Erbil (Rûdaw) – İran ile ABD-İsrail hattında tırmanan savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın ulaşıma kapanması, Irak ekonomisini ciddi bir çöküşün eşiğine getirdi. Günlük 3,2 milyon varillik ihracat kapasitesini kaybeden Bağdat için mevcut şartlarda tek çıkış kapısı Türkiye’nin Ceyhan Limanı. Ancak bu kapının açılması, Erbil ile Bağdat arasında Kürdistan Bölgesi boru hattının kullanımı konusunda varılacak kesin bir anlaşmaya bağlı.
Hürmüz Boğazı’nın 4 Mart’tan bu yana kapalı olması, Irak’ın aylık milyarlarca dolarlık gelir kaybına uğraması anlamına geliyor.
Eğer Bağdat yönetimi Kürdistan Bölgesi ile petrol sevkiyatı konusunda bir uzlaşıya varamazsa, kamu harcamaları ve maaşlar için Irak Merkez Bankası’nın stratejik rezervlerini kullanmak zorunda kalacak ki bu, uzun vadede sürdürülebilir bir durum değil.
İki boru hattı, tek güzergah: Kürdistan Bölgesi
Irak’ın Türkiye’ye petrol ihraç etmek için elinde iki ana seçenek bulunuyor, ancak her iki yol da coğrafi olarak Kürdistan Bölgesi topraklarından geçmek zorunda:
Kerkük-Ceyhan (Federal Hat): 1987 yılında inşa edilen 970 kilometre uzunluğundaki bu hat, 2014 yılından bu yana IŞİD saldırıları ve sabotajlar nedeniyle devre dışı kalmış durumda. Irak Petrol Bakanlığı hattı onarmak için yoğun bir çalışma yürütse de, yapılan son testlerde 100 kilometrelik bir bölümde sızıntı ve teknik sorunlar tespit edildiği bildiriliyor. Bu hat tamir edilse bile başlangıçta günlük kapasitesinin ancak 250 bin varilini taşıyabilecek.
Xurmal-Peşhabur (Kürdistan Hattı): Kürdistan Bölgesi Hükümeti tarafından 2014 yılında inşa edilen bu hat ise tamamen çalışır ve hazır durumda. Günlük 1 milyon varil taşıma kapasitesine sahip olan bu hat, geçmişte 670 bin varile kadar sevkiyat gerçekleştirmişti.
"Kürdistan’ı bypass etmek" teknik olarak imkansız
Irak Petrol Bakanı’nın daha önce yaptığı "Kürdistan Bölgesi’ni devre dışı bırakacak alternatif bir rota bulacağız" yönündeki açıklamaları, sahadaki gerçeklerle örtüşmüyor.
Petrol boru hatlarının Türkiye’ye giriş yaptığı tek nokta olan Peşhabur ve Zaho bölgesi, tamamen Kürdistan Bölgesi Hükümeti’nin kontrolünde bulunuyor.
Dolayısıyla, Bağdat’ın Türkiye üzerinden petrol satabilmesi için Erbil ile el sıkışması teknik ve siyasi bir zorunluluk.
Ekonomik tablo: Anlaşmazlığın maliyeti ağır
Uzmanlar, tarafların "bildiri savaşı" ve "anayasal yorum" tartışmalarını bir kenara bırakıp rasyonel bir anlaşma yapmaları durumunda her iki tarafın da kazanacağını vurguluyor.
Anlaşmasızlık durumunda Federal hattın kısıtlı kapasitesiyle (250 bin varil) Irak’ın aylık geliri yaklaşık 750 milyon dolarda kalacak.
Anlaşma halinde ise her iki hattın (Federal ve KRG) ortak kullanımıyla Ceyhan üzerinden günlük 1 milyon varillik sevkiyat yapılabilir. Bu da Irak ve Kürdistan Bölgesi için aylık yaklaşık 3 milyar dolarlık bir gelir anlamına geliyor.
Kürdistan Bölgesi’nin Bağdat’tan talep ettiği mali hakların aylık 80 milyon dolar civarında olduğu belirtilirken, bu meblağın 3 milyar dolarlık potansiyel gelirin yanında oldukça küçük kaldığına dikkat çekiliyor.
Güvenlik sorunu: Saldırılar nereden geliyor?
Kürdistan Bölgesi’ndeki enerji altyapısına ve petrol sahalarına yönelik saldırıların artması, bir diğer büyük engel.
Başbakan Mesrur Barzani’nin de dikkat çektiği üzere, bu saldırıların çoğu federal hükümetin kontrolündeki bölgelerden, İran destekli gruplar tarafından gerçekleştiriliyor.
Eğer Bağdat yönetimi 970 kilometrelik Kerkük-Peşhabur hattının güvenliğini sağlamayı taahhüt ediyorsa, aynı zamanda Kürdistan Bölgesi’ndeki üretim tesislerinin güvenliğini de sağlamalıdır.
Bölgesel savaşın yarattığı bu kritik evrede, "enerji diplomasisi" hem Erbil hem de Bağdat için sadece bir gelir meselesi değil, aynı zamanda ulusal güvenlik ve istikrar meselesi haline gelmiş durumda.
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın