RAPOR - 'İran ve ABD-İsrail savaşı Ortadoğu'da siyasi haritayı yeniden değiştirdi'

1 saat önce
Etiketler İran İsrail-ABD saldırıları Suudi Arabistan Ortadoğu
A+ A-

Haber Merkezi - Sadece birkaç yıl içinde, Ortadoğu'nun siyasi haritası dramatik bir dönüşüme tanık oldu. Bir zamanlar İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'i "bölgenin yeni Hitleri" olarak nitelendiren ve İran'a karşı her türlü yumuşamaya karşı sert uyarılarda bulunan Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman stratejisini Tahran ile tarihi bir uzlaşmaya çevirmişti. Ancak şimdi, bu uzlaşmanın üzerine yoğun bir sis perdesi çökmüş durumda ve "en kötü korkular" gerçeğe dönüşüyor.

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarından iki hafta sonra Tahran, misillemelerini Suudi Arabistan ve Körfez komşularına yöneltti. Saldırılarda Krallık topraklarındaki ABD askeri üsleri, Riyad'daki ABD Büyükelçiliği, stratejik "Ras Tanura" rafinerisi ve "Şeybe" petrol sahası hedef alındı. Bu gelişme sadece bir güvenlik tehdidi değil, aynı zamanda Bin Selman'ın devasa ekonomik projelerinin temeli olan "istikrara" indirilmiş ölümcül bir darbedir.

"Bu, isteyeceği en son şeydi"

Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile yakın temas halinde olan Princeton Üniversitesi Yakın Doğu Araştırmaları Profesörü Bernard Haykel, Financial Times gazetesine verdiği demeçte, "Bu, onun isteyeceği en son şeydi. O, etrafında füzelerin ve dronların uçuştuğu bir ortam değil, istikrar ve düzen istiyor. Bunu kesinlikle istemiyordu" dedi.

Haykel'e göre Veliaht Prens, Suudi Arabistan'ı İran ile ABD arasındaki herhangi bir askeri çatışmanın dışında tutmak için her türlü çabayı göstermişti. Ancak şimdi, Suudi Arabistan'ın yatırım ve turizm için "güvenli bir liman" olma imajı tehdit altında. Suudi Arabistan ve Bahreyn'de yapılması planlanan Formula 1 yarışlarının istikrarsızlık nedeniyle iptal edilmesi, yabancı yatırımcıların geri çekilmesine dair tehlikeli bir sinyal olarak görülüyor.

Aramco ve küresel ekonomi felaketin eşiğinde

Endişeler sadece Suudi Arabistan sınırlarıyla kısıtlı değil. Dev enerji şirketi "Aramco"nun CEO'su Emin Nasır sert bir uyarıda bulunarak, "Bu kriz, bölgedeki petrol ve gaz endüstrisinin şimdiye kadar karşılaştığı en büyük krizdir" dedi. Nasır, savaşın uzaması halinde küresel ekonomi için sonuçların "felaket" olacağını vurguluyor.

Suudi Arabistan'ın Kızıldeniz'e erişimi, İran saldırıları nedeniyle fiilen kapanan Hürmüz Boğazı'ndan bir nebze kaçınmasına yardımcı olsa da, petrol sahalarına yönelik devam eden dron saldırıları her an Suudi sanayisinin can damarını felç edebilir.

Vizyon 2030'un gerilemesi

Eurasia Group Orta Doğu ve Kuzey Afrika İcra Direktörü Firas Maksad, Financial Times'a yaptığı açıklamada, bu çatışmaların "Vizyon 2030" projesine büyük bir darbe olduğunu savunuyor. Maksad, "Zaten hedeflerinden uzaklaşmışlardı, şimdi dikkatlerini başka şeylere odaklamak zorundalar. Harcamaları savunmaya kaydırmak durumunda kalacaklar" dedi.

Ona göre bu durum, Suudi Arabistan'ın ekonomik dönüşüm sürecinin çok daha uzun sürmesine ve Riyad'ın yıllardır üzerinde çalıştığı yabancı yatırımcı güveninin zayıflamasına neden olacak.

Jeopolitik tuzak ve "işi bitirme" meselesi

Körfez liderleri için mevcut dönem, "kötüler arasından en az kötüyü seçme" dönemi haline geldi. Bir yandan kaostan korkarken, diğer yandan Donald Trump saldırıları durdurursa İran'ın "yaralı ve daha radikal bir rejim" olarak kalmasından endişe ediyorlar.

Riyad'daki karar merkezlerine yakın bir kaynak, Suudi Arabistan'ın İran'da rejim değişikliği istemediğini, aksine "zayıflatılmış bir İslam Cumhuriyeti" istediğini belirtiyor.

Burada Firas Maksad hassas bir noktaya değiniyor; bölgedeki bazı ülkelerin artık Trump'ın "işi bitirmesini" ve geçici bir bedeli olsa bile İran'ın füze ve dron fırlatma kapasitesini tamamen yok etmesini istediğini söylüyor.

Yemen: Bir diğer tehlike cephesi

Riyad'ın bir diğer korkusu da 2022'den bu yana Suudi Arabistan ile hassas bir ateşkes içinde olan Yemenli Husilerin yeniden savaşa dahil olması. Naif Güvenlik Bilimleri Üniversitesi'nden Uluslararası İlişkiler Profesörü Aziz Alghashian, Suudi Arabistan'ın Netanyahu ve ABD tarafından başlatılan bir savaşın kurbanı olmasından duyulan büyük bir rahatsızlık olduğunu ifade ediyor.

Alghashian, "ABD burada sadece Körfez ülkelerini kendi savaşlarının sonuçlarıyla baş başa bırakmak için bulunmuyor, onlar Netanyahu'nun savaşını yürütüyorlar" diyor.

Aynı zamanda Washington Post gazetesi, Körfez yetkililerinin ABD'ye öfkeli olduğunu, Washington'u bölgeyi İsrail'in çıkarlarının korunduğu ancak Arap ülkelerinin altyapısının İran füzeleri karşısında savunmasız bırakıldığı bir savaşa sürüklemekle suçladıklarını yazdı.

Ateş altında diplomasi

Saldırılara rağmen Suudi Arabistan diğer bölgesel müttefiklerine yönelmiş durumda. Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, Riyad ve İslamabad arasında imzalanan savunma anlaşmasına dayanarak, Suudi Arabistan'a yönelik herhangi bir saldırı konusunda Tahran'a sert bir uyarıda bulunduklarını açıkladı. Dar, günlük saldırılar devam etse de bu uyarının saldırıların dozunun düşmesinde etkili olduğuna inanıyor.

Diğer yandan, her iki ülkenin de büyük bir petrol alıcısı olan Çin, Tahran'ı dizginlemesi için Riyad'ın baskısı altında. Ancak analistlerin belirttiği gibi, "İran ile sağlıklı bir iş ilişkisi geliştirilebileceği illüzyonu" artık sona erdi.

Şimdi Suudi Arabistan tarihi bir sınavla karşı karşıya. Bir yanda Trump yönetimiyle yeni savunma anlaşmaları, diğer yanda İran'ın varlıklarını tehdit eden "yakılmış toprak stratejisi" var. Bernard Haykel'in belirttiği gibi, Trump'ın "pazarlıkçı ve öngörülemez" bir kişiliğe sahip olması Riyad'ın kaygılarını daha da artırıyor.

Büyük soru şu: Muhammed bin Selman "Vizyon 2030" gemisini bu fırtınadan kurtarabilecek mi, yoksa Tahran'ın füzeleri prensin ekonomik hayallerini de beraberinde mi yakacak? Gelecek günler bunun cevabını verecek ancak net olan şu ki; bölge artık iki hafta önceki haline dönmeyecek.

Yorumlar

Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın

Yorum yazın

Gerekli
Gerekli