GÖRÜŞ- 132 milyar dolarlık zarar ve İslamabad müzakerelerinin çöküşü

7 saat önce
Omer Ahmed
Etiketler İran Ekonomik Müzakere ABD
A+ A-

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in konvoyu, bugün saat 04.30’da (Erbil saatiyle) Nur Khan Hava Üssü’ne doğru hareket etti. Bu, Washington ile Tahran arasında kalıcı bir barış sağlayamayan 21 saatlik maraton müzakerelerin soğuk bir sonu oldu. Uçağı Air Force Two’ya binmeden önce konuşan Vance, “İranlıların şartlarımızı kabul etmeye hazır olacağı bir noktaya ulaşamadık” dedi. ABD Başkan Yardımcısı, ekonomik dengeleri 40 günlük şiddetli bir savaşla köklü biçimde değişen bir heyeten ayrıldı.

Diplomatik temasların Pakistan’da sonuçsuz kalmasının ardından, İran’daki hasar ve yıkımın boyutları daha net ortaya çıkmaya başladı. Resmi veriler ve tahminlere dayalı ekonomik modellemelere göre, 40 gün süren savaşın İran ekonomisine maliyeti, ülkenin GSYİH’sinin yüzde 37’sine karşılık gelen yaklaşık 132 milyar dolar olarak hesaplanıyor.

28 Şubat’ta saldırıya uğrayan, daha önce de yüzde 43 enflasyonla mücadele eden ve 356 milyar dolarlık GSYİH’ye sahip bir ülke için bu tablo ciddi bir ekonomik kayba işaret ediyor. Denizcilik hareketlerini izleyen Kepler ve TankerTrackers verilerine göre İran, savaşın ilk 17 gününde günlük yaklaşık 1 milyon varil petrol ihraç edebildi. Bu miktar, savaş öncesinde günlük ortalama 1,69 milyon varil olan ihracatın yaklaşık yüzde 59’una karşılık geliyor.

Buna rağmen ortaya çıkan tablo, büyük ölçüde önceden yapılan stratejik hazırlıkların sonucu olarak değerlendiriliyor. İranlı yetkililerin ABD ve İsrail’den gelebilecek bir saldırıyı öngördüğü ve bu doğrultuda savaş öncesinde, Şubat ayında petrol ihracatını günlük 2,04 milyon varile çıkardığı belirtiliyor. Bu seviye, ülkenin yıllık ortalama petrol ihracatının yaklaşık yüzde 21 üzerinde.

Öte yandan danışmanlık şirketi Vorteca, ocak ayında İran’ın denizde yaklaşık 170 milyon varil ham petrol depoladığını duyurdu. İran’ın, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü seçici biçimde kullanarak müttefik ülkelere geçişe izin verdiği, rakiplerine ise kısıtlamalar uyguladığı ve bu sayede ana gelir kaynaklarını korumayı başardığı ifade ediliyor.  

Ancak petrol ihracatındaki görece süreklilik, İran’ın iç sanayi altyapısındaki çöküşü engelleyemedi. Hârk Adası’ndaki 55 ham petrol deposunun 14 Mart’a kadar zarar görmemesine rağmen, ülkenin diğer bölgelerinde altyapı 28 ila 45 milyar dolar arasında doğrudan fiziksel hasar aldı.

Saldırıların hedefi büyük ölçüde kritik enerji altyapısı oldu. Kerec’teki elektrik santrali ve önemli iletim hatlarının tahrip edilmesi, onlarca enerji tesisinin devre dışı kalmasına yol açtı.

Asaluyye’de ise Güney Pars sahasına bağlı dört gaz arıtma ünitesinin yıkılması, ülkenin iç enerji akışını ciddi biçimde sekteye uğrattı. Savaş öncesinde günlük 730 milyon metreküp üretimle zirveye ulaşan Güney Pars’ta üretimin düşmesi, iç üretimde 35 ila 50 milyar dolar arasında kayıp yaşandığına işaret ediyor.

Bu gelişmelerin etkisi, doğrudan halkın günlük yaşamına yansıdı. Fabrika üretimi yüzde 40 ila 60 oranında gerilerken, hizmet sektörü ve perakende satışlarda yüzde 30 ila 45 düşüş kaydedildi. Bu durum, tüketici güveninin zayıflamasına ve gıda enflasyonunun yüzde 105’e kadar yükselmesine neden oldu.

İsfahan’daki ülkenin en büyük sanayi kuruluşlarından biri olan Mobarakeh Çelik Şirketi üretimini tamamen durdurdu. Ulaşım ve lojistik sektörü de ağır darbe aldı; özellikle Kerec’teki B1 Köprüsü ve diğer kritik ulaşım altyapılarının hedef alınmasının ardından sektör kapasitesinin yüzde 60 ila 80 oranında azaldığı belirtiliyor.

Artan kamu harcamaları ve bütçenin yeniden yapılandırılması sürecinin, İran ekonomisine 18 ila 28 milyar dolar arasında ek yük getirdiği tahmin ediliyor. Savaşın ilk yarısında ihracatın savaş öncesi seviyelerin yaklaşık yüzde 60’ında kalması bile, hükümetin ciddi ve telafisi zor bir gelir açığıyla karşı karşıya kalacağını gösteriyor. Uluslararası Para Fonu (IMF), İran bütçesinin dengede kalabilmesi için petrol fiyatının varil başına 163 dolar seviyesinde olması gerektiğini belirtiyor.

Bu baskıyı hafifletmek için Merkez Bankası’nın olağanüstü ölçekte para arzını artırdığı ve ülke tarihinde ilk kez 1 milyon tümenlik banknotu dolaşıma soktuğu ifade ediliyor. Bu adımın, yıllık bazda 25 ila 40 milyar dolar arasında artan bütçe açığını kapatma çabasının bir parçası olduğu değerlendiriliyor.

Öte yandan savaş, ciddi bir sermaye çıkışını da tetikledi. Savaş sonrası dönemde sermaye kaçışı ve ulusal para birimindeki değer kaybının toplamda 22 ila 28 milyar dolar arasında olduğu tahmin ediliyor. Savaş öncesinde, 2024’ün ilk dokuz ayında sermaye çıkışı 14 milyar dolara ulaşmıştı. Ancak çatışmaların etkisi ve eski İran İslam Cumhuriyeti lideri Ali Hamaney’in öldüğüne dair haberlerin yarattığı siyasi belirsizlik, bu süreci daha da hızlandırdı.

Ayrıca, beşeri sermaye kaybı ve diğer dolaylı ekonomik maliyetlerin 17 ila 22 milyar dolar arasında olduğu öngörülüyor.

JD Vance Washington'a eli boş dönerken, İran'ın ekonomik kaybı, telafisi yıllar sürecek kalıcı bir kayıp olacak gibi görünüyor. İran'ın GSYİH'sinin 2026'da yüzde 20 ila yüzde 28 oranında azalması ve İran ekonomisinin toparlanmasının ve canlanmasının 2031'e kadar sürmesi bekleniyor.

 Ateşkes başarısız olursa ve gelecekteki saldırılar Hârk petrol altyapısını hedef alırsa, biriken toplam zararın 260 milyar dolara ulaşması ve bu ülkeyi 2011 sonrası Libya'ya benzer büyük bir ekonomik krizin içine sokması bekleniyor.    

Yaklaşık 132 milyar dolarlık zarar, orta ölçekli bir tahmin olarak değerlendiriliyor. Bu tablo, İran’ın petrol gelirlerini kısmen koruyabilmiş olmasına rağmen, savaşın maliyetinin yalnızca ham petrol ihracatıyla sınırlı olmadığını ortaya koyuyor.

 Ortaya çıkan zarar; yeniden inşası yıllar sürebilecek altyapı kayıplarını, kurumsal kapasitedeki zayıflamayı ve bir neslin beşeri sermayesindeki aşınmayı da içeriyor.

Uluslararası Para Fonu Başkanı Kristalina Georgieva’nın 9 Nisan’da yaptığı uyarı da bu tabloyu özetler nitelikte: “En iyi senaryoda bile eski duruma hızlı ve sorunsuz bir dönüş olmayacak.”

İran açısından bakıldığında, 40 günlük savaşın ardından İslamabad’daki görüşmelerin sonuçsuz kalmasıyla birlikte kırılgan bir ateşkes sürecine girildi.

ancak İran'ın bir devlet olarak kalabilmek için verdiği ekonomik savaş, muhtemelen yeni başlıyor.

(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)

Yorumlar

Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın

Yorum yazın

Gerekli
Gerekli