Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin Körfez Ülkeleri Temsilcisi Sihanok Dibo, 10 Mart Anlaşması’nın geleceği, Suriye’nin yeni idari yapısı, Demokratik Suriye Güçleri’nin (DSG) orduya entegrasyonu ve gündemdeki diğer konulara ilişkin Rûdaw’a konuştu.
Dibo, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın “demokratik entegrasyon” çağrısını Suriye krizinin çözümü açısından “zamanında ve olumlu” bir mesaj olarak değerlendirdi.
Demokratik entegrasyonun ne asimilasyon ne de bölünme anlamına geldiğini vurgulayan Dibo, bu yaklaşımın adem-i merkeziyetçi ve federal bir Suriye modelini güçlendirdiğini ifade etti.
Geçici hükümetin ilan ettiği yeni para biriminin, toplumun tüm kesimlerinin katılımı olmadan alındığını belirten Dibo, Özerk Yönetim bölgelerinde mevcut paranın kullanılmaya devam edeceğini söyledi.
10 Mart Anlaşması’nın önündeki en büyük engelin Şam yönetiminin tek taraflı adımları olduğunu dile getiren Dibo, dar katılımlı “Ulusal Kongre” ve anayasal bildiri gibi hamlelerin süreci zorlaştırdığını belirtti.
DSG Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin Şam ziyaretinin teknik nedenlerle ertelendiğini açıklayan Dibo, ziyaretin yakın zamanda gerçekleşmesini beklediklerini söyledi.
Askeri entegrasyona ilişkin olarak DSG’nin, kurumsal kimliğini koruyarak Suriye ordusuna “tek blok” halinde entegre edilmesini önerdiklerini aktardı. Bu kapsamda üç tümen, bir Ulusal Muhafız tugayı ve bir YPJ tugayı önerildiğini doğruladı.
Suriye’nin gelecekteki idari yapısına dair vizyonlarını da paylaşan Dibo, Kuzey-Doğu, Güney ve Sahil bölgelerini kapsayan üç özerk yapının yer aldığı, savunma ve dış politikanın merkezde kaldığı adem-i merkeziyetçi bir modelin ülkenin birliğinin garantisi olacağını savundu.
Halep’te yaşanan gerilimlerin geniş çaplı bir çatışmaya dönüşmesini düşük ihtimal olarak değerlendiren Dibo, DSG’nin saldırgan bir stratejisi olmadığını, ancak olası saldırılara karşı meşru savunma hakkını kullanacaklarını ifade etti.
DSG’nin Süveyda’da güç eğittiği veya İsrail ile koordinasyon içinde olduğu iddialarını ise “asılsız” olarak nitelendirdi.
Dibo, Körfez ülkelerinin Suriye’de diyaloğun sürmesini desteklediğini ve 10 Mart Anlaşması’nı ülkenin istikrarı için önemli gördüklerini söyledi.
Sihanok Dibo, Rûdaw’dan Muhammed İsa’nın sorularını yanıtladı:
Rûdaw: PKK lideri Abdullah Öcalan’ın yeni yıl vesilesiyle yayımlanan ve 10 Mart Anlaşması’nı övdüğü "demokratik entegrasyon" çağrısını nasıl yorumluyorsunuz? Bu durum Şam ile yürütülen müzakereleri nasıl etkiler?
Sihanok Dibo: Sayın Öcalan’ın Suriye krizinin demokratik çözümü konusundaki yaklaşımını ve mesajını, siyasi süreci ileriye taşıyacak olumlu bir adım olarak görüyoruz. Bu çağrı tam zamanında yapılmıştır. "Demokratik entegrasyon", bir yapının içinde eriyip yok olmak demek değildir; aynı zamanda bir bölünmeye de karşıdır. Bu kavram, Özerk Yönetim örneğinde olduğu gibi adem-i merkeziyetçiliğin (yerelleşmenin) teyit edilmesidir. Biz bunu sorumlu bir yaklaşım olarak görüyoruz ve büyük bir sorumlulukla değerlendireceğiz.
Rûdaw: "Demokratik entegrasyon" tam olarak ne anlama geliyor? DSG’nin talep ettiği özerk yapıyla örtüşüyor mu?
Sihanok Dibo: Demokratik entegrasyon, Kuzey ve Doğu Suriye’de (Rojava) Özerk Yönetim ile oluşan idari ve bilgi birikiminin sona erdirilmesinin tam tersidir. Bu kavram; Suriye’nin birliğini korurken ülkenin iç savaşa, bölünmeye veya parçalanmaya sürüklenmesi riskini ortadan kaldırır. Aynı zamanda, halkın kendi bölgelerini en üst düzeyde bağımsızlıkla yönetmesini güvence altına alır. Bu model, Suriye'deki ulusal, etnik ve dini çeşitliliğin çözümünün Özerk Yönetim modeliyle mümkün olduğunu kanıtlar. Yani "demokratik entegrasyon", Suriye’nin çeşitliliği gözeten, federal ve demokratik bir ülke olması demektir.
Rûdaw: Geçici hükümet dün birkaç farklı fiyatta yeni bir para birimi duyurdu. Özerk Yönetim bölgelerinde bu para birimi kullanılacak mı?
Sihanok Dibo: Yeni para birimi meselesi, geçici hükümetin Suriye halkının genel katılımı olmadan tek taraflı aldığı bir karardır. Bu adım, Suriye’nin gerçek çeşitliliğini ve egemenlik ruhunu tam olarak yansıtmıyor. Biz, para birimi veya ulusal kimlik gibi konuların tüm toplumsal yapıyı temsil etmesi gereken "egemenlik" meseleleri olduğuna inanıyoruz. Bu parayı boykot etmeyeceğiz ancak ileride bir uzlaşı ile bu konunun yeniden düzenlenmesi gerekecektir.
Rûdaw: Yani bu durum DSG ile Şam arasındaki müzakerelere mi bağlı olacak?
Sihanok Dibo: Bu durum dolaşımda bazı engeller yaratabilir. Hatırlarsanız, geçmişte İdlib veya Efrin gibi bölgelerde Suriye lirası tedavülden kalkmıştı. Ancak Özerk Yönetim olarak biz, "egemenlik tasarrufu" ile "Suriye’nin genel çözümü" arasını hep ayırdık. Şu anki para birimi kullanılmaya devam edecektir ancak 10 Mart Anlaşması’nın temel maddeleri çerçevesinde, tüm tarafların katılımıyla ileride bu konuda yeni düzenlemeler yapılabilir.
Rûdaw: Şam yönetimi sizi anlaşmayı "sistemli bir şekilde oyalama" ile suçluyor. Siz de onları ciddiyetsizlikle itham ediyorsunuz. Bölgesel garantörlüğü de olan bu anlaşmanın önündeki temel engeller nelerdir?
Sihanok Dibo: 10 Mart Anlaşması imzalandığında bu bizim ve DSG’nin tamamen milli bir refleksiydi; hiçbir dış güç kararımıza müdahale etmedi. Bu anlaşma Suriye’yi büyük bir kaostan ve iç savaştan koruyan staretjik bir adımdı. Ancak en büyük zorluk, geçici hükümetin tek taraflı hamleleridir. Örneğin, birçok kesimin davet edilmediği bir "Ulusal Kongre" düzenlenmesi veya sadece dar bir çevrenin görüşünü yansıtan anayasal bildiri ilanı gibi adımlar süreci zorlaştırıyor.
Ayrıca, geçici hükümete bağlı bazı faksiyonlar bu anlaşmaya hala ikna olmuş değil. Halep’in Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinde yaşananlar, yer yer devam eden ateşkes ihlalleri bunu gösteriyor. Bölgesel olarak da özellikle Türkiye gibi bazı aktörlerin Kürt meselesinin anayasal güvenceye kavuşmasından rahatsızlık duyması süreci yavaşlatıyor.
Rûdaw: Bu kadar çok engel ve farklı görüş varken, anlaşmanın süresinin Mart ayına veya daha sonrasına uzatılması muhtemel mi?
Sihanok Dibo: Sekizinci madde uyarınca her iki taraf da yıl sonuna kadar çalışmaları tamamlamak için "çaba göstereceklerini" beyan etmişlerdi; bu kesin bir "taahhüt" değil bir niyet beyanıydı. Mevcut durumda bazı komiteler henüz kurulamadı. Tartışmaların ve müzakerelerin sağlıklı yürümesi için bu anlaşmanın süresinin birkaç gün veya birkaç ay uzatılması makul ve gerekli görünüyor.
Rûdaw: DSG Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin Şam ziyareti neden ertelendi? Yakın zamanda bir ziyaret gerçekleşecek mi?
Sihanok Dibo: Ziyaretin ertelenmesi tamamen teknik ve lojistik bir durumdur, yerel olaylarla ilgisi yoktur. Bu ziyaretin bugün veya önümüzdeki birkaç gün içinde gerçekleşmesini bekliyoruz.
Rûdaw: Bu ziyarette askeri entegrasyon mu konuşulacak? DSG’nin yanıtı neyi içeriyor; iddia edildiği gibi "3 tümen ve bir kadın birliği" teklifi doğru mu?
Sihanok Dibo: DSG, 10 Mart Anlaşması’nın askeri ve teknik boyutu konusunda büyük bir esneklik gösteriyor. Önerimiz şudur: DSG’nin Cezire, Rakka ve Deyrezor bölgelerini kapsayan üç ana tümen şeklinde yapılandırılması, ayrıca bir Ulusal Muhafız tugayı ile bir YPJ (Kadın Koruma Birlikleri) tugayının kurulması. DSG, Suriye ordusu içine bireysel değil, kurumsal kimliğini koruyan "tek bir blok" olarak entegre edilmelidir. Ayrıca Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Genelkurmay bünyesinde DSG’nin ağırlığına uygun bir temsil düzeyi sağlanmalıdır.
Rûdaw: Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay’da görev alacak 70 kişilik bir liste verdiğiniz doğru mu? Bu listede Mazlum Abdi de var mı?
Sihanok Dibo: Evet, 70 kişilik bir isim listesi sunuldu. Ancak General Mazlum Abdi ve diğer detaylar zamanı gelince açıklanacaktır.
Rûdaw: Suriye’nin gelecekteki idari yapısı için modeliniz nedir? Irak veya BAE modellerinden bahsediyorsunuz; Suriye buna uygun mu?
Sihanok Dibo: Suriye için en uygun model, komşu tecrübeleri de gözeten bir adem-i merkeziyetçiliktir. Irak’taki federalizmden veya BAE’deki siyasi yerelleşmeden dersler çıkarılabilir. Bizim modelimiz şudur: Suriye; Kuzey ve Doğu’da bir özerk idare, Güney’de bir özerk idare ve Sahil şeridinde bir özerk idare olmak üzere üç ana özerk yapıdan oluşan tek bir ulusal devlet olmalıdır. Savunma, dış ilişkiler ve genel ekonomi merkezde kalırken, yerel yönetimlerin geniş yetkilere sahip olması Suriye’nin birliğinin tek garantisidir.
Rûdaw: Halep’teki gibi gerilimler DSG ile Şam arasında büyük bir çatışmaya dönüşebilir mi?
Sihanok Dibo: Bunu uzak bir ihtimal görüyoruz. Şeyh Maksud’da yaşananlar bölgesel güçlerin faksiyonlar üzerinden verdiği "ateş altında müzakere" mesajlarıdır. Bazı kesimler çatışma istese de bizim stratejimizde saldırganlık yoktur. Ancak bir saldırı olursa meşru savunma hakkımızı kullanırız.
Rûdaw: DSG’nin Süveyda’daki güçleri eğittiği veya İsrail ile koordinasyon içinde olduğu iddialarına ne diyorsunuz?
Sihanok Dibo: Bu iddialar tamamen hayal ürünü ve çelişkilidir. Ne coğrafi ne de teknik şartlar böyle bir şeye müsaade eder. Bu tür asılsız suçlamalar, 10 Mart Anlaşması’nı başarısız kılmak isteyen odakların uydurmasıdır.
Rûdaw: Körfez ülkelerinin tutumu nasıl? Özerk Yönetim modeline nasıl bakıyorlar?
Sihanok Dibo: Körfez ülkeleri Suriye’de diyaloğun sürmesini destekliyor. İdari yapı konusunda bir müdahaleleri yok ancak 10 Mart Anlaşması’nın başarılı olmasını Suriye’nin istikrarı için çok önemli buluyorlar. Ayrıca DSG ve YPJ’nin terörle mücadeledeki rolüne büyük saygı duyuyorlar.
Rûdaw: Son olarak; Ortak Kürt Heyeti’nin akıbeti ne olacak? Temsil ettikleri kitle teshis mi edildi?
Sihanok Dibo: Şam yönetimi bu anlaşmayı sadece askeri bir mesele gibi görmek istiyor. Oysa ikinci madde doğrudan Kürt meselesinin anayasal çözümünü içeriyor. 26 Nisan 2025’te Kamışlo’da kurulan Ortak Kürt Heyeti bu meselenin muhatabıdır. Askeri ve güvenlik dosyaları netleştikten sonraki ikinci büyük adım, bu heyetin Şam ziyaretiyle Kürt meselesinin çözüm masasına gelmesi olacaktır. Bu konu bizim için vazgeçilmezdir.
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın