John Bolton’dan Rûdaw’a: Uzun zamandır bağımsız bir Kürt devletini destekliyorum

1 saat önce
Rûdaw
Etiketler John Bolton
A+ A-

Eski ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik yürüttüğü savaşta asıl ve nihai hedefin kesinlikle "rejim değişikliği" olması gerektiğini vurguladı. Başkan Trump'ın söylemlerindeki kafa karışıklığına rağmen, Tahran'daki mevcut hükümet devrilmeden Ortadoğu'da barışın ve istikrarın sağlanamayacağını belirten Bolton, geniş çaplı bir kara işgali beklemediğini ifade etti.

Ancak Pentagon'un talep ettiği 200 milyar dolarlık devasa bütçeye de dikkat çekerek, İran'ın kilit nükleer tesislerini güvence altına almak ve nükleer materyallerin teröristlerin eline geçmesini önlemek amacıyla özel kuvvetlerin sahaya inme ihtimalinin çok yüksek olduğunu dile getirdi.

Savaşın bölgesel ve küresel yankılarına da değinen Bolton, Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanmasının öncelikli olduğunu ve deniz piyadelerinin bölgeye sevkiyle birlikte ticari gemilerin yakında güvenle geçiş yapabileceğine inandığını söyledi.

İran'ın saldırılarının büyük bir kısmının İsrail veya ABD üsleri yerine doğrudan Körfez'deki Arap ülkelerini hedef almasının, bu devletlere rejimin "gerçek ve yıkıcı niyetini" gösterdiğini belirten Bolton, bu durumun Körfez ülkelerini ABD ile daha yakın bir işbirliğine iteceğini kaydetti. Ayrıca, Körfez petrolünün kesilmesinin, İran'ın en büyük alıcılarından biri olan Çin üzerinde de kısa vadede çok ağır ekonomik sonuçlar doğuracağını ve Pekin yönetimini zor durumda bırakacağını vurguladı.

İran rejiminin içeriden çökertilmesi için etnik dinamiklerin ve muhalefetin önemine dikkat çeken Bolton, uzun süredir bağımsız bir Kürt devletini desteklediğini hatırlatarak, mevcut süreçte Kürtlere, Azerilere, Beluçlara ve diğer etnik azınlıklara yardım edilmesinin Devrim Muhafızları üzerindeki baskıyı artıracağını savundu. Hava harekatlarının rejimin üst düzey komuta kademesini zayıflatarak rejim içinde büyük bölünmelere ve çözülmelere yol açacağını belirten tecrübeli siyasetçi, rejimin ayakta kalması halinde nükleer programını ve vekil “terör örgütlerini” yeniden inşa edeceği uyarısında bulundu.

Bolton, "Eğer rejim yerinde kalırsa, kısa süre sonra tam olarak savaşa başlamadan önceki noktaya geri döneriz" diyerek rejim değişikliği hedefine ulaşılana kadar operasyonların kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğinin altını çizdi.

Eski ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton Rûdaw’ın sorularını yanıtladı:

Rûdaw: Sayın Bolton, Rûdaw'a hoş geldiniz. Sizi programımda ağırlamaktan büyük mutluluk duyuyorum.

John Bolton: Çok teşekkür ederim, sizinle olmak benim için de bir zevk.

Rûdaw: Başlangıçta Trump'ın bu savaştaki amacı çok net değildi. Savaşta yaklaşık iki-üç hafta geride kaldıktan sonra, hedefin artık netleştiğini söyleyebilir misiniz?

John Bolton: Maalesef yönetim yetkililerinin yaptığı farklı açıklamalar nedeniyle halen biraz kafa karışıklığı var. Ancak "rejim değişikliğinin" asıl hedef olabileceğine inanıyorum ve umarım aradıkları şey de budur. Çünkü Tahran'daki mevcut hükümet gitmediği sürece bölgede barış ve istikrar için hiçbir şans olduğunu düşünmüyorum.

Rûdaw: Bugünkü bir rapora göre Pentagon, İran savaşı için 200 milyar dolarlık bir bütçe talep etti. Sadece bir hava saldırısı bu kadar devasa bir bütçe gerektirir mi?

John Bolton: Bu talebin tamamen savaşın maliyeti için olup olmadığı net değil. Belki de hem İran'da kullandığımız hem de Rusya'ya karşı savaşında Ukrayna hükümetini desteklemek için harcadığımız silahların stoklarını ve cephaneliklerimizi yeniden doldurmak içindir. Dolayısıyla bu, geleceğe dönük bir bütçe. Pentagon, savaşın ilk iki haftasının ardından maliyetin yaklaşık 11 milyar dolar olduğunu açıkça duyurmuştu. Yani bunun geleceğe yönelik bir hazırlık olduğu açık.

Rûdaw: Peki üç haftanın ardından, en nihayetinde kara kuvvetlerinin de İran savaşına dahil olacağını öngörüyor musunuz?

John Bolton: Bir işgal gibi görünecek şekilde büyük bir kara kuvvetinin sürece katılacağını düşünmüyorum. Ancak İran'ın bazı kilit tesislerindeki nükleer materyalleri güvence altına almak amacıyla özel kuvvetlerin kullanılması ihtimali çok yüksek. Bunun çok akıllıca bir hamle olacağını düşünüyorum. Zenginleştirilmiş uranyumun, santrifüj cihazlarının veya nükleer silah programının nasıl yapılacağına dair bilgilerin teröristlerin veya haydut bir devletin eline geçmesini istemeyiz.

Rûdaw: Şu an sıcak bir gündem maddesi olan Hürmüz Boğazı'na gelirsek; Hürmüz Boğazı kara kuvvetleri kullanılmadan açık tutulabilir mi?

John Bolton: Boğazın İran tarafındaki yüksek kesimleri kontrol etseydik işlerin daha kolay olacağını söyleyen bazı görüşler var, bunu askeri analistlere bırakıyorum. Ancak boğazın, petrol tankerlerinin geçebileceği kadar güvenli hale getirilebileceğini düşünüyorum. Keşke savaşın başında önceliklerimizi bu konuya daha fazla verseydik ama şu an işlerin iyi gittiğine inanıyorum. Şansımız yaver giderse, önümüzdeki hafta veya biraz daha uzun bir süre içinde sigorta şirketleri ve gemi sahipleri hiçbir saldırıyla karşılaşmadan gidip gelebileceklerine dair güvene sahip olacaklardır.

Rûdaw: Bildiğimiz kadarıyla ABD şu an bölgeye deniz piyadelerini yerleştirmeye başladı, en az 2.500 asker. Bazı raporlar binlerce askerin daha gönderilmesine yönelik planlardan bahsediyor. Eğer kara kuvvetleri konuşlandırılırsa, bu sadece Hürmüz Boğazı ile mi sınırlı kalacak? Yoksa savaşın ritmi bu şekilde devam ederse İran'ın içlerine doğru ilerlemelerini bekliyor musunuz?

John Bolton: Dediğim gibi, İran'ın içinde İsfahan, Fordo, Natanz, Pikaks Dağı ve benzeri yerlerdeki nükleer tesislerde bir görev icra edilebilir. Ancak bence bu, daha sonraki bir aşamada; belki hükümet çöktüğünde ve içeride bir istikrarsızlık durumu oluştuğunda gündeme gelecektir. Biz sadece nükleer materyallerin, örneğin Fordo'da olabileceği gibi tamamen ve derince gömüldüğünden emin olmak istiyoruz ya da gömülmemişse, yanlış ellere geçmemeleri için onları ülkeden çıkarıp çıkaramayacağımıza bakacağız.

Rûdaw: Diğer yandan İsrail ve özellikle Binyamin Netanyahu, amaçlarının rejim değişikliği olduğu konusunda çok netler ve bunu açıkça ilan ettiler. Peki ama Amerika bu savaşta İran'dan gerçekten ne istiyor? Başlangıçta sadece nükleer program ve füzelerden bahsediliyordu, daha sonra Donald Trump savaşın birkaç gün içinde biteceğini söyledi. Ancak şimdi üzerinden zaman geçti ve savaşın yakında biteceğinden bahsetmiyor. ABD gerçekten ne istiyor ve bu savaştaki amacı ne?

John Bolton: İnsanların anlaması gereken şeyin bir kısmı bizzat Donald Trump'ın kendisi; o geleneksel bir şekilde, "A" noktasından "B" noktasına, ardından "C" noktasına geçecek şekilde düşünmeyebilir ve sık sık kararlarını değiştirir. Ancak bildiğiniz gibi, geçen Ocak ayında İran halkı protesto gösterileri düzenlerken onlara, "Protestolara devam edin, kurumlarınızı ele geçirin, yardım yolda" demişti. Fakat maalesef o dönemde hiçbir yardım ulaşmadı ve binlerce kişi Besic milisleri ile Devrim Muhafızları'nın diğer güçleri tarafından katledildi. Bu yüzden bence o da nükleer tehdit sorunu ile İran'ın uluslararası terörizme verdiği destek sorununun uzun vadeli tek çözümünün "rejim değişikliği" olduğunu anlıyor. Hatta birkaç gün önce Kentucky'de yaptığı bir konuşmada, "Her iki yılda bir geri dönüp bunu yapmak zorunda kalmak istemiyoruz" dedi ve sanırım çoğu insan buna katılıyor. Ancak bu güvenceyi elde etmenin tek yolu, İran için çok daha farklı bir dış politikaya bağlı, tamamen farklı bir rejimin başa gelmesidir.

Rûdaw: Bazı raporlarda Donald Trump ve ABD yönetiminin İran'ın saldırılara verdiği yanıta bir dereceye kadar şaşırdığını duyuyoruz. Sizce ABD ve Trump, İran'ın bu yanıtını beklemiyor muydu?

John Bolton: Eğer Trump şaşırmışsa ben asıl buna şaşırırım! İlk döneminde bunu konuşmuştuk ve eminim ki Genelkurmay Başkanı General Dan Kane, İran'ın verebileceği bir dizi olası yanıt ve bunların sonuçlarının ne olabileceği konusunda kendisini bilgilendirmiştir. İsrail tarafının da ne olacağı konusunda hiçbir yanılsama yaşadığını sanmıyorum. Bu yüzden bence bunun bir kısmı, Trump'ın bu operasyonun emrini vererek hata yaptığına dair gelebilecek her türlü eleştiriden kaçınmak istemesinden kaynaklanıyor. Bu da Trump'ın normal ve tipik bir davranışıdır.

Rûdaw: Tulsi Gabbard'ın Çarşamba günü Senato'da İran ve istihbarat raporları hakkında verdiği ifade, Trump ve Pentagon'un açıklamalarından oldukça farklıydı. Sizce bunun nedeni nedir?

John Bolton: Bence Trump basitçe doğru olmayan bazı şeyler söyledi. Son sekiz-dokuz ay boyunca, geçen yıl Haziran ayındaki 12 günlük savaş sırasında İran'ın nükleer silah programının tamamen yok edildiğini söyledi, oysa gerçekte yok edilmemişti. Sanırım büyük bir zarar verdik, bu doğru, ama kesinlikle tamamen ortadan kaldırılmadı. Daha sonra Trump, İran'a yönelik mevcut saldırılara bir hazırlık olarak, nükleer açıdan Amerika için kesin ve yakın bir tehdit oluşturduklarını söyledi. Kişisel olarak ve bildiklerime dayanarak söylüyorum; kesin ve yakın bir tehdit yoktu. Bu durum, askeri güç kullanma kararımızın meşruiyetini değiştirmez ama bence Trump konuyu abarttı. Ayetullahların nükleer programlarını yeniden inşa etmeye ve nükleer silaha ulaşmaya çalıştıklarından hiç şüphem yok, ancak tehdidin o kadar yakın olduğunu düşünmüyorum. Dolayısıyla Tulsi Gabbard ve diğer istihbarat yetkilileri, Trump'ın verdiği asılsız ifadelerle bir denge kurmaya çalışmak zorunda kaldılar. Bence dün de bu sorunu aşmak istiyorlardı.

Rûdaw: Donald Trump savaşı şimdi durdurmaya karar verirse ve savaş bu aşamada durursa, Sayın Bolton, kazanan kim olur?

John Bolton: Maalesef, rejim değişikliği fiilen gerçekleşmeden savaşı durdurursa kazanan İran rejimi olur. Zaten oyun planlarının da bu olduğunu düşünüyorum. Amerika'yı askeri olarak yenmelerine gerek yok, ki askeri olarak yenebilecek güçte de değiller, ama şunu söyleyebilirler; sadece hayatta kalarak bile biz kazandık. Eğer bu iddiada bulunurlarsa bir dereceye kadar doğruluk payı da olur. Çünkü nükleer silah kapasitelerini yeniden inşa etmek ve bölge genelindeki terörist vekil güçlerini (Husiler, Hamas, Hizbullah ve Irak'taki Şii milisler) desteklemek için doğrudan eski politikalarına döneceklerinden hiç şüphem yok. İşte rejim değişikliğiyle ortadan kaldırılmaya çalışılan tehditler bunlardır. Eğer tehditleri yok etmeyecekseniz ve zor da olsa rejim değişikliğini sonuna kadar götürmeye hazır değilseniz, en başından hiç başlamamanız daha iyi olurdu.

Rûdaw: Mevcut koşulları göz önüne aldığınızda bu savaşın nasıl biteceğini düşünüyorsunuz?

John Bolton: Şu ana kadar hem dünya için bir tehdit hem de kendi halkı için bir baskı unsuru olan İran kurumları; yani Devrim Muhafızları, Kudüs Gücü ve Besic milisleri çok büyük kayıplar verdi. Bu durum devam ederse, İran'da rejim değişikliği ihtimalinin çok daha artacağını düşünüyorum. Çünkü rejimin diğer liderleri, İran toplumunun önde gelenleri ve bizzat muhalefet, rejimin kendisini savunamadığını görüyor. Kendisini savunamayan bir rejimin ömrü kısa olur. Pek çok insan İran'daki devlet gemisinin batmakta olduğuna bakıp, "Gemiyle birlikte batmak istemiyorum, muhalefetin safına geçip onlara yardım etmeyi tercih ederim" diyecektir.

Rûdaw: Trump, İsrail'in dün İran'ın gaz altyapısına düzenlediği saldırıdan Amerika'nın habersiz olduğunu iddia ediyor. İsrail, Güney İran'da Amerika'nın onayı olmadan böyle bir saldırı yapabilir mi?

John Bolton: Aslında Amerika'nın ve bizzat Trump'ın saldırıdan haberdar olduğu ve onayladığı yönünde çelişkili raporlar da vardı. Yaklaşık üç haftalık bu askeri operasyon süresince, elde edilen kanıtlar İsrail ile ABD arasındaki koordinasyonun son derece pürüzsüz ve sorunsuz olduğunu, bizim İsraillilerin ne yaptığını bildiğimizi, onların da bizim ne yaptığımızı bildiğini gösteriyor. Amerikan tarafının bilgilendirilmemiş ve onay vermemiş olması beni çok şaşırtır; hatta Trump'ın kendisinin bile bundan haberdar olduğunu söyleyebilirim.

Rûdaw: Avrupalılar, Trump'ın Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini sağlamak için savunduğu koalisyona katılmaya pek istekli değiller. Sizce neden emin değiller veya bu koalisyona katılmaya hazır değiller?

John Bolton: Bence bu savaşın Avrupa'nın çıkarına olduğu onlara tam olarak açıklanmadı. Bu, savaş başlamadan önce Trump'ın bir başarısızlığıydı. Şu an bu işi çok iyi yapamıyor olsa da onları ikna etmeye çalışabilir. Ancak bence Avrupa da İran'ın nükleer kapasitesi ve teröre verdiği destek nedeniyle en az bizim kadar, hatta daha fazla tehdit altındadır. Coğrafi olarak Avrupa, İran'a çok daha yakın ve şu anda İran'ın orta menzilli balistik füzelerinin menzili içinde yer alıyor. Ve kesinlikle İran rejiminin desteklediği terörden kendi paylarına düşeni de aldılar. Bu yüzden Trump'tan bıkmış olabilirler ama kendi ulusal çıkarları hakkında doğru dürüst düşünürlerse çok daha aktif bir rol oynarlar. Ben hala, özellikle Hürmüz Boğazı'nın açılması ve açık tutulması konusunda daha aktif bir rol oynayacaklarını umuyorum.

Rûdaw: Savaşın ilk günlerinde Donald Trump Kürt partilerinin katılımını destekledi ancak daha sonra geri adım attı. Sizce bunun nedeni neydi?

John Bolton: Söz konusu Trump olunca herhangi bir şey söylemek çoğu zaman zordur. Ancak İran'daki etnik azınlıkların, sadece Kürtlerin değil; Azerilerin, Lurların, Arapların ve Beluçların da durumdan çok hoşnutsuz olduğunu düşünüyorum. Ben şahsen İran'ın parçalanmasını desteklemiyorum ancak etnik gruplara yardım etmenin Devrim Muhafızları üzerindeki baskıyı artıracağına ve bunun rejimin yıkılmasına yardımcı olacak iyi bir hamle olacağına inanıyorum. Onlar (rejim) gittikten sonra, İran'daki tüm halklar kolektif olarak geleceklerinin nasıl olacağına karar vermek için istişari bir sürece sahip olabilirler.

Rûdaw: İran'da 10 milyon Kürt yaşıyor, 1945 ve 1946'lara dayanan siyasi partileri var. Kürtler ve oradaki siyasi partiler federalizm talep ediyor. Siz İran'daki Kürtlerin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

John Bolton: Bakın, ben uzun zamandır bağımsız bir Kürt devletini destekliyorum. Bu, Birinci Dünya Savaşı'nın sonundaki Versailles Antlaşması'ndan ve Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılmasından bu yana bile gerçekleşmedi. Bölgenin istikrarı açısından bakıldığında, eğer İran rejimi çöker ve biz istikrarı yeniden tesis edebilirsek, bölgede barışçıl bir değişim için bir dizi fırsatın ortaya çıkacağına dair haklı bir gerekçe var. Ancak şimdiden acele etmek istemiyorum. Rejime karşı Kürtlere yardım edilmesi çok hayati olabilir, sırf bu yüzden bile onları desteklemeyi savunuyorum. Dediğim gibi, İran'ın, Kürtlerin ve diğer milletlerin geleceğine eski rejim ortadan kalkıp geçici bir rejim kurulduğunda karar verilecektir. Bu durum daha fazla özerkliğe mi yol açar, yoksa genel olarak bölgedeki olaylar bağımsız bir Kürt devletinin lehine mi gelişir? Bunu bilemem. Ama eğer öyle olursa, bunu kesinlikle desteklerim.

Rûdaw: Mevcut askeri harekat şu ana kadar daha çok havadan yürütülüyor. Sizce bir devlet veya herhangi bir rejim sadece havadan yıkılabilir mi?

John Bolton: Hava harekatının üst düzey liderliği yok etmedeki ve Devrim Muhafızları, Kudüs Gücü ve Besic'i zayıflatmadaki etkisi, rejimin genel istikrarını bozma üzerinde mutlaka etkili olacaktır. Bu, rejimin iktidarda kalmak için kullandığı güç unsurlarının artık eskisi gibi olmadığını onlara gösterecektir. Bu da rejim içindeki diğer kişileri geri çekilmeye ve kendi güvenliklerinin peşine düşmeye teşvik edecektir. Rejim içinde büyük bir iç çatlak ve bölünmeye yol açabilir. Bütün bunlar üst düzey liderliği parçalar ve muhalefete, rejimden kopanların, ordunun ve hatta Devrim Muhafızları saflarındaki ayrılıkların peşinden gitme fırsatı verir. İşte pek çok otoriter rejimin iç çekişmeler nedeniyle çöktüğü gibi, bu rejim de bu şekilde çöker.

Rûdaw: Daha önce İran'da rejim değişikliğini desteklediğinizi, ancak yetersiz hazırlıkların bu hedefin önünde bir engel oluşturabileceğinden endişe duyduğunuzu belirtmiştiniz. Sizce Trump içinden çıkılması zor bir tuzağa mı düştü?

John Bolton: Bence muhalefetle etkin bir şekilde koordinasyon kurmayarak işleri çok daha zorlaştırdı. Muhalefet çok geniş bir alana yayılmış durumda ama iyi organize değiller. Dolayısıyla iletişimlerine daha fazla destek verebilir, çabalarına yardımcı olmak için onlara kaynak ve hatta maddi fon sağlayabilirdik. Eğer talepleri bu yöndeyse onlara silah da verebilirdik. Ancak bunları yaptığımıza dair pek bir kanıt yok. Yine de bunun için çok geç olduğunu düşünmüyorum. Bu, rejimin önümüzdeki 30 gün içinde çökeceği anlamına gelmiyor ancak işin büyük kısmı bittikten sonra bile destek vermeye ve belki de bazı hava operasyonlarına devam etmeliyiz. İşte bu yüzden rejim değişikliği için sabra ve kararlılığa ihtiyacınız var. Bir hükümet olarak Amerika'nın buna sahip olduğunu düşünüyorum, ancak Trump'ın bu özelliklere sahip olup olmadığını gelecekte göreceğiz.

Rûdaw: Bu savaşta en çok zarar gören ülkeler Körfez ülkeleri oldu. İran'ın insansız hava aracı ve füze saldırılarının yüzde 85'inden fazlası Körfez ülkelerine yapıldı. Sanırım sadece Birleşik Arap Emirlikleri, İran'ın toplam saldırılarının yüzde 57'sine maruz kaldı. Bu ülkeler ABD ile iyi bir müttefikken ve ABD üslerine ev sahipliği yaparken; İran da ABD üslerini bahane ederek onlara saldırırken, sizce ABD bu ülkeleri desteklemekte ve korumakta başarısız mı oldu?

John Bolton: Umarım hissiyat bu yönde değildir. Onları önceden hazırlamaya çalıştık ve şu an çatışmaların ortasında çok yoğun bir koordinasyon olduğunu da biliyorum. Körfez'de olan şey şuydu: BAE, Katar veya diğer Körfez ülkeleri, eğer bir çatışma çıkarsa İran'ı kendilerine saldırmamaya ikna etmek için çok çaba sarf ettiler. Ancak sanırım Ayetullah rejiminin gerçek karakteri hakkında bir şeyler fark ettiler; rejim kapasitesinin büyük bir kısmını sadece İsrail'e veya Amerikan üslerine değil, Körfez'deki Arap ülkelerinin sivil hedeflerine yöneltti. Bu nedenle, elbette böyle bir şey yaşandığında oldukça endişe verici olsa da rejimin gerçek niyetleri ortaya çıktıkça; bu durumun rejimi ortadan kaldırmak, Körfez ve tüm Orta Doğu'nun barış ve istikrarı üzerindeki bu tehdidi bertaraf etmek için ABD ile işbirliği yapma arzusunu artırması gerektiğine inanıyorum.

Rûdaw: ABD'nin bu savaştaki amaçlarından birinin de Çin ile yüzleşmek olduğunu sıkça duyuyoruz, çünkü Çin, İran petrolünün ana alıcılarından biri. Bu gerçeğe ne kadar yakın?

John Bolton: Çin ile stratejik bir yüzleşmeye bu kadar vurgu yapıldığını sanmıyorum. Ancak Çin dünya piyasasından daha düşük bir fiyata büyük miktarda petrol satın alarak bundan fayda sağlıyor ve karşılığında da İran'a fayda sağlıyordu. Körfez petrolünün büyük bir kısmı Doğu Asya'ya gidiyor ve bunun da çoğu Çin'e ait. Bu nedenle petrolün kesilmesi kısa vadede Çin üzerinde kesinlikle çok olumsuz bir etki yaratacaktır. Onları daha yüksek fiyatlar ödemeye ve Rusya'dan daha fazla petrol almaya zorlayacaktır ve elbette bundan hiç memnun olmayacaklardır. İlginçtir ki, bu ayın sonunda Xi Jinping ile Trump arasında yapılması planlanan zirvenin ertelendiği görülüyor. Bu da Çinlilerle bu sorunları görüşme fırsatının belki bir ay veya daha fazla ertelenmesi anlamına geliyor. Körfez petrolüne (sadece İran'a değil, diğer Körfez ülkelerine de) olan bağımlılıkları göz önüne alındığında, bunun Çin için ekonomik açıdan zor olacağını düşünüyorum.

Rûdaw: Sayın Bolton son sorum; bu savaşın sonunda İran İslam Cumhuriyeti bir sistem ve devlet olarak ayakta kalırsa ne olur? Bu, bölge ve Amerika için ne anlama gelir?

John Bolton: Eğer amaç bu rejimi yok etmekse ve bu başarılamazsa, bence bu bir yenilgi olur. Rejimin ayakta kalması, nükleer silah programını ve bölge ile dünya genelindeki terörist vekil güçlerini kesinlikle yeniden inşa edeceği ve bir kez daha uluslararası barış ve güvenlik için ana tehdit kaynağı haline geleceği anlamına gelir. Aşırılıkçı ideolojisi ve inançları nedeniyle rejimin davranışları değişmez. Dolayısıyla rejim yerinde kalırsa inanç sistemi de yerinde kalır. Ne kadar süreceğini tahmin etmek zor olsa da belirli bir süre sonra, tam olarak savaşa başlamadan önceki noktaya geri döneriz.

Rûdaw: Sayın John Bolton, Rûdaw'a konuk olduğunuz ve zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim.

John Bolton: Beni ağırladığınız için ben teşekkür ederim.

Rûdaw: Teşekkürler, hoşça kalın, iyi günler dilerim.

 

Yorumlar

Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın

Yorum yazın

Gerekli
Gerekli