İnsan hakları izleme örgütlerinden İran hapishaneleri raporu: Önce tecavüz sonra ateş

2 saat önce
A+ A-

Haber Merkezi - Dünya kamuoyu, İran’dan gelen ve insanlık onurunu ayaklar altına alan korkunç bir vahşet haberiyle sarsıldı.

"Kadın, Yaşam, Özgürlük" sloganıyla sokaklara dökülen on binlerce insanın maruz kaldığı şiddetin boyutu, İngiliz basını ve uluslararası insan hakları örgütlerinin raporlarıyla gün yüzüne çıktı: İran güvenlik güçleri, protestoculara sadece kurşun sıkmakla kalmadı; kadın, erkek ve çocuklara tecavüz edip, bu insanlık suçunun delillerini yok etmek için kurbanlarını yaktı.

İşkence odalarında "sistematik" vahşet

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) ve İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) tarafından yayımlanan raporlar, Tahran rejiminin karanlık yüzünü tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Rapora göre, protestoları bastırmak isteyen güvenlik güçleri, gözaltına alınan eylemcilere yönelik cinsel şiddeti "sistematik bir savaş silahı" olarak kullandı. Daily Mail'in aktardığı kan donduran detaylara göre, güvenlik güçleri tecavüz ettikleri mağdurların bedenlerini, DNA kalıntılarını ve işkence izlerini silmek amacıyla ateşe verdi.

Çocuklar bile hedef alındı: 45 kişinin "cehennem" tanıklığı

Raporlarda yer alan 45 mağdurun tanıklığı, yaşananların münferit birer olay değil, planlı bir sindirme politikası olduğunu kanıtlar nitelikte. Mağdurlar arasında sadece kadınlar değil, erkekler ve çocukların da bulunması vahşetin sınır tanımadığını gösteriyor. Tanıklıklar, İran hapishanelerinin birer işkence ve tecavüz merkezine dönüştüğünü, direnişi kırmak için insanların en mahrem alanlarına saldırıldığını belgeliyor.

"Bedenler bir savaş meydanına dönüştürüldü"

Analistler, 2022 protestolarında rejimin, kadın bedenini bir baskı aracı olarak kullandığını belirtiyor. Başörtüsü zorunluluğuna karşı başlayan isyanı bastırmak için devletin "tecavüzü" bir devlet politikası haline getirdiği iddia ediliyor. Raporda, "Güvenlik güçleri, protestocuları fiziksel olarak yok etmenin ötesinde, ruhsal olarak da parçalamak için cinsel saldırıyı bir terör aracı olarak kullandı" tespiti yapılıyor.

Tahran'da ölüm sessizliği: Failler serbest

Dünyayı ayağa kaldıran bu iddialar karşısında İran makamları ise derin bir sessizliğe gömülmüş durumda. İnsan hakları savunucuları, "Bu bir insanlık suçudur" diyerek uluslararası toplumu acil müdahaleye ve bağımsız soruşturmaya çağırırken, Tahran yönetiminin bugüne kadar tek bir güvenlik görevlisini bile yargılamamış olması, "cezasızlık politikasının" vahşeti körüklediği yorumlarına neden oluyor.

İranlı aktivistler ve mağdur aileleri şimdi tek bir soru soruyor: "Dünya bu çığlığı duyacak mı, yoksa küllerin altında kalan adalet bir kez daha sessizliğe mi gömülecek?"

Yorumlar

Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın

Yorum yazın

Gerekli
Gerekli