Hatimoğulları: 30 Ocak mutabakatı sabote edilmemeli

1 saat önce
Etiketler Hatimoğulları Dem Parti Rojava Çözüm süreci
A+ A-

Haber Merkezi - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin Meclis grup toplantısında güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmasının başında Ezilenlerin Sosyalist Partisi'ne (ESP) yönelik operasyonlara değinen Hatimoğulları, parti yöneticilerinin ve çok sayıda ismin tutuklandığını anımsatarak tutuklananların serbest bırakılmasını istedi.

Operasyonlar sırasında Karl Maks’ın yazdığı Komünist Manifesto kitabını bulundurmanın suç sayıldığını belirten Hatimoğulları, "Suç sayılan Komünist Manifesto kitabı var. Manifesto kapitalizme karşı; işçinin, emekçinin, yoksulun, ezilenin, sömürülenin hakkını savunan bir ideolojinin temelini oluşturur. Hemen herkesin kütüphanesinde yer alıyor. Bunu suç sayanlar oturup Komünist Manifesto'yu bir defa hakkıyla okusa hayatı değişir; güçten değil ezilenlerden yana olur" diye konuştu.

“Barışı başka dosyaların rehinesi haline getirmeyin”

Sürece dair de konuşan Hatimoğulları, "Türkiye'deki barış ihtiyacı uzunca bir süredir Suriye’ye, Rojava'ya ve sınır ötesindeki gelişmelere bağlandı. Her defasında "önce orası önce orası " denildi. Barış sürecinde somut adımlar atılmadı. Biz DEM Parti olarak defalarca söyledik Türkiye'de barışı başka dosyaların rehinesi haline getirmeyin dedik" ifadelerini kullandı.

Rojava’da varılan 30 Ocak mutabakatını hatırlatan, Hatimoğulları, "Bu mutabakatın gereklilikleri üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Uluslararası topluma düşen görev bu mutabakatın hayata geçmesi için katkı sunmaktır. Türkiye'ye büyük sorumluluklar düşüyor. Mutabakat sabote edilmemeli. 30 Ocak mutabakatı ile şimdilik yol alınıyor. Türkiye'deki iktidarın elinde mazaret kalmamış olmamalı" dedi.

"Umut hakkı sayın Abdullah Öcalan dahil, siyasi tutsaklar için tanınmazsa hukuki zemin eksik kalır" diyen Hatimoğulları şöyle devam etti:

"Komisyon ortak rapor yazım sürecinde sona gelmiş bulunuyor. Bu rapor temennilerin ötesine geçmelidir. Barışı gerçekten mümkün kılacak siyasal ve hukuki çerçeve koyulmalıdır. Barış sürecini 3 temel perspektiften ele alıyoruz:

Birincisi demokratikleşmedir. Demokratikleşmenin vazgeçilmez koşulu kayyım uygulamalarının sonlandırılmasıdır. Barış, dağda olanların sürgünde olanların demokratik yaşama katılımını sağlayacak bir süreçtir. Cezaevinde tutulanların özgürlüğüne kavuşması sürecin parçasıdır. Ana dilde eğitim kültürel bir haktır.

“Barış süreci inandırıcılığını yitiriyor”

İkincisi hukuktur. Hukukun askıya alındığı yerde barış kalıcı olamaz. AYM, AİHM kararlarının uygulanmadığı bir ülkede barış süreci inandırıcılığını yitiriyor. Bakın Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Osman Kavala, Can Atalay içeride iken barış sağlam bir zemine oturamaz. Umut hakkı sayın Abdullah Öcalan dahil, siyasi tutsaklar için tanınmazsa hukuki zemin eksik kalır. Bu sürecin en önemli faktöre Sayın Öcalan'dır ve buna göre hareket edilmelidir. 

 Üçüncüsü ise özgürlükler. Barış toplumun nefes alması demektir. Örgütlenme ve basın özgürlüğü olmadan barış olamaz."

 

Yorumlar

Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın

Yorum yazın

Gerekli
Gerekli