Cioran ve Kürtler
Cioran’ın, "Doğmuş Olmanın Sakıncası Üstüne" eserinde şöyle bir aforizması vardır: "Soyuma karşı sürekli isyanda olduğum için hep başka biri olmak istedim. İspanyol, Rus, yamyam - her kimsem, onun dışında her şey."
Cioran hep metafizik ve fiziki varlıklarla savaştı. Metafizik varlık olarak hep Tanrı’yı, kendisini yarattığı için suçlayıp durdu. Fiziki varlık olarak da anadili Romenceden kurtulmak istedi. Tanrı’yı aklına gelen gelmeyen birçok konuda affedebilirdi ama kendisini bir Romen olarak yaratmasını kesinlikle affetmezdi. Nitekim söylediği gibi de yaptı; sırf Tanrı’ya sert ve yerinde bir cevap vermek için yurdunu terk edip Fransa’ya yerleşti ve Romence yazmayı bırakıp eserlerini Fransızca yazmaya başladı.
Ona göre Tanrı’nın yarattığı dünya saçmaydı ve biz, içimizdeki aitsizlik hissinden kurtulamadığımız için hep bu dünyaya yabancı olacaktık. Bu duruma verilebilecek en iyi cevap ise yabancı bir dille yazmaktır.
Cioran’ın biz Kürtler ile alakasına gelince; bir yaratıcının varlığını kabul etsek de etmesek de evvela kendi varlığımızı tanımak ve onu kabullenmek gerekir. Kendi varlığını tanıyanlar, gerçek manada kendiyle savaşabilir. Bir Kürt, evvela dilini bilmeli ve varlığını Kürtçe olarak algılamalı ve kabullenmelidir. Anadil olmadan yabancı bir dille kendini tanımak, yankısız ve gölgesiz dağların arasında yolculuk yapmaya benzer. Dağ metaforunu özellikle tercih ettik; çünkü dağ, Kürtler için kutsaldır. Bu yüzden Kürtler, “dağlardan başka dostumuz yok” demişlerdir.
Anadil ile yazmak, toprağın şarkısını yankılı ve gölgeli dağlara okumaktır. Sesinle ve sözünle her yerdesindir. Uzak ve yakın arasındaki bütün mesafeler kalkmıştır.
Anadili olmayanın acıları dilsiz kalır, göğüne küser de haberi dahi olmaz. Yaratıcıyı bilsen de bilmesen de fark etmez; çünkü bir rüya görüyorsundur anadilinin yatağında. Annen kadim sesiyle gelir, baban hakiki rengiyle görünür, kardeşlerin varoluş sebepleriyle hayatına dâhil olurlar. Anadil olmadan ne yolcu bilir kendini ne de yol bir amaca bürünür.
Kürt, kendi olmadan başkasını anlayamaz. Kürtçeyi yaşamayan, öteki dillerin sırrına vakıf olamaz. Cioran, hayatı boyunca intihar şarkıları yazdı ve okudu. Hatta doğmamış çocuklarını dahi ölümle tehdit etti. Gelin görün ki 1995’te, 85 yaşında Alzheimer hastalığından öldü.
Cioran, Tanrı ile savaştığı için anadilini inkâr etti. Onunki varoluşsal bir krizdi; hareket noktası metafizikti. Kürdün hareket noktası ise anadili olmalı. Kürdün bir yaratıcının var olup ya da var olmadığını doğru biçimde tartışabilmesi için anadilini bilmesi gerekir. Fiziki olan dilden, metafizik olan yaratıcıya gitmek gerekir. İnsanın doğasında dil vardır. İnsanı diğer canlılardan ayıran, dil ile düşünüp konuşabilmesidir. Dil olmadan ne düşünebiliriz ne de hayattan ne istediğimizi bilebiliriz. Burada asıl mesele Kürtçe değil, anadildir. Anadiliyle barışık olmayan bir insan, kendini hep dışarıda, birileriyle nedenli ya da nedensiz bir savaş içinde bulur ve bu savaşların asla galibi olmaz.
Anadil, ruhun libasıdır. Anadilini bilmeyenin ruhu çıplak olur ve savunmasız kalır. Böyle ruhlar hep korku ve kaygı içinde yaşarlar. Korku ve kaygıların esiri oldukları için de bir yaratıcının var olup olmadığını doğru biçimde tartışamazlar.
Ruhu çıplak ve savunmasız olanlar hep başkalarının rüyalarını görür, ötekilerinin hayatlarında kaybolurlar. Kimse onları bulamaz; çünkü böyleleri bulunmak istemezler. Bunlar, yabancı dil labirentinde çıkışı kendi elleriyle ortadan kaldırmışlardır. Bütün hayatları çıkmaz bir sokak olduğu için ne toprağın kokusunu tek başına alırlar ne de göğün şarkısını başkalarından duyarlar. Sürgündürler hem burada hem ötelerde hem kendilerinde hem de başkalarında.
Yasakların en kötüsü kendini inkârdır. Böyleleri anadillerini hor görür, anadillerinden utanır, dahası onu yetersiz ve eksik görürler. Oysa hiçbir dil yetersiz ve eksik değildir. Kelimeler önemli değildir. İnsan az kelime ile çok şey anlayabilir, bunu başkalarına anlatabilir. İnsan için karşılığı olan bir kelime, karşılığı olmayan binlerce kelimeden daha kıymetlidir. İnsanda ancak anadilinin bir karşılığı, bir yankısı, bir gölgesi olabilir. Karşılığı ve yankısı olmayan binlerce yabancı kelime, karşılığı ve yankısı olan bir anadil kelimesinin yerini tutamaz. Kürdün anadiline dönmekten başka çaresi yoktur. Anadiline dönen Kürdün sesi dağlarında yankılanır, gölgesi ötelere uzanır.
(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)