Stegner: İran'ın geleceği için bir Master Planımız yok, yönetim biçimine halk karar verecek

1 saat önce
Ala Şali
Ala Şali
Etiketler Almanya Parlamentosu (Bundestag) İran Rojhılat Kürtler ABD-İsrail saldırısı
A+ A-

Alman Siyasetçi ve Parlamenter Ralf Stegner, İran’daki Kürtlere ilişkin, "Kürtlerin durumunu genel olarak değiştirmeye çalışmanın diplomatik girişimlere değer olduğuna inanıyorum" dedi.

Ralf Stegner, Almanya'nın İran'ın geleceği için bir master planı olmadığını belirterek, "Almanya bu saldırgan savaşa katılamaz ve katılmayacaktır" dedi.

Stegner, rejim değişikliği kararının İran halkının elinde olması gerektiğine işaret ederek bunun için bir savaş başlatmanın uluslararası hukuka uygun olmadığına işaret etti.  Askeri saldırıların barışa yol açmayacağını belirterek şunları söyledi:

"Eğer uluslararası hukuka saygı göstermezsek, dünyada daha fazla savaş, daha fazla ölüm ve daha fazla acı göreceğiz. Bu yüzden, Almanya'nın "bunu konuşmuyoruz" deme lüksüne sahip olmadığını görüyorum; aksine açıkça söylenmelidir: Bu uluslararası hukuka aykırıdır ve bu durum, söz konusu rejimin korkunç olduğu ve yarından ziyade bugün ortadan kalkmasının daha iyi olacağı gerçeğini değiştirmez."

Stegner, Kürtlerin hakları ve geleceği konusunda diplomatik desteğe ihtiyaç duyduklarını belirterek, "Kürtlerin durumunu genel olarak değiştirmeye çalışmanın diplomatik girişimlere değer olduğuna inanıyorum" dedi. Ancak Alman siyasetçi, Kürtlerin İran rejimine karşı bir "araç" olarak kullanılmasına veya darbe yapmaları amacıyla silahlandırılmasına karşı çıktı. Bu tür yaklaşımların bölgedeki insanları tehlikeye atacağını ve üçüncü tarafların çıkarları uğruna sivil halkın zarar göreceğini vurguladı.

İran’da yaşayan yaklaşık 10 milyon Kürdün federalizm talebi ve ülkenin gelecekteki idari yapısı sorulduğunda ise Stegner temkinli bir yaklaşım sergiledi. İran muhalefeti içinde hem federalist yapıyı savunanların hem de merkeziyetçi devleti isteyenlerin olduğunu hatırlatan Stegner, dış güçlerin (ABD veya Almanya) İran halkı adına bir yönetim biçimi dayatamayacağını söyledi. Stegner, "Bu kararı İran halkı kendisi vermelidir, dışarıdan tavsiyede bulunmak bizim işimiz değil" diyerek kendi kaderini tayin hakkına işaret etti.

Sosyal Demokrat Parti (SPD) üyesi siyasetçi ve Almanya Federal Meclisi (Bundestag) Milletvekili Ralf Stegner, uluslararası sorunlar ve Ortadoğu krizi hakkındaki sRûdaw muhabiri Ala Şali'nin sorularını yanıtladı:

Rûdaw: Sayın Stegner, bizimle olduğunuz için çok teşekkürler. Şununla başlamak istiyorum: Almanya, Amerika, İsrail ve İran arasındaki savaşta nasıl bir rol oynamak istiyor? Diplomatik mi, insani mi, yoksa güvenlik ve askeri bir rol mü oynamak istiyor?

Ralf Stegner: Bu savaş, Almanların ve Avrupalıların son yıllarda Ortadoğu'da çok iyi bir rol oynamadığını ve diplomasiye çok az önem verdiğini bir nevi göstergesi. Şu anda askeri bir saldırının olduğu bir durumdayız. Her ne kadar İran rejimine karşı hiçbir yerde bir sempati olmasa da —çünkü bu, halkını ezen, insanları idam eden ve aynı zamanda Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşını dronlarla destekleyen korkunç bir terör rejimidir— diğer taraftan gerçek şu ki, bu askeri saldırı hiçbir şekilde Ortadoğu'da herhangi bir şeyi daha iyi hale getirecek sonuçlara yol açmayacaktır.

Bunun yanı sıra, örneğin bir rejimi devirmek için sırf bu amaçla bir savaş başlatmak uluslararası hukuka uygun değildir. Her ne kadar kimse o rejimden hoşlanmasa da. Bu nedenle Almanya'nın oynayabileceği rol şudur: Birincisi, yapabildiğimiz her yerde insani yardım sağlamak. İkincisi ise, elbette silahların susması ve savaşın durması için diplomatik çabaları desteklemektir. Öyle bir savaş ki, sadece tüm bölgeyi değil, belki de içinde bulunduğumuz durumda tüm dünyayı ateşe atabilir. Net olan nokta şudur: Almanya bu saldırgan savaşa katılamaz ve katılmayacaktır.

Rûdaw: Fakat Hristiyan Demokrat Birlik (CDU), şu an bu savaşın ülkelerin egemenlik yasasına mı yoksa uluslararası hukuka mı aykırı olduğunu tartışmanın zamanı olmadığını söylüyor. Bu doğru mu?

Ralf Stegner: Savaşa bir alternatif olup olmadığını sormak gerektiğine inanıyorum, çünkü her zaman vardır. Şu an uluslararası hukuku tartışmanın doğru zamanı olmadığını söylemek yanlıştır. Uluslararası hukuk dünyanın her yeri için, her zaman ve herkes içindir.

Eğer bir kez başlar ve uluslararası hukukun sadece Ukrayna'da geçerli olduğunu ama Grönland'da, Venezuela'da ve İran'da geçerli olmadığını söylersek, o zaman nereye varırız? O zaman güçlü olan hakkını kendinde görür. O zaman insan, Birleşmiş Milletler'den (BM) tamamen bağımsız olarak doğru gördüğü şeyi yapar. İşte o zaman ülkelerin durumunun çok daha kötüleşeceğini ve daha fazla savaş göreceğimizi düşünüyorum.

Ayrıca, BM'ye eleştiriler getirilebilir ama elimizdeki örgüt budur ve geliştirilebilecek uluslararası bir örgüt, hiç olmamasından iyidir. Amerikalıların kurduğu ve Birleşmiş Milletler'e alternatif olarak bir Trump kulübünü finanse etmek için 1 milyar dolar giriş ücreti isteyen bu "Barış Kurulu (Board of Peace)" kabul edilemez. Bu nedenle, uluslararası hukuk konusu isteğe bağlı veya teorik bir şey değildir.

Eğer uluslararası hukuka saygı göstermezsek, dünyada daha fazla savaş, daha fazla ölüm ve daha fazla acı göreceğiz. Bu yüzden, Almanya'nın "bunu konuşmuyoruz" deme lüksüne sahip olmadığını görüyorum; aksine açıkça söylenmelidir: Bu uluslararası hukuka aykırıdır ve bu durum, söz konusu rejimin korkunç olduğu ve yarından ziyade bugün ortadan kalkmasının daha iyi olacağı gerçeğini değiştirmez.

Rûdaw: Ortadoğu'daki savaşın genişlemesi konusunda birkaç kez uyarıda bulundunuz. Sizce bu krizin büyük bir bölgesel savaşa dönüşme riski ne kadardır?

Ralf Stegner: Esasen zaten o durumun içindeyiz. Kaç devletin dahil olduğuna, Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt, Umman veya Irak gibi kaç Arap devletinin İran tarafından hedef alındığına bakılırsa, yani birçok devlet zaten işin içinde. Savaş genişledi, halihazırda Amerikan kayıpları var, sivil kayıplar var. İsrail bir şekilde Lübnan'da kara harekatı ilan etti ya da buna fiilen başladı. Çevrede Lübnan'dan Suriye'ye ve ayrıca Ürdün'e kadar hepsi zor durumda olan bir devletler ağı var. Dolayısıyla herkes Gazze savaşının da henüz çözülmediğini biliyor. Aksine, Gazze'deki durum insani açıdan hala bir felaket. Batı Şeria'da da her gün uluslararası hukuk ihlal ediliyor. Yani zor durumda olan bir bölgemiz var, dolayısıyla bu [bölgesel savaş] esasen başlamış durumda.

Unutulmaması gereken bir şey var, o da İran sivil halkıdır. İran halkı yıllarca süren diktatörlükten sonra ne kadar başka bir hükümet istese, Ayetullahların gitmesini ve Devrim Muhafızları'nın (Pasdaran) askeri diktatörlüklerini sürdürememesini arzulasa da, İran'da sığınakların olmadığı ya da hiç bulunmadığı söylenmelidir. Sivil halk saldırılar karşısında savunmasız kalmıştır ve İran hapishanelerinde olup bitenler, insan şu an orada neler olduğunu bilmek bile istemiyor. Başka bir deyişle, bu felaket sivil halkın omuzlarındadır ve onlar burada söylenen o güçlü sözlerle hiçbir şey yapamazlar.

Bu da net bir şekilde görülmelidir; Molla rejimi ile sivil halk arasına bir ayrım koymak gerekir. Bu tür askeri operasyonlar gerçekleştiğinde en çok zararı gören, kolayca sivil halk olmaktadır.

Rûdaw: Partinizin veya bizzat sizin, Alman hükümetinin rejimi değiştirmeleri için Kürtleri veya İran muhalefetini destekleme ve silahlandırma kararı alması durumunda buna taraf olup olmayacağınızı öğrenmek istiyorum.

Ralf Stegner: O halde, İran'daki sorun şu; eğer doğru görüyorsam birleşik bir muhalefet yok, belki de çok farklı görüşlere sahip çok farklı gruplar var. Eski Şah rejimini destekleyenler ve ayrıca Amerika'da yaşayan son Şah'ın oğlunu destekleyenler var. Her ne kadar bu demokrasi vaat etmese de. Başka fikirleri olan başkaları da var. Sadece şu açıktır ki, nihayetinde İran halkı kendisi karar vermelidir, biz müdahale etmemeliyiz.

Kürtlerle ilgili olarak, Kürtlerin durumunu genel olarak değiştirmeye çalışmanın diplomatik girişimlere değer olduğuna inanıyorum. Bu sadece İran ile değil, diğer ülkelerle de ilgilidir ve azınlık siyasetinin şiddet dışında bir yolla yapılabileceği, Orta Avrupa'daki örneklerle de görülmektedir.

Ancak geleneksel olarak o bölge daha çok şiddet ve baskı ile karşı karşıyadır ve bunu değiştirmek, kalıcı bir barışa ulaşmamız için görmek istediğim diplomatik çabaların bir parçasıdır.

Fakat Kürtleri bir araç olarak kullanmak, onları İran'da bir darbe organize etmeleri için silahlandırmak istemem. Bu iyi bir fikir değildir ve ayrıca bu da her zaman üçüncü şahısların omuzlarına yüklenen bir felakettir. Çünkü bu tür çatışmalarda canı tehlikeye girenler, burada bundan bahseden kişiler değildir.

Rûdaw: İran'da 10 milyon Kürdün yaşadığını ve Doğu Kürdistan'daki (Rojhilat) Kürt partilerinin federal bir sistem talep ettiğini biliyorsunuz. Almanya'da da İran'ın geleceğinden ve bu savaşın ertesi gününden bahsediliyor. Size göre o sistem uygun mudur veya bu görüşü destekliyor musunuz?

Ralf Stegner: İnsan her zaman dikkatli olmalıdır. Bu konuda önerilerde bulunmanın bizim işimiz olmadığına inanıyorum. İran halkı kendisi karar vermelidir ve buradaki görüşüm de şudur —yanılıyor olabilirim, burada uzman değilim— ama duyduğuma göre çok çeşitli görüşler var. Kimileri daha çok federal bir yapı istiyor, kimileri merkezi yönetimli bir devlet istiyor ve benim görüşüme göre Amerikalılar, Almanlar veya başka biri buna karar veremez, halkın kendisi yapmalıdır.

Muhalefete yardım etmek ve onları bu diktatörlük karşısında silahsız ve imkansız bırakmamak için desteklemek, bunun nasıl yapılacağı başka bir konudur; ancak Avrupa'dan gelecek ortak bir diplomatik girişim şüphesiz yardımcı olacaktır. Fakat her şeyden önce silahlar susmalı, güvenlik olmalı ve sivil halkın katılım sağlayabileceği bir fırsat olmalıdır. Almanya'da büyük bir İran toplumu var.

Eğer burada sürgündeki İranlılarla konuşulursa, burada da çok farklı gruplar ve çok farklı görüşler olduğu görülür. Molla rejiminin reddedilmesi konusunda herkes hemfikir ancak o amaca nasıl ulaşılacağı ve sonrasında ne olacağı konusunda büyük farklılıklar var.

Rûdaw: Almanya Federal Meclisi'nde İran, İsrail ve Amerika arasındaki savaş ve Ortadoğu'daki durum üzerine hararetli bir tartışma yaşandı. Grupların her biri Almanya'nın bu savaştan sonrası için bir planı olması gerektiğini talep etti. İran'ın geleceği için bir plan var mı veya bir plan hazırladınız mı?

Ralf Stegner: Bu tür planların olduğuna inanmıyorum ve zaten İsraillilerin ve Amerikalıların izlediği savaş hedefleri farklı; her ne kadar Netanyahu ve Trump'ın farklı hedefler izlediğini daha doğru bir şekilde söylemek gerekse de. Almanya etkisini Avrupalı ortaklarıyla birlikte kullanmalı ve her halükarda birlikte durmalılar ki en azından silahlar sussun ve sonrasında İran'ın en azından demokratik yapıların kurulabileceği bir gelişme kaydetmesinin nasıl mümkün olabileceği tartışılsın.

Eğer Ayetullahlarla veya kendinizin seçtiği —ki onlar da demokrasi getirmez— bazı kişilerle bir uzlaşma yaparsanız bunlar gerçekleşmez. Ayrıca çoğunluk İranlının monarşiyi veya Şah rejimine dönüşü istediği görüşünde değilim. Bu benim görüşüm değil ve evet, bununla bağlantılı diğer tüm sorular —yani farklı etnik gruplar ve azınlıklar— zaten Avrupa'da da karmaşıktır, şüphesiz orada da öyledir.

Eğer konu diplomasiyi geliştirmekse, eğer konu insani yardım ulaştırmaksa, eğer konu yeniden inşa ve ekonomik destek vermekse Almanya her zaman yardımcı olmalıdır; orada yardımcı olmalıyız. Ancak askeri konularda ve "Ben bunu şöyle hayal ediyorum" deme noktasında kendimizi geri çekmemiz gerektiğine inanıyorum. Bu, İran halkının kendisinin yapması gereken bir şeydir. Batılı ülkeler böyle bir şey söyleyemez.

Rûdaw: O halde İran için hiçbir planınız yok mu?

Ralf Stegner: İnanıyorum ki var olan ve bana göre doğru olan tek plan, silahların susması için çabalamamızdır. İnsani ve ekonomik yardım yapalım ve demokrasiye doğru gelişimi desteklemeye hazır olalım, ama bir master planla (ana planla) hazır beklemek değil. Almanya'nın böyle bir şey yapmaya ne hakkı var?

Rûdaw: Peki, Almanya ile İran arasında herhangi bir diplomatik ilişki var mı?

Ralf Stegner: Resmi düzeyde sadece Dışişleri Bakanı ile görüşmeler olduğuna inanıyorum ve tahmin ediyorum ki onlar da soğuk bir seviyede. Ancak bunun için Birleşmiş Milletler var ve tekrar söylüyorum, uluslararası örgütleri güçlendirmeliyiz, zayıflatmamalıyız. Sadece bizim gönlümüze göre olmadıkları veya birçok şeyi gerçekleştiremedikleri için o kurumları yıkarak durum düzeltilmez, onları güçlendirerek ve iyileştirerek düzeltilir.

Benim görüşüme göre Almanya'da insani yardımı azaltmamız ve kalkınma işbirliğini düşürmemiz üzüntü vericidir. Mevcut durumda tam tersi doğrudur. Tüm dünyada silahlanma yarışı var ama bombalar ve füzelerle hiçbir yerde demokrasi oluşmadı ve İran'da da böyle olmayacak.

Rûdaw: Sayın Stegner, size son sorum şu. Birçok kişi soruyor: Silahlar sussun dediğiniz, çok doğru, herkes barış umut ediyor ama İran İslam Cumhuriyeti gibi bir rejimle hangi dilden konuşulabilir? Avrupa'nın İran'la, İran'ın hizaya gelmesi ve savaşsız bir barışın sağlanması için nasıl konuşabileceğini öğrenmek istiyorum.

Ralf Stegner: Eğer insan bunu bilseydi, belki Nobel Barış Ödülü'nü alırdı ama cevaplaması zor. Ben sadece, dışarıdan askeri güçle, bomba ve füzelerle bunu gerçekleştirilebileceği görüşünün bir hata olduğuna inanıyorum.

Sonuçta muhalefeti desteklemeye çalışılabilir. Avrupa ülkeleri ve diğerlerinin ortak bir tutumuyla ekonomik baskı uygulamaya veya teşvikler koymaya çalışılabilir. Savaş suçlarıyla itham edilenlerin yargılanmasına kararlılıkla katılınabilir. Halkını ezerek zenginleşenlerin mal ve mülkleri bloke edilebilir ve tüm bunlar, inanıyorum ki zaten yapılabilir şeylerdir ancak bu henüz, bunun şartı olan birliktelikle yapılmıyor.

Fakat sonuçta yine de şöyledir ki; 90 milyon insanıyla büyük ve kültür sahibi olan İran halkı kendisi karar vermelidir. Desteğe ihtiyaçları var ama bunu başka kimse yapamaz.

Rûdaw: Sayın Ralf Stegner, bizimle olduğunuz için çok çok teşekkürler.

Ralf Stegner: Ben de size çok teşekkür ederim.

Yorumlar

Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın

Yorum yazın

Gerekli
Gerekli