İran’ın Erbil Başkonsolosu Feramerz Esedi, Rûdaw’dan Hîwa Cemal'e verdiği özel röportajda İran ile Kürdistan Bölgesi arasındaki ilişkiler, ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Irak’tan çekilmesi, Doğu Kürdistanlı partilerin durumu ve savaş sırasında Kürdistan Bölgesi’ne yönelik saldırılarla ilgili açıklamalarda bulundu.
Feramerz Esedi, son savaş sırasında İran’ın Kürdistan Bölgesi’ni hedef almadığını söyledi. Esedi, Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’nin Duhok’taki konutuna ve Başbakan Mesrur Barzani’nin ofisine düzenlenen saldırıları da İran’ın gerçekleştirdiği iddialarını reddetti.
Esedi, “Yüzde 100 İran tarafından yapılmadı. Olay sırasında başkonsolos olarak ilk arayan ve saldırıyı kınayan kişi bendim. Daha sonra Dışişleri Bakanlığı, Devrim Muhafızları ve diğer kurumlar da bunu reddetti” dedi.
Kürdistan Bölgesi’ne yönelik saldırılar
İranlı diplomat ayrıca, Kürdistan Bölgesi güvenlik birimlerinin saldırıda kullanılan insansız hava aracının Irak içinde nereden yönlendirildiğini bildiğini söyledi.
İran’ın saldırılarını resmi olarak üstlenmekten çekinmediğini belirten Esedi, “İran’ın Kürdistan Bölgesi’nde, Kürt partileri arasında veya Barzani ailesi içinde herhangi bir hedefi yoktu ve yok” ifadelerini kullandı.
Esedi, savaş öncesinde ve savaş sırasında Kürdistan Bölgesi yetkilileriyle sürekli temas halinde olduklarını belirterek, Erbil yönetiminin savaş konusundaki tutumunu “akıllıca ve bilinçli” olarak nitelendirdi.
İranlı diplomat, Kürdistan Bölgesi yetkililerinin savaşın bölgenin kapasitesini aşan bir çatışma olduğunu ve Kürtlerin ya da bölgenin zarar görmesini istemediklerini kendilerine ilettiğini söyledi.
Esedi, ABD’nin Erbil’deki askeri hareketliliği artırarak Kürdistan Bölgesi’ni savaşa dahil etmeye ve İran’ı Erbil’e karşı harekete geçmeye teşvik etmeye çalıştığını öne sürdü.
ABD güçlerinin çekilmesini memnuniyetle karşıladı
İran Başkonsolosu, ABD güçlerinin Irak’tan çekilmesine ilişkin de değerlendirmede bulundu.
Esedi, Irak ve Kürdistan Bölgesi halkını bu gelişme dolayısıyla kutlayarak, ABD güçlerinin Irak’ta bulunmaması ve İran’a Irak topraklarından saldırı düzenlenmemesi halinde Tahran’ın komşusunu hedef alması için bir neden bulunmadığını söyledi.
İran’ın savaş sırasında hedefinin yalnızca ABD ve “işgal güçleri” olduğunu savunan Esedi, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı’nın (CIA) bölgedeki faaliyetlerinin sürdüğünü ve İran’a yönelik her türlü hareketin ABD’nin çıkarlarının bir parçası olarak değerlendirildiğini söyledi.
“(Kürt partilerle) Müzakere masasına oturmayız”
Esedi, Kürdistan Bölgesi’nde faaliyet gösteren Rojhılatlı Kürt partilerinin İran ile Erbil arasındaki temel sorunlardan biri olduğunu savundu.
Bu grupların güvenlik anlaşmasını ihlal ettiğini öne süren Esedi, son günlerde bazı grupların İran topraklarına girerek İran vatandaşlarının ölümüne neden olduğunu iddia etti.
İranlı diplomat, Irak ve Kürdistan Bölgesi üzerinden bu gruplara karşı hukuki ve güvenlik önlemleri alınmasını ve mevcut anlaşma çerçevesinde hareket edilmesini istedi.
Esedi, İran’ın söz konusu Kürt partileriyle müzakere yapma ihtimalini ise reddetti.
“Hiçbir ülke kendi halkını öldürenlerle masaya oturmaz” diyen Esedi, bu grupların kendi kararlarını vermediğini ve başka taraflarca yönlendirildiğini öne sürdü.
Bununla birlikte Esedi, bu grupların silahlı faaliyetlerinden vazgeçerek İran’a normal vatandaşlar olarak dönmek istemeleri halinde İran’ın kapısının kendilerine açık olduğunu söyledi.
“PKK ile ilgili süreç Türkiye’nin iç meselesidir”
İran’ın Erbil Başkonsolosu Feramerz Esedi, Türkiye ile PKK arasında yürütülen sürece ilişkin, İran’ın bölgesel güvenliğe katkı sağlayacak her türlü girişimi desteklediğini söyledi. Esedi, PKK’nın silahsızlandırılması ve sürecin Türkiye açısından yürütülmesinin Ankara’nın iç meselesi olduğunu belirtti.
İran’ın Erbil Başkonsolosu Feramerz Esedi ile yapılan röportajın tam metni:
Rûdaw: İyi günler. Şu anda İran İslam Cumhuriyeti’nin Erbil Başkonsolosluğu’ndayız. Bize İran’ın Erbil Başkonsolosu Sayın Feramerz Esedi’nin bizimle konuşmak istediğini söylediklerinde benim için biraz şaşırtıcı oldu. Çünkü yaklaşık iki yıl öncesine göre bugün durum oldukça farklı. O dönemde birlikte bir röportaj yapmıştık ve bir dizi sorumuz vardı. Şimdi ise durum hem Kürdistan Bölgesi hem İran hem de özellikle bölge açısından çok değişti.
Özellikle 30 Eylül’den sonra Irak’ın “egemenlik günü” olarak adlandırdığı, ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Irak ve Kürdistan Bölgesi’nden çekilmesinin ardından İran’ın bakış açısını yeniden öğrenmek istiyoruz. Ayrıca ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı son savaşın ardından Kürdistan Bölgesi ile İran arasındaki ilişkilerin nasıl şekillendiğini, Kürdistan Bölgesi’nin mevcut süreçteki rolünü ve İran’ın Irak ve Kürdistan Bölgesi’ndeki rolünü konuşacağız. Bizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim.
Feramerz Esedi: Ben teşekkür ederim, hoş geldiniz.
Rûdaw: Doğrudan şu sorudan başlayalım. Asıl temel soru şu: ABD ve koalisyon güçleri Erbil'den ve Bağdat'tan çekildi. Bundan sonra İran’ın Kürdistan Bölgesi’ne yönelik saldırılarının sona ermesi bekleniyor. Bunların ardından saldırılar devam edecek mi, yoksa durdurulacak mı?
Feramerz Esedi: Peki. Bismillahirahmanirahim. Size, değerli çalışma arkadaşlarınıza ve Rûdaw’ın değerli izleyicilerine selam ve saygılarımı sunuyorum.
Sorunuza şu şekilde yanıt vermek istiyorum; Öncelikle Kürdistan Bölgesi’nin rolünün nasıl olduğundan söz ettiniz. Bu savaşta üç tutumu ortaya koymam gerekiyor. Birincisi, Kürdistan Bölgesi ve bölgenin siyasi yetkilileri ile yöneticileri, savaştan önce ve savaş günlerinde bizimle sürekli iletişim halindeydi. Onların tutumu çok akıllıca ve bilinçliydi. Şunu söylüyorlardı: “Bu savaş Kürdistan Bölgesi’nin kapasitesinin çok ötesinde. Dolayısıyla biz bölge olarak bu savaşa dahil olmak istemiyoruz.”
İkinci konu ise Kürdistan Bölgesi’ne yönelik baskılar ve savaş öncesinde gerçekleştirilen provokasyonlardı. Bu konuda Kürdistan Bölgesi’nin verdiği yanıt şuydu: Biz bu savaşta Kürtlere ve Kürdistan Bölgesi’ne herhangi bir zarar gelmesini istemiyoruz. Kürdistan Bölgesi’nin bakış açısı buydu. Ancak bölgeye baktığımızda, savaş öncesinde çok sayıda provokasyon yapıldığını görüyoruz. Siz de buna tanıksınız, gördünüz. Bölge halkının tamamı bunu gördü. Savaş başlamadan önce Erbil Havalimanı’nın üzerinde bir Amerikan balonu gözetleme amacıyla uçuruldu. Bu durum, hedef olan İran İslam Cumhuriyeti açısından soru işareti oluşturdu. Hem Kürdistan Bölgesi’ne hem de Irak’a resmi olarak şunu sorduk: Bu balonun meselesi nedir? Sizin topraklarınız üzerinde böyle bir olay neden yaşanıyor? Açıkçası ne Kürdistan Bölgesi ne de Irak bu durumdan haberdardı. Bu da İran İslam Cumhuriyeti’ni Erbil’e karşı kışkırtmaya yönelik bir girişimdi. Amerikalılar tarafından yapılan bir teşvikti.
Siz de gördünüz; savaş başlamadan önce, haftalar boyunca Amerikalılar Erbil kentinin içinde çeşitli askeri gösteriler yaptılar. Suriye’de, başka bölgelerde ve havalimanında bulunan askeri güçlerini bazı günlerde, özellikle salı akşamları, operasyonlardan önce havalimanından çıkarıyor ve 120 Metre Caddesi, 100 Metre Caddesi, Mesif Yolu'nda ve farklı bölgelerde, hatta yolların kenarlarında konuşlandırıyorlardı. Bütün halk bunları gördü. Biz bunu, Amerikalıların bir gösteri yaparak bizi Erbil’e karşı harekete geçmeye teşvik etmek istemeleri şeklinde değerlendirdik.
Bu nedenle İran İslam Cumhuriyeti yetkilileri meseleyi çok dikkatli ve akıllıca yönetti. Önceden bunlara karşı herhangi bir harekette bulunmadılar. Çünkü söz konusu güçler Erbil sokaklarında, halkın yanında ve halkın arasındaydı. Eğer bunları hedef almak isteseydiniz, doğal olarak Erbil ve Erbil halkı zarar görürdü. Balon meselesinde de aynı durum söz konusuydu.
Savaş öncesinde yaşanan bir diğer gelişme ise Kürt karşı-devrimci gruplarla ilgiliydi. Bu beş terörist grup, savaşın başlamasından üç gün önce bir ittifak kurmaya zorlandı ve İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı ortak bir bildiri yayımladı. Bu hangi koşullarda gerçekleşti? Kürdistan Bölgesi, bundan bir hafta önce Bağdat’ta bizimle bir anlaşma ve mutabakat imzalamıştı. Bu grupların herhangi bir propaganda, siyasi, kültürel, sosyal, terör veya askeri faaliyet yürütmemesi konusunda anlaşmaya varılmıştı. Ancak onların ilk yaptığı şey, bizimle Kürdistan Bölgesi arasındaki ilişkiyi bozmak oldu. Bu, Kürdistan Bölgesi’ne karşı bir saygısızlıktı. Siz bölgedesiniz ve bölge bunlardan haberdar değilken, gelip Kürdistan Bölgesi’nin içinden bir ittifak kuruyorlar ve İran İslam Cumhuriyeti’ne saldıran herkesin yanında ve destekçisi olacaklarını açıklıyorlar. Söylemek istediğim şu: Hem İran İslam Cumhuriyeti hem de Kürdistan Bölgesi çok dikkatli davranarak bu savaş ve süreçten birbirleriyle çatışmadan çıkmayı başardı.
Rûdaw: Teşekkürler. Sorularımın bir bölümü de buydu. O halde İran’ın Kürdistan Bölgesi’ne yönelik saldırıları duracak mı?
Feramerz Esedi: Bakın, bu olaylar yaşandıktan sonra biz Kürdistan Bölgesi’nde her zaman şunu söyledik: İran İslam Cumhuriyeti’nin iki hedefi vardı. Birincisi Amerikalılar, işgal güçleri, ABD ordusunun terörist güçleri ve ABD’nin çıkarlarıydı. İkincisi ise ayrılıkçı ve karşı-devrimci gruplardı. Bunların dışında bazı olaylar da yaşandı. Bunlar sonraki sorularınızda var. İsterseniz burada da yanıtlayabilirim.
Rûdaw: Buyurun, yanıtlayın.
Feramerz Esedi: Sorularınız arasında Kürdistan Bölgesi Başkanı’nın Duhok’taki evi, konutu veya kaldığı yerin hedef alınmasıyla ilgili bir konu vardı. İzin verirseniz, Rûdaw Medya Grubu olarak buna değineyim. Hepsine adım adım yanıtımız var. Siz de Rûdaw Medya Grubu olarak biliyorsunuz. Ben olay sırasında Erbil’de değildim, yoldaydım. Bana haber verdiler. İlk arayan kişi Esedi’ydi. İran İslam Cumhuriyeti’nin başkonsolosu olarak bu eylemi ilk kınayan ve reddeden kişi bendim. Bunun ardından İran İslam Cumhuriyeti’nde Dışişleri Bakanlığı, farklı kurumlar, hatta Devrim Muhafızları ve diğer bütün kurumlar da Kürdistan Bölgesi Başkanı’nın evine yönelik bu saldırıyı kınadı ve reddetti. Bu eylemi kim yapmış olursa olsun, biz İran İslam Cumhuriyeti olarak ilk andan itibaren kınadık ve reddettik.
Rûdaw: Bu da başlı başına bir soru. Saldırıyı kınadığınıza göre, yani İran İslam Cumhuriyeti yapmamış mı?
Feramerz Esedi: Yüzde yüz İran İslam Cumhuriyeti tarafından yapılmadı, hayır! Bakın, Sayın Bölge Başkanı ve Kürdistan Bölgesi’nin güvenlik sistemi, dronun nereden yönlendirildiğini ve nerede düştüğünü biliyor.
Rûdaw: Siz de biliyor musunuz?
Feramerz Esedi: Evet. O zaman bize Irak’ın içinden gönderildiğini söylediler. Sanırım Musul civarıydı, Telafer’di, bir yerdi.
Rûdaw: Diğer yerlerde de durum aynı mıydı? Örneğin Barzani karargâhı, ardından yine Kürdistan Bölgesi Başbakanlığı, yani Kürdistan Bölgesi Güvenlik Konseyi Başkanı’nın makamı...
Feramerz Esedi: İran İslam Cumhuriyeti bunu resmen açıkladı ve sizin Kürtçe tabirinizle söyleyeyim, bundan utanmaz, eğer bir yere saldırırsa bunu açıkça ilan eder. İran İslam Cumhuriyeti’nin Kürdistan Bölgesi’nde, Kürt partileri arasında ve Barzani ailesine karşı hiçbir hedefi olmamıştır ve yoktur. Dışişleri Bakanımız, Sayın Başbakan’ın ve Güvenlik Konseyi Başkanı’nın konutunun hedef alındığı ilk andan itibaren bunun bir “false flag”, yani sahte bayrak operasyonu olduğunu söyledi. İran İslam Cumhuriyeti içinde de kapsamlı bir soruşturma yapıldı ve Kürdistan Bölgesi ile Irak’a yanıt verildi.
Rûdaw: O halde bunun Kürdistan Bölgesi ile İran arasındaki ilişkilere herhangi bir etkisi olmadı mı?
Feramerz Esedi: Böyle büyük bir savaşta bazı yerlerde hataların yaşanması doğal. Ancak İran İslam Cumhuriyeti’nin kasten bölgedeki herhangi bir yeri veya noktayı hedef almak istemesi söz konusu olmadı. Kürdistan Bölgesi de bunu çok iyi biliyor.
Rûdaw: İlk sorum hâlâ yanıtlanmadı. O halde artık İran’ın Kürdistan Bölgesi’ne saldırması için hiçbir gerekçe kalmadı mı?
Feramerz Esedi: Bizim Irak, İran İslam Cumhuriyeti ve Kürdistan Bölgesi olarak, Kürdistan Bölgesi’nde bulunan bu terörist gruplarla ilgili ortak bir dosyamız var. Bu gruplar savaş sırasında, savaş öncesinde ve savaş sonrasındaki bu günlerde de faaliyetlerinden vazgeçmediler ve verdikleri sözlere bağlı kalmadılar. Siz de çok iyi biliyorsunuz ki şu anda burada bulunan gruplardan, Demokrat Parti’den olanlar, savaştan sonra da İran’ın içine girdiler ve bazı vatandaşlarımızı öldürdüler, şehit ettiler.
Şimdi bunlar Kürdistan Bölgesi’nde bulunup İran’a geçecek, bizim vatandaşımızı, bizim insanımızı, bir köyde cuma namazını kıldıran sıradan bir imamı veya bir öğretmeni öldürecek ve biz de “Evet, böyle bir şey olmadı” mı diyeceğiz? Hayır. Bu kişiler hâlâ bizim takibimiz altında. Biz uluslararası mekanizmalar ve Interpol aracılığıyla, Irak hükümeti ve Kürdistan Bölgesi hükümeti üzerinden talepte bulunuyoruz. Bu terörist grupların son ferdine kadar haklarında gerekli işlemlerin yapılmasını ve onlarla yüzleşilmesini istiyoruz.
Rûdaw: Burada bir soru ortaya çıkıyor. Kürdistan Bölgesi, örneğin Demokrat Parti güçlerinin sınırı geçtiğinden haberdar mıydı? Sizin de söylediğiniz gibi bu güçlerin sınırı geçmesinden Kürdistan Bölgesi’nin haberi var mıydı, yok muydu?
Feramerz Esedi: Bakın, Kürdistan Bölgesi hiçbir zaman bundan haberdar olmadı ve “Ben haberdardım” da diyemez. Böyle bir şey kolay değil. Ben şimdi size, “Bu operasyon Kürdistan Bölgesi’nin koordinasyonuyla gerçekleştirildi” diyemem. Hayır, durum böyle değil. Ancak Kürdistan Bölgesi’nin içinden hareket eden bir grup vardı. Bu grubun askeri komutanı Kürdistan Bölgesi’nin içinden bu operasyonu yönetti ve ismi de belliydi. Ayrıca orada bizim vatandaşımızı öldüren ve şehit eden kişi yakalandı. İfadesinde, kendisine bu görevin falanca kişi tarafından verildiğini söyledi. Bu kişi de Demokrat Parti’nin askeri sorumlularından biri. Tabii siz ısrar ettiğiniz için bunları söylüyorum.
Rûdaw: Daha sonra başka bir soru da sorabiliriz. Ancak ABD güçlerinin çekilmesine dönelim. Artık ABD’nin Irak ve Kürdistan Bölgesi’nde askeri güçleri bulunmuyor. ABD güçlerinin çekilmesi, İran İslam Cumhuriyeti ile Kürdistan Bölgesi arasındaki ilişkilere etki eder mi?
Feramerz Esedi: Biz de bu vesileyle hem Irak halkını ve hükümetini hem de Kürdistan Bölgesi’ni kutluyoruz. Her ne şekilde olursa olsun, bağımsızlıklarını bir bayram haline getirdiler ve o günü tatil ilan ettiler. Bu onlar için gerçekten çok mübarek bir gündür. Amerikalılar ve işgalciler, IŞİD’e karşı savaş bahanesiyle Irak’a ve Kürdistan Bölgesi’ne geldiler. Gerekirse onların gelişleri ve gidişleri hakkında da konuşurum.
Doğal olarak, Amerikalılar Irak’ta olmaz ve Irak topraklarından İran İslam Cumhuriyeti’ni hedef alıp kargaşa çıkarmaya çalışmazlarsa, İran İslam Cumhuriyeti’nin komşusunu hedef alması için hiçbir neden yoktur. Hayır, biz bu günü hem Irak hem de Kürdistan Bölgesi için kutlu görüyoruz. Nasıl ki birlikte kardeş ve komşuyduk, bugün de komşuyuz. Irak ve Kürdistan Bölgesi’ndeki dostlarımız defalarca, “Bunlar geçicidir, bir gün gelecek gidecekler” dediler. Allah’a şükür o gün geldi ve gittiler. Sosyalis Partisi lideri Muhammed Hacı Mahmud ne demişti? “Gitsinler, boyunları kırılsın.”
Rûdaw: Peki, o halde İran İslam Cumhuriyeti şu anda ABD’nin Irak ve Kürdistan Bölgesi’nde hiçbir askeri gücünün kalmadığından emin mi?
Feramerz Esedi: Evet. Ancak güvenlik güçleri ve CIA var. Kargaşa çıkarma faaliyetleri de devam ediyor.
Rûdaw: Bu da bir soru işareti oluşturuyor.
Feramerz Esedi: Onlar İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı herhangi bir hareket yapmak isterlerse, yeniden ABD’nin çıkarları ve hedefleri doğrultusunda hareket eden unsurlar olarak değerlendirilirler.
Rûdaw: CENTCOM Sözcüsü, Rûdaw’a verdiği bir röportajda, “Artık Peşmerge ve Irak ordusu terörle tek başlarına mücadele edebilir” dedi. Buna ilişkin değerlendirmeniz nedir?
Feramerz Esedi: Size bir konuyu anlatayım. IŞİD o güçle Irak’a geldiğinde karşısında kim ve ne zaman durdu? Amerika ve koalisyon Irak’a ne zaman geldi? Amerikalıların rolü neydi ve ne zaman geldiler? Siz de biliyorsunuz ki...
Rûdaw: Önceki röportajımızda İran’ın IŞİD’i durdurduğunu söylediğinizi hatırlıyorum.
Feramerz Esedi: Ben İslam Cumhuriyeti'nden bahsetmiyorum. Bizim takvimimizle 20 Cuzerdan, şimdi 1 Haziran mı yoksa 10 Haziran mı bilmiyorum, IŞİD Musul'u ve Irak'ın birçok şehrini ele geçirdi. Amerika ve koalisyonu Irak'a ne zaman geldi?
Rûdaw: Saddam’ın devrilmesinden sonrasını mı, yoksa IŞİD’den sonrasını mı kastediyorsunuz?
Feramerz Esedi: Hayır, 2014, IŞİD’den sonrasını. Yanılmıyorsam Hicri Şemsi takvimimizle 20 Cuzerdan'dı, ama Miladi takvimle 10 Haziran ya da 1 Haziran'dı. İyi hatırlamıyorum, IŞİD başlıyor, bir dizi şehri ele geçiriyor ve Musul düşüyor.
Rûdaw: Evet, daha sonra ABD öncülüğünde IŞİD’e karşı koalisyon kuruldu.
Feramerz Esedi: Birkaç gün sonra IŞİD ilerlemek, yani hakimiyet alanını genişletmek istedi. Irak’ın farklı bölgelerine ve Kürdistan Bölgesi’ne doğru ilerledi.
Rûdaw: IŞİD Irak’ın bir bölümünü kontrol etmişti.
Feramerz Esedi: Peki. Amerikalılar ne zaman geldi? Peşmerge, Heşdi Şabi güçleri, halk güçleri, Irak ordusu, hatta Irak polisi, sınır muhafızları ve İran İslam Cumhuriyeti gelip IŞİD’in önünü kestiğinde. Bundan sonra IŞİD daha fazla ilerleyemedi. Onlar kendilerini yeniden organize ederken, bazı kentler de... Size söyleyeyim, Irak güçlerinin IŞİD’e karşı ilk saldırı operasyonu başlamıştı. Bazı bölgeler de kurtarılmıştı. Amerikalıların Musul’a yönelik ilk hava bombardımanı ne zaman gerçekleşti? IŞİD’in artık geri çekilmeye başladığı sırada. Durum böyle değildi. Bakın, bu yanlış anlatımlar Amerika’nın kurtarıcı olarak görülmesine yol açıyor. Amerika Irak’ın kurtarıcısı değildi.
Rûdaw: Şimdi CENTCOM Sözcüsü’nün söyledikleri, Peşmerge ve Irak güvenlik güçlerinin terörle mücadele edebileceğinden söz ediyor.
Feramerz Esedi: Şunu söylemek istiyorum: Daha önce de bunu yapanlar onlardı. Daha önce de teröristlere ve IŞİD’e karşı duranlar onlardı, Amerika değil. ABD’nin hangi askeri gücü geldi, mevzi aldı ve IŞİD’in ilerlemesini engellemek için önünde durdu?
Rûdaw: İran olmasa da Peşmerge ve Irak ordusunun kimseye ihtiyacı olmadığını mı söylemek istiyorsunuz?
Feramerz Esedi: Ben size soruyorum. Peşmerge ve Irak ordusu, sizin de benim de bildiğimiz bu kapasiteyle, Kürdistan Bölgesi’nin imkanları ve donanımıyla 100 binden fazla hazır gücü olduğunu söylersek, birkaç bin kişilik IŞİD’e karşı duramaz mı? Ben size bunu soruyorum.
Rûdaw: Ben bu konuda cevap verecek konumda değilim. Siz cevap verin.
Feramerz Esedi: Ben size söylüyorum. IŞİD 2 bin kişiyle geldi ve Musul’u ele geçirdi. Ayrıntıları bir kenara bırakalım. Irak, elindeki bütün bu güvenlik güçleri ve imkanlarla 2 bin, 4 bin, 5 bin kişiye karşı koyamaz mı? Bunca Peşmerge ve Irak ordusuyla?!
Rûdaw: Size göre koyabilir mi?
Feramerz Esedi: Yüzde 100 koyabilir.
Rûdaw: O halde burada bir soru var. Peşmerge daha önce iki ayrı güçtü; 70 ve 80 Birlikleri. Şimdi ise birleştirildi. İran İslam Cumhuriyeti’nin Peşmerge’nin birleşmesi konusundaki görüşü nedir?
Feramerz Esedi: Sorun şu ki, bu dosyanın tarihini bizzat bilen biriyle konuşuyorsun.
Rûdaw: Evet, elbette başından beri bilgi sahibi olduğunuzu biliyorum.
Feramerz Esedi: Kürdistan Cephesi, bütün Kürt partilerinin birlikteliğiydi. Araştırdınız mı, ne zaman başladı? Ne zaman oldu?
Rûdaw: Kürdistan Cephesi 1991’deki büyük ayaklanmadan önce vardı.
Feramerz Esedi: İlk olarak kimin girişimiyle oldu? Nerede oldu?
Rûdaw: Siz bize anlatın.
Feramerz Esedi: Bazı kişiler hazırlanmış bir çalışmanın başına geçmek, özellikle de size açıkça söyleyeyim, Amerika, bunun sahibi olmak ve kendi adına geçirmek istiyor. Bu Kürdistan Cephesi, yani Kürdistan Cephesi veya KYB ile KDP’nin birlikteliği, Kürt partilerinin birlikteliği, İran’ın içinden ve İran’ın arabuluculuğuyla gerçekleşti. Elbette partiler de o dönemin şartlarını göz önünde bulundurarak, bugün de aynı şekilde, İran İslam Cumhuriyeti’ne ve İran İslam Cumhuriyeti’nin hayırsever, samimi ve dürüst yaklaşımına saygı gösterdiler ve bu cephe oluştu.
Bu cephe, her ne şekilde olursa olsun İran İslam Cumhuriyeti’nin desteğiyle... Elbette o dönemde Kürtlerin arkasında kimse yoktu. Çünkü Kürtlerin o gün bugün sahip olduğu imkanlar yoktu. O dönemde Kürtlerin ne hükümeti vardı ne bölgesi vardı ne de petrolü vardı. Sadece İran İslam Cumhuriyeti onların arkasındaydı. İran buraya geldi ve Saddam’a karşı mücadele ve savaş halindeydi. O dönemde bu yapı oluşturuldu. Bunun temeli de budur. Başkalarının kendi adına bunun üzerine sahip çıkmasına izin verilmemeli.
Rûdaw: O halde bunu destekliyor musunuz?
Feramerz Esedi: Evet. Size şunu söylüyorum: Bilin ki bu, tabiri caizse, dostların şimdi yeniden canlandırmak istediği hazırlanmış bir çalışmadır. Dostlar derken, elbette bölgenin (Kürdistan Bölgesi) dostlarını kastediyorum; Amerika’yı ve diğerlerini değil. Bunu her şekilde yeniden canlandırmak istiyorlar.
Rûdaw: Peki, Sayın Başkonsolos, sizin bu sözleriniz Kürdistan Bölgesi ile İran İslam Cumhuriyeti arasındaki yakınlığı gösteriyor. Özellikle 70’li yıllardan, yani Peşmerge ve Kürt partilerinin Baas hükümetine karşı durduğu dönemden bu yana bunu anlatıyorsunuz. Ancak son dönemde yaşanan İsrail ve ABD’nin İran’a karşı savaşı sırasında, İran ve İran’a yakın kabul edilen Iraklı silahlı gruplar tarafından Kürdistan Bölgesi’ne yaklaşık 1000 saldırı düzenlendi.
Soruma gelmek istiyorum: Kürdistan Bölgesi ve hükümeti, kendi topraklarından İran’a yönelik hiçbir saldırı yapılmadığını söylüyor. Buna karşılık Kürdistan Bölgesi’ne saldırılar düzenleniyor. Sizce bu meşru mu?
Feramerz Esedi: Size şunu söyleyeyim. Öncelikle şu 1000 sayısını birlikte yeniden değerlendirelim, gerçekten 1000 mi değil mi görelim. Bunun bir önemi yok. Ben 1000 olmadığını söylüyorum, siz olduğunu söylüyorsunuz. Sizin dediğiniz olsun.
Rûdaw: Çünkü Rûdaw’ın araştırmasına göre bunların tamamı tek tek sayıldı.
Feramerz Esedi: Ama hayır. 600’dü, sonra aynı şekilde arttı ve belki 10 bine kadar da çıkabilir!
Rûdaw: Bazen beş füze geliyor, İran İslam Cumhuriyeti tarafından belki tek bir füze olarak sayılmış olabilir.
Feramerz Esedi: Şimdi size söylüyorum. Siz 1000 füze diyorsanız, gidin sayın, nerelere düştüklerini görün.
Rûdaw: Bazıları sivil kamplara düştü. Sıradan insanların yaşadığı kamplara.
Feramerz Esedi: Sivil nerede olur?
Rûdaw: Örneğin Kürdistan Bölgesi’nde. Zırgwêzele, Erbil’in yanında, Koye’de.
Feramerz Esedi: Zırgwêzele, Koyê ve farklı yerler... Bölgenin kendisi ve bölge yetkilileri şunu söylüyor: Saddam ve Baas Partisi döneminden beri, bugün Erbil ve Süleymaniye’de iktidarda olan aynı partilerle bu gruplar arasında çatışmalar yaşandı ve savaştılar. Bunu bilginiz olsun diye söylüyorum. İran’ın içinde ve Kürdistan Bölgesi’nde, bugün söylediğimiz gibi, o dönemde de bu İranlı Kürt partileri, İranlı terörist gruplar ile Iraklı Kürt partileri arasında savaş vardı ve birbirlerini öldürdüler.
O dönemde Saddam bu noktaları bunların kullanımına verdi. Burası karşı-devrimci grupların askeri kampıdır; burada sıradan insanlar yok. Buradan İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı bütün planlar, bütün koordinasyonlar... Bunlara yanıt verilmesi gerekiyor. Aynı Zırgwêzele’den bu noktadaki güçleri alıyorlar, götürüyorlar. Siyonist rejim bunlara eğitim veriyor ve bizim güvenlik merkezlerimize, nükleer tesislerimize karşı sabotaj ve terör faaliyetleri yürütüyorlar. Bazı kişiler yakalanıyor ve İran’da itiraf ediyorlar. “Biz Komala grubuyuz, Komala’dan geldik. Bölgedeki aynı havalimanlarından uçağa bindik, bazı yerlere gittik, orada eğitim aldık ve İsfahan’da yakalandık” diyorlar. Bakın, bu sizin bilginiz olsun diye söylüyorum. Bunların hepsi İran’da kayıtlı ve korunuyor.
Rûdaw: Ancak uluslararası hukuk size, herhangi bir muhalefet gücünün başka bir ülkede kalabileceğini söylüyor; eğer askeri bir güç değilse ve sınırı geçmiyorsa...
Feramerz Esedi: Eğer geçen hafta siz gittiniz ve bizim vatandaşımızı kendi evinde öldürdüyseniz, bu ne olarak değerlendirilir? Eğer savaş sırasında ve savaştan sonra, üzerinde üniformaları ve parti kimlik kartları bulunan ekipler gönderirseniz ve orada altı kişi öldürülürse, cenazelerini, silahlarını, mühimmatlarını ve talimatlarını Kürdistan Bölgesi’nden alırsanız, buna ne ad vereceksiniz? Hiçbir askeri faaliyetleri olmadı mı? Eğer bunların güçleri İsrail’le koordinasyon içinde gidip bizim nükleer merkezimizi patlatır ve bilim insanımızı şehit ederse, bu hareket terörist ve askeri bir hareket değilse nedir?
Rûdaw: Peki Sayın Başkonsolos, burada başka bir konuya gelelim. İran İslam Cumhuriyeti neden bunu kendisi güç kullanarak çözmeye çalışıyor? Irak, İran ve Kürdistan Bölgesi arasında sınırlar ve Irak ile Kürdistan Bölgesi’nde bulunan, İran karşıtı güçlerle ilgili bir anlaşma varken, neden Kürdistan Bölgesi ve Irak’a “Siz kendiniz çözün” demiyor?
Feramerz Esedi: Hiçbir sorun yok. Biz bugünden itibaren hazınız. Buyurun, gelin. İran İslam Cumhuriyeti’nin talebi neyse, Sayın Bölge yetkilileri bugünden itibaren uygulamaya başlasın. Kürdistan Bölgesi bunu yapabilir mi? Bunu yapmak istiyor mu? Eğer Kürdistan Bölgesi’nde ve Irak’ta böyle bir irade varsa, kendilerine teşekkür ederiz. Bizim için ve kendileri için bir sorunu çözsünler. Biz de Kürdistan Bölgesi ve Irak ile kardeşiz. Bu iki kardeş, bu iki dost, bu iki komşu arasında İranlı Kürt karşı-devrimci gruplarının oluşturduğu bir sorun var. Gelin bunu birlikte çözelim. Biz yıllardır birlikte oturup konuşuyoruz. Ancak bu ay, gelecek ay, gelecek hafta, gelecek yıl şeklindeki sözlerle sadece zamanımızı alıyorlar. Pratikte hiçbir şey olmadı.
Rûdaw: Tamam. Bu, herkesin gelip anlaşmayı uygulaması açısından iyi bir şey. Böylece daha fazla adım da atabilirler.
Feramerz Esedi: Biz hazırız. İran İslam Cumhuriyeti, Ortak Yüksek Güvenlik Komitesi toplantılarının devam etmesine hazırdır. Ancak oyun oynar gibi değil. Örneğin “iki ay daha süre verin”, “altı ay daha süre verin” şeklinde değil. Hayır. Biz çok çalıştık, çok hazırlığımız var. Irak da hazır. Bölgenin de öne çıkması gerekiyor. İnşallah bu sorunu çözeriz.
Rûdaw: Peki. Saldırılarla ilgili bir soru sormak istiyordum ancak sorunun yarısına zaten yanıt verdiniz. O da Barzani karargâhına, Kürdistan Bölgesi Başbakanı’na ve Kürdistan Bölgesi Hükümet Başkanlığı’na yönelik saldırılardı. Sorum şuydu: Kürdistan Bölgesi Başkanı'nın evinden bahsettiniz, ama diğerlerinden bahsetmediniz.
Feramerz Esedi: Hayır, onlardan da söz ettim. Bakın, ben “benden daha üstü” dediğimde... Sayın Başbakan’ın ofisi hedef alındığını açıkladığında, bizzat kendim gidip kanıtları ve savunmayı görmek için talepte bulundum. Daha sonra yanıt verilmesi uzadı ve cevap gelmedi. Ancak bunun ilk açıklandığı andan itibaren ilk kınayan kişi bizim Dışişleri Bakanımız oldu. "Akılsızca" ifadesini kullandı. Akılsızca, bu işi yapan kişinin akıllı biri olmadığı anlamına gelir. İran İslam Cumhuriyeti ciddi şekilde peşine düştü. İran İslam Cumhuriyeti'nde hiçbir yetkiliden bu noktanın hedef alınması için bir emir çıkmamıştı ve bu konuları ellerinde tutan İran İslam Cumhuriyeti'ndeki hiç kimse bunu kabul etmedi ve yapmadı.
Rûdaw: Peki, biraz savaştan, bombardımandan ve bunlardan uzaklaşalım. Müzakere, anlaşma, karşılıklı anlayış ve diyalog konusuna gelelim; yani insanların arzu ettiği konuya. Sorum şu: Örneğin Doğu Kürdistan partileri, yani şu anda kendilerinin muhalif olduğunu söyledikleri Kürt partileriyle...
Feramerz Esedi: İran karşı-devrimci grupları.
Rûdaw: Siz böyle adlandırıyorsunuz. Onların kendilerine verdikleri isimleri farklı. Neden aranızda bir müzakere yapılmıyor? Ya da İran, bu meselenin savaş yoluyla devam etmesi yerine barışçıl şekilde sona ermesi için bu partilerle oturup görüşmeye hazır mı?
Feramerz Esedi: Bakın, hiçbir zaman hiçbir ülke kendi halkını öldürenlerle masaya oturmaz. Hiçbir ülke, örneğin şu anda bölgedeki bazı kişileri sizin de alay konusu ettiğiniz, birkaç on kişilik terörist bir grupla masaya oturmaz. İran İslam Cumhuriyeti kiminle masaya otursun?
Rûdaw: Ancak güçleri var. Örneğin siz, İran İslam Cumhuriyeti, onlara karşı güç kullanıyorsunuz. O halde onların da güçleri var, değil mi?
Feramerz Esedi: Hayır. Bakın, size bir şey söyleyeyim: Eğer bunlar bölge halkının arasında, bölge halkının evlerinde saklanmasalar, insanların evlerinde bulunmasalar hiçbir güçleri yok.
Rûdaw: Ama bir kişi sizin evinize gelse, onu dışarı çıkarır mısınız?
Feramerz Esedi: Ben size soruyorum: Gidin tarihe bakın, kendi KDP’nizin büyüklerine, eskilerine sorun. KDP, bunlarla İran içinde KDP açısından çok önemli olan bir konuda karşı karşıya geldiğinde... Şimdi etik açıdan size söylemiyorum veya medyada söylenemeyecek bir şey olduğu için değil; bunlar İran’ın içinde KDP’ye karşı çok çirkin işler yaptılar. Kendileri söylüyor. Bu dünkü veya önceki günkü bir söz değil, 50 yıl öncesinden bahsetmiyorum. Urmiye’den Şino’ya kadar üç gün içinde bunların tamamını dışarı çıkardılar. O dönemin KDP’si... Bugün siz bunları toplayın, sayılarını bana verin. İran İslam Cumhuriyeti karşısında bunların ne kadar gücü var? Hayır. İran İslam Cumhuriyeti büyüklük gösteriyor ve diyor ki, ülkenin içine dönmek isteyenler dönsün. Normal bir vatandaş olarak, sıradan bir vatandaş olarak dönsünler. Bugün de aynı şeyi söyledik: Artık parti üyesi olmak istemeyenler dönsün. Kalmak isteyenlerin de Kürdistan Bölgesi’ndeki durumları bizim açımızdan açık olsun.
İran İslam Cumhuriyeti diyor ki: Kürdistan Bölgesi bizim dostumuz olarak, bizim bu düşmanlarımızın bu evde bulunmasına izin verir mi? Sizin “misafir” ve benzeri ifadeleriniz var ya, burada duygusallık veya insani duygulardan söz etmiyoruz. Siz “bunlar misafir” gibi duygusal ifadelerle bazı terörist grupları buraya getirdiniz. Bunlar teröristtir. Eğer biz bölgeden, Irak’tan İran’ın içine beş terörist sokarsak, bizi kabul ederler mi? Dünyada hangi ülke bunu kabul eder?
Rûdaw: Peki, ancak bu, İran İslam Cumhuriyeti’nin onların terörist olduğunu söyleyen görüşü.
Feramerz Esedi: Siz kime terörist diyorsunuz? Bize söyleyin, terörist kimdir?
Rûdaw: Herkesin şu anda farklı bir tanımı var. Örneğin Amerika bazı kişilere terörist diyor, İran başka bazı kişilere terörist diyor, Türkiye de başka bir gruba terörist diyor.
Feramerz Esedi: Terörist, gidip insanları öldürendir. Bunlar da gelip insanları öldürüyor.
Rûdaw: İran’ın bombardımanlarında da insanlar öldürüldü. Buna da terörist diyebilir misiniz?
Feramerz Esedi: Bakın, bu savaştır. Doğal bir savaştır.
Rûdaw: Tamam, savaş savaştır, öyle mi? Bunun içinde bunlar da var. Sorunun özü şu: Örneğin Türkiye şu anda PKK ile müzakere yürütüyor, değil mi? İki taraf birlikte konuşuyor. Daha sonra bununla ilgili bir soru soracağım. Ancak benim sorum şu: İran neden bu partilerle müzakereye gitmiyor? Neden görüşmüyor? Bir kişi veya 100 kişi olsun, diyalog savaşmaktan daha iyi değil mi?
Feramerz Esedi: Aferin. Siz “bir kişi veya 100 kişi” diyorsunuz. Bu bir kişi veya 100 kişi için size kendi tecrübemi söylüyorum: Emin olun, karar verici olan kendileri değil.
Rûdaw: Kim?
Feramerz Esedi: Emin olun, onlar adına başkaları karar veriyor. Bunlar kiralık.
Rûdaw: Ama bir gün İran kapılarını açıp “Buyurun, gelin, görüşelim” dese...
Feramerz Esedi: Bilginiz olsun, bu konu denendi. Bu konu test edildi. Bunların kendi başlarına hiçbir yetkilerinin olmadığı görüldü.
Rûdaw: Yani kendileri karar verirse İran İslam Cumhuriyeti onlarla oturabilir mi?
Feramerz Esedi: Yapamazlar. Bakın, size bir şey söyleyeyim: Bunlar bunu yapamaz. İran İslam Cumhuriyeti de bunları terörist ve dağılmış bir grup olarak görüyor.
Rûdaw: Son 50 yılda hiç müzakere olmadı mı?
Feramerz Esedi: Birkaç kez oldu.
Rûdaw: O halde neden devam etmiyor?
Feramerz Esedi: Oldu. Bunlar o noktaya geldiklerinde planı bozdular. Çünkü kendileri karar verici değil, başkaları onlar adına karar veriyor.
Rûdaw: Ancak onlar da İran’ın kendilerini, liderlerini öldürdüğünü söylüyor.
Feramerz Esedi: Kimin lideri öldürüldü? Nerede öldürüldü? Neden öldürüldü?
Rûdaw: Müzakere sırasında.
Feramerz Esedi: Görüşme sırasında, birlikte oturan iki kişi, karşı olan kişiler tarafından silahlı saldırıya uğradı. Hem İran İslam Cumhuriyeti temsilcisi yaralandı hem de Kasımlo öldürüldü. Bunu kim söylüyor? O görüşmeye giren ve görüşmeyi silahlı saldırıyla hedef alan kişi İran’da değildi, Irak’ta da değildi; Avusturya’daydı.
Rûdaw: Elbette bu çok fazla ayrıntı gerektiriyor. Ayrıntılara girmeyelim.
Feramerz Esedi: Size şunu söylemek istiyorum: İçeri giren kişi görüşmeye karşıydı. Bugün siz ve ben burada oturuyoruz. Bir kişi kapıdan içeri girip ikimizi silahlı saldırıyla hedef alırsa, bu bizim görüşmemize karşı olduğu anlamına gelir.
Rûdaw: Evet. Türkiye’den söz ettim. Türkiye ile Abdullah Öcalan ve PKK arasındaki müzakere sürecine nasıl bakıyorsunuz?
Feramerz Esedi: İran İslam Cumhuriyeti, bölgenin güvenliğiyle ilgili olan her konuda destek verir. Bu konu Türkiye’nin iç meselesidir. Elbette Türkiye de kendi çıkarlarını ve kazanımlarını göz önünde bulunduruyor ve kendi çıkarları doğrultusunda, bugünkü koşullara göre bunlarla müzakere yürütüyor. Adil olmak gerekirse, onlar da Türkiye’nin istediği her konuda işbirliği yaptı.
Rûdaw: İran, PKK’nin silahsızlandırılması ve feshedilmesi sürecinin nasıl olmasını istiyor? Buna ilişkin bir görüşü var mı?
Feramerz Esedi: İran bunu onaylıyor, destekliyor ve yardımcı oluyor. Gerçi “yardımcı oluyor” demeyeyim; bunun Türkiye’nin iç meselesi olduğunu söylüyoruz.
Rûdaw: Yani süreci destekliyor mu?
Feramerz Esedi: Evet. Bizim bu konuda bir açıklamamız olmadı. Yani şu anda İran İslam Cumhuriyeti’nin... Benim bu konuda bilgim yok. Ancak İran İslam Cumhuriyeti’nin bölgenin ve komşuların güvenliği açısından olan her türlü konuyu desteklediğinden eminim.
Rûdaw: Peki, barış ve silahsızlanmadan söz etmişken, Irak’ta da grupların silahsızlandırılması veya yeniden yapılandırılmasıyla ilgili bir süreç var. Buna nasıl bakıyorsunuz?
Feramerz Esedi: Orada da durum aynı. Bakın, Irak konusunda da şunu bilmelisiniz: Direniş güçleri veya Heşdi Şabi güçleri olarak adlandırılan bu güçler gökten inmedi. Bu grupların liderleri zaten Iraklı yetkililer. Birlikte bir düzenleme yapsınlar. Sizin burada Peşmerge’ye nasıl kutsal bir güç olarak bakılıyorsa, orada da direniş güçleri ve Heşdi Şabi onlar için aynı şekilde değerlidir. Açıklanan çerçevede, Irak’ın silahlı güçleri çerçevesinde İran İslam Cumhuriyeti bunu destekliyor ve yardımcı oluyor.
Rûdaw: Savaştan sonra ticaret, kültürel ve entelektüel alışverişe ihtiyaç var. İran ile Kürdistan Bölgesi arasındaki ticaretin durumu, savaşın sona ermesinden sonra ve şimdi yavaş yavaş yeniden başlamasıyla nasıl? Şu anda durum nedir?
Feramerz Esedi: Size şunu söyleyeyim: Savaş koşullarında bile çalışmalar devam etti. Yani sınırın kapatıldığını söyleyemeyiz; yalnızca savaşın başlangıcındaki birkaç saat dışında. Savaş koşullarında bile geçişler, seyahat ve ticaret devam etti. Bugün de devam ediyor. Bu, diğer konular gibi değil. Ticarette iki taraf da kazanıyor, ticari alışverişten iki taraf da faydalanıyor. Birbirimize ihtiyacımız var. Biz komşuyuz. İstesek de istemesek de bizim kentlerimizin, yani sınır kentlerimizin ve sınır illerimizin birbirine ihtiyacı var. Bir sınır vilayetinin avantajı, sınırdan faydalanabilmesidir. Elbette düşman, sınırı istikrarsız ve güvensiz hale getirmek istiyor. Terörist gruplar da istikrarsızlık yaratmak istiyor. Ancak halk sınırdan faydalanmanın peşinde.
Rûdaw: Ticaret seviyesini daha da yükseltmek için neler yapabilirsiniz?
Feramerz Esedi: Sizin işaret ettiğiniz örnek üzerinden söyleyeyim. Bizim, yani şahsen benim burada sizin hizmetinizde olan biri olarak, söylediğimiz şu: İran İslam Cumhuriyeti’nin, Irak’ın ve Kürdistan Bölgesi’nin sınır illerini, bu meselelerin, her türlü sorun, engel ve sıkıntının birlikte çözülebileceği bir noktaya getirelim. İnşallah bölge halkının ticari faaliyetlerini kolaylaştırmak için birlikte yardımcı olalım.
Rûdaw: Son sorum, Irak ile İran ve özellikle Kürdistan Bölgesi ile İran arasındaki uçuşların durdurulmasıyla ilgili. Çünkü Amerika, İran’a uçuşlarını sürdürenleri cezalandıracağını söyledi. Bunun ilişkilere nasıl bir etkisi olur?
Feramerz Esedi: Hayır. Bakın, Amerika aşama aşama ilerliyor. Size söyleyeyim: Her aşamada başarısız olduğunda bir süre belirliyor. Savaş başlamadan önce bize yaptırım uyguladılar. Ekonomik yaptırımlar sonuç vermedi. Bunun üzerine askeri savaşa girmek zorunda kaldılar. “Üç gün, beş gün, bir hafta, 40 gün” dediler ama sonuç alamadılar. Savaşta da sonuç ve hedeflerine ulaşamadılar ve başarısız oldular. Geldiler, oturdular. Size getirmiştim ama zamanımız yetmedi. Pakistan’daki müzakerelerde bulunan 14 şartı Trump imzaladı. Hepsi buradaydı. O 14 madde üzerinde anlaşmaya varıldı ve imzaladı, ertesi sabah geri adım attı. Trump’ın gurur duyduğu şey yalan söylemesi. Çok rahat bir şekilde yalan söylüyor.
Bu konularda sonuç alamadığında başka bir aşamaya geçiyor. Askeri savaşta sonuç alamadılar, siyasi müzakerelerde başarısız oldular, deniz meselesine ve deniz ablukasına geçtiler. Orada da biliyorsunuz, “Üç gün sonra İran ateşe düşecek ve depoları dolacak” demişlerdi. Bu gerçekleşmedi. Meclis Başkanı Galibaf, “Üç ay sonra tekrar görüşeceğiz” dedi. Üç ay geçti ve sonuç çıkmadı. Aşama aşama ilerliyorlar ve bu konularda da başarısız oluyorlar. Çünkü kendileri süre belirliyorlar: “10 gün geçti”, “iki hafta” dediler, dört gün daha geçiyor, dört ay daha geçiyor; ancak sonuç elde edemiyorlar. Bu yaşandı. Hem Irak halkının hem özellikle Kürdistan Bölgesi’nin hem de İran İslam Cumhuriyeti’nin bunlarla ilgili çok fazla tecrübesi var. Biz bu aşamalardan da geçeceğiz. Elbette Allah’ın yardımıyla. Çünkü bizim dayanağımız, Trump ve diğerlerinden daha güçlü olan ve bizim yanımızda bulunan birisidir.
Rûdaw: Sayın Feramerz Esedi, İran’ın Erbil Başkonsolosu, bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz.
Feramerz Esedi: Ben teşekkür ederim. Açık sözlülüğümüz için kusura bakmayın. Bu soruların halk ve bölge açısından netleşmesi gerekiyordu. Hem bölge hem Irak hem de İran çalışıyor. İnşallah daha iyi günler önümüzde ve bunu Kürdistan Bölgesi halkı ile İran İslam Cumhuriyeti halkı arasındaki ilişkilerde göreceğiz.
Rûdaw: Çok teşekkür ederiz.


