Kitap, çok özgün bir biçimde göç, kimlik ve bu bağlamda özellikle yeni kuşak veya Z kuşağı diye adlandırılan 10’lu yaşlardan 20’li yaşlara kadar olan gençlerin yeni dönemde iç ve dış ilişkilerini sosyal psikolojik tarzda, farklı bir bakış açısıyla incelemesi bakımından oldukça ayrıntılı bir bakışa sahiptir. Psikolog Dr. Ahmet Faruk Özger’in ilk kitap çalışması, akademik tezinin kitaplaşma aşamasında güncellediği ve genişlettiği eseridir. Doktora çalışmasını ise “Göç Bağlamında Aile ve Ergen Psikolojisinde Yeniden Kimlik İnşası Süreci”ne odaklamıştır.
Kitabın önsözünde, “Elinizdeki eser akademik doktora çalışmanın geliştirilmiş ve genişletilmiş bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır” denilmiştir. Kitap önce teorik bir çalışma olarak düşünülse de sonra söyleşi, analizler, veriler ve karakterler üzerinde değerlendirmelerle farklı bir boyut kazanmış. Aslında yukarıda sayılan metot veya yöntemle üç ayrı kitap çalışması olabilirdi. Bu haliyle daha da güçlenmiş, amacına uygun bir çalışma haline gelmiş.
Fakat kitapta özellikle, göç bağlamında gençliğin, Z kuşağının sosyal veya bağlantı ilişkilerini aile, çevre, okul ve teknoloji ile ilişkilendirmesi biraz sıkıntılı görünüyor. Bu sosyal psikolojik oluşum veya oluşamama artık yeni dönemde göç kültürü ile ilişkili olmamaktadır. Genel anlamda sadece göç bağlamında değil de özellikle bu üçüncü kuşağın, Batı ve Batı Avrupa’da incelenen sahadaki gençliğin ve toplumun içinde bulunduğu durum artık yeni kuşak değildir.
Göçü bir diaspora olarak düşünürsek, merkez Avrupa’da 1960’lı yıllarda başladığı varsayılırsa, İngiltere özgülünde kabaca 1970 yılında, yoğunlukla 1990’lı yıllarda başlayan bu göç artık gelinen coğrafyanın kültüründen daha çok içinde bulunan alanın kültürü ile yoğrulduğu için, incelenen konunun göç bağlamında ele alınmaması daha faydalı olurdu.
Fakat gençlerin teknoloji ile bağlantılı ailelerin teknoloji veya genç kuşakla ilişkileri ile bağlantılı ilişki ve çelişkilerine bu kadar özgün yaklaşılması kitabı çok değerli kılmaktadır. Bilindiği gibi daha da derinleşen ve ciddi çözüm bekleyen bir saha ve sorun ile karşı karşıyayız.
Bu akademik tez çalışması, kitap olarak yayımlanma aşamasında daha ayrıntılı bilgi ve verilere dayandırılmıştır. “Göç, aile, ergenlik ve kimlik gelişimi alanlarında çalışmalarını sürdüren Özger, akademik birikimini danışmanlık deneyimiyle birleştirerek aile ilişkileri, ergenlik süreçleri, kariyer gelişimi ve gençlerin psikolojik dayanıklılığı üzerine sürdürmektedir.” Ahmet Faruk Özger’i tanımlayan bu cümle, kitapta tam olarak okuyucuyu neyin beklediğini anlatıyor.
Öykülendirme biçimine de yer verilen, isimlerle, karakterlerle hareket etmesi, teknik verilerin veya söyleşilerin yer alması kitabı daha belgeli, anlaşılır veya daha nitelikli kılıyor. Ailelerin, çocukların ve gençlerin okuyarak durumu veya toplum ve aile içerisinde diyalog sıkıntısını, hem gencin, bireyin kendi arkadaşları veya kendi içleriyle hem de ailenin kendi içleriyle bağlarına bakarak aileyle gençler arasındaki diyaloğu da anlayabilmek için önemli tartışma verileri ve psikolojik düşünceler sunmaktadır.
Bilindiği gibi gençlikte, diaspora, kimlik ve millet kimliği, inanç kimliği, kültür kimliği göz önünde bulundurulduğunda, bireyi belirleyen önemli altyapılar ve arka planlar olduğu bu araştırmada bir kere daha ortaya çıkıyor. Kimliğin tam belirlenmesi gelinen coğrafya ile bağlantılı olmakla birlikte, ailenin kendisini daha iyi tanımlamasıyla birlikte bu düşünceyi veya davranış biçimini gençlere de aktarması, gençlerin kendilerine güçlü bir bağla içinde bulunduğu ortama uyum sağlamasını kolaylaştırdığı anlaşılıyor.
“Kitabın dikkat çekici yönlerinden biri, göçmen ailelerin gündelik hayatlarında sıklıkla karşılaşılan ancak çoğu zaman isim verilemeyen duygusal süreçleri görünür hâle getirmesidir.” Anılan süreç, hem ailelerin hem de genç bireylerin ilişki, diyalog ve psikolojik sorunlarını anlayarak çözmede yaşamsal düzeydedir.
“Bu çalışmanın amacı kesin hükümler üretmek değil; çoğu zaman sessizce yaşanan psikolojik yükleri, görünmeyen uyum biçimlerini ve göçle birlikte dönüşen kimlik hâllerini biraz daha görünür kılmaktır.”
Göç kültüründe uyum, aile içi diyalog ve aile-çocuk ilişkileri sorunu görme ve çözmede en doğru yoldur. Çocukların daha çok gelişme çağındaki kız veya erkeklerdeki topluma farklı boyutlardaki uyumları ve aile ilişkisinin anlaşılması, kitapta daha iyi görülüyor.
Grafiklerle ve verilerle anlaşılır kılınan araştırma, çocukların ve ailenin dil vb. işlerini yapmasının statüyü etkilediğini ortaya koyuyor. Dijital dönem ve kimlik üzerindeki etkisi, ailenin ve okulun gençlerdeki beklentileri, gençlerin sosyal, psikolojik yapı ve gelişimi üzerinde dikkate değer bir dönüşüm oluştuğunu yine bu araştırmada buluyoruz.
Yeni kimlik arayışındaki kendini bulma uğraş ve çabasının bireyi ne kadar etkilediği, nasıl bir pozitif yaklaşımda bulunulması gerektiği, çalışmanın ulaşmak istediği sonuçlardan temel olanıdır. Gençlerin görünür, anlaşılır olma duygusu ve kişilik gelişiminin toplum uyumundaki derin etkisi, gözle görünür veriler ve yorumlarla anlatılıyor:
“Sessiz başarı sendromundan ters ebeveynliğe, dijital kimliğin yükselişinden kuşaklar arası uyum farklarına kadar birçok konu; akademik bir dilin soğukluğuna hapsedilmeden, okuyucunun kendi hayatıyla ilişki kurabileceği bir sadelik ve samimiyet içerisinde ele alınmaktadır.”
Ana fikir olarak konu tabii ki diaspora değil, diaspora durumu biraz daha farklı. Diaspora durumu birinci veya ikinci kuşak için geçerli, üçüncü kuşak artık bir diaspora kuşağı değil. Fakat yeni teknoloji ile ailelerin veya gençlerin sosyal ilişkilerle birlikte geriye dönük geldikleri coğrafya ile ilişkileri biraz diğer diaspora bağlantısı olarak düşünülebilir.
Kitapta bu veriler yok, diaspora tartışması da bulunmuyor ama diaspora bağlantılarının kişiliği oluşturmadaki psikolojik ve sosyal tartışmaları yer alıyor:
“Çünkü mesele yalnızca ayakta kalmak değil; dağılmadan birlikte kalabilmektir.”
Sözü tam da bu durumu vurgulamaktadır.
“Göç ve göçün getirdiği uyum ve uyum sorunları yeni teknolojik çağda irdeleniyor.”
Tanımı, kitabı sanırım en iyi tanımlayan cümle.
“Hayatım ilerliyor gibi ama içimin bir kısmı hâlâ eski yerde bekliyor.”
Tanımı ise yukarıdan andığımız diaspora sürecini sorgulamaktadır.
“Çünkü bu kitap göçün hikâyesi değildir. Bu kitap; değişimin hikâyesidir, kaybetmenin hikâyesidir, tutunmanın hikâyesidir, Ve en çok da yeniden kurulabilmenin hikâyesidir.”
Duygusal, şiirsel bitiş vurgusu, diaspora, göç topluluklarının içinde bulunduğu çıkışsızlığa bir yol, bir çıkış gibi duruyor.
Sonuç olarak alanda araştırma yapmak isteyenler için verilen kaynakça, bibliyografya epeyce geniş boyutta referans ve kaynaklar sunuyor. Bilindiği gibi bu gibi alan çalışmalarında, okuyucunun yolunu ve bakış açısını genişletebilmek için referanslar oldukça önemli.

— Psikolog Dr. Ahmet Faruk Özger, Göç Bağlamında Aile ve Ergen Psikolojisi, Yeniden Kimlik İnşası.
(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir)



