Dr. Vedat Koçal: İran savaşı Türkiye’yi kritik bir denge politikasına zorluyor

Dün 05:56
Foto: Rûdaw
Foto: Rûdaw
Etiketler Siyaset Bilimci ve Üniversite Öğretim görevlisi Vedat Koçal İran Rojhılat Kürdistan Bölgesi Türkiye
A+ A-

Erbil (Rûdaw) – Dr. Ahmet Vedat Koçal, İran’a yönelik saldırılarla başlayan savaşın bölgesel dengeleri yeniden şekillendirdiğini belirterek Türkiye’nin izlediği politikanın “gerçekçi ve dengeli” olduğunu söyledi.

İran’daki savaş Türkiye’nin dengeli politikasını ve Kürt meselesini yeniden gündeme getiriyor.

Dicle Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü öğretim üyesi Dr. Ahmet Vedat Koçal, Rûdaw TV’den Hawar Celalledin'in sorularına verdiği cevaplarda Türkiye’nin politikası, Rojhılat’taki olası gelişmeler ve bunun Türkiye’deki siyasal sürece etkileri hakkında kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

Koçal’a göre Ankara’nın hem NATO üyesi olması hem de İran’la komşuluk ve ticari ilişkiler yürütmesi Türkiye’yi savaşta “denge politikası” izlemeye zorlayan temel faktörler arasında yer alıyor.

Türkiye’nin İran savaşı karşısındaki politikası

Koçal, Ortadoğu’daki gelişmelerin askeri, siyasi ve ekonomik birçok faktörü içinde barındıran karmaşık bir süreç olduğuna dikkat çekerek Türkiye’nin yaklaşımını şöyle değerlendirdi:

“Tabii birçok faktörü barındıran bir konu Ortadoğu’daki gelişmeler. Hem uluslararası hukuku, askeri stratejiyi, politikayı, petrol olayları sebebiyle ekonomik ilişkileri barındıran bir mesele üzerine konuşuyoruz. Türkiye’nin bu konudaki tavrı gerçekçi bir tavır, karşı karşıya kaldığı gerçekliği gözeten bir tavır.”

Türkiye’nin savaşın iki tarafıyla da ilişkileri bulunduğunu vurgulayan Koçal, Ankara’nın bu nedenle dengeli bir politika izlemeye çalıştığını belirtti:

“Çünkü iki tarafla da doğrudan ilişkisi var, savaşın iki tarafıyla da Türkiye’nin ilişkisi var. Öncelikle ABD merkezli NATO’nun bir üyesi Türkiye. Aynı zamanda da İran’ın komşusu ve hem sınır kapılarında hem de diğer ticari ilişkilerde ekonomik muhatabı. Dolayısıyla Türkiye bu iki ilişki biçimini de gözeterek dengeli bir politika üretmeye çalışıyor. İki taraftan da yana gözükmeyen, sağduyuyu gözeten bir politikayı sürdürmeye çalışıyor.”

Koçal, Türkiye’de iktidarın toplumsal tabanının da bu politikayı etkileyebileceğini ifade ederek şöyle konuştu:

“AK Parti’nin toplumsal tabanını genellikle İslamcı muhafazakâr bir kitle oluşturduğundan bu kitlenin hem dini hem de politik ideolojik referanslarında ister istemez bir ABD ve özellikle İsrail karşıtlığı bulunuyor. Bu da Türkiye’yi İsrail-İran-Amerika savaşında kritik bir konuma getiriyor.”

Türkiye’nin Rojhılat konusundaki kaygıları

Türkiye’de son günlerde tartışılan en önemli konulardan biri de Rojhılat’taki Kürt güçlerinin İran’a geçmesi ihtimali. Bu konuda Dr. Koçal, Ankara’nın tarihsel olarak Kürt hareketlerine karşı hassasiyet taşıdığını söyledi.

Koçal, “Türkiye Osmanlı modernleşmesinden bu yana yani 19. yüzyıldan bu yana Türk kimliği üzerinden bir ulus devlet inşasını yaşıyor. Özellikle cumhuriyet biliyorsunuz bir Kemalist milliyetçi anlayış üzerinden kurulmuş durumda. Tekçi, vatandaşlık hukukunu Türk etnisitesi üzerinden anlayan bir vatandaşlık hukuku ve merkezi devlet yapısı var” ifadelerini kullandı.

Bu yaklaşımın Türkiye’yi sadece kendi sınırları içinde değil komşu ülkelerdeki Kürt hareketlerine karşı da hassas hale getirdiğini belirten Koçal şöyle devam etti:

“Bu da Türkiye’yi sadece kendi sınırları içerisinde değil, aynı zamanda Suriye’de, Irak’ta ve İran’daki Kürt nüfusun politik hareketleriyle de ilgili hassaslaştırıyor. Türkiye’nin bu konuda ciddi kaygısı olduğu biliniyor.”

Koçal, Türkiye’nin geçmişte de benzer süreçlerde aynı tutumu sergilediğini hatırlattı:

“Türkiye biliyorsunuz Körfez Savaşı’nın hemen sonrasında günümüzdeki Kürdistan Bölgesel Federe yönetiminin kuruluş öncesi sürecinde de aynı hassasiyeti dile getirmiş ve Bağdat rejimini desteklemişti. Aynı şeyi Rojava’nın şahsında Şam rejimi için de yapmıştı. Hatta şu anda orada bir askeri varlığı da var Türkiye’nin.”

Bu durumun Türkiye ile Kürdistan Bölgesi arasındaki ilişkiler açısından da risk oluşturabileceğini söyleyen Koçal, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dolayısıyla bu Türkiye ile Kürdistan Bölgesel Yönetimi arasında ilişkilerde önemli bir olumsuz etki üretme potansiyeline aday bir durumdur.”

Tarihsel örnek: Ağrı İsyanı ve Türkiye-İran anlaşması

Koçal, Türkiye ile İran arasında geçmişte Kürt hareketlerine karşı yapılan iş birliğine de dikkat çekti.

“Hatırlanacak olursa 1930’daki Ağrı ayaklanması sırasında İran hükümeti ile Türkiye hükümeti arasında özellikle Ağrı Dağı bölgesinde bir sınır değişikliği anlaşması olmuştu. Ağrı isyanının bastırılması adına.”

Bu tür bir iş birliğinin teorik olarak yeniden ortaya çıkabileceğini ifade eden Koçal, şunları söyledi:

“Bu hem Irak hem İran hem de Türkiye rejimlerinin bir araya gelip belki de askeri büyük ortak bir operasyonla konu olabilecek bir riski de barındırıyor.”

“Kürdistan Bölgesel Yönetimi duyarlı davrandı”

Ancak mevcut durumda Kürdistan Bölgesi yönetiminin temkinli davrandığını belirten Koçal şöyle konuştu:

“Ben şahsen Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin bu konuda duyarlı davranıp, dün ve önceki günkü açıklamaları yaptığını düşünüyorum. Bu İran’daki Kürt güçlerinin sınırı geçmediğine ve bir ayaklanma başlatmadığına dair. Şimdilik bu duyarlılığın bütün güçler tarafından gözetildiği anlaşılıyor.”

Koçal ayrıca ABD Başkanı Donald Trump’ın son açıklamalarının da Washington’un bu konuda geri adım attığını gösterdiğini ifade etti.

Türkiye-İran ittifakı ihtimali

Kürt güçlerinin İran’a geçmesi halinde Türkiye ile İran arasında Kürt karşıtı bir ittifakın oluşup oluşmayacağı sorusunu da değerlendiren Koçal, bunun ihtimal dahilinde olduğunu söyledi:

“Gelebilir, gelmesi muhtemeldir. Bu tabii Türkiye’nin tek taraflı iradesine bağlı bir durum değil.”

Koçal’a göre Türkiye’nin geçmişte sınır ötesi askeri operasyonlar yapabilmesi de bölgesel yönetimlerle kurduğu ilişkiler sayesinde mümkün olmuştu:

“Türkiye’nin böyle bir askeri operasyonu yeniden yapabilmesi için elbette Şam, Bağdat ve Tahran rejimlerinin de onayına ve hatta katkısına ihtiyacı olacaktır.”

ABD’nin bölgeden çekilmesi halinde bu tür bir ortak stratejinin daha mümkün hale gelebileceğini ifade eden Koçal şöyle konuştu:

“Amerika coğrafyadan geri adım atarsa eğer, yani İran savaşı uzatma stratejisini başarırsa ve Amerikan güçlerini bölgeden uzaklaştırmayı başarırsa İran, Türkiye ve Irak rejimlerinin aynı zamanda Şam rejimlerinin böyle bir ortak stratejiyi uygulamayacağının garantisi yok.”

İran savaşı Türkiye’deki barış sürecini etkiler mi?

Koçal’a göre İran’daki gelişmeler Türkiye’deki siyasi atmosferi de doğrudan etkileyebilir.

“Şu anda Kürdistan Bölgesi ya da Rojhılat bölgesinde konuşlu Kürt güçlerinin İran rejimi aleyhine bir ayaklanmaya başlaması söz konusu olursa bu Türkiye’de siyaseten değilse bile toplumsal anlamda Kürdofobinin tekrar etkili olmasını tetikleyecektir.”

Türkiye toplumunda bu konuda güçlü bir hassasiyet bulunduğunu söyleyen Koçal, bunun sosyal medyada da görülebileceğini belirtti.

İran’da federal bir Kürt bölgesi ihtimali

Koçal, İran rejiminin çökmesi halinde ülkede federal bir yapı ihtimalinin de gündeme gelebileceğini söyledi.

“Eğer İran rejimi yeniden üniter İran devletini tesis etmeyi beceremez ve federal bir yönetim teşkil edilirse bu yönetimde de Türkiye’nin ilişkisi ister istemez bir süre sonra kurulacak. Bugünkü Hewlêr yönetimiyle olduğu gibi kurumsal ilişkiler karşılıklı geliştirilecektir.”

Koçal, geçmişte de benzer bir sürecin yaşandığını hatırlatarak şu değerlendirmede bulundu:

“1988’deki Enfal soykırımı ve Halepçe katliamından sonra bugünkü Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile Türkiye arasında böyle ilişkilerin kurulacağını tahmin edemezdik. Fakat Körfez Savaşı’ndan sonra uluslararası güçlerin müdahalesi ile birlikte önce ekonomik sonra siyasal ve bürokratik bir yapılanma gelişti ve bugünkü Kürdistan Bölgesi oluştu.”

Rojhılat’ın statüsü mümkün mü?

Koçal, kısa vadede kesin bir öngörüde bulunmanın zor olduğunu ancak bazı şartların oluşması halinde İran’da federal bir Kürt bölgesinin ortaya çıkabileceğini belirtti.

“İran rejiminin kalıcı olarak çökmesi durumunda bürokratik, siyasal yapılanmanın en azından İran devleti içerisinde federal bir bölge yönetiminin oluşmayacağını kesinlikle söylemek mümkün değildir. Oluşma ihtimali vardır.”

Koçal’a göre bunun gerçekleşmesi iki temel faktöre bağlı:

“Bir, İran üniter rejiminin çöküşü ihtimali. İki, ABD ve İsrail’in bölgede Kürtler lehine kalıcı bir güç olarak mevcudiyetlerini sürdürmesi hali. Bu iki hal eğer oluşursa İran’da da bir federal Kürt bölgesinden söz etmek mümkün olabilir.”

Ancak Türkiye’nin böyle bir gelişmeyi kısa vadede kabul etmesinin zor olacağını vurgulayan Koçal, Türkiye toplumunda ve siyasetinde güçlü bir Kürt karşıtı akımın bulunduğunu ve bunun siyaseti etkileyebileceğini sözlerine ekledi.

Yorumlar

Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın

Yorum yazın

Gerekli
Gerekli
 

Son paylaşılanlar

Türkiye İletişim Başkanı Burhanettin Duran

İletişim Başkanı Duran: İran'ı güçlü şekilde uyarıyoruz

Türkiye İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İran’dan ateşlenen ve Türkiye’ye yöneldiği tespit edilen bir balistik füzenin, Antep’in Şahinbey ilçesi semalarında NATO hava ve füze savunma unsurlarınca imha edildiğini açıkladı