Mehdi Zana: Benim için sağ, sol yok sadece Kürtlük var

16-09-2023
Etiketler Mehdi Zana Kürt siyasetçi Diaspora
A+ A-

Erbil (Rûdaw) – Diasporada yaşayan tanınmış Kürt siyasetçi Mehdi Zana tüm hayatını Kürtlüğe adadığını söyledi. Zana "Benim için sağ-sol diye bir şey yok. Sadece Kürtlük var" dedi. 

Hemin Abdullah’ın sunduğu Diaspora programının bu haftaki konuğu tanınmış Kürt siyasetçi Mehdi Zana oldu.

İsveç'te yaşayan Mehdi Zana’nın evinde gerçekleşen röportaj şu şekilde:

Rûdaw: Allah size uzun ömürler versin, bu yılın başında sosyal medya platformlarında vefat ettiğine dair bazı haberler yayıldı.  Rudaw TV’nin Türkçe bölümündeki arkadaşımız telefonla sizinle konuşmuştu. Şu cevabınız çok ilgimi çekmişti: ‘Melekler beni koruyor, hepinizden daha sağlıklıyım’ demiştiniz. Melekler hala sizi korumaya devam ediyor mu? Sağlık durumunuz nasıl?

Mehdi Zana: İyiyim. Çıkan yalan haber üzerine ben de şakayla cevap verdim. Bu haberi kimler yaydı bilmiyorum. Ben 83 yaşındayım. Ne zaman öleceğim belli değil çünkü her insanın tabiatı farklı. İnsanlar faklı yaşlarda ölüp diğer dünyaya göç ediyor. Zamanını kimse bilemez. Bu tür haberleri kim neden  yayıyor, anlamış değilim. Beni arayanlar ‘Bize öldüğünü söylediler, ölmemişsin’ diyorlar. Bütün bunları duyunca çok şaşırdım.

Rûdaw: Melekler sizi korumaya devam ediyor…

Mehdi Zana: Evet evet… Bu tür söylentilere insan şaşırıp kalıyor. 

Rûdaw: Şu an Stokholm’da yaşıyorsunuz. Yaşamınız daha çok nerede geçiyor, İsveç’te mi yoksa başka bir yerde mi daha çok zamanı geçiriyorsunuz?

Mehdi Zana: Büyük çoğunluğu İsveç’te geçiyor. Daha önceleri gidiş-gelişim çok oluyordu. Artık  gidiş gelişlerim de azaldı. Benim işim Kürtlük yapmak. Ben Kürdüm. Kürt davasında durum ne? Onunla ilgiliyim. Mesela Güney’e (Kürdistan) gitmişimdir. Bir şeyler yapmak istemişimdir. Yani Kürt güçleri arasında diyaloğun gelişmesi ya da barışın sağlanması konusunda çaba sahibi olmuşumdur. Benim tüm siyasetim Kürt meselesi üzerinedir. Her şeyi bilmiyorum tabi bildiğim kadarıyla, sonuçta ben de bir insanım,  Kürt davasına elimden geldiğince destek olayım diyorum. Benim siyasetimde sağ-sol diye bir şey yoktur. Herkes ile ilişki içerisindeyim.

Rûdaw: Yani şimdi İsveç’tesiniz?

Mehdi Zana: Evet, buradayım. Hükümet bana bakıyor. Emekliyim. Çok fazla gezmiyorum.

Rûdaw: Dediniz ki artık gidiş gelişler azaldı ve İsveç’te kalıyorsunuz. Günleriniz nasıl geçiyor? Cezaevindeyken anılarınızı anlattığınız bir kitap yazdınız. İsveç’te de kitap yazdınız mı?

Mehdi Zana: Hayır hiç bu konuda çalışmalarım olmadı. Çünkü neden? Ben cezaevindeyken arkadaşlarıma da söylemiştim. Diyarbakır cezaevinde korkunç işkenceler vardı. Çok değerli gençler öldü. Ölüm oruçlarında hayatını kaybedenler oldu. Onlar büyük kahramanlık yaptılar,  hakları ödenmez. Bile bile ölüme gittiler. Ben de aralarındaydım. Ben o dönem kitap yazmaya başladım ve bu yaşananları kaleme aldım. İnsanlar ile yaptığım konuşmalarda onlar bazı olaylardan bahsettiler. Ben de yazdım.  Cezaevinden çıktıktan sonra bir daha yazmadım.

Rûdaw: Neden?

Mehdi Zana: Sıkılıyorum. Şimdi yazmaya kalksam başarabilir miyim. Hayır. Ben daha çok okumayı tercih ediyorum. Çok kitap okudum. Şimdi evde bir başımayım. Bir yerlere de gittiğim yok. Evde sürekli okuyorum ama yazmıyorum.

Rûdaw: Cezaevinden çıktıktan sonra yurtdışına geldiniz ve Uluslararası Af Örgütü (Amnesty) ile çalıştınız. Dünyanın birçok yerini dolaştınız. Amnesty ile neden bu kadar yeri gezdiniz? Amacınız neydi?

Mehdi Zana: Cezaevindeki zulüm ve baskılardan bahsettim. Dünyanın farklı ülkelerindeki cezaevlerinde kalanlardan, yaşadıkları baskı ve zulmü anlatan mektuplar alıyordum. Bu mektuplarda geçen konuları onlara aktarıyordum. Onlarda seviniyordu. Moralimiz yükseliyordu. Bize yapılan baskı ve zulümden dünyanın haberi yok sanıyorduk. 65 arkadaşımız ölüme yürüdü. 39’unun ismini yazdım diğerlerini tam hatırlayamadım. Büyük bir kahramanlık göstererek ölüme gittiler. Her şeyde bir çıkar olur ama ölümde çıkar yoktur. Yaptıkları kahramanlığı inkar edemeyiz. Aramızda geçen diyalogları yazdım. O cezaevindeki baskı ve zulüm dünyanın başka hiçbir cezaevinde yaşanmadı. Bunları unutmam mümkün değil. Bu yapılan kahramanlığa sahip çıktım ve yazdım. Hangi partiden oldukları benim için önemli değil. O gençler eylem yaptılar, büyük kahramanlık gösterdiler. Bunun değerini bilmek lazım.

Rûdaw: Yurtdışında olmayan bir Kürt insanı Mehdi Zana’nın sadece Kürtler arasında tanınmış bir şahsiyet olduğunu sanır. Ya da Leyla Zana'nın sadece Kürtler içerisinde sembol bir isim olduğunu zanneder. Ancak başka dillerde arama yaptığınızda Avrupa Parlamentosu, İsveç Parlamentosu, Hollanda Parlamentosu ve birçok ülkede Mehdi Zana’nın bahsi geçiyor. Ve sizi çok iyi tanıyorlar. Diğer ülkeler veya devletler düzeyindeki bu ilişkiler devam ediyor mu?

Mehdi Zana: Çok yer dolaştım. Ve her yerde büyük bir saygı gösterdiler. Birçok ülkede toplantılara davet edildim ve üst düzey devlet yetkililerince karşılandım. Beni tanımak ve resim çekmek isteyenler oldu. Davet edildiğim toplantılarda o ülkelerin devlet başkanları beni karşılamıştır. Bana büyük değer verdiler. Çin ve Rusya dışında tüm  dünya ülkelerini gezdim. Gittiğim yerlerde en üst düzeyde de karşılandım, haklarını inkar edemem.

Rûdaw: Aile olarak çok bedeller ödediniz. Siz cezaevine girdiğiniz, eşiniz Leyla hanım cezaevinde kaldı. Çocuklarınız sizinle çok az vakit geçirdiler. Şimdi ailenizin durumu nasıl? Leyla hanım, Ruken, Ronya neredeler?

Mehdi Zana: Ben 16 yıl cezaevinde yattım. Leyla da 10,5 yıl yaklaşık 11 yıl hapiste kaldı. Mesele Kürtlük meselesiydi. Biz elimizden geleni yaptık, söyledik. İnsanın istemeyerek yaptığı hataları da olabilir onlar ayrı. Bu Kürt davasıdır ve elimizden ne gelirse yapmak gerekir. Cezaevinden çıktıktan sonra da çok fazla imkanımız yoktu. Kendi imkanlarımızla hayatımızı sürdürdük, hiçbir partiden de bir beklentimiz ve ilişkimiz olmadı.

Rûdaw: Leyla hanım şimdi nerede ve ne yapıyor?

Mehdi Zana: Leyla parlamenter olduğu için şimdi emekliye ayrıldı. Diyarbakır’da daha çok köyde kalıyor. Annesine bakıyor. Annesi çok yaşlı çünkü.

Rûdaw: Çocuklar Ruken ve Ronya?

Mehdi Zana: Ruken de Diyarbakır’da Leyla ile beraberler. Ben İsveç’teyim. Koşullar nedeniyle bir arada değiliz. Ama gidip geliyoruz ve birbirimizden haberdarız.

Rûdaw: Cezaevinde uzun yıllar kaldığınız için çocuklarınızla çok fazla zaman geçiremediniz.

Mehdi Zana: Evet çocuklar da beni çok göremedi.

Rûdaw: Bir baba olarak çocuklarınızla aranız nasıl?

Mehdi Zana: İyi. Telefonla her gün konuşuyoruz. Muhakkak arar ve durumlarını sorarım. Seslerini duyunca ben de mutlu oluyorum. Her şey insanın elinde değil. Bir halkın davasında insan asla kibirli olmamalı. Halkın verdiği değeri bilmeli. İnsan bildiği kadarıyla bir şeyler yapar. Her insanın yetersizlikleri ve hataları vardır. Kürtlük davasında biz de kendi çapımızda bir şeyler yapmaya çalıştık.

Rûdaw: Röportajımıza başlamadan önce size ‘Kürtlük zor iş’ demiştim. Siz de ‘Hayır Kürtlük çok güzel bir şey’ dediniz. Ama sırf Kürtçe konuştuğunuz için büyük işkencelerden geçtiniz ve o işkenceler hala sizi etkiliyor olabilir. Ancak yine de ‘Hayır Kürtlük güzeldir’ diyebiliyorsunuz. Neden?

Mehdi Zana: Kürt davasına bedel ödenmeden olmaz. Ben bu bedelleri bilerek, hesaplayarak Kürt davasına girdim. Başım belaya girecek, zarar göreceğiz şeklinde hepsini daha önceden biliyordum. Ama ben ailemden büyük destek gördüm. Hem ailem hem annem, babam, kardeşlerim hepsi bana büyük destek oldular. Bu konuda şanslıydım. Kürt davası bedelsiz olmaz. Kürdistan’da halk içinde gezerken onlardan çok şey öğrendim. Onların haklarını inkar edemem.

Rûdaw: Bu çok önemli bir nokta. Anılarınızda da bu konulardan bahsediyorsunuz. Belediye başkanıyken, cezaevindeyken Kürdistanlı bir kahraman olarak  hakkınızda çok şey yazıldı. Tanındınız. Birçok ülke gezdiniz. Dünya çapında tanındınız. Kitabınızda doğduğunuz yere Farqin’e (Sivan) çocukluğunuza dönüyorsunuz. Silvan’daki öğretmeninden bahsediyorsunuz. Doğduğunuz yer Kürtlük aidiyatınız üzerinde nasıl bir etkisi oldu? 

Mehdi Zana: Silvan halkı Kürtlüğüne sahip çıkan bir halktı. Kürtlükten kaçan bir halk değildi. Ben Kürt davasına ilişkin çalışma yürüttüğümde bana sahip çıktılar. Ben onlardan büyük destek gördüm. Tüm eylemlere katıldılar, Kürtçe sloganlar haykırdılar. Kürtçe yaptığımız mitinglerin ilkini orada başlattık. Kürtlük meselesinde halk bana çok şey verdi, hep destek oldular. Neden? Diyorlardı bu Kürtçe konuşuyor, Kürtlüğümüze sahip çıkıyor, biz de ona sahip çıkalım. Tüm mesele bundan ibaret.

Rûdaw: 70’li yıllarda seçim kampanyanızı Kürtçe yürüttünüz. Mitinglerinde hep Kürtçe konuştunuz. Diyarbakır’da seçimden bir gün önce gözaltına alındınız.

Mehdi Zana: Hep Kürtçe konuştum…

Rûdaw: 70’li yıllarının Diyarbakır’ı Kürtlük konusunda nasıldı?

Mehdi Zana: Kürtçe konuşmam halkın çok hoşuna gidiyordu. Büyük bir coşku oluşuyordu. Zılgıtlarla karşılanıyordum…

Rûdaw:  Yani Türkçe çok yaygın mıydı?

Mehdi Zana: Evet Türkçe de konuşuluyordu. Ama Kürtçe konuştuğumda halk müthiş coşuyordu. Ve zılgıt çekiyorlardı. O mitinglere şahit olan arkadaşlarım çok iyi bilir. Kürtçe konuşmam halkta büyük sevinç yaratıyordu, şarkılar söylüyor, halaylar çekiyorlardı.

Rûdaw: Kürdistan’ın birçok şehrini ve köyünü gezdiniz. Bu röportajdan önce "herkes her yerde sadece Kürtçe konuşuyordu" demiştiniz. Şimdilerde Kuzey’de Kürtçenin kullanımı çok azalmış deniyor. Neden böyle oldu?

Mehdi Zana: Ülke bizim ülkemiz ama dışarıdan gelenler tarafından işgal edilmiştir. Elbette bizi engellemeye çalışacak. Kürt meselesini inkar edecek. Zarar vermeye çalışacak. Biz hiçbir millete karşı değiliz ve kimseyi inkar etmiyoruz. Dünyada yaşayan tüm milletlere saygım var. Ama biz Kürdüz. Bunu biz belirlemedik, tabiat bizi böyle yarattı. Bizim dilimiz, örf ve adetlerimiz de böyle. Biz kimseye düşmanlık gütmüyoruz ve inkar etmiyoruz. Biz sadece haklarımızı talep ediyoruz. 

Rûdaw: Belediye başkanı seçildikten sonra, cezaevine girmeden önce Avrupa ülkelerine geldiniz.  Bazı ülkelerde Diyarbakır için destek aldınız. Sonra cezaevine girdiniz. Tahliye olduğunuzda bir kez daha Avrupa’ya döndünüz. Artık Avrupa’da yaşamaya başladınız. Sizce bu doğru bir karar mıydı? Kürdistan’da mı kalmalıydınız?

Mehdi Zana: Şartlar beni buna itti. Yoksa benim ülkemde olmam gerekirdi. Çok gezdim şartlar beni burada kalmaya mecbur etti. Eşim Leyla da Kürt meselesinden ötürü cezaevine girdi. Yemin içtiğinde ‘Kürt halkı için yemin ediyorum’ dedi. Yemin metnini Kürtçe okuduğu için hapse attılar. Yaşamımız bu şekilde sürdü. Hatalarımız olabilir, bilmeden yaptığımız şeyler olabilir. Ama Kürt davasının şartları bizi buna mecbur etti. Mesela Leyla şimdi ülkesinde ve köyünde yaşıyor. Yaşlı annesi ile ilgileniyor. Yaklaşık 11 yıl hapis yattı. 16 yıl da ben kaldım. Birçok insanımız rahmetli oldu. Hayatta değiller artık. Kürt davası için öldürülenler oldu. Bunların değerini bilmek gerek. Hatamız, bilinçsizliğimiz olabilir ama benim tüm davam Kürtlüktür.

Rûdaw: Siz her zaman Kürtçe konuştunuz. Kampanyalarında Kürtçe konuştunuz. Cezaevinde işkence vardı ama yine de Kürtçe konuştunuz. Mahkemede savunmanızı Kürtçe yaptınız. Leyla hanım Kürtçe yemin etti. En önemli mesele dil meselesiydi. Şimdi Kuzey’de "Kürtlük Türkçeyle de yapılır" şeklinde bir argüman var. "Ben Türkçe siyaset yapmak istiyorum" diyorlar. Siz de Türkçe konuşup Kürt siyaseti için mücadele edemez miydiniz?

Mehdi Zana: Benim tüm mesele Kürtlüktü. Devlet Kürtçeye karşıydı. Biz de sahip çıktık. Kürt davasında atılan her adıma sahip çıkmalıyız. Onun diliyle konuşmalıyız. Yani Kürtçe konuşmalıyız.

Rûdaw: Son sorum şu; ülkeye dönme gibi bir kararınız var mı? Ya da burada kalmaya devam mı edeceksiniz? 

Mehdi Zana: Gönlümden geçen ülkeye dönmek. Şartlara bakacağım elbette. Çünkü benim içinde olduğum koşullar farklı. İsveç’te emekliyim. Sabahtan evden çıkıyorum, çarşıda şöyle bir turlayıp eve dönüyorum. Kimseyi rahatsız etmiyorum. Kimseyi ziyaret etmiyorum. Hep kendime diyorum ne yaparsan yap kimseyi rahatsız etme. Seninle bir işi yoksa birine bela olmak iyi bir şey değil. Zamanımı okuyarak geçiriyorum. Leyla da köyde annesine bakıyor. Evimiz Diyarbakır’da. Bazen  Diyarbakır'a gidip geliyor. Yani hayat şartlarımıza bakarak bir karar vereceğiz. Hatalarımız da olabilir. Ama Kürtlük asla aklımızdan çıkmıyor. Elimizden ne geliyorsa onu yapmalıyız.

Rûdaw: Sayın Mehdi Zana Hoca çok teşekkür ediyorum. Sağlık ve esenlik diliyorum. Sizi koruyan meleklerinize de çok selamlarımı iletiyorum. 

Mehdi Zana: Meleklerle aram iyi. Sorun yok.

Yorumlar

Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın

Yorum yazın

Gerekli
Gerekli