Haber Merkezi – İran’a yönelik askeri operasyonlar üçüncü haftasına girerken, ABD Başkanı Donald Trump kritik bir stratejik eşikte duruyor: Ya tüm hedeflere ulaşılana kadar savaşı derinleştirmek ya da mevcut yıkımı yeterli görüp zafer ilan ederek çekilmek. Öte yandan Tahran, ağır askeri kayıplarına rağmen yürüttüğü "asimetrik savaş" ile küresel ekonomiye darbe vurmaya devam ediyor.
Saldırıların 16’ncı günü geride kalırken Pentagon, gökyüzünde tam hakimiyet sağladıklarını ve İran’ın füze depoları ile deniz gücünün büyük kısmını imha ettiklerini savunuyor.
Ancak ABD’li yetkililere göre bu durum tehdidi tamamen ortadan kaldırmış değil; zira Tahran yönetimi artık siber saldırılar, deniz mayınları ve bölgedeki milis güçleri kartını daha agresif bir şekilde kullanıyor.
Hürmüz Boğazı ve 100 dolarlık petrol krizi
Hürmüz Boğazı, Trump yönetimi için savaşın en zorlu cephesine dönüştü. İran Devrim Muhafızları’nın sürat tekneleri ve deniz mayınlarıyla yarattığı kaos, boğazdaki ticari gemi trafiğini felç etti.
Bu durum, petrol fiyatlarının varil başına 100 dolar sınırına dayanmasına yol açtı.
Bölge güvenliğini tek başına sağlamakta zorlanan Donald Trump; Çin, Fransa, Japonya ve İngiltere gibi ülkelerden boğaza savaş gemisi göndermelerini talep etti.
Analistler, bu talebi ABD’nin bölge güvenliği konusundaki tek taraflı kapasitesinin sorgulandığı bir dönüm noktası olarak değerlendiriyor.
Washington ve Tel Aviv hattında derinleşen çatlak
Savaş ilerledikçe ABD ile İsrail’in stratejik hedefleri arasındaki makas da açılmaya başladı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, Washington’un uyarılarını dikkate almayarak Tahran yakınlarındaki petrol depolarını vurması ve Lübnan’da Hizbullah’a karşı geniş kapsamlı bir cephe açması, Trump yönetimi tarafından askeri ve ekonomik bir "yük" olarak görülüyor.
Gerilim, 2 Şubat’ta Ali Hamaney’in öldürülmesinin intikamını almak isteyen Hizbullah’ın İsrail’e saldırması ve ardından İsrail’in Lübnan’ı ağır bombardımana tutmasıyla bölgesel bir yangına dönüştü.
Acı bilanço: Minab trajedisi
Savaşın insani maliyeti de her geçen gün ağırlaşıyor. Şu ana kadar büyük çoğunluğu İranlı olmak üzere 2 bin 100’den fazla kişi hayatını kaybetti.
ABD ordusu ise 13 askerinin öldüğünü resmen duyurdu.
Savaşın en sarsıcı olaylarından biri, ABD savaş uçaklarının İran’ın güneyindeki Minab kentinde bir ilkokulu vurması oldu.
Çoğu çocuk 175 kişinin hayatını kaybettiği bu olay, ABD içinde de tepkilere yol açtı.
Artan savaş maliyetleri ve sivil kayıplar, Ortadoğu’da yeni bir uzun vadeli savaşa karşı olan Trump destekçileri arasında huzursuzluk yaratmaya başladı.
Savaş üçüncü haftasına girerken, İran’ın nükleer tesislerine yönelik olası bir kara harekatı, Trump’ın masasındaki en riskli ve tehlikeli seçenek olarak güncelliğini koruyor.
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın