İdris Barzani: Barışın mimarı (6)

Milli ve birleştirici Kürd düşüncesinin sembol ismi İdris Barzani, henüz genç sayılabilecek bir yaşta, aramızdan erkenden ayrıldı. Şayet bugün yaşıyor olsaydı, Kürd milleti için gelecek çok daha güçlü bir zeminde inşa edilecekti. Modern dönemin en önemli Kürd liderlerinden biri olan İdris Barzani; bölgesel ve genel Kürdistani ölçekteki birleştirici, barışçıl ve diplomatik kimliğiyle, milletimizin bugünlere bir güç ve birlik içerisinde ulaşmasında tarihi emekler vermiştir.

11 Mart 1975 tarihinde Barış Elçisi olarak atanan İdris Barzani, kardeşi Mesud Barzani ile birlikte Bağdat heyetiyle yürütülen kritik görüşmelerde kilit bir rol oynadı. Bu diplomatik süreçte Barzan ile Bağdat arasında mekik dokuyan İdris Barzani, neticede Bağdat hükümeti ve Saddam Hüseyin ile imzalanan ve "Barış Anlaşması" olarak tarihe geçen süreçte asli bir aktör oldu. 1970’lerin başlarına kadar Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Merkez Komite üyesi olmasa da, 1970 Kürd-Irak Anlaşması’nın ardından Neverdan’da düzenlenen partinin 8. Kongresi’nde kardeşi Mesud Barzani ile birlikte Merkez Komitesi’ne seçildi.

Merkez Komite’deki görevinin ardından askeri denetimden sorumlu olan İdris Barzani, idari ve mali sorumlulukları da devralarak kısa sürede uluslararası ve bölgesel ilişkilerin yönetimini üstlendi. Bu görevlerde sergilediği üstün başarı, 1971 yılında Siyasi Büro’ya dahil edilmesini sağladı. Görevi süresince hem iç hem de uluslararası arenada son derece başarılı diplomatik faaliyetler yürüttü; başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere birçok ülkenin Kürdistan’a destek sunmasında hayati katkılar sağladı.

1975 Mart ayındaki Cezayir Anlaşması’nın ardından Bağdat güçlerinin Barzan bölgesine yönelik yoğun saldırıları ve büyük çatışmalar başladığında, İdris Barzani önderliğindeki Peşmerge güçleri sahada oldukça etkili oldu.

Bağdat’ın saldırıları özellikle İdris Barzani’nin bulunduğu bölgelerde yoğunlaşsa da, o bu dönemde askeri operasyonları ustalıkla yönetti ve Peşmerge güçlerini organize etmede büyük bir muvaffakiyet sağladı. 6 Mart 1975’te Irak ve İran arasında imzalanan Cezayir Anlaşması’ndan sonra Kürd güçleri 19 Mart’ta İran’a çekilmek zorunda kaldığında; ailelerin, savaşçıların ve köylülerin İran topraklarına geçişini içeren o sancılı lojistik süreci son derece titiz ve planlı bir biçimde yönetti.

Kriz dönemlerinde partiyi yeniden inşa etme, diplomatik faaliyetleri sürdürme ve hem askeri hem de ideolojik saldırıları püskürtmede hem kuramsal hem de pratik bir deha sergiledi. 1975 yılında iç ve dış nedenlerle sarsılan partide KDP Geçici Liderliği’ni (Serkirdatîya Demkî) oluşturma cesareti göstererek halkı, partiyi ve Kürdistani düşünceyi yeniden örgütlemede tarihi bir misyon üstlendi. İdris Barzani, ulusal uzlaşmanın parlayan yıldızıydı. Kürdistan toplumu ve milliyetçi çevreler nezdinde mükemmel bir itibara sahipti. Sağlam muhakeme yeteneği, olaylara dair derin ileri görüşlülüğü ve liderlik vasıfları sayesinde imkansızı yönetebilen, en karmaşık krizleri dahi kontrol altına alabilen bir şahsiyet olarak tanınırdı.

Bilindiği gibi 1978’de İran’daki yönetim değişikliği, hem bölgede hem de Kürdistan’da yepyeni bir süreci başlattı. Bu kritik dönemde Mesud Barzani ve kardeşi İdris Barzani, Kürdistan Demokrat Partisi ve Kürd Milli Kurtuluş Hareketi’nin liderliğini tamamen omuzladılar. Sahip oldukları bilgi, yetenek ve halkın onlara duyduğu derin saygı ve sevgiyle; Kürd milli direniş saflarını diğer kurtuluş güçleriyle dayanışma içinde birleştirmeyi, savaş meydanlarında bizzat yer almayı ve halkı tüm zorluklara karşı seferber etmeyi başardılar. İdris Barzani, bu dönemde Kürd partileri arasında sağlanan birliğin ve yeniden yapılanmanın en önemli temel taşlarından biriydi.

O, sadece partisini yeniden organize etmekle kalmadı; 1975 yenilgisinden sonra dağılan Kürd partileri arasında yeniden bir yakınlaşma zemini oluşturmak için elverişli bir iklim yarattı. Kürdler arası iç çatışmaları sonlandırma konusundaki azmiyle bilinen İdris Barzani, asıl düşmanın işgalciler olduğunu her fırsatta hatırlattı. Siyasi, dini ve bölgesel farklılıklara rağmen ortak bir hareket alanı yaratmak için muazzam bir emek harcadı.

İdris Barzani’nin rolü siyasi ve askeri alanla sınırlı değildi; o aynı zamanda sosyal ve insani meselelere de hayatını adamıştı. İran’daki sürgün ve çetin yaşam koşullarına rağmen, Güney Kürdistan’dan gelen mültecilerin yerleşimi ve organizasyonu için büyük faaliyetler yürüttü. 1976 yılında Molla Mustafa Barzani tedavi için Amerika’ya nakledildiğinde, İdris Barzani babasını ziyaret etmek istemiş ancak İran istihbaratı (SAVAK) buna uzun süre engel olmuştu. Nihayet iç ve dış baskıların sonucunda, ancak iki yıl sonra, Ekim 1978’de babasını ziyaret etmesine izin verildi.

İdris Barzani, son derece deneyimli ve karizmatik bir diplomattı. Sakin tavrı, mütebessim çehresi ve etkileyici hitabetiyle muhataplarını derinden etkilerdi. 11 Mart 1970 Bağdat görüşmelerinde bu özellikleriyle öne çıktı. İran, Amerika, Libya, Şam ve Kürd partileri ile yaptığı görüşmelerde Kürd milli temsilcisi olarak hareket ederek Kürdler için önemli kazanımlar elde etti. O dönem birlikte hareket ettiği arkadaşları onu; cesur, anlayışlı, etkili ve konuşkan bir diplomat olarak tanımlardı. Sosyal alandaki engin bilgisiyle devrim için vazgeçilmez bir değer olduğuna inanılırdı. Bir yakınının ifadesiyle; o, hem köylüye köylü gibi, hem politikacıya politikacı gibi davranabilen, insan sarrafı bir şahsiyetti. Yine de özünde her zaman cesur ve sade bir Peşmergeydi; kurnaz, zeki ve dahiydi.

Gençleri, partinin ve devrimin ilerlemesinin, istikrarın ve geleceğin yegane teminatı olarak gördü. Kendisi gerçek bir gençlik dostuydu. Gençlerin eğitimi ve gelişimine olan bağlılığından asla taviz vermeyen adanmış bir akıl hocasıydı. Her cuma evinin bodrumunda 20-30 gençle buluşur; güncel olaylar, tarih ve gelecek üzerine sohbetler gerçekleştirirdi. Onlara sadece konuşmakla kalmaz, fikirlerine başvurur ve Kürdlerin zaferi için onlara umut aşılardı.

İdris Barzani, milli Kürd birliği ve düşüncesinin tarihe mal olmuş bir önderidir. Onu, Kürdistan tam bir ateş çemberinden geçerken erkenden kaybettik. Tarihte emeğinin değeri tam manasıyla anlaşılamamış ve hakkı yeterince teslim edilmemiş müstesna liderlerimizden biridir.

Yararlanılan Kaynak: Karwan Cevher Muhammed; İdris Barzani, Yaşamı ve Mücadelesi; Sitav Yayınları

(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)