Irak Türkmen Cephesi Lideri Turan: Kerkük valiliğine talibiz

14-06-2023
Etiketler Irak Türkmen Cephesi Hasan Turan Kerkük Kürtler KDP KYB Türkmenler
A+ A-

Irak Türkmen Cephesi Genel Başkanı Hasan Turan, Kerkük’te yaşayan nüfusun yarısını Türkmenlerin oluşturduğunu dolayısıyla Kerkük valiliğine talip olduklarını söyledi.

Kerkük’te Kürt ve Türkmen çiftçilerin tarım arazilerinin  işgal edildiğini dile getiren Turan, 20 yıldır Kürtlerin Kerkük ve Bağdat’ta devletin yüksek mertebelerinde görev üstlenmelerine rağmen, bugüne kadar çiftçilerin sorunlarına bir çözüm bulamadıklarını söyledi.

Turan, 140’ıncı maddenin hayata geçirilemeyeceğini, çünkü bu maddenin çiftçilerin sorunlarını çözeceğine kimsenin ikna olmadığını kaydetti.

Hasan Turan ile yapılan röportajın tamamı şöyle:

Rûdaw: Türkmen ve Kürt çiftçiler, Kerkük’ün güneyi ve güney batısında tarım arazileri ile ilgili bir dizi sorunla karşı karşıya kalmış durumda.  Kürtler ve Kürdistani taraflar Kerkük'ün demografik yapısının yeniden Araplaştırması olduğunu net bir şekilde ifade ettiler. Ancak bu süreç sadece Kürt çiftçileri değil, Kerkük’ün güneyindeki Türkmenleri de ilgilendiriyor. Bu olanları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hasan Turan: Çok teşekkürler.  Türkmen Cephesi, kurulduğu 2003 yılından bugüne Türkmenlere ait olan ve Baas rejimi tarafından el konulan topraklar konusunda taviz vermedi. Irak'ta, anayasa ve yasalara rağmen bu toprakları asıl sahiplerine iade edecek siyasi bir irade hâlâ ortaya çıkmış değil. En büyük hatamız bu toprakların geri verilmesi için yasal prosedürleri ve mahkemeleri ihmal etmiş olmamızdır.

Kürt kardeşlerimiz de 2017 öncesine kadar, Peşmerge ve güvenlik güçlerinin varlığının bu sorunu çözeceğine inanıyor ve hukuki boyutuna önem vermiyorlardı. 2017'den sonra yeni bir sorunla karşılaştık; Sorun şu ki, Irak Tarım Bakanlığı ile atanan Tarım Arazileri Kurulunun Arap çiftçilere karşı bir yakınlık duymasıdır. Aynı zamanda yargıda mağdurların haklarının geri verilmesi  konusunda anlayış eksikliği ve ihmali var. Bu iktidarın tarım arazilerinin sözleşmelerinin yenilenmesinde hiçbir rolü yoktur.

Aksine Türkmen Cephesi'nin bu konudaki duruşu nettir; bu topraklardan bugüne kadar taviz vermediği gibi bundan sonra da vermeyeceği açıktır. Gerek UNAMI (Birleşmiş Milletler Irak Yardım Misyonu) müzakerelerinde, toprakların asıl sahiplerine geri verilmesine ilişkin yapılan resmi tartışmalarda sesi en yüksek çıkan tarafız.

Ben milletvekiliyken, üç kez mülkiyet sorunlarının çözümüne yönelik kanun değişikliğini gündeme getirdim ancak, Irak Parlamentosu'nda çoğunluğu elinde bulunduran Şii ve Sünni Araplar tarım arazilerinin mülkiyet sorunlarının çözümü konusunda bize destek olmadılar. Bu toprakların büyük bölümü Türkmen ve Kürtlerindir. Türkmen ve Kürtlerin arazilerine el konulduğu gibi Yarence’de aynı durum Arap kardeşlerimizin de başlarına gelmiştir, toprakları kuzenlerine verilmiştir.

Rûdaw: Kürtler bu yaşananları "Araplaştırma" ya da yeni "Araplaştırma Süreci" olarak adlandırıyor. Türkmenler bu tanıma katılıyor mu?

Hasan Turan: Bir yere kadar bu tespit doğru. Ancak, Kerkük'ün merkezindeki Rahimawa ve Leylan bölgesindeki havalimanı yanındaki topraklarımızın bir kısmına da Kürtler tarafından el konuldu. Bu Kürt kardeşlerimiz ile yaşadığımız sorunların bir kısmını oluşturuyor. 2003 öncesine kadar mutlaka Kerkük'ü Araplaştırma kampanyası vardı, bu inkar edilemez ve anayasada da bahsediliyor. Dolayısıyla biz Kerkük'te failleri Arap ya da Kürt olsun, her türlü demografik değişikliğine karşıyız, bizim için fark etmez. İkinci kez Kerkük’ün demografisinin değiştirilmesi Kerkük’ün esas bileşenlerine ve çehresine büyük zarar veriyor. Arap veya Kürt, demografinin değiştirilmesinin parçası haline gelen biri, çocukluğundan itibaren Kerkük’te yaşamadığı ve yabancı olduğu için orada yaşayan toplumlara hoşgörülü yaklaşamaz. Bu nedenle birçok sorun yaşandı. Biz, Irak Anayasasının 23. Maddesinde yazıldığı gibi, amaç demografiyi değiştirmekse, herhangi bir ikamet değişikliğinin yasak olduğunu söylüyoruz.

Rudaw: Kerkük'ün güneyinde tarım arazileriyle ilgili 2017'den beri devam eden bir durum var ve asıl mağdurlar Türkmen ve Kürt çiftçiler. Ancak Kürtler ve Türkmenler arasında siyasi yakınlaşma olmadı. Çekilen zorlukları aynı ancak, bu ortak sorun sizi ortak çıkarlar doğrultusunda birlikte çalışmaya teşvik etmedi. Neden?

Hasan Turan: Birbirimizi suçlamak istemiyoruz. Ne biz Kürt partilerini, ne de Kürt partileri Türkmen Cephesini suçlamak istemiyor. Ancak iyi anlaşılması açısından size iki örnek vereyim. Tüm siyasi partilerin mutabakatıyla, kameralardan uzak Birleşmiş Milletler ile görüşmelerimiz oluyor. Ortak yönetimde bileşenlere yüzde 32 ve Hristiyan topluluğa yüzde 4 oranında yer verilmesi çağrısında bulunduk. Şu ana kadar iki Kürt partisi ve temsilcileri, ortak yönetim önerimize imza atmış değiller. Arap kardeşlerimiz ortak yönetim önerimizi imzaladılar.  

İkincisi; tarım arazisi konusunda bir dosya hazırladım ve sundum, Kürt kardeşlerimiz bunu imzaladı. Çünkü Türkmenler olarak bizim felsefemize göre; teslim edilen her dosya, üç temel topluluk ve Hristiyanlar tarafından imzalanmalıdır. Türkmen ve Kürtler tarafından imzalanmasına rağmen, ortak yönetim konusunda ilerlemenin çok yavaş olduğunu ve Arap kardeşlerin daha fazla esneklik gösterdiğini, bu sorunu çözmeye hazır olduğunu üzülerek söylüyorum.

Açıklamak istemediğim başka konular da var. Sorun çözülene kadar kamuoyuna bahsedilemeyeceğine dair taraflar arasında varılan bir anlaşmamız gereği her şeyi burada açıklamam söz konusu olamaz.  Ancak şu kadarını diyebilirim, sorunun ortak temelde çözümüne yönelik Kürt partilerinin olumsuz tavırları var.

Bugün her iki Kürt partisi Kerkük Valisinin, kötü rolünden filan konuşuyor. Ama bir yıl önce Kerkük Valisinin (Rakan Cuburi) değiştirilmesini teklif etmiştik. Arap vali istemiyorsanız, bir Kürt vali ismi üzerinde anlaşın, sorunu çözelim dedik. Aynı zamanda 2003'ten 2017'ye kadar valilik görevini Kürtler yürüttü. 2017'den beri valilik görevini Araplar üstleniyor. Bu dönem de Türkmenler valilik görevini üstlensin. Bu öneriye karşı çıkan 2 Kürt partisi oldu. Ancak KDP, Hristiyan bir vali teklif etti ve Türkmen vali önerisini kabul etmedi.

Rûdaw: KDP Kerkük için Hristiyan bir vali mi önerdi?

Hasan Turan: Evet, UNAMI görüşmeleri sırasında, ayrıca birkaç görüşmemiz oldu. Sayın Berham Salih  o dönem cumhurbaşkanıydı. Kerkük'e Türkmen vali önerdik. Ancak, Kerkük'e Türkmen vali getirilmesi konusunda ne KYB'den ne de KDP'den olumlu bir yanıt alamadık. Öte yandan, iki Kürt partisinin Kerkük dosyası görüşülürken, bileşenlerden özelde Türkmenlerden görüş almamasını ve tüm kesimlerin görüşüne başvurmamalarını eleştiriyorum. Çünkü, Kerkük'ün birbirini kabul etmesi için daha geniş bir bakış açısına ve daha alçak gönüllü olamaya ihtiyaç var.

Rûdaw: Dediğiniz gibi iki Kürt partisi var. KYB ve KDP ile ilişkileriniz  nasıl? Hangi tarafa daha yakınsınız veya hangi tarafla daha fazla ilişkiniz var?

Hasan Turan: Türkmen toplumu olarak, iç işlerimize başka tarafların karışmasına izin vermediğimiz gibi, Türkmenler de Kürt partilerine aynı mesafeyi koruyor. Bizi bir partiye yaklaştıran veya uzaklaştıran, o partinin bize karşı olan tavırlarıdır; özellikle Kerkük vilayetindeki stratejik konulardaki tutumları belirliyor. Öte yandan KYB ve KDP ile dostluğumuz var ve her iki tarafla da dengeli bir ilişki kurmaya çalışıyoruz. Bizim kentte ilişkin gizli olmayan bir projemiz var; o da yüzde 32 konusu ve Kerkük’ün Kürdistan Bölgesi’ne bağlanmaması konusu. Kerkük’ün petrol gelirleri kentin evlatlarına ait olsun. Bu konuda hangi taraf bizimle olursa , bizim politikamız kesinlikle o partininki ile daha yakındır. Bazı detaylarda KYB'nin KDP'den daha hoşgörülü olduğunu görüyorum. Bugün Irak'ta 140'ıncı maddenin Irak Anayasasında belirtildiği gibi uygulanacağına inanan tek bir politikacı olduğunu sanmıyorum. BM elçisinin 2008 yılında sunduğu raporda belirtiği şekliyle uygulanacağına inanıyorum.

Rûdaw: BM’nin hangi raporu?

Hasan Turan: BM elçisinin 2008'de tartışmalı bölgelerin sorunlarının çözümüne ilişkin, iç çatışmaların ve sınır sorunlarının çözülmesi hedeflerini konu alan iki bölümden oluşan ve BM Güvenlik Konseyi'ne sunduğu bir raporu vardı. Rapor, bütün ihtilaflı bölgelere ilişkindi ve bir kısmı özel olarak Kerkük'e ayrılmıştı. Takdir edersiniz ki, uzun bir rapordu ve yayınlanmak için yazılmamıştı. Raporun özetinin sınırlı bir kaç kopyası, sorunun çözüm muhatapları ve karar mercilerine gönderilmişti. BM raporda, orada yaşayan etnik ve dini topluluklar bir model üzerinde anlaşmayana ve ardından üzerinde anlaştıkları modeli onaylamak için halka sunulmayana kadar, Kerkük vilayetinin geleceğine ilişkin bir referandumun yapılamayacağını söylüyor. Raporda, referandum konusunda endişeler de dile getiriliyor. Eğer referandumda istenilen bir sonuç elde edilemezse Bosna-Hersek'te olduğu gibi düşmanca bir durum ortaya çıkar ve savaşa yol açabilir deniliyor. Öte yandan, Kerkük sorununun çözümünün Birleşmiş Milletler tarafından önerildiği gibi toplumlar arasında anlaşma ve uzlaşmaya dayanması gerektiğine inanıyoruz. Birleşmiş Milletler bu konuda dört örnek vermiştir. Bu önerilerden en uygun olanı Kerkük'ün Irak Anayasasının çeşitli maddelerinde izin verdiği gibi özel bir statüye ve özel bir bölgeye sahip olmasıdır. Aynı zamanda 140'ıncı madde BM raporunda belirtildiği şekilde uygulanırsa çözüme bir temel teşkil edebilir.

Rûdaw: O zaman 140’ıncı maddeye karşısınız?

Hasan Turan: Bu kadar kesin karar vermek mümkün değil, ancak  gerçekçi ve açık olmalıyız. Birincisi, normalleşme, istatistik ve referandumlardan oluşan madde. Tarım arazilerini asıl sahiplerine geri vermeden, Kerkük'ün Türkmen ya da Kürt vatandaşlarını normalleşmenin olacağına nasıl inandırabilirsiniz? Diğer yandan 2003 yılından bu yana Bağdat'ta cumhurbaşkanı, başbakan yardımcısı, meclis başkan yardımcısı ve birçok bakanlıkta Kürtler yer alıyor . 20 yıldan beridir ellerinde bir iktidar gücü var. Buna rağmen toprak sorunu çözülmedi, tarım arazileri asıl sahiplerine iade edilmedi. Hiç bir hükmü olmayan bu maddenin, tarım arazileri sorunun çözeceğine nasıl ikna edebilirsiniz? Bu acı bir gerçek değil mi? Öte yandan, normalleşme konusunun ayrıntılı bir şekilde aydınlatılması, Bağdat’taki karar mercilerini, bu toprakların asıl sahiplerine geri verilmesi konusunda ikna etmeye ihtiyaç var. 1976 ve 1978'den beri toprakların asıl sahiplerine verilmesini bekliyorlar ki bugüne kadar asıl sahiplerine iade edilmemiştir. Bu nedenle 140'ıncı maddenin ciddi bir şekilde tartışılması gerektiği konusunda ısrarlıyım. Bu konuda tüm bileşenlerin görüşlerinin alınması gerekiyor. Arapları bu görüşmelerin dışında tutamazsın, Hristiyanları bu görüşmelerin dışında tutamazsın. Biz BM’nin sunduğu çerçevede bir müzakere yapılmasından yanayız. BM’nin sunduğu model başarıya ulaşırsa Kerkük dosyası çözüm için örnek teşkil edebilir.

Rûdaw: 2003 sonundan beri Kerkük’ün kendi içerisinde bir arazi sorunu var. BM görüşmelerinde bu konu gündeme geldi mi?

Hasan Turan: Tarım arazisi sorunu 2003 öncesi ve sonrası sorunlardan bir tanesidir. Ama bildiğiniz gibi Irak Parlamentosunda dört yıl Maliye Komisyonu üyesi olarak çalıştım. Çözüm siyasi bir irade gerektirir. Bu siyasi iradenin yasaya ihtiyacı vardır. Yani ya yeni bir yasanın çıkarılması, ya da Yüksek Devrim Konseyin kararlarını iptal edilmesi, ya da mülkiyet anlaşmazlıkları yasasını değiştirmeyi gerektirir. Böylece bu toprakları sahiplerine geri verebiliriz. UNAMI'de sözleşmeleri feshedilen çiftçilere tazminat ödemeyi teklif ettik.

Rûdaw: Seçimlere sadece birkaç ay kaldı. Türkmen Cephesi olarak seçimlere nasıl hazırlanıyorsunuz?

Hasan Turan: Sant Lego Yasası ve Kerkük seçim bölgelerinin birleştirilmesi bizim işimize gelir. İkincisi; bir seçim kanununda belirtildiği gibi, Kerkük'teki seçmen kütüğüne yanlış şekilde, fazladan eklenen isimleri ortaya çıkarmak için Kerkük vilayetindeki seçmen kütüğünü denetlemeliyiz. Biz diyoruz ki; Kerkük, Kerkük halkının olsun, herhangi bir bölgeden gelenler bizimle birlikte Kerkük'ün kaderini belirlemesin. Kerkük’ün Parlamentoda 16 sandalyesi var, 15 kürsü genelin, bir kürsü Hristiyan kardeşlerimizindir. Bu, Parlamentonun dokuz üyesinin valiyi, vali yardımcısını ve meclis başkanını seçebileceği anlamına geliyor. Birleşmiş Milletler'de önerdiğimiz gibi, Kerkük vilayetindeki topluluklar arasında yüzde 32'lik oran üzerinden ortak yönetim ve yetki devri ile bir model üzerinde anlaşmayı umuyoruz. Seçimlerden sonra koalisyon oluşturmak için birbirimizle anlaşmamız gerekiyor. Koalisyon, tüm toplulukları iktidara katılımını sağlamak için çalışmalıdır. Tüm topluluklara vali, vali yardımcısı, meclis başkanı, il meclis başkanı ve emniyet müdürü olabileceğine ve sadece iki toplumun görevi olmadığı konusunda teminat vermeli. Üçüncüsü, özellikle 2017'den sonra Kerkük vilayetindeki güvenlik konusunda yaşanan sorunları gidermek ve güvenliği güçlendirmek için çalışacağız. Bu yüzden seçimlerden önce anlaşamama ihtimaline karşın seçimlerden sonraki sonuçların bizi bir anlaşmaya zorlayacağını düşünüyorum.

Rûdaw: Acaba ortak bir anlayışın oluşturulmasının zemini var mı? Seçimlerden önce bileşenler arasında, Türkmenler ile Kürtler ve Araplar arasında bir tür anlaşma ve anlaşmaya varmak için herhangi bir diyalog ya da herhangi bir görüşme oldu mu?

Hasan Turan: Hayır, şu ana kadar bu tarzda bir görüşme söz konusu değil. UNAMI  görüşmeleri dışında bileşenler arasında doğrudan bir görüşme olmadı. Umarım görüşmeler olur. Biz görüşmeye açığız. Herhangi bir taraf bizimle görüşmek isterse, onlarla görüşmeye hazırız. Ama bazı görüşmelerin seçim sonrasına erteleneceğini düşünüyorum. Umarım seçimler adil bir şekilde olur ve Kerkük krizini daha da derinleştirecek bir hile yapılmaz, kentte bileşenler arası barışı güçlendirecek bir seçim süreci olur. Ardından, kent idaresindeki makamların dağıtımı önemlidir. Diyelim ki, bir sonraki seçimler 4 yıl sonra, neden her bir bileşen bu süreçte dönüşümlü valilik görevini üstlenmesin? Bir ya da iki yıl Türkmenler, bir veya iki yıl Araplar ve iki yıl Kürtler valilik görevini yapacak şekilde siyasi bir anlaşmaya varabiliriz.

Rûdaw: Yani elinizdeki öneri taslağı bu mu?

Hasan Turan: Evet, BM müzakerelerine de resmi olarak sunduk. Kürt tarafı önerimize katılmadı. Arap tarafı bu öneriyi destekliyor.

Rûdaw: Seçim Komisyonu'nun Kerkük'teki şube başkanının Kürt olması konusunda çok hassas davranıyorsunuz. Neden?

Hasan Turan: Evet, birincisi, 2004'ten bugüne kadar bu görevin Kürtlere ait olması gerektiği düşüncesini kırmak için. Türkmen veya Arap toplumundan Kerkük'te komisyonun işlerini yönetecek ehil kimse yok mu mesela? İkincisi komisyonun kendisi usul kurallarını beyan etmiştir. Komisyonun kendi iç tüzüğü, şu anki başkanı ve Kerkük komisyonunda görev yapanların bir çoğu, komisyon tarafından yayınlanan iç tüzüğü ihlal ediyor, yani belirlenen kriterler ve unvanı mevcut belirlenen pozisyonla uyuşmuyor.

Rûdaw:  Son yıllarda başta Şii partiler olmak üzere diğer partilerde de Türkmen üye ve temsilcilerinin olduğunu görüyoruz. Geçmişte bu oyların tamamını ya da büyük çoğunluğunu Türkmen Cephesi alıyordu. Mezhep çatışması sizi etkiledi mi?

Hasan Turan: Bildiğiniz gibi Kerkük’te her topluluğun farklı aidiyetlikleri bulunuyor. Örneğin, bugün Arap kardeşlerimiz Ciburi, Ubed, Hemdan ve Elbuz aşiretleri arasında bölünmüştür. Kürtler ise KYB ve KDP partileri arasında bölünmüş. Hristiyanlar içerisinde de bir bölünmüşlük var. Dolayısıyla Türkmenlerin de etnik ve mezhepsel bölünmesi gayet normal bir durumdur.

Ayrıca bu konuda Bağdat hükümetini de suçluyorum. Bağdat hükümeti Türkmenlere ayrı bir millet muamelesi yapmak istemiyor, bazen bizi mezhebi bir yaklaşımla Sünniler ve Şiiler olarak ayırmaya çalışıyor. Biz Türkmen Cephesi olarak, Irak Birleşik Türkmen Cephesi listesi başta olmak üzere bu konuyu izah ettik ve dedik ki; "Biz Türkmenler tek milletiz, mezhepsel bölünmeler bize zarar veriyor. Bize bu şekilde yaklaşmayın." Bazı partiler bundan faydalanıyor olabilir, ancak Türkmenler bundan zarar görüyor. Sadece Kerkük’te değil Selahaddin ve Ninova gibi diğer vilayetlerdeki Türkmenler de bundan zarar görüyor. Dolayısıyla bugün Türkmenlerin bir sonraki seçimlerde yeniden Birleşik Türkmen Cephesi listesi altında birleşmesi ciddiyetinde olduğunu düşünüyorum. Ben, listenin lideri olarak diğer partilerin lideri olan kardeşlerime, tüm Türkmenleri mezhepsel ayrışmadan uzak birleşik bir Türkmen listesi içerisinde yer almalarını teklif ettim.

Rûdaw: Kerkük ve Irak genelinde Türkmenlerin nüfusu ne kadar?

Hasan Turan: Irak'ta 4 milyondan az Türkmen olduğunu zannetmiyorum. Kerkük'te ne kadar Türkmen var konusuna gelmeden önce, iki hakikati dile getirmem lazım. İlk hakikat Kerkük'te yaşayan 1 milyon 600 bin kişinin kaçı aslen Kerküklüdür? 2003'ten önce gelenleri, 2003'ten sonra gelenleri bir sayın. Bence Kerkük'teki yerli Türkmenlerin gerçek oranı yüzde 50'den az değildir.

Kerkük İl Meclisi Başkanı olduğum dönemde, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı bana "Neden yüzde 32 istiyorsun?" diye sordu. O dönem İl meclisinde 41 üyenin, 26’sı Kürt, 9’u Türkmen, 6’sı Arap ve diğer topluluklardan oluşuyordu. Ben de dedim ki "Siz Filistin’de ve Kudüs’te diplomat olarak çalıştınız. Filistin ve İsrail arasındaki temel sorun toprak üzerinedir. Madem biz Kerkük’te yüzde 32 oranında değiliz, peki neden toprakların mülkleri konusunda en fazla sorunu Türkmenler yaşıyor?" O zaman Hewice’de Ebu Mazen, Kerkük'ün Arap olduğunu iddia etmişti. O zaman da Irak Türkmen Cephesi olarak demiştik ki, "Senin şu an üzerinde yaşadığın topraklar bile Türkmen Avçi ve Kirdar ailesine aittir." Madem çoğunluğu oluşturmuyoruz, neden hem şehir merkezinde hem de çevresinde toprakların çoğu Türkmen ailelere aittir?

Rûdaw: Kürdistan Bölgesi'nde Türkmen nüfusu ne kadar?

Hasan Turan: Nüfus sayımı yok, ancak bölgedeki Türkmenlerle ilgili sorunlar çok. Irak rejimlerinin zulmüne ve Araplaştırılma politikalarına maruz kalan Kürtlerin bölgedeki Türkmenlere daha iyi davranmasını bekliyorduk. Size iki örnek vereyim; İlki Türkmen olan ve Süleymaniye vilayetine bağlı olan Kifri bölgesi. Orada bırakın bir büromuz olsun, bir muhtarımız bile yok. Kifri’deki Türkmenlerin Cuma hutbesine müsaade edilmiyor. İkinci olarak, Erbil'den örnek vereyim; Erbil'in merkezinde bir Türkmen mezarlığı var. Yenilenmesi için onay aldık ve Türk TİKA Enstitüsü buna gönüllü oldu. TİKA tarihi yerleri restore etmekle ünlü. Ama maalesef olmadı. Valilikteki bir parti iradesinin Erbil'in merkezindeki bir Türkmen mezarlığının restorasyonuna engel olduğunu düşünün.

Rûdaw: Son sorum şu Irak Türkmen Cephesi Politbüro Üyesi Sayın Aydın Maruf,  Kürdistan Bölgesi Hükümetinde bakanlık düzeyinde görev yapıyor. Kerkük’teki Irak Türkmen Cephesindeki yetkililerin konuşmalarının aksine çok farklı olarak daha yumuşak bir dil kullanıyor. Bu çifte standart politikanızın nedeni nedir?

Hasan Turan: Türkmen Cephesi'nin net bir söylemi var. Kerkük'te olsun, Erbil'de olsun, Ninova'da olsun, Selahaddin'de olsun, Diyala'da olsun, Bağdat'ta olsun, ilkelerimiz nettir. Örneğin; bölgede veya Irak'ta barış içinde bir arada yaşamayı desteklemediğimizi söylemiyoruz. Ancak haklar korunmalıdır diyoruz.

Rudaw: Eğitim, iktidara katılım ve diğer haklar açısından Türkmenlerin hakları Bağdat'ta mı yoksa Erbil'de mi, daha çok nerede korunuyor?

Hasan Turan: İki taraf içinde durum kötü.

Yorumlar

Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın

Yorum yazın

Gerekli
Gerekli