Kürd tarihi, milli düşünce gibi fikirler üzerine kurulmalıdır. Aksi takdirde sürekli bir biçimde doğruyu arama uğraşı, milli düşünceyi ve milli iç güçlenmeyi ya zayıflatıyor ya ileriye atıyor ya da yok ediyor. Milli değerlerimiz bu kabuller anlamında çok önemlidir. Daha önce çeşitli biçimlerde, Yunus (Yunis) Rauf’un kendisinin de yazdığı kitap dâhil olmak üzere, milli marşımız hakkında çok çeşitli yazılar yazılmıştır. Bunu tekrarlamak ve güncele taşımakta hiçbir sakınca yoktur. Hatta hafızaya kazınması için büyük bir ihtiyaçtır. Bunun için yazıda bir kere daha Yunus Rauf (Dildar Yunus, 20.02.1918-12.11.1948), yaşamı, milli marşımızın yazılış süreci, tarih, sahiplenme, milli düşünce ve milletleşmedeki rolü ve milli değerlerin kimlik oluşumundaki önemi üzerinde durmaya karar verdik.
Bir milleti, millet yapan temel bazı özelliklerin dışında, kapsayıcı ve derinlikli bir ruh ancak güçlü bir sahiplenmeyle oluşturulabilir. Bu, başta milletin tarihine sahiplenme olarak görülebilir. Bunun dışında tarihî karakterler, coğrafya ve milli birlik ruhu da ayrıca öneme sahiptir. Fakat asıl olan, bir milletin kendi sınırlarını, bayrağını ve milli marşını sahiplenmesidir. Bu sahiplenme, asıl iç kabulü, iç gücü ve iç düşünceyi oluşturur. Bizdeki ala rengin ve ala renginin oluşumu, bilindiği gibi, neredeyse milletleşme sürecine denk gelen bir biçimde meydana gelmiştir. Yine aynı biçimde milli marşımız Ey Reqîb de ayrı bir sahiplenmeyle ve ayrı bir dönemde oluşturulmuştur. Şimdi, bir kere daha, bu dönemde bu milli sembolleri ve düşünce sistemini oluşturan temel öğelere büyük bir hassasiyetle sahip çıkmak, ne anlama geldiklerini bilmek ve bu sahiplenmeyi sürekli hâle getirmek, bizim gibi milletler için hayati derecede elzemdir. Ey Reqîb marşı da çok güzel bir milli marş olarak tarihimizi, kültürümüzü, coğrafyamızı, gelenek ve göreneklerimizi çok iyi bir biçimde yansıtmaktadır. Şimdi bu marşımızın oluşum sürecine, yazarına, kabullenilmesine ve içerisindeki tarihe bir kere daha bakmamız gerekiyor. Ey Reqîb, aynı zamanda bir Kürd tarih ve kültür destanıdır.
Başur’da, Koysancak’ta 20 Şubat 1918’de doğan milli şair, ilk eğitimini Ranya’da, ortaokul eğitimini ise 1935 yılında Hewler’de alır. Liseyi Kerkük’te bitirir ve Bağdat’ta hukuk fakültesine devam eder. Edebiyat çalışmalarını hukuk fakültesi sonrasında avukatlık mesleğiyle birlikte yürütür. Edebiyat ve tarihle yakından ilgilenir. Şiirler yazmaya devam eder. Milletten yana tavırlarıyla sürekli ihtiyaç sahiplerinin yanında yer alması, adalet ve milli savunuculuğuyla tanınır. Gençlik yıllarında önemli milli şairlerimiz Heci Qadiri Koyi, Bekes, Piremerd ve Ebul Wefayi Kurdi’nin şiirlerini takip etmiştir. Şiire ilgisi böyle başlamış ve ilk şiirini 1935 yılında Ronahi dergisinde yayımlamıştır.
1937 yılında, henüz 19 yaşındayken, Mukarem Talabani, Mustafa Uzeri, Mustafa Neriman ve Nuri Şawes ile birlikte “Komelay Darkeri”yi kurar. Komelay Darkeri’nin amacı Kürdistan’ı işgalden kurtarmaktır. Gençler, var olan oluşumun liderliğine daha tecrübeli bir Kürd şahsiyetini getirmek istiyorlar ve Refik Hilmi’ye gidiyorlar. Refik Hilmi, gençlerin liderlik önerisini, Komelay Darkeri’nin isminin “Hizbi Hiwa” olarak değiştirilmesi şartıyla kabul ediyor. Böylelikle 1939 yılından 1945 yılına kadar Başur siyasal yaşamında önemli bir yeri olan “Umut Partisi” kurulur. Refik Hilmi parti başkanı, Dildar ise Hiwa’nın sekreteri oluyor. Hizbi Hiwa 1940’larda kapanır. Dildar, bu yıllarda sol düşünceye eğilim göstermesine rağmen herhangi bir partiye girmez. Bu dönemde şiirleri daha çok Gelawej dergisinde yayımlanır. Klasik akımdan çok, modern-romantik şiir tarzının temsilcisidir. “Yaşam, büyük ve kıymetli bir imkândır. Biz onu keder ve üzüntüyle heba etmemeliyiz, çünkü yaşamı bir daha geri alamayız.” Romantik yaşama bağlılığını bir yerde böyle ifade eder. Hikâye yazarlığı da yapan Dildar, Fransız edebiyatına olan ilgisiyle La Fontaine ve Lamartine’in hikâyelerini Kürdçeye çevirerek yayımlamıştır.
Milli marşımız, Qazi (Kadı) Muhammed önderliğinde, Mahabad Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1946 yılında bestelenerek Kürd Cumhuriyeti’nin milli marşı olarak kabul edilmiştir.
Dildar, 11 Kasım 1948’de Hewler’de bulunan Hemra Sineması’nda “Selahaddin Eyyubi” adlı filmi izlediği sırada kalbinden rahatsızlanır. Hastaneye geç götürülmesi ve doktorların geç ilgilenmesi nedeniyle genç yaşta, 12 Kasım 1948’de aramızdan ayrılır. Dildar’ın zehirlendiği de söyleniyor. İzlediği son film dahi milli şairin milli ruhuna örnek düzeydedir. Sanat ve edebiyattaki yeniliklere açık olan Dildar, Kürd milli çalışmalarını da ısrarla sürdürdü.
Ey Reqîb
Ey reqîb her maye qewmê Kurd ziman
Naşikê û danayê bi topê zeman.
Kes nebê kurd dimirin, kurd jîn dibin.
Jîn dibin qet nakevê ala kurdan.
Em xortên rengê sor û şoreşin
Seyr bike xwîna dîyan me da rijand.
Kes nebê Kurd dimirin, Kurd jîn dibin.
Jîn dibin qet nakevê ala Kurdan.
Em xortên Medya û Keyxusrewin
Dîn îman û ayîman, her niştîman.
Dîn îman û ayîman, Kurd û Kurdistan.
Kes nebê Kurd dimirin, Kurd jîn dibin.
Jîn dibin qet nakevê ala Kurdan.
Lawê Kurd rabûye ser pê wek şêran
Ta bixwîn nexşîn bike tacî jiyan.
Kes nebê Kurd dimirin, Kurd jîn dibin.
Jîn dibin qet nakevê ala Kurdan.
Xortên nûh tev hazir û amade ne
Can fîda ne can fîda, her can fîda.
Kes nebê Kurd dimirin, Kurd jîn dibin.
Jîn dibin qet nakevê ala Kurdan.
Ey düşman
Dinle düşman, Kürd halkı hâlâ yaşıyor.
Top ateşinde ve felaketlerden hiç yılmayacak.
Kimse demesin Kürd ölüdür, Kürd diridir.
Diridir, hiç inmez Kürd bayrağı.
Devrim çocuklarıyız, kızıl renkle kuşandık.
Korkmuyor musun ey düşman, kanlı geçmişimizden!
Kimse demesin Kürd ölüdür, Kürd diridir.
Diridir, hiç inmez Kürd bayrağı.
Biz ki Medler’in, Keyhüsrevler’in torunlarıyız.
Kürdistan’dır daima inancımız ve yaşamımız.
Kimse demesin Kürd ölüdür, Kürd diridir.
Diridir, hiç inmez Kürd bayrağı.
Kürd genci, aslan gibi sarsılmaz cesaretiyle hayat tacını kanıyla işliyor.
Kimse demesin Kürd ölüdür, Kürd diridir. Diridir, hiç inmez Kürd bayrağı.
Kürd gençliği hazır ve amadedir.
Canfedadır, canfedadır, canfeda.
Kimse demesin Kürd ölüdür, Kürd diridir. Diridir, hiç inmez Kürd bayrağı.
Dildar, 1938’de hapisteyken milli marşı yazmıştır. “Ey Reqîb”, “Ey Düşman” demektir. Şair, Bağdat zindanında gardiyana seslenir. Dildar, tutulduğu ve işkence gördüğü cezaevindeki gardiyanlara seslenir ve Kürdlere yönelik yapılan baskılara değinir.
Milli şairimizin kapsamlı tek bir eseri bulunmamaktadır. Avesta Yayınevi tarafından da yayımlanan, Soranice ve Kurmancî şiirlerini içeren bir eseri vardır. Milli marşımız Soranice yazılmıştır.
Not: Dildar-Yunis Rauf, Diwan/Ey Reqîb, Avesta Yayınları.
(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)



