Haber Merkezi - İran uzmanı Alex Vatanka, Londra merkezli Al Majalla dergisinde yayımlanan kapsamlı analizinde, İran’ın mevcut savaşa yapısal olarak zayıf bir halde girdiğini ancak dış baskıların ironik bir şekilde rejim içindeki sivil otoriteyi bitirip gücü tamamen Devrim Muhafızları’nın elinde toplayabileceğini yazdı.
Vatanka’ya göre, yıllarca süren yaptırımlar, zayıflayan vekil güçler ağı ve halkın artan hoşnutsuzluğu rejimi çöküşün eşiğine getirmiş gibi görünse de; tarih, dış tehdit altındaki otoriter rejimlerin hayatta kalmak için gücü en baskıcı aygıtlarında yoğunlaştırdığını gösteriyor.
Yapısal zayıflık ve kurumsal direnç
Analizde, İran İslam Cumhuriyeti’nin sadece Ali Hamaney gibi tek bir kişiye dayanmadığı, aksine kriz anlarında sürekliliği sağlamak üzere tasarlanmış karmaşık bir kurumsal yapı üzerine kurulduğu vurgulanıyor.
Vatanka, "Dini Liderlik Ofisi, güvenlik servisleri ve Devrim Muhafızları arasındaki güç dağılımı, liderlik geçiş dönemlerinde bile devletin planlama ve baskı kapasitesini ayakta tutuyor" değerlendirmesinde bulundu.
ABD istihbaratının da benzer sonuçlara ulaştığına dikkat çekilen analizde, büyük ölçekli bir askeri harekatın bile rejim içindeki bu çok katmanlı yapıyı tamamen çökertmeyebileceği uyarısı yapıldı.
Savaş zamanında sivil otoritenin etkisizliği: Pezeşkiyan örneği
Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın son dönemdeki uzlaşmacı diplomatik söyleminin sertlik yanlıları tarafından hızla bastırılmasına değinen Vatanka, şunları kaydetti:
"Pezeşkiyan’ın diplomatik manevra alanı savaşla birlikte tamamen daraldı. Bu sadece onun kişiliğiyle ilgili değil; Hamaney’in 36 yıllık iktidarı boyunca şekillenen bir kuralın devamıdır: Stratejik kararlar sivil cumhurbaşkanının değil, askeri ve güvenlik kurumlarının elindedir. Washington veya İsrail’e karşı uzlaşmacı görünen yetkililer, sadece marjinalleşme riskiyle değil, güçlü kurumlardan gelecek sert bir tepkiyle de karşı karşıyadır."
"Paralel Sistem" ve Devrim Muhafızları'nın yükselişi
Analize göre Devrim Muhafızları, çatışma uzadıkça etkisini artırmak için en avantajlı konumdaki kurum:
"Devrim Muhafızları sadece füzeleri ve asimetrik savaşı yönetmiyor; aynı zamanda inşaat, enerji, telekomünikasyon ve finans sektörlerinde devasa bir paralel ekonomik imparatorluğa sahip. Savaşlar, kaynakları seferber etme ve disiplini uygulama yeteneği en yüksek olan kurumları güçlendirir. İran’da bu tanıma uyan tek yapı Devrim Muhafızları’dır."
Militarize bir gelecek ve "Güvenlik Koalisyonu"
Vatanka, İran’ın geleceğine dair şu öngörüde bulunuyor:
"İran İslam Cumhuriyeti adım adım din adamlarına olan bağımlılığını azaltıp güvenlik kurumlarına daha fazla yaslanan bir yapıya dönüşüyor. Savaş bu süreci hızlandıracaktır. Muhtemel senaryo, Mücteba Hamaney gibi düşük profilli bir dini halefin atanması, ancak gerçek iktidarın perde arkasındaki bir 'güvenlik koalisyonuna' veya doğrudan Devrim Muhafızları’na geçmesidir."
Dış baskı en sert unsurları besliyor
Analizin sonuç kısmında, rejimi zayıflatmayı amaçlayan dış askeri baskıların en sert unsurları güçlendirebileceği uyarısı yapılıyor.
Vatanka’ya göre, eğer İranlı liderler savaşın amacının "devleti ortadan kaldırmak" olduğu sonucuna varırlarsa, herhangi bir uzlaşma ihtimali ortadan kalkacak ve Devrim Muhafızları’nın "varoluşsal mücadele" anlatısı toplumsal taban bulacaktır.
Vatanka, "Savaş İslam Cumhuriyeti’ni çökertmeyebilir; aksine onu daha yoksul, daha izole ancak güvenlik odaklı kurumların mutlak kontrolünde olan daha militarize bir devlete dönüştürebilir" diyerek analizini noktaladı.
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın