Haber Merkezi – Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Genel Komutanlık Üyesi Sipan Hemo, 30 Ocak Anlaşması ile birlikte “Kürtlerin Suriye’de siyasi ve idari varlıklarının kabul edilmesinin sağlandığını” kaydetti.
DSG’nin üst düzey isimlerinden Sipan Hemo, DSG ile Şam arasında 29 Ocak’ta varılan ve 30 Ocak’ta duyurulan anlaşmaya dair açıklamalarda bulundu.
Nûmedya24’e konuşan Hemo’ya göre anlaşma, “siyasi ve idari kazanımların yanı sıra aynı zamanda mücadelenin askeri boyuttan siyasal ve hukuki bir aşamaya evrildiğinin de göstergesi” niteliğinde oldu.
Hemo, iki taraf arasındaki anlaşma için “Bu bir zirve değil, yeni bir başlangıçtır” değerlendirmesinde bulundu.
“Bu süreçte hatalar yaptık”
“DSG Genel Komutanı Mazlum Abdi anlaşma sonrası katıldığı bir canlı yayında, özcesi ‘Hayalimdeki sonuç değil aslında’ dedi. Geriye dönüp baktığınızda ‘Hatalarımız da oldu’ diyebiliyor musunuz?” sorusunu yanıtlayan Hemo, şu ifadeleri kullandı:
“Ortaya çıkan sonuçlardan bahsederken, salt eksikliklerimize takılıp kalmamalıyız kuşkusuz. Ama elbette bu süreçte hatalar yaptık ve bu konuda halkımızın bizi eleştirme hakkı var.
Savunma gücü ve siyasi irade olarak, sürecin sonuçlarını kapsamlı bir şekilde değerlendirmeye başladığımızı belirtmek gerekir. Ancak ne olursa olsun, siyasi güçlerin ve halkımızın bir bütün olarak ortaya çıkan sonuçları doğru bir şekilde okuması gerekiyor.
“Kürt bölgelerinde halkımız kendi özerkliği ve özgünlüğüyle yaşayacak”
30 Ocak Anlaşması’nın resmi sonucuna dikkat edersek, açıkça söyleyebiliriz ki; Kürtler artık Suriye’de kendi varlıkları ve kimlikleriyle vatandaş olarak yaşayacaklar.
Kürt bölgelerinde de halkımız kendi özerkliği ve özgünlüğüyle yaşayacak. Burada önemli bir diğer konu da Kürtlerin artık kendilerini yönetecek olmalarıdır. Elbette Suriye düzeyinde Kürtler, belirli bir kota çerçevesinde resmi alanlarda da kendilerini temsil edeceklerdir.
Sonuçlar, mücadelemizin bittiği biçiminde nitelendirilemez. Burada doğru olan şey, Kürtler olarak ortaya çıkan bu fırsatları özgürlük ve demokrasi mücadelesini geliştirmek için kullanmamızdır.”
Hemo’nun açıklamalarında öne çıkan diğer ifadeler şöyle:
“Rojava bugün küresel gündeme girdiyse, tüm Kürtlerin oynadığı olumlu rolü görmek durumundayız”
Kürt halkının gelişmelerden bizi sorumlu tutmakta haklı olduğu bilinmelidir. Ancak burada önemli olan şey, bu eleştiri sürecinin siyasi bir infaz aşamasına dönüşmemesidir. Ne olursa olsun, bugün Suriye’deki Kürtlerin mücadelesi ve özgürlük için direnişi dünyanın ana gündem maddelerinden biri haline geldi ve biz bunu olumlu bir sonuç olarak görüyoruz.
Bugün Suriye’deki Kürt bölgelerinden gururla bahsedebiliyorsak, bu kesinlikle binlerce şehidimizin emeğinin ve Kürt halkının fedakarlığının bir sonucudur. Elbette, Kürtler derken sadece Rojava’dan bahsetmiyorum. Mevcut kazanımlar tüm Kürt halkının fedakarlığı sayesindedir. Kürtler dört bir yandan Rojava’ya geldi ve bu devrim için canlarını verdi. Ülkede ve diasporada yüz binlerce Kürt bizim için ayağa kalktı. Bunu asla unutmayacağız. Başka bir deyişle, eğer Rojava bugün küresel gündeme girdiyse ve kazanımlardan bahsediyorsak, burada tüm Kürtlerin oynadığı olumlu rolü görmek durumundayız.
Arap aşiretler DSG’yi yalnız mı bıraktı?
Bugün bazı çevreler eleştiri kisvesi altında Arapların Kürtleri yalnız bıraktığını ve onlara ‘ihanet’ ettiğini söylüyorlar. Bence bu doğru değil.
Çıkarlar olduğu ve buna göre politikalar geliştirildiği sürece, bu tür şeylerin her zaman olacağı unutulmamalıdır.
Anlaşmazlıklar olsa da, tarih kaçınılmaz olarak Rojava’nın ve Suriye’deki Kürtlerin statü kazanmasının savaşçıların direnişi sonucu olduğunu yazacaktır.
“Kürtler arasında ulusal birlik ruhu en yüksek seviyesine ulaşmış durumda”
Halkımız büyük tehlikelerin hala devam ettiğini ve bu nedenle mücadeleden hiçbir şekilde vazgeçmeyeceğimizi bilmelidir. Bunu siyaseten söylemiyoruz.
Direnişimiz, Kürtlerin varlığını inkar eden politikaların etkisiz hale getirilmesini sağladı şimdiye kadar ve bundan sonra da böyle olacak. Şimdi herkes Kürtlerin kimliğini tanımak zorunda ve daha da önemlisi, tüm Kürtler arasında ulusal birlik ruhu en yüksek seviyesine ulaşmış durumda. Ortaya çıkan bu sonuçlar bizim için en kutsal kazanımlardır.
Rojava’nın son 14 yılda çok acı çektiği doğrudur. Ancak halkımız ortaya çıkan şimdiki sonuçlarla gurur duymalıdır. Çünkü Kürdistan’ın diğer bölgeleriyle karşılaştırıldığında Rojava’nın küçük bir parça olduğunu ve daha fazla direnemeyeceğini söylediler bize hep. Ancak bu 14 yılda verdiğimiz eşsiz mücadele, haklılığımız kadar gücümüzü de herkes gösterdi.”
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın