkonusu mahalledeki siperlere gittik.

 

“Biz buralara gelmek istemiyoruz. Çünkü burada savaşarak şehit düşen arkadaşlarımız gözlerimizde canlanıyor” diyorlar...

 

Ayaklarını yere çok sakince ve adeta karıncayı ezmeme titizliğiyle basıyorlar çünkü, kentte üzerine şehit düşmeyen yer neredeyse yok.

 

Bu nedenle eğer Kobani’ye gidersen, adımlarını öyle at!

 

 

 

 

Yorumlar

Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın

Yorum yazın

Gerekli
Gerekli