Eski ABD yetkilisi: Trump'ın yaptırımları, müzakere masasına geri dönmeyi daha da zorlaştıracak

6 saat önce
Rûdaw
Etiketler Irak ABD İran Hürmüz Boğazı
A+ A-

Washington ile Tahran arasındaki geçici ateşkes ikinci haftasına girerken, ABD Başkanı Donald Trump İran'ı tehdit etmeye devam ediyor ve İran Devrim Muhafızları Ordusu'ndan bu açıklamalara yanıt gecikmiyor.

Eski ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Barbara Leaf, Rûdaw ile gerçekleştirdiği özel röportajda, Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'nı abluka altına alma kararının "askeri olmayan" çok büyük bir tırmanış olduğu ve herhangi bir zamanda anlaşmaya varılmasını her zamankinden daha da zorlaştırdığı konusunda uyarılarda bulundu.

Leaf, Trump'ın kullandığı "atışa hazırız" dilinin sadece bir slogandan ibaret olmadığını, aksine bölgeye daha fazla güç yığılmasıyla eş zamanlı olarak verilen ciddi bir uyarı olduğunu belirtiyor.

Açıklamalarının oldukça önemli bir bölümünde Kürdistan Bölgesi'nin durumuna ve silahlı grupların saldırılarına değinen Barbara Leaf, Kürdistan'ın son altı haftadır İran destekli silahlı grupların sürekli hedefi haline geldiğini söylüyor.

Leaf, Kürdistan Bölgesi'ndeki sivil halkı ve altyapıyı hedef alan pervasızlığa son verilmesi için Tahran ve milislere baskı yapma sorumluluğunun Irak hükümetine ait olduğunu vurguluyor.

ABD'li diplomat, ne nükleer meselenin ne de Hürmüz Boğazı sorununun tek başına askeri güçle çözülemeyeceğinin ve eninde sonunda her iki tarafın da müzakere masasına dönmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Eski ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Barbara Leaf Rûdaw TV sunucusu Şehyan Tahsin’in sorularını yanıtladı:

Rûdaw: Trump'ın söylemleri ve tehditleri savaşın yeniden başlaması anlamına mı geliyor? Sizin bu konudaki okumanız nedir?

Barbara Leaf: Şu an için durum net değil, ancak her iki taraf da ateşkese bağlı kalacak ve birbirlerine saldırmayacak gibi görünüyor. Fakat ABD tarafından atılan bu adım şüphesiz askeri olmayan bir tırmanıştır. İran'ın buna nasıl karşı koyacağını görmemiz gerekecek ki muhakkak bir yanıtı olacaktır.

Rûdaw: ABD Başkanı Trump, açıklamalarında ordunun hazırda beklediğini ve İran'ın işini bitirmeye ramak kaldığını söylüyor. Bu ne anlama geliyor?

Barbara Leaf: Başkan Trump her zamanki gibi çok renkli ve çoğu zaman askeri terimler kullanıyor. "Atışa hazırız" ifadesi, ABD güçlerine bir tür ilerleme, saldırı veya başka bir eylem için emir vermeye hazır olduğunun bir göstergesidir. Bence bu daha çok bir uyarı, çünkü bölgeye daha fazla güç yığıyor. İran da bunu Hürmüz Boğazı'nı kapalı tutmak için bir ihtimal olarak kullanıyor. ABD'nin sadece İran gemilerini veya İran ham petrolü taşıyan gemileri engellemesi gerekirken, "tüm" gemilerin giriş çıkışını engellemesi bana çok tuhaf geliyor.

Rûdaw: Trump, diğer ülkelerin de bu meselede kendileriyle birlikte olacağını söylüyor. İngiltere dahil olmak üzere diğer ülkelerin abluka için ABD'ye yardım edeceğine inanıyor musunuz?

Barbara Leaf: Dünyada kapasite, ateş gücü, büyüklük ve savaşa sokabileceği silahların karmaşıklığı açısından ABD donanmasının yanına bile yaklaşabilecek başka bir donanma yok. Bu nedenle, Başkan'ın önerdiği gibi Hürmüz Boğazı'nın Umman Denizi tarafında bir abluka oluşturmak için başka bir donanmaya ihtiyaç duyulacağından emin değilim.

Rûdaw: Hürmüz Boğazı ve nükleer mesele, her iki tarafın da birbirinden çok uzak ve farklı düşündüğü iki ayrı nokta. Bu 10 günlük süre zarfında her iki konuda da birbirlerine yaklaşacaklarına inanıyor musunuz?

Barbara Leaf: Şu anki mevcut söylemler ve gerginlikler müzakere masasına dönmeyi daha da zorlaştırıyor. Ancak başta Pakistan ve aynı zamanda yardım sunan Türkiye gibi arabulucuların her iki tarafı da masaya döndürme konusunda çok teşvik edici oldukları açık. Fakat bu abluka varken bunun gerçekleşeceğinden emin değilim. İranlıların bu ablukadan olumlu yönde etkileneceğini tahmin etmiyorum. Aslına bakarsanız, enerji piyasalarına petrol akışının daha da kısıtlanması Asya, Avrupa ve nihayetinde ABD için ani bir acıya neden olacaktır.

Rûdaw: Öyleyse belirlenen sürenin ardından 22 Nisan'da ateşkes sona erecek ve savaş yeniden mi başlayacak?

Barbara Leaf: Şüphesiz bu büyük bir risk. Risk teşkil eden birkaç nokta var. Birincisi; Lübnan ateşkes alanının bir parçası mı, değil mi? Her iki taraftan da iki farklı görüş duyduk. İran, anlaşmanın Lübnan'ı kapsadığı konusunda ısrar etti ancak ABD ve İsrail durumun böyle olmadığını söyledi. Bu bir yanda dursun, asıl tehlike taraflardan birinin veya diğerinin ani bir tırmanışa yol açacak askeri bir saldırı düzenlemesidir. Maalesef benim en büyük korkum Körfez ülkelerinin yeniden İran'ın saldırılarının hedefi olmasıdır. Ayrıca Irak ve özellikle de Irak Kürdistanı, bu altı hafta boyunca İran'ın ve Irak'taki İran destekli silahlı grupların sürekli hedefi oldu.

Rûdaw: Birkaç gün önce, Hürmüz Boğazı'nın açılması için ABD'nin İran'a daha fazla baskı yapması gerektiğini söylemiştiniz. Sizce bu baskılar neler olmalı?

Barbara Leaf: Bence ABD yönetiminin aklında olan ve yapacağı şey de bu. Yönetim ilk olarak Hürmüz Boğazı'nı abluka altına alarak İran üzerinde büyük bir ekonomik baskı kurmaya çalışacaktır. Dediğim gibi, sadece İran gemilerini ve İran petrolünü engellemek ve İran petrolünün yurt dışından alınması için verilen muafiyetleri iptal etmek çok daha mantıklı olurdu. Bütün bunlar bir nebze anlam ifade ediyor. Ancak müzakere masasına dönülmesi için hızlı bir baskıdan bahsediyorsanız, bunun İran'ı masaya getireceğini sanmıyorum. İran uzun yıllardır ağır yaptırımlar altında ve bir tür direnç gösterdi. Bu durum halkı için de kötü oldu. Ben İran'ın masaya dönmesi ve herkesin hemfikir olduğu öncelikli konu üzerinde anlaşması için uluslararası toplumun büyük bir siyasi baskı kurması gerektiğine inanıyorum. Bu öncelik de Hürmüz Boğazı'nın hiçbir şart olmaksızın, hiç kimsenin yönetimi altında olmadan açılması ve uluslararası ticaretin akışına izin verilmesidir. ABD akıllıca davranır, İran'ın müzakerelere dönmesi ve Hürmüz Boğazı için koşulsuz bir çözüme varılması için baskı yaparsa, bu bir başarı olacaktır.

Rûdaw: Hürmüz Boğazı meselesi sadece ABD'yi mi yoksa diğer ülkeleri de mi ilgilendiriyor? Sadece ABD bundan bahsederken, sizce başka hangi ülkeler bu meseleye dahil olmalı?

Barbara Leaf: Ülkelerin buna dahil olabilmesinin farklı yolları var ve bunların çoğu Birleşmiş Milletler aracılığıyla, ikili ilişkilerle veya diğer örgütler çerçevesinde siyasi baskı yoluyla oluyor. Birleşik Arap Emirlikleri'nin bu konuda çok net konuştuğunu duymuşsunuzdur. Diğer Körfez ülkeleri ve Avrupalılar da öyle. Singapur Dışişleri Bakanı da ne istedikleri konusunda çok net bir yönelim ortaya koydu. Ancak dediğim gibi, ABD donanmasının büyüklüğüne ve kapasitesine sahip başka bir donanma yok. Bu yüzden meseleyi askeri yollarla dayatma fikri diğer ülkelere cazip gelmiyor. Üstelik mesele boğazı sadece bir kez açmak değil; orada büyük bir güç bulundurmanız ve yüksek bir saldırı riskine hazır olmanız gerekiyor. Ticaret ve denizcilik sigorta şirketleri, İran'ın dron, deniz mayını veya balistik füze saldırısı ihtimali varken bu riske girmeyeceklerdir.

Rûdaw: Savaşın Kürdistan Bölgesi'nde de yansımaları oluyor. Örneğin okulların kapılarını kapatması, gerçi şu an yeniden açıldı. Bizleri ne bekliyor, ateşkes devam edecek mi yoksa savaş yeniden mi başlayacak?

Barbara Leaf: Şu anda her iki taraf da birbirine karşı bir tür bekleme durumunda. Farklı tutumlar sergileyecek ve birbirlerini tehdit edeceklerdir. Ancak Asya, Avrupa, Orta Doğu ve Pakistan'da da bu tarafları müzakere masasına döndürme konusunda çok teşvik edici olan büyük bir kamuoyu desteği olduğu gerçeğine güvenebilirler. Ne yazık ki önümüzdeki iki hafta zorlu geçecek. Maalesef gördüğümüz üzere Irak'taki silahlı gruplar, Irak Kürdistanı'nı, kendi vatandaşlarını ve sivil altyapıyı hedef alma konusunda çok pervasız davrandılar. İran ve Irak'taki müttefik silahlı grupları, Irak Kürdistanı'nı hedef almaya son vermeleri gerektiğini anlamalıdırlar. Bunun uygulanması konusunda baskı Bağdat'ın üzerindedir.

Rûdaw: Son sorum, sizce görüşmeler yeniden başlayacak mı? Eğer başlayacaksa bu nasıl olacak ve müzakerelerin yeniden başlaması için nasıl bir çaba gösterilecek?

Barbara Leaf: Şu andan itibaren bir sonraki görüşme turuna kadar neler olacağını sormamız gerekiyor. Nükleer mesele veya Hürmüz Boğazı sorunu sadece askeri yollarla bitirilemez. Askeri silahlar sizi sadece belirli bir yere kadar götürür. Ancak Tahran'ı belirli bir davranış biçimine bağlamak ve nükleer programları için sıkı bir denetim sistemine sahip olmak için diyaloğa ihtiyacınız var. Bu nedenle, elinde sonunda müzakere masasına dönmek zorundalar.

Rûdaw: Anlaşmaya varılabilmesi için ateşkes uzatılabilir mi?

Barbara Leaf: Bu olabilir, ancak öncesinde zorlu bir süreç yaşanacaktır. Askeri adımlar atılabilir, umarız ki bu durum askeri bir saldırı seviyesine ulaşmaz.

 

Yorumlar

Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın

Yorum yazın

Gerekli
Gerekli
 

Son paylaşılanlar

İran Diplomasi Evi Araştırma Merkezi Direktörü Hamidreza Gholamzadeh

İranlı Stratejist Gholamzadeh: Tahran baskı altında müzakereyi reddediyor, Hürmüz kozunu bırakmayacak

ABD'nin Hark Adası'na yönelik son saldırıları ve İsrail'in İran'ın köprülerini ve stratejik altyapısını hedef alması, Donald Trump'ın belirlediği son tarihten önce Tahran'ın müzakerelere boyun eğmesi yönündeki baskının açık bir göstergesi olarak okunuyor. Peki İran buna uyacak mı?