Irak'taki Şiiler arasında, 2005 seçimlerinden bu yana Irak Federal Başbakanının seçimi konusunda büyük anlaşmazlıklar yaşanıyor. Çünkü başbakanlık koltuğuna oturan kişinin elde ettiği mali güç yıldan yıla artış gösteriyor; özellikle de son yıllarda harcama yetkisinin 9,3 trilyon dinarı (7,15 milyar dolar) aşması bu durumu daha da belirgin kılıyor.
Irak'taki ilk seçimleri takip eden yıllarda, mali açıdan Irak Federal Bakanlar Kurulu'na (Başbakanlık) ayrılan bütçe, Cumhurbaşkanlığı'na ayrılan bütçeden daha azdı ve Irak Federal Temsilciler Meclisi'ne (Parlamento) ayrılan meblağın sadece yarısı kadardı. Ancak günümüzde Bakanlar Kurulu'na (Başbakan'a) verilen bu bütçe ve harcama yetkisi Cumhurbaşkanlığı ile kıyaslanamayacak boyutlara ulaşmış durumda ve yıllık bazda Irak Temsilciler Meclisi'nin bütçesinin tam 36 katına denk geliyor.
2005 yılında Cumhurbaşkanlığına ayrılan toplam harcama bütçesi 70 milyar dinar, Irak Temsilciler Meclisi'ne ayrılan bütçe 69,7 milyar dinar ve Bakanlar Kurulu'na ayrılan bütçe ise 66,6 milyar dinardı. Ancak yirmi yıl sonra, yani 2025'e gelindiğinde Cumhurbaşkanlığına ayrılan miktar 52,4 milyar dinara gerilerken, Temsilciler Meclisi'nin bütçesi 628 milyar dinara ulaştı; Bakanlar Kurulu'nunki ise 9,3 trilyon dinarı aştı.
Irak Federal Anayasası'nın 76. maddesine göre, cumhurbaşkanı seçiminin ardından başbakanı görevlendirmek için tanınan yasal süre 15 gündür. Bu da demek oluyor ki bugün, yani 26 Nisan 2026, parlamentodaki en büyük grubun adayının ismini Cumhurbaşkanına sunması için belirlenen son gün; ancak Şii Koordinasyon Çerçevesi şu ana kadar bir aday belirleyebilmiş değil. Bir isim üzerinde uzlaşmak demek, o kişiye dört yıl boyunca yıllık 9 ila 10 trilyon dinarlık bir harcama yetkisini teslim etmek anlamına geliyor.
6 Başbakan döneminde Irak'ın yıllık gelir ve harcamaları
2003'ten bu yana Irak'ta altı başbakan farklı sürelerle iktidarda kalarak ülkeyi yönetti; Nuri el-Maliki bu makamda en uzun süre kalan isim olurken, Adil Abdulmehdi ve Mustafa el-Kazımi en kısa süre görev yapan liderlerdi. Ayrıca, İyad Allavi'nin Hükümet Konseyi döneminde başbakanlık yaptığı süreçte parlamentodan onaylanmış belirli bir bütçe bulunmuyordu.
Irak'ın toplam gelirinin ve genel bütçesinin yüzde 90'ı petrole dayanıyor. Petrol satışları ise ihracat güzergahlarına, küresel piyasalardaki varil fiyatlarına ve petrol pazarını etkileyen uluslararası krizlere bağlı olarak şekilleniyor; tıpkı COVID-19 pandemisinin tüm dünyada yarattığı ve petrol fiyatlarının çakılmasına neden olan kriz gibi.
Birinci tablo, 2004'ten 2025'e kadar her bir başbakan dönemi için ülkenin toplam gelirini, harcanan meblağı ve bunların yıllık ortalamalarını gösteriyor. Rakamların bize anlattığı şey, harcamalara kıyasla gelirlerde yaşanan devasa dalgalanmalardır; harcamalar ise her geçen yıl eşi benzeri görülmemiş bir tırmanışa sahne olmuştur.
2003 sonrası ilk yıllarda ve İbrahim el-Caferi'nin başbakanlık yaptığı 2004-2005 yıllarında, Irak devletinin toplam yıllık harcaması 22 trilyon dinardı ve bu meblağdan Kürdistan Bölgesi'nin bütçe payı ödeniyordu. Nuri el-Maliki'nin ilk döneminde harcamalar ikiye katlanarak 50 trilyon dinara fırladı. 2011-2014 yıllarını kapsayan Maliki'nin ikinci döneminde ise toplam yıllık harcama ortalama 84 trilyon dinara ulaştı; ancak Haydar el-İbadi döneminde bu rakam yıllık 68 trilyon dinara geriledi ve Kürdistan Bölgesi'nin bütçe payı gönderilmedi.
Adil Abdulmehdi ve Mustafa el-Kazımi'nin Irak'ı yönettiği o dört yıllık süre zarfında Kürdistan Bölgesi'nin bütçesi kesilmiş ve memur maaşlarının sadece cüzi bir kısmı Erbil'e gönderilmiş olmasına rağmen, genel harcamalar artış eğilimini sürdürdü. Öyle ki, Adil Abdulmehdi'nin iktidarı döneminde ortalama yıllık toplam harcama 93 trilyon dinara, Mustafa el-Kazımi döneminde ise 109 trilyon dinara tırmandı.
Günümüzde, Muhammed Şiya es-Sudani döneminde ise harcamalar tabiri caizse "uçuşa geçti" ve Irak'ın yıllık genel bütçesi ortalama 165 trilyon dinara ulaştı. Bu da yirmi yıldan kısa bir süre içinde devlet harcamalarının altı katına çıkması anlamına geliyor. Aynı zaman diliminde Irak'ın nüfusu da ikiye katlanarak 28 milyondan 47 milyona yükseldi; ancak harcamalardaki artış 22 trilyon dinardan yıllık 165 trilyon dinara sıçrayacak devasa bir boyuttaydı.

Bakanlar Kurulu, temsilciler meclisi ve cumhurbaşkanlığı harcamaları (2005-2025)
Irak'ta harcamalar çeşitli oranlarda iniş çıkışlar yaşadı ve bu durum aslında ülkenin ihtiyaçlarından ziyade elde edilen gelir miktarıyla doğru orantılıydı. Eğer bir yıl gelir fazla olduysa harcamalar da arttı, gelir düştüğünde harcamalar da kısıldı. Ancak üç başkanlık makamı arasında sürekli bir yükseliş ve katlanma eğilimi gösteren tek yer Bakanlar Kurulu'nun harcamaları oldu; 2005'te sadece 67 milyar dinar olan bu rakam, 2025'e gelindiğinde 9,3 trilyon dinara ulaştı. Buna karşın Cumhurbaşkanlığı harcamaları aynı dönemde 70 milyar dinardan 45 milyar dinarın altına kadar geriledi.
İkinci tablo, son yirmi yılda Irak'taki üç başkanlık makamının toplam harcamalarını, yani Cumhurbaşkanlığı ile kurumlarına, Bakanlar Kurulu ile kurumlarına ve Temsilciler Meclisi ile kurumlarına harcanan meblağları gözler önüne seriyor.
İşin aslı, bu kurumların harcamaları yatırımdan veya diğer kalemlerden ziyade ağırlıklı olarak maaş ödemelerine gidiyor. Hal böyle olunca, 2024 yılında Bakanlar Kurulu'na ayrılan ve 10,6 trilyon dinarı (yaklaşık 8 milyar doları) aşan bu meblağ, nüfusu 26 milyonu geçen Suriye gibi bir ülkenin tüm genel bütçesinin iki katına tekabül ediyor.
Irak'ın bu üç başkanlık makamının harcamalarının sadece o makamların şahsi harcamaları olmadığı, kendilerine bağlı bağımsız kurullar gibi yapıları da kapsadığı bir gerçek. Ancak yine de ortada duran 10 trilyon dinarlık devasa harcama kalemi üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir konudur. Zira bu makam, sadece kendi bütçesiyle bile Irak'ın hem içinde hem de dışında birleşmelere ya da derin bölünmelere yol açabilecek bir kudrete sahiptir.
Bakanlar Kuruluna bağlı olan ve harcamaları bu 9 ila 10 trilyon dinarlık havuzdan karşılanan kurumlar şunlardır: Bakanlar Kurulu Divanı, Bakanlar Kurulu Başkanlığı, Başbakanlık Ofisi, Heşdi Şabi Heyeti, 12 Binlik Özel Güç, Şii Vakfı Divanı, Sünni Vakfı Divanı, Irak Ulusal İstihbarat Teşkilatı, İmam Azam ve İmam Kazım Kolejleri, Ulusal Yatırım Komisyonu, Atom Enerjisi Kurumu, Askeri Sanayi Kurumu, Şehitler Kurumu, Siyasi Tutuklular Kurumu ve benzerleri.
Üç yıllık bütçe yasasının (2023-2024-2025) 60 ve 61. sayfalarına göre, Bakanlar Kuruluna işletme ve yatırım harcamaları için yıllık 11,8 trilyon dinar ödenek ayrılmıştır. Bunun aslan payı 1,2 trilyon dinar ile Bakanlar Kurulu Başkanlığı'na, 1,5 trilyon dinar ile Şii Vakfı Divanı'na ve 3,7 trilyon dinar ile Heşdi Şabi Heyeti'ne aittir. Bir başka deyişle, sadece bu üç kurum, Bakanlar Kuruluna bağlı tüm kurumların toplam harcamalarının yarısından fazlasını tek başına yutmaktadır. Üstelik ayrılan bu devasa bütçenin büyük bölümü yatırıma değil işletme harcamalarına, işletme harcamalarının aslan payı da doğrudan maaşlara gitmektedir.

Başbakanlık koltuğu için Irak Şiilerinin kendi içlerinde, sivil ve askeri kanatlarıyla yürüttükleri o kıyasıya güç savaşının yanı sıra; Saddam rejiminin yıkılışından bu yana küresel (ABD) ve bölgesel (İran) çapta etkiye sahip olan bu iki aktör, Irak başbakanının seçimi üzerinde daima sürekli bir çekişme ve nüfuz mücadelesi içinde olmuştur. Her iki ülke de daima yeni başbakanın kendi istedikleri profilde olmasını ve kendi arzuları doğrultusunda siyaset üretmesini istemiştir. İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü komutanının Bağdat'a yaptığı kritik ziyaretleri ve ABD'nin Irak'a dolar akışını kesme yönündeki baskılarını tam da bu siyasi satrancın bir parçası olarak okumak gerekir.
Şu anda Irak Bakanlar Kurulu'nun yıllık harcama hacmi 9 ila 10 trilyon dinar bandında seyrediyor. Hal böyle olunca kimin başbakan olacağı sorusu, aslında yıllık 10 trilyon dinarlık bir imparatorluğun anahtarlarını kimin teslim alacağı anlamına geliyor.
Irak Başbakanının tek bir yılda harcama yetkisini elinde bulundurduğu bu bütçe miktarı, nüfusu 20 milyonu aşan ve 2025 yılı bütçesi yaklaşık 3,4 milyar dolar (veya 52,6 trilyon Suriye lirası) olarak öngörülen yeni Suriye'nin bir yıllık devlet bütçesinin neredeyse iki katıdır.
Geçtiğimiz yirmi yılın siyasi bilançosuna dönüp baktığımızda karşımıza çıkan tablo oldukça net: Altı seçim dönemi boyunca kim başbakanlık koltuğunda en uzun süre kalmayı başardıysa, en büyük siyasi gücü ve nüfuzu da o elde etmiştir; zira bu makamda güç, görev süresiyle doğrudan orantılıdır. Tıpkı Nuri el-Maliki gibi, mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani de ikinci bir dönem için hükümeti kurmak istiyor; öte yandan Nuri el-Maliki ise ya bizzat kendisinin ya da kendi kontrolündeki çok yakın bir ismin üçüncü kez bu makama geçmesinin hesaplarını yapıyor.
Eğer hükümeti kurmakla görevlendirilecek kişi eski başbakanlardan biri olur ve makama geri dönerse, bu durum onu Irak Şiileri arasında tartışmasız hegemonik bir lider konumuna taşıyacaktır. Ancak görevlendirilecek isim yepyeni bir figür olursa, bu devasa bütçe Koordinasyon Çerçevesi'nin içinden yeni bir siyasi lider ve gelecek seçimler için yepyeni bir karizma doğurmuş olacaktır.
(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın