Ulusların tarihsel uyanış, kendilik bilinci edinme ve sömürge karşıtı varoluş mücadeleleri, yalnızca cephelerdeki askeri karşılaşmaların veya makro, politik stratejilerin bir sonucu değil; asıl olarak dilin, kültürün, kolektif belleğin ve kitle iletişiminin kuramsal olarak inşa edildiği epistemolojik alanların ürünüdür.
Sömürgeci tahakküm, hedef aldığı ulusun coğrafi sınırlarını işgal etmekle kalmaz; asıl ve en derin tahribatını o ulusun tarih bilincini, dilsel özerkliğini, etik pusulasını ve ontolojik bütünlüğünü parçalayarak gerçekleştirir.
Frantz Fanon’un sömürge psikolojisi üzerine geliştirdiği teorilerde derinlemesine analiz ettiği üzere, sömürgeci iktidar mekanizmaları, esaret altına aldıkları ulusların kendi tarihlerine yabancılaşmasını, kurucu önderlerini unutmasını ve nihayetinde egemen gücün ürettiği bilgi ve kimlik kalıplarını gönüllüce benimsemesini amaçlar.
Maurice Halbwachs’ın kolektif hafıza teorisi bağlamında değerlendirildiğinde, bir ulusun ortak geçmişine ait kurucu hafıza mekânlarının, anlatılarının ve figürlerinin unutturulması, o ulusun şimdiki zamanda bir arada durma ve geleceğe yönelik ortak bir irade sergileme yeteneğini felç eder.
İktidar, yazılı tarihi kendi tekeline alıp sansürlerken, ezilen ulusların organik entelektüellerini tarih sahnesinden silerek onların yerine derinliksiz, sisteme uyumlu ve yapay aktörler ikame eder.
İşte bu sistematik unutturma, tarihsizleştirme ve yabancılaştırma siyasetinin tam karşısında, yirminci yüzyılın başlarında Kürt ulusal düşüncesinin, modern örgütlenme bilincinin ve bağımsızlık idealinin en rafine sentezini oluşturan Kürdistan İstiklal Komitesi (Komîteya Îstîqlala Kurdistan) içinde kurucu bir rol üstlenmiş olan Melle Evdirehmanê Şirnexî (Evdirehmanê Zehra) yükselmektedir.
Şirnexî’nin yaşamı, entelektüel donanımı, propaganda dehası ve ahlaki duruşu, sömürge kentin yabancılaştırıcı atmosferine ve hafıza kırımına karşı geliştirilmiş en görkemli Kurdistan direnişlerinden biridir.
1800’lü yılların başından itibaren feodal mîrliklerin tasfiyesiyle başlayan ve geleneksel karakterde seyreden Kürt başkaldırıları, 20. yüzyılın ilk çeyreğinde Kürdistan İstiklal Komitesi'nin kurulmasıyla modern, kurumsal, ideolojik ve programatik bir kimliğe bürünmüştür. Bu komite, geçmiş yüzyılın tüm tecrübelerini süzerek milliyetçi rasyonalite ile devletleşme fikrini entelektüel bir potada eriten kolektif bir akıldır.
Bir toplumsal hareketin kitlelerle kurduğu organik bağın, askeri güçten ziyade o hareketin felsefi ve siyasi dilinin halkın bilincine nasıl tercüme edildiğiyle ilgili olduğu gerçeği, komitenin örgütsel şemasında net bir biçimde görülür. Hareketin başarısını ve kitleselleşmesini sağlayan dinamik, kusursuz bir sacayağı teorisi üzerine kurulmuştur; bu yapının askeri ve siyasi liderliğini Xalid Begê Cibrî omuzlarken, aşiretler arası diplomasiyi ve toplumsal ilişkiler ağını Yusuf Ziya Beg yürütmüş, hareketin felsefesini halkın diline, inancına ve yüreğine taşıyan propaganda, ajitasyon ve kitle iletişimi köprüsünü ise Melle Evdirehmanê Şirnexî inşa etmiştir.
Antonio Gramsci’nin organik aydın olarak tanımladığı figürün Kürdistan coğrafyasındaki en somut karşılıklarından biri olan Şirnexî, disiplinli karakteri, hitabet gücü ve yüksek ahlaki prestijiyle hareketin ulussallaşma aşamasında bir kilit taşı vazifesi görmüştür.
Yusuf Ziya Beg’in, komitenin fikirlerini yaymak ve halkı organize etmek amacıyla bizzat Şirnex bölgesine, Nimêj Dağlarının o sarp, vakur ve mağrur eteklerine gelerek Melle Evdirehman’ı hareketin merkez kadrolarına dahil etmesi, onun entelektüel ve stratejik ağırlığının açık bir göstergesidir. Şirnexî, komitenin kültürel ve siyasi faaliyet yürüttüğü her coğrafyada ajitasyonun öncüsü olmuş, kitlelerin ulusal bilincini uyandıran kuramsal bir rehber olarak konumlanmıştır.
Melle Evdirehmanê Şirnexî’nin sosyolojik kimliği ve soy kütüğü, Kürdistan’ın geleneksel, inançsal ve kültürel dokusu içinde oldukça katmanlı ve özgün bir karakter taşır.
Babası Qasim, annesi ise Başûrê Kurdistan’ın Benan bölgesinin köklü ve saygın ailelerine mensup olan Zehra Hanım’dır. Kürt milletinin tarihsel köklerinde derin izleri bulunan matriyarkal damarların ve kadına duyulan toplumsal saygının bir yansıması olarak, Melle Evdirehman kendi bölgesinde babasının adından ziyade annesine atıfla Evdirehmanê Zehra olarak tanınmış ve sevilmiştir.
Eğitimini Güney (Başûrê) Kürdistan’ın o dönem ilim merkezleri olan seçkin medreselerinde tamamlayan Şirnexî, sadece klasik dini ilimlerde yetkinleşmekle kalmamış; tarih, felsefe, siyasetbilim ve edebiyat alanlarında muazzam bir derinlik kazanmıştır. Medrese müderrisliği kimliğini, Kürt yurtseverliğini estetik bir üslupla işleyen bir helbestvan (şair) kimliğiyle birleştiren Şirnexî’nin Kürtçe kaleme aldığı şiirleri, makaleleri ve politik metinleri, kitleleri sömürgeci uyuşmuşluktan uyandıran edebi birer silaha dönüşmüştür.
Ne var ki, egemen güçlerin bu topraklarda uyguladığı sistematik arşivsizleştirme ve hafıza kırımı politikaları neticesinde, onun bu kuramsal ve edebi üretimleri, şiir belgeleri ve yazılı mirası bilinçli bir biçimde yok edilmiş, tahrif edilmiş veya unutturulmuştur. Onun entelektüel dehası aynı zamanda ulusal diplomasi sahasında da kendini göstermiş; komitenin kuzey ve güney kanatları arasındaki organik koordinasyonu sağlama misyonunu üstlenerek Seyyid Abdülkadir ile Şeyh Ahmed Barzanî arasında hayati bir iletişim köprüsü kurmuştur.
Bu zorlu coğrafyada, Molla Mustafa Barzanî’yi birkaç kez güvenli hatlardan geçirerek Muş ve Erzurum’daki komite merkezlerine ulaştırması ve tekrar sağ salim Güney Kürdistan’a intikal ettirmesi, onun askeri ve siyasi çevrelerdeki sarsılmaz güvenilirliğinin kanıtıdır.
Nitekim Mustafa Barzanî’nin, onun şehadetinin ardından derin bir vefa ve saygıyla dile getirdiği, Melle Evdirehman gibi vakur, ağır ve bilge bir şahsiyeti tanımış olmanın kendisi için bir şeref ve gönül rahatlığı olduğu yönündeki sözleri, Şirnexî’nin ulusal mücadele tarihindeki karizmatik ve birleştirici rolünü mühürlemektedir.
Sömürge rejimlerinin en büyük başarılarından biri, esaret altındaki coğrafyalarda mülkiyet sahibi zengin sınıfları, tüccarları ve okumuş elitleri kendi iktidar çeperine çekerek asimile etmesi, onları kendi toplumlarının özgürlük mücadelelerine karşı kör ve dilsiz hale getirmesidir.
Ancak Melle Evdirehman, bu sosyolojik yabancılaşma sarmalını sınıfsal duruşu ve pratik ahlakıyla radikal bir biçimde kırmıştır. Siyasi mücadeleye aktif olarak katılmadan önce Şirneq çevresinde dürüstlüğü, güvenirliği ve saygınlığıyla nam salmış varlıklı bir tüccar olan Şirnexî’nin ticari ahlakı, halkın zihninde o denli büyük bir meşruiyet ve güven abidesi inşa etmiştir ki, bölgedeki sözlü anlatılara göre, kervanların yol kesen eşkiyalar (rêbirlar) tarafından soyulduğu kaos dönemlerinde bile, kervanın içinde Melle Evdirehman’ın bulunduğunun öğrenilmesi, eşkıyaların dahi silahlarını indirip saygıyla ondan özür dileyerek uzaklaşmalarına yetmiştir.
Kürd ulusunun her kesimine nüfuz eden bu yüksek ahlaki otorite ve temiz karakter, onun sömürgeci devlet mekanizmasının yerel memurları, istihbarat ağları veya Axayê Sor gibi dönemin hükümet güdümlü nüfuz sahibi aktörleri tarafından bile ihbar edilmesini engellemiş, hatta bu figürlerin birçoğu Şirnexî’ye duydukları derin kişisel saygıdan ötürü onu uzun süre korumak ve gizlemek zorunda kalmışlardır.
Ancak örgütlü mücadelenin kaçınılmaz riskleri neticesinde Cizre’de yakalanarak Bitlis’e sevk edilen Melle Evdirehmanê Şirnexî, Kürdistan İstiklal Komitesi'nin askeri lideri Xalid Begê Cibrî’nin katledilmesinin hemen ardından, 14 Nisan 1925 tarihinde Bitlis’te kurşuna dizilerek şehit edilmiştir. Egemen aklın, onun entelektüel, ideolojik ve ulusal ağırlığına verdiği önemin büyüklüğü, onu hareketin en üst düzey askeri liderleriyle aynı dönemde ve aynı hızla infaz etmesinde gizlidir.
Melle Evdirehmanê Şirnexî gibi donanımlı, dürüst, cesur ve kurucu bir aktörün resmi tarih yazımında hak ettiği ölçüde yer almaması ve popüler hafızada gölgede bırakılması, tesadüfi bir ihmal değil, sömürgeciliğin bilinçli hafıza imha etme metodolojisinin doğrudan bir sonucudur.
Walter Benjamin’in tarih tezlerinde vurguladığı üzere, egemen güçler bir halkın direniş (berxwedan) tarihini ve uyanış bilincini kalıcı olarak yok etmek istediklerinde, sadece o milletin kahramanlarını fiziksel olarak öldürmekle yetinmezler; onların anılarını, fikirlerini ve isimlerini de ulusal bellekten kazımayı hedeflerler.
Bunun en kestirme ve sinsi yolu ise, gerçek, ahlaki ve organik aydınların unutturularak onların yerine içi boşaltılmış, popülist, sisteme zararsız ve sahte figürlerin ikame edilmesidir. Günümüzde de kültürel, edebi ve entelektüel üretimin niteliksizleşmesi, ulusal bilince ve felsefi derinliğe sahip güçlü entelektüellerin unutturulup derinliksiz figürlerin vitrine çıkarılması, aynı asimilasyonist ve bellek kırıcı politikanın rafine bir devamından başka bir şey değildir.
Bu bağlamda, unutturulan her ulusal değerle birlikte toplumsal entelektüalizm de zemin kaybetmekte ve hafıza sömürgeleştirilmektedir. Melle Evdirehmanê Şirnexî (Evdirehmanê Zehra), Nimêj Dağlarının eteklerinden Bitlis’in infaz sehpalarına uzanan onurlu yaşam öyküsüyle, Kürt ulusal uyanışının ahlaki, felsefi ve entelektüel vicdanını simgelemektedir.
Çağdaş Mezopotamya eleştirel düşünce okulları ve bağımsız tarih yazımı platformları gibi alternatif entelektüel odakların, sömürgeci tarihin karanlık dehlizlerinde bırakılmak istenen bu organik aydınları yeniden gün yüzüne çıkararak toplumsal hafızayı tahkim etmesi, her türlü zihinsel esaretten kurtulmanın ve geleceğin özgür bilincini inşa etmenin en kaçınılmaz felsefi zorunluluğudur; zira geçmişin gerçek kahramanları aydınlatılmadıkça, geleceğin yolları karanlık kalmaya mahkumdur.
Kaynaklar
Benjamin, W. (1940). Tarih Felsefesi Üzerine Tezler. (Çev. A. Cemal). İstanbul: İletişim Yayınları.
Fanon, F. (1961). Yeryüzünün Lanetlileri. (Çev. Ş. Alpagut). İstanbul: Versus Kitap.Gramsci, A. (1971).
Hapishane Defterleri. (Çev. A. Cemal). İstanbul: Belge Yayınları.
Halbwachs, M. (1925). Kolektif Hafıza. (Çev. Z. Dere). Ankara: Heretik Yayıncılık.
Han, Z. A. (2026). "Gundikê Mele / Çiyayê Namaz Sahası Sözlü Tarih Çalışmaları ve Komîteya Îstîqlala Kurdistan Tanıklıkları". XWENAS Kovara Felsefeya Kurd, Sayı: 12.
(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)


.webp&w=3840&q=75)
