Pekin (Rûdaw) - Ortadoğu'da devam eden ve küresel deniz yolu petrol ticaretinin yüzde 20'sini sekteye uğratan savaş, petrol fiyatlarını yüzde 40 ila 50 oranında artırdı. Bu durum, Çinli sürücüleri maliyet avantajı sağlayan elektrikli araçlara (EV) yönlendirirken Pekin'in "yeni enerji araçları" üretimindeki dünya liderliğini de pekiştiriyor.
Pazar günü itibarıyla 36'ncı gününe giren İran-İsrail-ABD savaşı, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından "küresel petrol piyasası tarihindeki en büyük arz kesintisi" olarak tanımlandı.
Mart ayı başında Brent petrolün varil fiyatı 120 doların üzerine çıktı.
Akaryakıt istasyonlarındaki yüksek fiyatlarla karşı karşıya kalan Çinli araç sahipleri, rotayı hızla elektrikli alternatiflere kırıyor.
Sürücüler maliyetten şikayetçi
Pekin'de taksi şoförlüğü yapan Wang Heng, Rûdaw'a yaptığı açıklamada, "Artan petrol fiyatları nedeniyle yakın zamanda bu elektrikli aracı aldım çünkü çok daha ekonomik" dedi.
Aynı şehirde insan kaynakları uzmanı olarak çalışan Wang Xiao Xiao da, petrol fiyatlarındaki artış nedeniyle elektrikli araç almaya kararlı olduğunu belirterek; Çin yapımı elektrikli araçların kalitesinin şehir içindeki günlük işe gidiş gelişleri için hem kullanışlı hem de uygun maliyetli olduğunu ifade etti.
Satışlarda devasa artış
İran savaşı başlamadan önce de dünyadaki şarj edilebilir araçların yaklaşık yarısını üreten Çin, savaşla birlikte bu alandaki vitesini daha da yükseltti.
Çin Yolcu Arabaları Birliği (CPCA) verilerine göre, Mart 2026’da yeni enerji araçlarının (NEV) perakende satışları yaklaşık 900 bin adede ulaştı. Bu rakam, 464 bin aracın satıldığı Şubat 2026’ya oranla yüzde 94’lük bir artışa tekabül ediyor.
2026 yılının ilk çeyreği itibarıyla Çin'deki toplam elektrikli ve hibrit araç sayısı 36 milyonu aşmış durumda. Analistler, Pekin'in 2026 yılındaki toplam satışlarının 15,5 ila 16,5 milyon adet arasına ulaşacağını öngörüyor.
Bir araç galerisi sahibi olan Jin Xin Zhong Teng, Rûdaw’a, "Günlük satışlarımız genellikle 240 aracın üzerinde. Savaşın ortasında yeni enerji araçları her geçen gün daha fazla alıcı çekiyor" şeklinde konuştu.
Savaşın enerji altyapısına etkisi
ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) tarafından Perşembe günü yayınlanan rapora göre; Washington ve Tel Aviv, 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattıkları koordineli askeri harekat kapsamında ülke genelinde 12 bin 300’den fazla hedefi vurdu.
Tahran ise buna karşılık, Ortadoğu genelinde özellikle Körfez ülkelerindeki ABD varlıklarını hedef alan binlerce dron ve füze saldırısı gerçekleştirdi ve İsrail’e misilleme saldırıları düzenledi.
Çatışmaların enerji altyapısını da doğrudan etkilediği görülüyor.
Silahlı Çatışma Lokasyon ve Olay Veri Projesi (ACLED) verilerine göre, 22 Mart’a kadar enerji altyapısına yönelik yaklaşık 80 saldırı düzenlendi.
Bu saldırılar sadece tarafları değil; Azerbaycan, Bahreyn, Kuveyt, Umman, Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Irak ve Kürdistan Bölgesi’nin enerji sektörlerini de etkiledi.
Hürmüz Boğazı kapalı kalmaya devam ediyor
Küresel enerji krizini derinleştiren en önemli unsurlardan biri olan Hürmüz Boğazı ise ticari trafiğe kapalı durumda.
İran ordusunun boğazı "kısıtlı savaş bölgesi" ilan etmesi ve geçmeye çalışan her gemiyi "ateşe verme" tehdidi, sevkiyatları durdurdu.
Dünyanın en kritik petrol nakil koridoru olarak kabul edilen Hürmüz Boğazı, normal şartlarda küresel deniz yolu petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sine ev sahipliği yapıyor.
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın